bugün
- rujlu erkekle öpüşmek3
- from gold from dust13
- nervio isimli yazarin tam olarak neye yaramasi17
- dolar 50 tl de olsa oyum ak parti ye44
- evlenilecek erkek bulmanın gittikçe zorlaşması12
- rujlu kadınla öpüşmek6
- araba kullanırken uyumak2
- sözlük kızı için kavga eden 2 kaslı sözlük erkeği13
- vişneçürüğü tanga giyen sözlük erkeği13
- çin'e demokrasi gelsin10
- ferhat gündoğdu'nun gözaltına alınması42
- fiziği güzel sözlük kızları48
- sözlüğün götü en güzel yazarı12
- bu saatte hala uluyamama sebebi3
- truesuz sözlük8
- kışın duş alırken üşümemek için öneriler7
- hastalık havası8
- uzun süre ayakkabı içinde kalmış ayak6
- halka filmini izlerken telefonun çalması3
- recep tayyip erdoğan27
- vajinanın iç sıcaklığı10
- nervio23
- gurbet3
- silikon meme gerçeğinin yerini tutar mı sorunsalı14
- anında dolan göz neyin belirtisidir6
- silikon memenin patlaması10
- burna tuzlu su çekmek6
- geceleri yapmaktan zevk alınan şeyler5
- çok makyaj yapan kız vs doğal kız10
- uykuya dalmak istememek neyin belirtisidir5
- gece gece gelen kızarmış patates isteği3
- adalet ve kalkınma partisi4
- kopya çekmenin etiği5
- ekrem imamoğlu6
- seni terkedeceğim4
- gocu19
- ankara da aym önünde intihar eden emekli polis18
- sözlük erkeklerinin kaşar olduğu gerçeği9
- samara morgan önünüze çıksa yapacaklarınız2
- judas'ı dayak yerken görseniz ne yaparsınız10
- dünyanın en berbat psikolojik hastalığı3
- karton toplarken şarampole yuvarlanmak5
- iyi dostlar biriktirdim7
- fatma betül sayan kaya59
- arkadaşlar sizce bu çanta nasıl8
- yazarların akşama dair planları9
- radiohead seven kız3
- seni çok özledim3
- ak parti kaybedince ak troller ne yapacak12
- bastırılmış üzüntü4
giderek tıp dışı bir hale sokulan psikiyatrik rahatsızlık.
aslında profesyonel olarak incelendiğinde çok zararlı sonuçlara yol açabilecek bir hastalık olmasına karşın günümüz kontrolsüz ilaç pazarında adeta ağrı kesici gibi dağıtılan anti-depresanlarla, artık bir hekime bile başvurulmadan giderilmeye çalışılmaktadır. ingiltere'de yapılan bir çalışmaya göre toplumun yaklaşık yüzde 70'i hayatının belli bir dönemini depresyonda geçirdiğini düşünüyor. bu kişilerin sadece yüzde 12'si bu dönemde bir psikiyatriste başvurmuş. (diğer yüzde 88'i kendi kendine tanılarını koymuşlar)
psikiyatriste başvuran 12'lik dilimin yüzde 40'ına profesyonel bir hekim anti-depresan ilaç reçetesi yazmış. diğer yüzde 60'ta yer alan kişiler non-medikal tedavi kapsamına giren yaşam tarzı düzenlemesi, terapi gibi tedaviler uygun görülmüş. psikiyatriste başvurmayan yüzde 88'lik dilimdeki kişilerin yüzde 20'si tamamen çevresinden veya reklamlardan duyduğu ilaçları kullanırken yüzde 28'lik bir başka grup ise eczane görevlisinin tavsiyesine göre ilaç kullanmış. yani bu insanların yarıya yakını bir yığın yan etkisi olabilecek bir ilaç grubunun çeşitli üyelerini kendi yakıştırmalarına göre kullanmışlar ve kimse de onlara engel olmamış veya bir hekime yönlendirmemiş.
işin en ilginç tarafı ise ilaç kullanan hastaların (gerek hekim önerisiyle gerek kendi kendilerine almaya karar verdikleri ilaçlarla) ilaçtan yarar görme oranı yüzde 15 civarında. fakat non-medikal tedavi uygulanan hastalar ise yüzde 80 tedaviden fayda gördüklerini belirtmişler. yani depresyon için hâlâ ilaç tedavisi diğer tedavilerin yanında çok daha başarı oranı düşük bir tedavi. gün geçtikçe psikiyatristlerin anti-depresan ilaç önerilerinden uzaklaşmaya başlamaları işte tam da bu yüzden.
ne var ki, ilaç tedavisinin başarısızlığına karşın anti-depresan ilaç kullanım oranı toplumda giderek artıyor. aynı çalışmada ingiltere'de her yıl 3000 yeni anti-depresan bağımlısı ortaya çıktığı belirtilmiş. "peki ilaç tedavisi bu kadar başarısızken insanların ilaç kullanmaya bu kadar meraklı olmasını sağlayan şey nedir?" diye sorarsanız, cevap iki kelime: ilaç endüstrisi.
aslında profesyonel olarak incelendiğinde çok zararlı sonuçlara yol açabilecek bir hastalık olmasına karşın günümüz kontrolsüz ilaç pazarında adeta ağrı kesici gibi dağıtılan anti-depresanlarla, artık bir hekime bile başvurulmadan giderilmeye çalışılmaktadır. ingiltere'de yapılan bir çalışmaya göre toplumun yaklaşık yüzde 70'i hayatının belli bir dönemini depresyonda geçirdiğini düşünüyor. bu kişilerin sadece yüzde 12'si bu dönemde bir psikiyatriste başvurmuş. (diğer yüzde 88'i kendi kendine tanılarını koymuşlar)
psikiyatriste başvuran 12'lik dilimin yüzde 40'ına profesyonel bir hekim anti-depresan ilaç reçetesi yazmış. diğer yüzde 60'ta yer alan kişiler non-medikal tedavi kapsamına giren yaşam tarzı düzenlemesi, terapi gibi tedaviler uygun görülmüş. psikiyatriste başvurmayan yüzde 88'lik dilimdeki kişilerin yüzde 20'si tamamen çevresinden veya reklamlardan duyduğu ilaçları kullanırken yüzde 28'lik bir başka grup ise eczane görevlisinin tavsiyesine göre ilaç kullanmış. yani bu insanların yarıya yakını bir yığın yan etkisi olabilecek bir ilaç grubunun çeşitli üyelerini kendi yakıştırmalarına göre kullanmışlar ve kimse de onlara engel olmamış veya bir hekime yönlendirmemiş.
işin en ilginç tarafı ise ilaç kullanan hastaların (gerek hekim önerisiyle gerek kendi kendilerine almaya karar verdikleri ilaçlarla) ilaçtan yarar görme oranı yüzde 15 civarında. fakat non-medikal tedavi uygulanan hastalar ise yüzde 80 tedaviden fayda gördüklerini belirtmişler. yani depresyon için hâlâ ilaç tedavisi diğer tedavilerin yanında çok daha başarı oranı düşük bir tedavi. gün geçtikçe psikiyatristlerin anti-depresan ilaç önerilerinden uzaklaşmaya başlamaları işte tam da bu yüzden.
ne var ki, ilaç tedavisinin başarısızlığına karşın anti-depresan ilaç kullanım oranı toplumda giderek artıyor. aynı çalışmada ingiltere'de her yıl 3000 yeni anti-depresan bağımlısı ortaya çıktığı belirtilmiş. "peki ilaç tedavisi bu kadar başarısızken insanların ilaç kullanmaya bu kadar meraklı olmasını sağlayan şey nedir?" diye sorarsanız, cevap iki kelime: ilaç endüstrisi.
Gündemdeki Haberler
Güncel Önemli Başlıklar