bugün
- sözlükte yokluğu hissedilen yazarlar10
- falıma bakmak isteyen var mı28
- 28 haziran 2026 güney afrika kanada maçı12
- türklerin medeniyet kuramama nedeni4
- türklerin 2kg avrupalıların 200gr sabun tüketmesi4
- 10 parmağında 10 marifet olan azize4
- türklerin gerizekalı bir millet olması3
- sözlüğün aptal kaynaması12
- filistin in ermeni soykırımını tanıması4
- cinlerin geceleri tuvaletlerde takılması4
- kürtlerin muhteşem ve harika derecede ezik olması2
- ai ai ai diye bağıran yazar2
- türk halkını yermeye çalışan zigot terkler2
- akrep burcu kadını ile uyumlu burçlar3
- üstteki yazarın mesleğini tahmin etme7
- neden sevgilim yok4
- erkeklerin boy tahmini yapması5
- japonya10
- burç geyiği yapana 2010 da olduğumuzu hatırlatmak3
- güney afrika7
- sözlüğün adalet terazisi3
- bir filmde ölüyü oynamak4
- brezilya5
- 2026 dünya kupası40
- futbol33
- atatürkçülük ile 2026 da ülke yönetilmez16
- velvet43
- ilk uzun ilişki2
- türklerin hiçbir işte başarılı olamaması2
- göbeksiz erkek4
- türkiye12
- üstteki yazar hakkında fikrini söyle30
- cepte düğüm olan kulaklık kablosu3
- herkesle iyi anlaşan insan18
- güney afrika kanada maçını kim kazanır2
- kanada4
- 29 haziran 2026 brezilya japonya maçı4
- filmlerdeki sorgu sahneleri2
- forlove193
- kılıçdaroğlu'nun gerçek yüzünü ne zaman gördünüz5
- 29 haziran 20262
- 19 yaşında kızla yatmak15
- zalican4
- göz makyajı2
- sözlük içi konularda başlık açmayınız2
- shark gitar2
- görükle de heyecanla gezen dört erkek2
- sözlüte karı var mı3
- hoşlanılan kızı adamın birinin yemesi9
- ekonomi3
1946-2002 yılları arası Türkiye'nin yıllık ortalama büyüme hızı %5.1
2002-2013 yılları arasındaki ortalaması ise %4.8
Rakamlar, devletin resmi raporlarıdır, ben söylemiyorum.
* * *
(Geçtiğimiz yıl %3'ü anca bulmuştur. Ve bu rakam 2001 krizindeki hızın bile çok gerisindedir)
* * *
Bizimle aynı seviyede olan diğer ülkelerin son on yıllık büyüme ortalaması ise: %6.4
Yani bize fark atmışlar.
* * *
Son 10 yılda, %4.8 büyümek için kullandığımız kaynaklar şunlar:
133 Milyar Dolar, iç borçlanmayla elde edilmiş.
238 Milyar Dolar, dış borçlanmayla.
50.5 Milyar Dolar, özelleştirmeden.
Halktan toplanılan vergiler ise 1 trilyon 250 milyar dolar.
(Avrupa'nın en düşük maaşı - en pahalı elektriği, benzini vs.)
Toplamda 1 Trilyon 678 milyar dolarlık bir kaynak kullanmışız, 2002'den bu yana yıllık ortalama %4.8 büyümeyi yakalamak için.
Dünya Bankası'nın raporlarına göre, aynı dönemde %6.4 büyüyen bizimle eş değer devletlerin kullandığı kaynak ise ortalama 675 Milyar Dolar...
* * *
Bizim harcadığımızın yarısından daha az bir parayı kullanarak, bizim yaklaşık 1.4 katımız bir büyüme gerçekleştirmişler.
* * *
Onlarla kıyaslayınca şu soru aklımıza gelmez mi?
1 Trilyon dolarımız nerede?
%1.6 eksik büyümemiz kimden kaynaklanıyor?
Bizler vergi veriyorsak.
Vergimizi toplayanlar hesap verecek...
Sahi, Sayıştay raporları neden kayıp?
Harcamaların kimler tarafından nereye harcandığı neden açıklanmıyor?
* * *
Brezilya sanayisi, 1998-2011 yılları arasında %1.8 büyüdü.
Endonezya %2,
Meksike %2.8
Çin %4.
Ya aynı dönemde Türkiye sanayisi?
KÜÇÜLDÜ!
Hem de kaç biliyor musunuz?
%7'den fazla bir küçülme!.
Gene Dünya Bankası'nın resmi raporlarıyla konuşuyorum.
* * *
Hadi gelin bir de Türkiye - Güney Kore kıyaslaması yapalım.
Unutmayın, biz ilk arabayı onlardan önce ürettik...
Onların ise şu an dünya çapında 3 otomobil firması var...
Ya bizim?
* * *
1980 yılında Türkiye dünyanın en büyük 18. ekonomisine sahipken, G. Kore 24. sıradaydı.
1987'de biz 14.'lüğe yükselmişiz, onlar ise 15.
Gelelim 2002'ye...
Biz 17.'liğe gerilemişiz. G. Kore bizi geçerek 14.'lük koltuğuna oturmuş.
Biz halen 17.'likle 18.'lik arasında gidip geliyoruz.
Şu an ise biz 18. sırada zorla tutunuyorken, Güney Kore ilk 10'a girmiş vaziyette.
* * *
Gelelim akaryakıta. Uluslararası Enerji Ajansı Raporları'na.
Meksika'da akaryakıtın tonu 2012'de 625 Dolar iken 2013'te 568 Dolar'a düşmüş.
%9.1 azalmış yani.
Macaristan' %10.9 azaldı.
Kore'de 13.3
Polonya'da 3.9
ispanya'da 5.1
isveç'te 2.3 düşüyor.
Ya Türkiye'de?
Akaryakıt, diğer ülkelerin aksine pahalanıyor!
%1.7.
* * *
Peki Türkiye'deki sanayici, yabancı sanayiciyle nasıl rekabet edecek, onlarla nasıl mücadele edecek?
* * *
Peki ya elektrik?
Meksika'da % 1.7 azalıyor fiyatı. Macaristan'da %1.5, Çek Cumhuriyeti'nde %9.4, Polonya'da %5.7, isvec'te ise 14.4 düştü.
Türkiye'de?!. %
Diğer ülkelerde ucuzlarken elektrik bizde %6.5 pahalandı.
Sanayici neyi üretecek?
Üreten insanı cezalandırıyoruz...
* * *
Rekabet gücüne geçelim ister misiniz?
100 dolarlık malı imal etmek için 2002'de kaç dolarlık ithal ediyorduk?
- 27 dolar.
2007'de?
-39 dolar.
2011?
- 43dolar.
* * *
Anlayacağınız, ülkemizde üretmek değil, yabancılardan satın almak cazip geldi, Osmanlı'nın son dönemnideki gibi.
Dünyanın en pahalı akaryakıtını, gübresini, ilacını satıyoruz bu köylümüze, çiftçimize...
* * *
34 milyon hektar arazi, ( ki 2 Trakya büyüklüğündedir), 2002'den bu yana ekilmiyor.
Çünkü üretmek değil, üreten yabancılardan satın almak cazip hale getirildi.
Osmanlı'nın gerileme dönemindeki gibi.
Ama biz ABD'den saman ithal ediyoruz.
Saman üretecek arazimiz mi yokmuş?!.
Köylü haciz kıskacında...
* * *
2002 yılında Halk Bank'ın, esnafa açtığı krediyi ödeyemeyen esnaf sayısı 60 bin.
2013'te 280 bin. (Devletin resmi raporudur gene)
* * *
2002, krizden yeni çıkmışız.
icra dosyası sayısı: 8 mlyon 266 bin
2012 sonundaki icra dosyası sayısı: 21 milyon 6 bin
(Adalet bakanlığı raporu)
* * *
2002 yılında vatandaşın bankalara borcu 6.6 milyar TL.
2013'te: 322 milyar TL'ye fırlıyor!
icra dosyası boşu boşuna 8 milyonlardan 21 milyonlara çıkmadı.
* * *
Japonya'nın milli geliri, bizim yaklaşık 7.5 katımız.
Ama bizim dolar milyarderi iş adamı sayımız, Japonya'nın 2 katı...
Peki genel halkın mı refah seviyesi yükseliyor?
Yoksa, kaymaklı bağzılarının mı?
Birilerinin iş adamlarının mı?
* * *
Unutmayın, tüm Türkiye'nin toplam zenginliğinin yaklaşık %55'i, sadece 700 bin kişilik bir zümrenin elinde. . .
Diğer 79 milyon 300 bin vatandaş, geride kalan %45'lik zenginliği anca paylaşıyor . . .
O da, kimisi açlık sınırının altında; kimisi yoksulluk sınırının yarısında . . .
* * *
Neyse. bu yazıyı okuduktan sonra akpartiye oy vermeyin, verdirtmeyin! ülkemizin geleceği için..
2002-2013 yılları arasındaki ortalaması ise %4.8
Rakamlar, devletin resmi raporlarıdır, ben söylemiyorum.
* * *
(Geçtiğimiz yıl %3'ü anca bulmuştur. Ve bu rakam 2001 krizindeki hızın bile çok gerisindedir)
* * *
Bizimle aynı seviyede olan diğer ülkelerin son on yıllık büyüme ortalaması ise: %6.4
Yani bize fark atmışlar.
* * *
Son 10 yılda, %4.8 büyümek için kullandığımız kaynaklar şunlar:
133 Milyar Dolar, iç borçlanmayla elde edilmiş.
238 Milyar Dolar, dış borçlanmayla.
50.5 Milyar Dolar, özelleştirmeden.
Halktan toplanılan vergiler ise 1 trilyon 250 milyar dolar.
(Avrupa'nın en düşük maaşı - en pahalı elektriği, benzini vs.)
Toplamda 1 Trilyon 678 milyar dolarlık bir kaynak kullanmışız, 2002'den bu yana yıllık ortalama %4.8 büyümeyi yakalamak için.
Dünya Bankası'nın raporlarına göre, aynı dönemde %6.4 büyüyen bizimle eş değer devletlerin kullandığı kaynak ise ortalama 675 Milyar Dolar...
* * *
Bizim harcadığımızın yarısından daha az bir parayı kullanarak, bizim yaklaşık 1.4 katımız bir büyüme gerçekleştirmişler.
* * *
Onlarla kıyaslayınca şu soru aklımıza gelmez mi?
1 Trilyon dolarımız nerede?
%1.6 eksik büyümemiz kimden kaynaklanıyor?
Bizler vergi veriyorsak.
Vergimizi toplayanlar hesap verecek...
Sahi, Sayıştay raporları neden kayıp?
Harcamaların kimler tarafından nereye harcandığı neden açıklanmıyor?
* * *
Brezilya sanayisi, 1998-2011 yılları arasında %1.8 büyüdü.
Endonezya %2,
Meksike %2.8
Çin %4.
Ya aynı dönemde Türkiye sanayisi?
KÜÇÜLDÜ!
Hem de kaç biliyor musunuz?
%7'den fazla bir küçülme!.
Gene Dünya Bankası'nın resmi raporlarıyla konuşuyorum.
* * *
Hadi gelin bir de Türkiye - Güney Kore kıyaslaması yapalım.
Unutmayın, biz ilk arabayı onlardan önce ürettik...
Onların ise şu an dünya çapında 3 otomobil firması var...
Ya bizim?
* * *
1980 yılında Türkiye dünyanın en büyük 18. ekonomisine sahipken, G. Kore 24. sıradaydı.
1987'de biz 14.'lüğe yükselmişiz, onlar ise 15.
Gelelim 2002'ye...
Biz 17.'liğe gerilemişiz. G. Kore bizi geçerek 14.'lük koltuğuna oturmuş.
Biz halen 17.'likle 18.'lik arasında gidip geliyoruz.
Şu an ise biz 18. sırada zorla tutunuyorken, Güney Kore ilk 10'a girmiş vaziyette.
* * *
Gelelim akaryakıta. Uluslararası Enerji Ajansı Raporları'na.
Meksika'da akaryakıtın tonu 2012'de 625 Dolar iken 2013'te 568 Dolar'a düşmüş.
%9.1 azalmış yani.
Macaristan' %10.9 azaldı.
Kore'de 13.3
Polonya'da 3.9
ispanya'da 5.1
isveç'te 2.3 düşüyor.
Ya Türkiye'de?
Akaryakıt, diğer ülkelerin aksine pahalanıyor!
%1.7.
* * *
Peki Türkiye'deki sanayici, yabancı sanayiciyle nasıl rekabet edecek, onlarla nasıl mücadele edecek?
* * *
Peki ya elektrik?
Meksika'da % 1.7 azalıyor fiyatı. Macaristan'da %1.5, Çek Cumhuriyeti'nde %9.4, Polonya'da %5.7, isvec'te ise 14.4 düştü.
Türkiye'de?!. %
Diğer ülkelerde ucuzlarken elektrik bizde %6.5 pahalandı.
Sanayici neyi üretecek?
Üreten insanı cezalandırıyoruz...
* * *
Rekabet gücüne geçelim ister misiniz?
100 dolarlık malı imal etmek için 2002'de kaç dolarlık ithal ediyorduk?
- 27 dolar.
2007'de?
-39 dolar.
2011?
- 43dolar.
* * *
Anlayacağınız, ülkemizde üretmek değil, yabancılardan satın almak cazip geldi, Osmanlı'nın son dönemnideki gibi.
Dünyanın en pahalı akaryakıtını, gübresini, ilacını satıyoruz bu köylümüze, çiftçimize...
* * *
34 milyon hektar arazi, ( ki 2 Trakya büyüklüğündedir), 2002'den bu yana ekilmiyor.
Çünkü üretmek değil, üreten yabancılardan satın almak cazip hale getirildi.
Osmanlı'nın gerileme dönemindeki gibi.
Ama biz ABD'den saman ithal ediyoruz.
Saman üretecek arazimiz mi yokmuş?!.
Köylü haciz kıskacında...
* * *
2002 yılında Halk Bank'ın, esnafa açtığı krediyi ödeyemeyen esnaf sayısı 60 bin.
2013'te 280 bin. (Devletin resmi raporudur gene)
* * *
2002, krizden yeni çıkmışız.
icra dosyası sayısı: 8 mlyon 266 bin
2012 sonundaki icra dosyası sayısı: 21 milyon 6 bin
(Adalet bakanlığı raporu)
* * *
2002 yılında vatandaşın bankalara borcu 6.6 milyar TL.
2013'te: 322 milyar TL'ye fırlıyor!
icra dosyası boşu boşuna 8 milyonlardan 21 milyonlara çıkmadı.
* * *
Japonya'nın milli geliri, bizim yaklaşık 7.5 katımız.
Ama bizim dolar milyarderi iş adamı sayımız, Japonya'nın 2 katı...
Peki genel halkın mı refah seviyesi yükseliyor?
Yoksa, kaymaklı bağzılarının mı?
Birilerinin iş adamlarının mı?
* * *
Unutmayın, tüm Türkiye'nin toplam zenginliğinin yaklaşık %55'i, sadece 700 bin kişilik bir zümrenin elinde. . .
Diğer 79 milyon 300 bin vatandaş, geride kalan %45'lik zenginliği anca paylaşıyor . . .
O da, kimisi açlık sınırının altında; kimisi yoksulluk sınırının yarısında . . .
* * *
Neyse. bu yazıyı okuduktan sonra akpartiye oy vermeyin, verdirtmeyin! ülkemizin geleceği için..
Gündemdeki Haberler
Güncel Önemli Başlıklar