bugün
- askerde özlenen şeyler8
- dizi sektöründeki maliyet krizi7
- izmir de poposundan bıçaklanan trans birey5
- rüyada hala askerde olduğunu görmek5
- çok güzel bir kızın sizi kesmesi4
- gammaz mesaisi4
- rüyada ilkokul derslerini alttan almak4
- kuantum fiziğine sahip kadın5
- kan şekerini aşırı yükselten yiyecekler4
- kocasının fotosunu paylaşan kadın yazar5
- fare var deyince ay ben korkarım diyen erkek3
- burun karıştırmak5
- otomobilin üstünde uyuyakalan adam4
- mesaj atan travestiye nerden esti demek2
- bir önceki entryi devam ettir4
- düzenli beyaz ekmek yemek gerizekalı yapıyor3
- şarkılarda geçen mükemmel sözler3
- pazar günü aktiviteleri3
- çay var içersen antidepresan da var yersen4
- sıra gecesine gidip çılgınlar gibi eğlenmek2
- yazarların işlediği günahlar15
- ülkücü erkek ermeni kız aşkı2
- terhis oluyorum sözlük25
- çay koydum sen anlat diyen psikolog4
- 30 kasım 2026 beşiktaş galatasaray maçı3
- atları bağlayın geceyi burada geçiriyoruz21
- adana limanı nın çıplak fotoğrafları3
- helin elveren3
- halkı kin ve düşmanlığa tahrik veya aşağılama suçu4
- yazarların kulaklığında şu an çalan şarkı14
- soğuk havaların resmi içeceği2
- eski sevgilisini unutamayan biriyle çıkmak6
- bekareti kaybedince aglamanin mantiksizligi2
- 8 kasım 2026 52 orduspor sakaryaspor maçı2
- günah çıkarma seansını aniden terk eden rahip3
- fatma betül olayından çıkarılacak beş ders5
- hayat bilgisi ürperi2
- felsefe öğretmenin ironisi3
- tır şoförleri oruç tutuyor mu sorunsalı4
- bebek yağı bebekten mi olur sorunsalı5
- scream 82
- kahvaltı yapmak2
- onur babacan3
- sabah soğuğu3
- şarkıyı devam ettiriyoruz2
- flörtün ilkesel reddi5
- amedspor31
- erkek dünyanın en dürüst varlığıdır3
- yemek yaparak sözlükten koca düşürmek17
- psikologun aman buna da ağlama zırlak demesi8
film oldukça doyurucuydu. hiçbir şey yapmadığım halde izlerken çoğu sahnesinde yorulduğumu hissettim. gerilim dozu iyi ayarlanmıştı. benim takıldığım noktaysa başka aslında. bu filmi izledikten sonra bana kalırsa "benim hiç hırsım yok, aslında hırs ne güzel bir şeymiş" denmemeli. filmde mental açıdan problemleri olan iki insanın mücadelesini görüyoruz.
andrew adlı karakterin baş davulcu olduğundaki değişimi örneğin... yemek masasında yeterince ilgi göremediğinde ilk önce onun için üzülüyoruz fakat ardından aile bireylerini küçük düşürücü şeyler söylediğinde afallıyoruz. burada kendisini ne kadar önemli bulduğunu, kendi uğraşı dışındaki şeyleri gereksiz gördüğünü anlıyoruz. bu da bizi rahatsız eden bir noktaya dönüşüyor.
annesinin küçük yaşta terk etmesi ve babasının da yetersiz desteği yüzünden sürekli onaylanma ihtiyacı içinde olan bir insana dönüşmüş. gözleri sürekli yerde gezen bir gençken, onaylanmasının ardından bir kıza çıkma teklifi edebiliyor ve yine hırsı yüzünden bu kızı kaybediyor.
filmde güzel bir noktaya da değinilmiş. insanların geldiği nokta yeterli midir? onları biraz daha zorlarsak daha iyisini yapabilirler mi?
evet yapabilirler fakat bu zorlama ne derecede olmalıdır, sınırlar var mıdır? andrew bu soruyu fletcher'a soruyor. o da diyor ki: benim aradığım yetenek asla pes etmezdi.
bir insanı zorlamanın sınırı tabi ki vardır. onun içindeki yeteneği çıkartmak için annesine, kendisine küfretmek, aşağılamak bir çözüm yolu değildir. her insanın karakteri farklıdır. kimisi isyan edip, elinin tersiyle her şeyi iterken kimisi de daha da hırslanabilir belki.
fletcher'ın sınıfındaki çocuklar benim tüylerimi diken diken etti. fletcher sınıfa girdiğinde hepsinin yere bakışı, gözlerini kaldırmaya bile cesaret edemeyişleri, haksızlığa boyun eğmeleri, aralarında dahi bu durumdan bahsetmeyişleri bence korkunçtu. bir insanın kendisine yapılan bu kadar büyük bir zulme katlanması hırsı, azmi değil de zayıf bir karakteri gösteriyor olabilir.
yine denmiş ki "kazadan sonra hiç kimse devam etmez". elbette etmez. zaten filmin anlatmaya çalıştığı nokta da bu. andrew kendini ispatlama ihtiyacı içinde, normal bir durumda değil. bu nedenle de her şeyi hiçe sayarak neredeyse deliliğin eşiğine gelerek devam etmeye çabalıyor ve her şeyi kaybediyor.
final sahnesi gerçekten çok güzeldi. j.k. simmons bugün heykelciği kucaklar mı bilemem ama bu filmin güzel bir psikolojik gerilim olduğu gerçek.
andrew adlı karakterin baş davulcu olduğundaki değişimi örneğin... yemek masasında yeterince ilgi göremediğinde ilk önce onun için üzülüyoruz fakat ardından aile bireylerini küçük düşürücü şeyler söylediğinde afallıyoruz. burada kendisini ne kadar önemli bulduğunu, kendi uğraşı dışındaki şeyleri gereksiz gördüğünü anlıyoruz. bu da bizi rahatsız eden bir noktaya dönüşüyor.
annesinin küçük yaşta terk etmesi ve babasının da yetersiz desteği yüzünden sürekli onaylanma ihtiyacı içinde olan bir insana dönüşmüş. gözleri sürekli yerde gezen bir gençken, onaylanmasının ardından bir kıza çıkma teklifi edebiliyor ve yine hırsı yüzünden bu kızı kaybediyor.
filmde güzel bir noktaya da değinilmiş. insanların geldiği nokta yeterli midir? onları biraz daha zorlarsak daha iyisini yapabilirler mi?
evet yapabilirler fakat bu zorlama ne derecede olmalıdır, sınırlar var mıdır? andrew bu soruyu fletcher'a soruyor. o da diyor ki: benim aradığım yetenek asla pes etmezdi.
bir insanı zorlamanın sınırı tabi ki vardır. onun içindeki yeteneği çıkartmak için annesine, kendisine küfretmek, aşağılamak bir çözüm yolu değildir. her insanın karakteri farklıdır. kimisi isyan edip, elinin tersiyle her şeyi iterken kimisi de daha da hırslanabilir belki.
fletcher'ın sınıfındaki çocuklar benim tüylerimi diken diken etti. fletcher sınıfa girdiğinde hepsinin yere bakışı, gözlerini kaldırmaya bile cesaret edemeyişleri, haksızlığa boyun eğmeleri, aralarında dahi bu durumdan bahsetmeyişleri bence korkunçtu. bir insanın kendisine yapılan bu kadar büyük bir zulme katlanması hırsı, azmi değil de zayıf bir karakteri gösteriyor olabilir.
yine denmiş ki "kazadan sonra hiç kimse devam etmez". elbette etmez. zaten filmin anlatmaya çalıştığı nokta da bu. andrew kendini ispatlama ihtiyacı içinde, normal bir durumda değil. bu nedenle de her şeyi hiçe sayarak neredeyse deliliğin eşiğine gelerek devam etmeye çabalıyor ve her şeyi kaybediyor.
final sahnesi gerçekten çok güzeldi. j.k. simmons bugün heykelciği kucaklar mı bilemem ama bu filmin güzel bir psikolojik gerilim olduğu gerçek.
Gündemdeki Haberler
Güncel Önemli Başlıklar
© 2005 – 2026 uludagsozluk.com