bugün
- tanga neden giyilir7
- kadın olsaydım çok açık giyerdim22
- şu sıralar sözlük kızına kimsenin ilişmemesi3
- badelenmiş sözlük yazarları7
- aktroller9
- idealize ettiğin kadının beklediğin gibi çıkmaması2
- burçlara inanacak kadar gerizekalı olmak4
- yeşil burun adaları5
- koklayarak öpen erkek2
- 15 haziran 2026 ispanya yeşil burun adaları maçı5
- kızımın ismini teresa koymak istiyorum10
- ankaralıların melih gökçeği arıyoruz demesi4
- sürekli kendine hatırlatmak zorunda olduğun o söz9
- dinlerin geldiği günden beri kan dökmesi20
- pornoda hoşlanılan kıza benzer kız aramak9
- kimsesizlerin kimsesi zall'a açık mektuptur15
- evli kadınlara asılmak5
- hayatında bir kere bile sigara içmemiş yazarlar9
- namus takıntısı olan erkek17
- hangi manifest kızısın7
- kızın size büyü yaptırdığına dair işaretler5
- ayak fetişistiyim ve bununla gurur duyuyorum6
- avradı olmayana ne tavsiye edersiniz7
- ruhu iyileştiren şeyler6
- kadınların en büyük düşmanı5
- bosna hersek2
- kurdun dişine alkol değmesi5
- volkswagen tayron2
- 14 haziran 2026 avustralya türkiye maçı58
- ilk ev hapsi bilekliğim5
- fiat marea2
- fal ve büyüden genelde kadınların medet umması2
- 2026 dünya kupası6
- yahudi fıkraları2
- 15 haziran 2026 isveç tunus maçı4
- kızımın adı 15 temmuz olsun4
- en büyük pişmanlığınız6
- hazır mantı2
- yabancı yatırımcı neden türkiyeye yatırım yapsın2
- ankaradaki çıkılamayan yokuş3
- kavurmalı yumurta7
- hayatın planladığımız gibi gitmemesi6
- yanık tekerlek kokusu3
- ece irtem6
- panik atak olan psikolog3
- düşün ki o bunu okuyor2
- evlenmek istemeyen insana seçilmemiş demek12
- türkiye avustralya maçı8
- nesrin cavadzade4
- aylık 350 bin tl iyi para mıdır sorunsalı2
dünyada meşhur bir geyiktir gidiyor; avrupa, amerika birleşik devletleri bitti. çin gibi hindistan gibi, türkiye gibi gelişmekte olan ülkelerin dönemi geliyor!
yalan. külliyen yalan. yalansa madem avrupa'da ispanya, portekiz, yunanistan ne halde peki dediğinizi duyar gibiyim. polonya gibi, yunanistan gibi fakir ülkeleri kastetmiyorum ben. isveç'i, norveç'i, ingiltere'yi, almanya'yı kastediyorum. şu ekonomik durum ve şartlar içinde ingiltere'nin, almanya'nın, abd'nin çökeceğine inanmak çok saf olmakla açıklanabilir. bu adamların yaşam standrtları sürekli yükseliyor. daha iyi yaşıyorlar, mesai saatleri kanunlarla korunuyor, adamların en fakiri yurtdışına tatile çıkıyor. amerika'da bir mühendis yarım milyon dolara ev alabiliyor. çünkü adamın işini kaybetme korkusu sendeki bendeki gibi değil. adam şanslı sperm, bu bilinçle yetişiyor. ingiltere'de bir adam hayatını 30 yaşına kadar serseri gibi geçirip 30 yaşından sonra bir baltaya sap olabiliyor. bizde adama ballim derler. adamların zenginliklerinin esası da köle düzeni. zengin ülkeler bizi, biz bizden daha kötü durumdakileri taşeron olarak kullanıyoruz.
çin köle düzeni ve ucuz işçilikle büyüdü bu kadar. 1.5 milyar nüfusu vardı-1.2 milyar seviyesine düşmüş şimdilerde-, birden dünya devleri için cazibe merkezi oldu. maliyetler düştü, kar payları arttı ve çin süper güce dönüşecek inanışı başladı. bu esnada çin devlet politikası olarak her aileye tek çocuğa müsade etti. çincede amca, dayı, hala gibi kelimelerin kaybolduğunu, kullanılmadığını biliyor muydunuz? herkes tek çocuk çünkü. ama bugün görüyoruz ki çin hükümeti aileleri daha çok çocuk sahibi olmak için teşvik ediyor. çünkü onlar da biliyorlar, ucuz iş gücü oldukları müddetçe bu kadar kazanacak çin. çin'de işçilik ücretleri 90 dolar civarından nerelere geldi 10 senede merak eden açıp bakabilir. insanların alım gücü arttı, yuan değerlendi, enflasyon tetikte bekliyor. artık çin'den kaçıyor dünya devleri. şimdi vietnam, bangladeş cazibe merkezi. çinli de aptal değil, adamlar biliyorlar ucuz iş gücüyle büyüdüklerini, dönüyorlar yine eski düzene. muhtaçlar çünkü.
diğer taraftan bakmaya çalışayım; almanya vasıfsız iç gücünün çoğunu bulgaristan, türkiye, polonya gibi ülkelerden alıyor. buradan gelen insanları kendi vatandaşından ucuza çalıştırabiliyor. ucuza çalıştırdığı adam da mutlu zira eline memleketinde geçenden iyi para geçiyor, güzel yerlerde yaşıyor. kölelik yani yaptığımız. ağır işleri bize yaptırıyorlar. sonra amerika birleşik devletleri'nin dağıttığı green card'ların %80'inden fazlası lise mezunu insanlara gidiyor. bu admalar amerikalının benzinini pompalıyor, mc donold's'da hamburgerini veriyor, arabasını yıkıyor. green card'ların kalan kısmını büyük oranda master ve doktora seviyesinde insanlara veriliyor. adam ya kara cahil değil ama vasıfsız işçi alıyor, ya yüksek seviye eğitim almış insanları. tahsilli insanların durumu da farklı değil ayrıca. mesela adam professional engineer diye bir şey çıkarıyor, göçmenler yıllarca stajer mühendis konumunda çalışıyorlar. ne bildiğiniz, ne yaptığını önemli değil. adam seni ucuza çalışıtrıyor 5 sene. ucuz derken de kendi şartlarına göre ucuz elbette. büyük ülkeler öyle sömüroyorlar ki bizi aklım almıyor. kanada ülkesinde 400k kanada dolar yatırım yapan veya hesabında 300k dolar olan insanlara göçmenlik veriyor**. kim yapar bunu diyordum ama bunun kanada ekonomisinde bir paya sahip olduğunu öğrenerek şoke oldum. insanlar kaçıyorlar buralara.
türkiye'nin büyüdüğü hikayesi de benzer. inşaat sektöründe iş gücü olarak, amelilik yaparak büyüdük. işçilik ücretlerimiz yükseliyor. bunun sonunda tekstil gibi emek isteyen sektörlerde adam kaçak işçi getiriyor pakistan'dan, güngören'den bir apartman dairesine tıkıyor bu adamları. 300 dolara çalıştırıyor. adam mutlu, ülkesindekinden çok kazanıyor, en azından yaşama ihtimali var. devlet göz yumuyor ünkü maliyetler düşüyor, ihracat oluyor. sonra inşaat sektöründe yurtdışında çalışan firmalarımız bangladeş, vietnam, nepal gibi fakir ülkelerden vasıfsız iş gücü getirerek kullanıyor. adamlar 200-300 dolara bayılarak çalışıyorlar. eskiden filipinli kullanılırdı ama zamanla filipinli ücretleri yükseldi. 600-700 dolar altına çalışabilecek filipinli zor artık. staff kadrolarda ücretler 1200-1500 dolar seviyesine kadar yükseldi. yakın zamanda nepalli için de bangladeşli için de durum bu olacak. bizde de böyle oldu. inşaat sektöründe türk işçi ücretleri 90'larda 3 dolar/saat seviyesinden günümüzde 5-6 dolar/saat seviyesine geldi.
senin pis işlerini nepallinin, pakistanlının yapması aslında amerika'nın, almanya'nın yaptığı şey. fakat fark şu; adamlar bu düzende o kadar zenginleştiler ki çalışmayan vatdanşlarını çeşitli kanun ve uygulamalarla finanse edebiliyorlar. bunu bizim gibi ülkeler yapamaz. tayyip de bunu farkında olduğu için bunu söylüyor. çin de farkında bunun. ilerde nepal, vietnam, bangladeş de farkında olacak. bu tip ülkeler ucuz iş gücü oldukları, taşeronluk yaptıkları müddetçe ekonomik olarak var olabilecekler çünkü. ya da öngörülemeyen bir olay olacak ve düzen değişecek. savaş mı olur, fight club kurulur da kaos teorisi mi başarılı olur, uzaylılar mı saldırır bilmem.
alt metin şu aslında; biz geri kalmış ülke hakları, hepimiz köleyiz. modern köle diyelim ya da. belki daha iyi evlerde oturuyoruzdur. o kadar, fazlası değil.
yalan. külliyen yalan. yalansa madem avrupa'da ispanya, portekiz, yunanistan ne halde peki dediğinizi duyar gibiyim. polonya gibi, yunanistan gibi fakir ülkeleri kastetmiyorum ben. isveç'i, norveç'i, ingiltere'yi, almanya'yı kastediyorum. şu ekonomik durum ve şartlar içinde ingiltere'nin, almanya'nın, abd'nin çökeceğine inanmak çok saf olmakla açıklanabilir. bu adamların yaşam standrtları sürekli yükseliyor. daha iyi yaşıyorlar, mesai saatleri kanunlarla korunuyor, adamların en fakiri yurtdışına tatile çıkıyor. amerika'da bir mühendis yarım milyon dolara ev alabiliyor. çünkü adamın işini kaybetme korkusu sendeki bendeki gibi değil. adam şanslı sperm, bu bilinçle yetişiyor. ingiltere'de bir adam hayatını 30 yaşına kadar serseri gibi geçirip 30 yaşından sonra bir baltaya sap olabiliyor. bizde adama ballim derler. adamların zenginliklerinin esası da köle düzeni. zengin ülkeler bizi, biz bizden daha kötü durumdakileri taşeron olarak kullanıyoruz.
çin köle düzeni ve ucuz işçilikle büyüdü bu kadar. 1.5 milyar nüfusu vardı-1.2 milyar seviyesine düşmüş şimdilerde-, birden dünya devleri için cazibe merkezi oldu. maliyetler düştü, kar payları arttı ve çin süper güce dönüşecek inanışı başladı. bu esnada çin devlet politikası olarak her aileye tek çocuğa müsade etti. çincede amca, dayı, hala gibi kelimelerin kaybolduğunu, kullanılmadığını biliyor muydunuz? herkes tek çocuk çünkü. ama bugün görüyoruz ki çin hükümeti aileleri daha çok çocuk sahibi olmak için teşvik ediyor. çünkü onlar da biliyorlar, ucuz iş gücü oldukları müddetçe bu kadar kazanacak çin. çin'de işçilik ücretleri 90 dolar civarından nerelere geldi 10 senede merak eden açıp bakabilir. insanların alım gücü arttı, yuan değerlendi, enflasyon tetikte bekliyor. artık çin'den kaçıyor dünya devleri. şimdi vietnam, bangladeş cazibe merkezi. çinli de aptal değil, adamlar biliyorlar ucuz iş gücüyle büyüdüklerini, dönüyorlar yine eski düzene. muhtaçlar çünkü.
diğer taraftan bakmaya çalışayım; almanya vasıfsız iç gücünün çoğunu bulgaristan, türkiye, polonya gibi ülkelerden alıyor. buradan gelen insanları kendi vatandaşından ucuza çalıştırabiliyor. ucuza çalıştırdığı adam da mutlu zira eline memleketinde geçenden iyi para geçiyor, güzel yerlerde yaşıyor. kölelik yani yaptığımız. ağır işleri bize yaptırıyorlar. sonra amerika birleşik devletleri'nin dağıttığı green card'ların %80'inden fazlası lise mezunu insanlara gidiyor. bu admalar amerikalının benzinini pompalıyor, mc donold's'da hamburgerini veriyor, arabasını yıkıyor. green card'ların kalan kısmını büyük oranda master ve doktora seviyesinde insanlara veriliyor. adam ya kara cahil değil ama vasıfsız işçi alıyor, ya yüksek seviye eğitim almış insanları. tahsilli insanların durumu da farklı değil ayrıca. mesela adam professional engineer diye bir şey çıkarıyor, göçmenler yıllarca stajer mühendis konumunda çalışıyorlar. ne bildiğiniz, ne yaptığını önemli değil. adam seni ucuza çalışıtrıyor 5 sene. ucuz derken de kendi şartlarına göre ucuz elbette. büyük ülkeler öyle sömüroyorlar ki bizi aklım almıyor. kanada ülkesinde 400k kanada dolar yatırım yapan veya hesabında 300k dolar olan insanlara göçmenlik veriyor**. kim yapar bunu diyordum ama bunun kanada ekonomisinde bir paya sahip olduğunu öğrenerek şoke oldum. insanlar kaçıyorlar buralara.
türkiye'nin büyüdüğü hikayesi de benzer. inşaat sektöründe iş gücü olarak, amelilik yaparak büyüdük. işçilik ücretlerimiz yükseliyor. bunun sonunda tekstil gibi emek isteyen sektörlerde adam kaçak işçi getiriyor pakistan'dan, güngören'den bir apartman dairesine tıkıyor bu adamları. 300 dolara çalıştırıyor. adam mutlu, ülkesindekinden çok kazanıyor, en azından yaşama ihtimali var. devlet göz yumuyor ünkü maliyetler düşüyor, ihracat oluyor. sonra inşaat sektöründe yurtdışında çalışan firmalarımız bangladeş, vietnam, nepal gibi fakir ülkelerden vasıfsız iş gücü getirerek kullanıyor. adamlar 200-300 dolara bayılarak çalışıyorlar. eskiden filipinli kullanılırdı ama zamanla filipinli ücretleri yükseldi. 600-700 dolar altına çalışabilecek filipinli zor artık. staff kadrolarda ücretler 1200-1500 dolar seviyesine kadar yükseldi. yakın zamanda nepalli için de bangladeşli için de durum bu olacak. bizde de böyle oldu. inşaat sektöründe türk işçi ücretleri 90'larda 3 dolar/saat seviyesinden günümüzde 5-6 dolar/saat seviyesine geldi.
senin pis işlerini nepallinin, pakistanlının yapması aslında amerika'nın, almanya'nın yaptığı şey. fakat fark şu; adamlar bu düzende o kadar zenginleştiler ki çalışmayan vatdanşlarını çeşitli kanun ve uygulamalarla finanse edebiliyorlar. bunu bizim gibi ülkeler yapamaz. tayyip de bunu farkında olduğu için bunu söylüyor. çin de farkında bunun. ilerde nepal, vietnam, bangladeş de farkında olacak. bu tip ülkeler ucuz iş gücü oldukları, taşeronluk yaptıkları müddetçe ekonomik olarak var olabilecekler çünkü. ya da öngörülemeyen bir olay olacak ve düzen değişecek. savaş mı olur, fight club kurulur da kaos teorisi mi başarılı olur, uzaylılar mı saldırır bilmem.
alt metin şu aslında; biz geri kalmış ülke hakları, hepimiz köleyiz. modern köle diyelim ya da. belki daha iyi evlerde oturuyoruzdur. o kadar, fazlası değil.
Gündemdeki Haberler
Güncel Önemli Başlıklar