bugün
- chatgpt varken bir sevgiliye ihtiyaç duymak12
- haklısın özür dilerim seni seviyorum diyen kadın4
- öğretmenlerin teneffüse ihtiyacı olması2
- sikerim böyle hayatı deyip kırklareli ne yerleşmek9
- herkes hakkını helal etsin sözlüğü bırakıyorum4
- disco disco gezen insan8
- nissan micra kullanan erkek9
- nemlendirici krem16
- erlik5
- nev18
- erkeklerin evlenmek istememe nedenleri10
- seküler kesimden yeni carrefoursa'ya tokat41
- katatespizartmasi13
- eli üşüyen kızın elini nasıl ısıtırsın7
- türkiyenin insan haklarında dünya 143üncüsü olması17
- askerde özlenen şeyler8
- erkeğin kadından üstün olduğu gerçeği49
- sözlükte özel mesaj ile fotoğraf gönderememek24
- sadrazam torununun izmir'in üçte ikisini istemesi7
- fon skandalının akp tabanındaki yankısı12
- fon vurgunu56
- mokv yaşıyor mu6
- sözlük yazarlarının yapay zeka fotoğrafları5
- ağzı kokan arkadaş5
- 2006'nın 20 sene önce olması8
- teleferik6
- çocukluk arkadaşlığı11
- sophie dee'nin memeleri4
- bakın ne geldi6
- tabağın dibini ekmekle sıyıran kız6
- iri memeler6
- batı trakya müftülük atamalarına ankara tepkisi4
- günaydın arkadaşlar bugün nasılsınız11
- istanbul'da gezilebilecek en güzel yerler9
- ressam ılgın tosun pastel sanatçısı3
- birbirine benzeyen ünlüler4
- parayı gazze için katlamak istedim4
- babaların babası5
- kimsenin memleket takımı tutmaması18
- sözlük erkeklerinin bicepsleri70
- şu an ne isterdin14
- sevgili deyince hemen aklına seks gelen insan3
- 26 ekim 2026 galatasaray fenerbahçe maçı26
- aziz yıldırım5
- filiz ankara piyale barilla pastavila mutlu arbela4
- kalıplaşmış güzellik standartları4
- 21 ekim 2026 lille galatasaray maçı55
- kedi tırnağı kesmek4
- from gold from dust34
- nurcanım şarkısının popüler olduğu zamanlar5
"Hani popüler şarkılar vardır; ömrü bir mevsim kadardır ve mevsim geçince ne kimse o şarkıyı bir yerlerde duyar, ne de mırıldanır.
Popülizmin doğası böyledir. Fakat eğer konu toplumsal bir olay ve olaya tepkiler üzerinden oluşan bir gündem ise bu kalıcı olmalıdır.
Bizim ülkemizde de hepimizi yakından ilgilendiren toplumsal bir olay gerçekleşir, gündemleşir, o süre zarfında tepkiler verilir ve sonra kimse tıpkı o popüler şarkılar gibi ne duyulur ne de söylenir; unutulur gider.
Gelinen noktada acı bir gerçekle şöyle söyleyebiliriz: Berkinin türküsünü tıpkı popüler bir şarkı gibi bir mevsim söyledik ve sonra unuttuk o türküyü. Özgecanı da öyle, Somayı , Roboskiyi ve daha nicesini de öyle.
Popüler bir şarkı gibi bir ara söyleyip unuttuğumuz bu toplumsal acılar aslında toplumsal bir yüzsüzleşmenin kanıtıdır.
Türkiyede her hafta bir çok futbol maçı milyonlarca kişi için önemli bir gündemken işçilerin, kadınların, çocukların ölümü gündem değildir.
Dostoyevski, insan ya hatalarınla yüzleşir ya da yüzsüzleşir, diyor. Biz yüzleşmeye hazır mıyız?
Öncelikli savunmamız, Biz Özgecanı unutmadık olmamalıdır. Çünkü sorun unutmak veya unutmamaktan ziyadedir. Bu tür acılar ülkemizde hemen hemen hergün yaşanmaktadır.
Hepimiz Özgecanın ismi hafızamıza kazınsa da örneğin Fatma, Çiğdem, Hanım, Ayşegül isimleri bize birşeyleri anımsatıyor mu? Bunlar da ve hatta çok daha fazlası erkekler tarafından hunharca katledildi, ama yeteri kadar halk nezdinde gündemleşmedi.
Berkinin ismi de hafızamıza kazınmıştır fakat Berkinden sonra ibrahim, Kadir, Barış, Ümit, Nihat isimleri bize birşeyleri anımsatıyor mu? Bu isimler de tıpkı Berkin gibi, Berkinden sonra polis tarafından hunharca katledilmiş çocuklardır.
Soma, Roboski ve daha nicesi için de hiçbiri ne ilkti ne de son oldu.
susturma
Peki bunları görmemezlikten gelmemize sebep olan şey neydi? Yeteri kadar popüler değil miydi? Bir kez karşı çıktık, hepsine nasıl karşı çıkalım mı diyoruz? Zamanımız mı yok diyoruz? Acılarda seçicilik mi yapıyoruz? Değiştiremeyeceğimizi mi düşünüyoruz?
Evet; yeteri kadar popüler değildi, hepsine karşı çıkamazdık ya, zamanımız da yok üstelik, acılarda da seçicilik yapıyoruz, öyle ya bir çocuğun kırmızı akıyordur kanı, öteki çocuğun lacivert, değiştiremeyeceğimizi düşünüyoruz: yüzsüzleşmenin itirafı, yüzleşmeye açılan kapı.
Toplumsal bir olay yaşanıp buna toplumsal bir tepki gösterdiğimizde de tepkilerimizde gözle görülür bir sığlık var.
Ataerkiye karşı çıkmak için ille de bir kadının öldürülmesi mi gerekiyor? Kapitalizme karşı çıkmak için ille de yüzlerce işçinin ölmesi mi gerekiyor? Devlet faşizmine karşı çıkmak için ille de bir çocuğun ölmesi mi gerekiyor? Fakat bu ölümler yaşansa bile biz ne ataerkiyi, ne kapitalizmi ne de faşizmi tartışıyoruz. Sadece gündemleşen bir ölüme karşı çıkıyoruz. Bu ölümlerin hiçbiri bireysel nedenlere dayanmamaktadır. Hepsinin toplumsal bir koşulu vardır. Kadınlara yönelik cinayet, şiddet, tecavüz, köleleştirme ataerkinin bir sonucudur. işçilere sefil bir yaşamı dayatan, onları sömüren, öldüren kapitalizmdir. Karşı çıkmamız, yıkmamız gerek bunlardır. Ötesi, vicdan rahatlatmaktan, popüler olmasından kaynaklı tepki göstermekten, kendimizi aklamaktan öte birşey değildir.
Peki ana akım medyanın toplumsal olaylar ve tepkiler üzerindeki rolü nedir? Ana akım medya öncelikle sistemin kendini ayakta tutması için bir propaganda aracıdır. Genellikle toplumsal olaylar çok zorunlu olmadıkça gündemleşmez. Gündemleşse de medya bu olayın nedeni ve sonuçları üzerinden bilinçli bir çarpıtma faaliyeti yürütür. Bu faaliyetinde de oldukça başarılıdır. Toplumsal bilincin dumura uğraması bunun kanıtıdır.
Gündem olanlar genellikle toplumsal bir sorunun sonucudur. Bu sonuçları oluşturan nedenleri doğru bir şekilde çözümleyip bu nedenleri yok edecek programlar, teoriler geliştirip pratiğe geçmezsek daha çok Berkinler, Özgecanlar, işçiler ölecek. Bu toplumsal sorunlarla yüzleşmediğimiz sürece de yüzsüzleşecek; şiddet, tecavüz, ölüm haberlerini bile bir dizi izleyip popüler bir şarkı dinler gibi dinleyeceğiz.
Berker Yenici"
http://dunyalilar.org/top...al-acilarda-populizm.html
Popülizmin doğası böyledir. Fakat eğer konu toplumsal bir olay ve olaya tepkiler üzerinden oluşan bir gündem ise bu kalıcı olmalıdır.
Bizim ülkemizde de hepimizi yakından ilgilendiren toplumsal bir olay gerçekleşir, gündemleşir, o süre zarfında tepkiler verilir ve sonra kimse tıpkı o popüler şarkılar gibi ne duyulur ne de söylenir; unutulur gider.
Gelinen noktada acı bir gerçekle şöyle söyleyebiliriz: Berkinin türküsünü tıpkı popüler bir şarkı gibi bir mevsim söyledik ve sonra unuttuk o türküyü. Özgecanı da öyle, Somayı , Roboskiyi ve daha nicesini de öyle.
Popüler bir şarkı gibi bir ara söyleyip unuttuğumuz bu toplumsal acılar aslında toplumsal bir yüzsüzleşmenin kanıtıdır.
Türkiyede her hafta bir çok futbol maçı milyonlarca kişi için önemli bir gündemken işçilerin, kadınların, çocukların ölümü gündem değildir.
Dostoyevski, insan ya hatalarınla yüzleşir ya da yüzsüzleşir, diyor. Biz yüzleşmeye hazır mıyız?
Öncelikli savunmamız, Biz Özgecanı unutmadık olmamalıdır. Çünkü sorun unutmak veya unutmamaktan ziyadedir. Bu tür acılar ülkemizde hemen hemen hergün yaşanmaktadır.
Hepimiz Özgecanın ismi hafızamıza kazınsa da örneğin Fatma, Çiğdem, Hanım, Ayşegül isimleri bize birşeyleri anımsatıyor mu? Bunlar da ve hatta çok daha fazlası erkekler tarafından hunharca katledildi, ama yeteri kadar halk nezdinde gündemleşmedi.
Berkinin ismi de hafızamıza kazınmıştır fakat Berkinden sonra ibrahim, Kadir, Barış, Ümit, Nihat isimleri bize birşeyleri anımsatıyor mu? Bu isimler de tıpkı Berkin gibi, Berkinden sonra polis tarafından hunharca katledilmiş çocuklardır.
Soma, Roboski ve daha nicesi için de hiçbiri ne ilkti ne de son oldu.
susturma
Peki bunları görmemezlikten gelmemize sebep olan şey neydi? Yeteri kadar popüler değil miydi? Bir kez karşı çıktık, hepsine nasıl karşı çıkalım mı diyoruz? Zamanımız mı yok diyoruz? Acılarda seçicilik mi yapıyoruz? Değiştiremeyeceğimizi mi düşünüyoruz?
Evet; yeteri kadar popüler değildi, hepsine karşı çıkamazdık ya, zamanımız da yok üstelik, acılarda da seçicilik yapıyoruz, öyle ya bir çocuğun kırmızı akıyordur kanı, öteki çocuğun lacivert, değiştiremeyeceğimizi düşünüyoruz: yüzsüzleşmenin itirafı, yüzleşmeye açılan kapı.
Toplumsal bir olay yaşanıp buna toplumsal bir tepki gösterdiğimizde de tepkilerimizde gözle görülür bir sığlık var.
Ataerkiye karşı çıkmak için ille de bir kadının öldürülmesi mi gerekiyor? Kapitalizme karşı çıkmak için ille de yüzlerce işçinin ölmesi mi gerekiyor? Devlet faşizmine karşı çıkmak için ille de bir çocuğun ölmesi mi gerekiyor? Fakat bu ölümler yaşansa bile biz ne ataerkiyi, ne kapitalizmi ne de faşizmi tartışıyoruz. Sadece gündemleşen bir ölüme karşı çıkıyoruz. Bu ölümlerin hiçbiri bireysel nedenlere dayanmamaktadır. Hepsinin toplumsal bir koşulu vardır. Kadınlara yönelik cinayet, şiddet, tecavüz, köleleştirme ataerkinin bir sonucudur. işçilere sefil bir yaşamı dayatan, onları sömüren, öldüren kapitalizmdir. Karşı çıkmamız, yıkmamız gerek bunlardır. Ötesi, vicdan rahatlatmaktan, popüler olmasından kaynaklı tepki göstermekten, kendimizi aklamaktan öte birşey değildir.
Peki ana akım medyanın toplumsal olaylar ve tepkiler üzerindeki rolü nedir? Ana akım medya öncelikle sistemin kendini ayakta tutması için bir propaganda aracıdır. Genellikle toplumsal olaylar çok zorunlu olmadıkça gündemleşmez. Gündemleşse de medya bu olayın nedeni ve sonuçları üzerinden bilinçli bir çarpıtma faaliyeti yürütür. Bu faaliyetinde de oldukça başarılıdır. Toplumsal bilincin dumura uğraması bunun kanıtıdır.
Gündem olanlar genellikle toplumsal bir sorunun sonucudur. Bu sonuçları oluşturan nedenleri doğru bir şekilde çözümleyip bu nedenleri yok edecek programlar, teoriler geliştirip pratiğe geçmezsek daha çok Berkinler, Özgecanlar, işçiler ölecek. Bu toplumsal sorunlarla yüzleşmediğimiz sürece de yüzsüzleşecek; şiddet, tecavüz, ölüm haberlerini bile bir dizi izleyip popüler bir şarkı dinler gibi dinleyeceğiz.
Berker Yenici"
http://dunyalilar.org/top...al-acilarda-populizm.html
Gündemdeki Haberler
Güncel Önemli Başlıklar