bugün
- kimsenin size söylemeyeceği bilmeniz gereken şey8
- sarı renkli şeker tarafından tehdit altındayım9
- mor semsiyeli yabanci9
- velvet24
- ırkınızı seçme şansınız olsaydı30
- her şeye sahip insan mutsuzluğu11
- spotify blend list yapmak istenilen yazarlar5
- akide şekeri yiyip radyo dinlemek5
- dünyanın en değerli şeyi4
- herkese pas veren kız barselonada oynasın10
- evliliğin anlamı13
- yoğurt mayalamasını bilen erkek6
- çoluk çocuk işler peşinde koşan tipler3
- evde yoğurt yapmak5
- unfollow2
- türk ile kürt'ü rakip sanmak5
- bütün gece sokaklarda seri katilin izini sürmek5
- peugeot 404 ile total benzinliğine girmek2
- arabaları yan yana park edip öpüşmek2
- en iyi sayısal zeka hangi meslektedir sorunsalı10
- 2000 yıl önce doğsan ne olurdun2
- mehdi cennet vatanda3
- tarım teknolojisinin gerekliliği2
- 0 0 72
- beyazconverse nickli yazar erkek mi5
- tarım teknolojisi2
- selahattin eyyubi türktü4
- halife olacağım7
- ismet gürbüz8
- her şeyden anlayan adam edası5
- türkiye türklerin ve kendini türk hissedenleridir7
- anın görüntüsü33
- kürtsüz türkiye10
- yazarların bu seneki tatil yeri tercihi8
- hilafet gelsin mi6
- ne boş insanlarsınız2
- sevilen insanın arkadan vurması2
- fenerbahçe15
- zafer ve iyi partinin ortak adayı mansur yavaş8
- nervio hamferdi9
- ülkücülük vs atsızcılık vs atatürkçülük7
- ben camiye gidiyorum3
- ülkücülerin gerçek yüzleri6
- 15 ağustos 2026 gençlerbirliği fenerbahçe maçı19
- süt kardeşler filmindeki zenci kadın3
- aleyna tilki3
- windows 983
- buddy dude3
- 16 ağustos 2026 amed erzurumspor maçı5
- alexander sörloth3
giderek tıp dışı bir hale sokulan psikiyatrik rahatsızlık.
aslında profesyonel olarak incelendiğinde çok zararlı sonuçlara yol açabilecek bir hastalık olmasına karşın günümüz kontrolsüz ilaç pazarında adeta ağrı kesici gibi dağıtılan anti-depresanlarla, artık bir hekime bile başvurulmadan giderilmeye çalışılmaktadır. ingiltere'de yapılan bir çalışmaya göre toplumun yaklaşık yüzde 70'i hayatının belli bir dönemini depresyonda geçirdiğini düşünüyor. bu kişilerin sadece yüzde 12'si bu dönemde bir psikiyatriste başvurmuş. (diğer yüzde 88'i kendi kendine tanılarını koymuşlar)
psikiyatriste başvuran 12'lik dilimin yüzde 40'ına profesyonel bir hekim anti-depresan ilaç reçetesi yazmış. diğer yüzde 60'ta yer alan kişiler non-medikal tedavi kapsamına giren yaşam tarzı düzenlemesi, terapi gibi tedaviler uygun görülmüş. psikiyatriste başvurmayan yüzde 88'lik dilimdeki kişilerin yüzde 20'si tamamen çevresinden veya reklamlardan duyduğu ilaçları kullanırken yüzde 28'lik bir başka grup ise eczane görevlisinin tavsiyesine göre ilaç kullanmış. yani bu insanların yarıya yakını bir yığın yan etkisi olabilecek bir ilaç grubunun çeşitli üyelerini kendi yakıştırmalarına göre kullanmışlar ve kimse de onlara engel olmamış veya bir hekime yönlendirmemiş.
işin en ilginç tarafı ise ilaç kullanan hastaların (gerek hekim önerisiyle gerek kendi kendilerine almaya karar verdikleri ilaçlarla) ilaçtan yarar görme oranı yüzde 15 civarında. fakat non-medikal tedavi uygulanan hastalar ise yüzde 80 tedaviden fayda gördüklerini belirtmişler. yani depresyon için hâlâ ilaç tedavisi diğer tedavilerin yanında çok daha başarı oranı düşük bir tedavi. gün geçtikçe psikiyatristlerin anti-depresan ilaç önerilerinden uzaklaşmaya başlamaları işte tam da bu yüzden.
ne var ki, ilaç tedavisinin başarısızlığına karşın anti-depresan ilaç kullanım oranı toplumda giderek artıyor. aynı çalışmada ingiltere'de her yıl 3000 yeni anti-depresan bağımlısı ortaya çıktığı belirtilmiş. "peki ilaç tedavisi bu kadar başarısızken insanların ilaç kullanmaya bu kadar meraklı olmasını sağlayan şey nedir?" diye sorarsanız, cevap iki kelime: ilaç endüstrisi.
aslında profesyonel olarak incelendiğinde çok zararlı sonuçlara yol açabilecek bir hastalık olmasına karşın günümüz kontrolsüz ilaç pazarında adeta ağrı kesici gibi dağıtılan anti-depresanlarla, artık bir hekime bile başvurulmadan giderilmeye çalışılmaktadır. ingiltere'de yapılan bir çalışmaya göre toplumun yaklaşık yüzde 70'i hayatının belli bir dönemini depresyonda geçirdiğini düşünüyor. bu kişilerin sadece yüzde 12'si bu dönemde bir psikiyatriste başvurmuş. (diğer yüzde 88'i kendi kendine tanılarını koymuşlar)
psikiyatriste başvuran 12'lik dilimin yüzde 40'ına profesyonel bir hekim anti-depresan ilaç reçetesi yazmış. diğer yüzde 60'ta yer alan kişiler non-medikal tedavi kapsamına giren yaşam tarzı düzenlemesi, terapi gibi tedaviler uygun görülmüş. psikiyatriste başvurmayan yüzde 88'lik dilimdeki kişilerin yüzde 20'si tamamen çevresinden veya reklamlardan duyduğu ilaçları kullanırken yüzde 28'lik bir başka grup ise eczane görevlisinin tavsiyesine göre ilaç kullanmış. yani bu insanların yarıya yakını bir yığın yan etkisi olabilecek bir ilaç grubunun çeşitli üyelerini kendi yakıştırmalarına göre kullanmışlar ve kimse de onlara engel olmamış veya bir hekime yönlendirmemiş.
işin en ilginç tarafı ise ilaç kullanan hastaların (gerek hekim önerisiyle gerek kendi kendilerine almaya karar verdikleri ilaçlarla) ilaçtan yarar görme oranı yüzde 15 civarında. fakat non-medikal tedavi uygulanan hastalar ise yüzde 80 tedaviden fayda gördüklerini belirtmişler. yani depresyon için hâlâ ilaç tedavisi diğer tedavilerin yanında çok daha başarı oranı düşük bir tedavi. gün geçtikçe psikiyatristlerin anti-depresan ilaç önerilerinden uzaklaşmaya başlamaları işte tam da bu yüzden.
ne var ki, ilaç tedavisinin başarısızlığına karşın anti-depresan ilaç kullanım oranı toplumda giderek artıyor. aynı çalışmada ingiltere'de her yıl 3000 yeni anti-depresan bağımlısı ortaya çıktığı belirtilmiş. "peki ilaç tedavisi bu kadar başarısızken insanların ilaç kullanmaya bu kadar meraklı olmasını sağlayan şey nedir?" diye sorarsanız, cevap iki kelime: ilaç endüstrisi.
Gündemdeki Haberler
Güncel Önemli Başlıklar