bugün
- vahiy kitabına göre kıyamet alametleri11
- damarsız tüysüz manisa yaprağı15
- 2026 yılı türk biralarının içilemez hale gelmesi21
- tutmayan başlık açma rehberi7
- kalabalık umumi tuvalette penislerin çarpışması4
- abdullah öcalan orospu çocuğudur18
- sırrı süreyya önder28
- göğüs kıllarım çıkmıyor16
- cabrio araçla takla atmak3
- askerlik anıları6
- eylül 2026 şanslı burçları3
- avokadonun turkçesinin taşak olması4
- dün eski sevgilimin evinde neyse boşver diyen kız3
- koreli erkeklerin türk kızlarından güzel olması4
- hristolojiye göre kıyamet alametleri5
- sözlüğe yalan söylemek yalandan sayılır mı4
- erecto dos andreas biraderitos2
- elinin içine hapşıran insan5
- silver ile evlenecek erkek53
- arap eli öpmek dudak karartmaz4
- dünyanın yuvarlak olması saçmalığı4
- kendisini iten müşteriye saldıran robot2
- ıoçk katatese elbise dikti mi sorunsalı7
- sözlükteki linç tayfa6
- sözlükteki linç kültürü12
- az veren candan cok veren maldan5
- popüler olanı eleştiren ezik entel3
- usual bay bey biraderdir2
- deccaliyet çağı6
- dün gece ne oldu12
- bizim uygulamamız bu şekilde4
- akçomarlara gerizekalı muamelesi yapmak2
- keçiören belediyesindeki yasaklı madde testi2
- son tüketim tarihi geçmiş ilaç9
- ek hizmet binası2
- rica ediyorum arkamdan konuşmayın12
- arkadaşlar fasfakirim ya6
- sözlükte linç yiyen insana karışır mısın17
- ismet gürbüz ile 81 günde 81 ili dolaşmak2
- akepeli değilim ama akp'ye oy atıyorum saçmalığı15
- herkesin kendini zeki sanması4
- melih gökçek11
- yazarlar şuan ne yapıyor4
- göz rengi değiştirme ameliyatı2
- falıma bakmak için can atan sözlük yazarları4
- sarapci koala59
- komşunu kendin gibi sev düşmanını da5
- götünü yıkamayan bir kızla evlenir misiniz8
- keşm adası2
- uykusuzluk2
Geleneğe göre Anadolu'da Selçuklu hâkimiyetinin sonlarına doğru sancak özellikle ilk Osmanlı hükümdarının temlik alametlerinden biri olmuştur. ilk Osmanlı tarihlerinde, Karacahisar'ın Osman Gazi tarafından fethinden sonra Anadolu Selçuklu Sultanı III. Alaeddin Keykubad'ın bu fethi kutlamak için Osman'ın yeğeni Ak Timur vasıtasıyla ona bir sancakla takımını gönderdiği bilgisi bulunur. Aşıkpaşazade'ye göre Osman böylece sancak beyi olmuş ve adına ilk hutbe okunmuştur. Ancak bu dönemlerde temel idarî birim olarak sancak teriminin kullanıldığı söylenemez. Bunun en önemli sebebi Osmanlıların erken devirlerinde idarî terim olarak sancaktan ziyade subaşılık ve vilayet gibi terimlerin bulunmasıdır. Osmanlı Beyliği'nin erken dönemlerini anlatan kroniklerde askerî ve idarî bir terim olarak Yenişehir'in "bey sancağı" şeklinde anılması ihtiyatla karşılanmalıdır. Çünkü bu tabirin ilk devirlerden ziyade, beyliğin güçlenip civardaki Türkmen beyliklerini ilhaka başladığı XIV. yüzyıl ortalarına doğru kullanıldığı açıktır. Sancak sözü ancak XV. yüzyılda "idare ve kumanda" anlamları yanında artık "idarî bölge" manasında da geçmeye başlamış olmalıdır. Bu bağlantıda sancak teriminin ilk dönemlerde şüphesiz askerî bir ağırlığı vardı. Ancak zamanla eyaletlere bağlı sancak beyi idaresindeki idarî bir bölgeyi de ifade etmiştir. Böylece Osmanlı tımar sistemi içinde hem bir gelir dilimini belirten dirlik ve askerî birlik, hem de o sancağa bağlı tımarlı askerlerin bulunduğu bölgeyi tanımlamaya başlamış, bu sonuncusu bir idarî birim tanımı olarak da yaygınlaşmıştır. Osmanlıların Rumeli'ye geçmesi ve fetihlerin bu yönde yoğunlaşması sonunda bölgede yeni sancaklar oluştu ve 1361 yılından sonra Balkanlar'daki fetihlerin hızla artması sancaklar üzerinde bir kontrol mekanizması kurulmasını zarurî hâle getirdi. Bunun neticesinde I. Murad lalası Şahin Paşa'yı Rumeli'deki beylere kumandan olarak tayin etti. Böylece Osmanlılarda beylerbeyi kavramı ortaya çıktı ve Osmanlı taşra teşkilatında beylerbeyliği, sancaklar üzerinde bir kontrol mekanizması oldu. Eyaletlerin alt birimi olarak görülen sancakların kaza, nahiye ve köyler gibi belli coğrafi sınırı vardı. Eyaletleri teşkil eden sancakların en yüksek idarecisi sancak beyi (mir-i liva) idi. Sancak beyleri sancağın merkezindeki kazada ikamet ederdi. Sancak beyini sancağa bağlı diğer kaza ve nahiyelerde "zaim", "subaşı" yahut "voyvoda" denen ve daha çok asayiş işleriyle görevli olan bir kişi temsil ederdi. Sancak beylerine ait vergiler bunlar tarafından toplanırdı. Sancak beyleri "seyfiye" veya "ehl-i örf" adı verilen zümrenin içinde yer almaktaydı. Genelde Enderunda yetiştikten ve taşrada çeşitli hizmetler gördükten sonra, bu göreve tayin edilirlerdi. Sancağındaki subaşı, alay beyi, dizdar ve sipahi gibi ehl-i örfün amiri olan sancak beyinin başlıca görevi bölgesinde asayişi sağlamak ve sipahi-reaya arasındaki münasebetlerin kanuna uygun biçimde yürütülmesini temin etmekti. Bunun yanında sancak beyi, herhangi bir sefer esnasında sancağının tımarlı sipahileriyle birlikte bağlı olduğu eyaletteki beylerbeyinin kumandası altında sefere katılırdı. Ayrıca sancağıyla ilgili olarak merkezden gönderilen fermanlardaki konuların halledilmesini sağlardı. Bu arada sınır boylarındaki sancaklarda görevli olan sancak beyleri komşu ülkelerle doğrudan doğruya temaslarda bulunur ve bu ülkelerle ilişkileri anlaşmalara uygun biçimde yürütürdü. XVI. yüzyıl kaynaklarından anlaşıldığı kadarıyla sancak beylerinin bir sancaktaki görev süresi bir ile üç yıl arasında değişmekteydi.
Gündemdeki Haberler
Güncel Önemli Başlıklar