bugün
- bir şeyler söyle5
- sabahları nefret edilen şeyler4
- chatgptyle dertleşmenin artık cidden yapılması6
- tereyağı bal ikilisi2
- robert pattinson3
- mesih düşmanı cinli türk ateistleri26
- arkadaşlar artık kombinlerinizi görmek istemiyoruz36
- millet açken bebekkatiline villa yapan akepe3
- dilbigisisi en iyi olan yazar20
- delulu2
- sözlük kızlarının bugünkü kombinleri35
- yazarların buluşmak istediği yazar12
- gecenin şarkısı10
- dahi anlamındaki de yi ayrı yazmayan sevgili14
- boyumun 2 cm kısalması28
- flört uygulamasında açılış mesajı yazmak2
- gelecekteki sevgiliye söylenecek şeyler4
- kızlar bakar mısınız13
- elleri güzel erkek nasıl oluyor sorunsalı21
- atatürk ün döneminde hiç üniversite kurulmaması15
- sözlük yazarlarının ruh halini anlatan görsel11
- islamda namaz yoktur13
- tutunamayanlar8
- eski sevgiliyle bakkalda karşılaşmak9
- chatgpt ile dertleşmek7
- orta doğu da 4 tane ulus devlet var9
- gece açlığı6
- yazarların 80 lerde nasıl göründüğü36
- uludağ sözlük en popüler yazarını seçiyor9
- ölmek istemek ama ölememek5
- bol tereyağlı iskender5
- bende eksik olan ne diye düşünmek5
- sözlüğe elini atan erkeğin namusu25
- arkadaşlar sizce bu çocuk yakışıklı mı19
- insanlar değişmez4
- sözlüğe fotoğrafımı atacağım12
- flörtöz erkek iticiliği5
- chp'nin türkiye'ye yaptıkları6
- 12 eylül 2026 suudi arabistanın vurulması8
- 9 eylül 2026 sporting lizbon galatasaray maçı74
- gocu29
- anasonlu nargile4
- her şeyin mizahı yapılmalı mı19
- kiraz cicegi kolonyasi42
- reis2
- israil'e saldıran her ulus helaka uğrayacak6
- sözlük yazarlarının mastürbasyon teknikleri6
- 10 eylül 2026 fenerbahçe roma maçı48
- arkadaşlar hesabımı gizliyorum5
- sözlük yazarlarına güvenmek19
1999-2007 yılları arasında, 6 sezon sürmüş dram-suç dizisi.
buradan sonrası ağır spoiler içerebilir. izlemeyenlerin okumamasını şiddetle tavsiye ediyorum. gözünüzde kaçmasın, hızlı hızlı inin aşağı.
--spoiler--
bu diziyi anlatmaya kelimelerim yetmiyor. her bölüm mü bu kadar profesyonelce çekilir, her diyalog mu içi dolu dolu olur, her karakter mi yaşatır kendini bir dizide. inanılmaz, sadece inanılmaz... the sopranos'a dizi demeye dilim varmıyor. 86 adet filmden oluşmuş bir seri denilebilecek kadar detaylı şekilde çalışılmış çünkü. kıyafetler, renkler, çekim açıları, sahneler, müzikler, detaylar. hepsi çok çok çok kaliteli ve bir o kadarda izlenilesi. aslında her karakter için ayrı ayrı analiz yapmak istiyorum ama şu an o kadar vaktim yok o yüzden beni dizide en etkileyen sahnelerden bahsetmeyi düşünüyorum.
rüya sahneleri: rüyalar bu kadar güzel açıklanamazdı sanırım, daha iyisi olamazdı. anında değişen mekanlar, anlamsız diyaloglar, değişen kişiler ve hepsi anlamlı. daha iyisinin yapılabileceğini sanmıyorum, çünkü her çekilen rüya sahnesi bir şeyler anlatıyordu ve aynı zamanda tam bir rüya gibiydi. karakterlerin rüyalarını izlerken, onların bilinç altlarını görebiliyorduk adeta.
psikolog sahneleri: şu ana kadar ki herhangi bir dizide psikoloji bu denli yumuşak bir dille anlatılmış mıdır? hiç sanmıyorum. dr. melfi'nin yumuşak ses tonu, aynı zamanda tony'den korkuşu ve onu alfa erkek olarak görüşü. yaşadıkları vicdan diyalogları, aile diyalogları, anne baba diyalogları... hepsi yeni dizi çekebilecek birisine ders verecek nitelikte. dizide geçen her diyalog böyle pek tabi ama dr. melfi ile tony soprano arasında geçen tüm diyaloglar harfi harfine özen ile yazılmış.
ördekler: aslında dizinin ilk bölümünde ördeklerin uçuşunu gördüğümüzde, dizinin finali o kadar belliydi ki. tony'nin 2 ailesi vardı ve zamanı geldiğinde bu iki ailede yavaşça uçup gidecekti elinden. ardından tony düşecekti... finale yaklaştıkça; öz ailesinde çocukları uçmuştu yuvadan, daha sonra mafya ailesi dağılmaya başlamıştı savaş yüzünden. tony her ne kadar geri gelirler diye hazırlasa da kendini değişen bir şey olmamıştı.
adriana'nın ölümü: dizide öldürülmesine en çok şaşırdığım karakterlerden biri oldu. çünkü tam bir karakterdi, dönemi yansıtıyordu ve ölmeyeceğine o kadar çok inanmıştım ki... silvio arabanda inip kıza küfürler yağdırarak kovalamaya başladığında ekran başında ellerimi başıma atıp "hayıııır" dedim kendimce. adriana dizide ki kediydi. dizinin sonlarına doğru ortaya çıkan ve ortamı terk etmeyen kedi adriana'yı temsil ediyordu. adriana mafya ailesinin içinde kalmış, çoğu şeyden habersiz ve kendisini işlerin o kadar da pis olmadığına inandırmaya çalışan masum biriydi. chris'e ölümüne aşıktı, sonunu getirende bu oldu...
christopher'ın ölümü: aynı adriana'da olduğu gibi, ellerimi başıma götürdüm ama bu sefer gözlerimi kapattım. görmek istemediğim bir şeydi. özellikle tony tarafından öldürülmesi o an için mantıklı gelmiyordu. ama christopher en inişli çıkışlı karakterlerden birisiydi ve tony için o an tehlikeliydi. çok detaya girmeyeceğim, izleyenler neden ölmesi gerektiğini anlamıştır zaten. o koca burnu, fevri hareketleri, yürüyüşü, konuşuşu, bir yazar olmak istemesi... çok derin bir karakterdi christopher, çocukluğundan beri başarı kavramı mafyaya katılıp para kazanmaktı. ama en sona doğru mafyanın değil, kendi hayallerinden peşinden koşmayı istemesi ve özgürleşmeye çalışması inanılmazdı.
final sahnesi: ben bir finalin insanı bu kadar lönk diye bırakabileceğini hiç düşünmemiştim. internette final hakkında çok çok yazı var, aynı şeyleri tekrar edip konuşmanın bir anlamı yok. gene bir ders niteliğinde çekilmişti sahne. kapının çanı ile tony'nin gözünden görmemiz, tony'nin gözünden baktığımızda ki ufak tefek detaylar. onun insanlara olan güvensizliğini belli eden hareketleri. meadow'un arabayı paralel park ederken göstermeye çalıştığı ilişki metaforu. her şeyi ile harika bir sahneydi. o finalde ki karanlıkta beynimden vuruldum adeta. bu kadar sert olmasını beklemiyordum. o karanlık geçen süre içinde, o kadar çok şey geldi ki aklıma. bobby ile teknede konuştukları "ölümden sonrası koca bir karanlık" sahnesi, silvio'nun yanında ki adam vurulduktan sonra sesi duyması... hep bunlar finalde ki karanlığı açıklayan detaylardı. yazacak çok şey var ama daha fazla uzatmayacağım.
son olarak James Gandolfini, büyük üstad. huzur içinde yat, dünyaya böyle bir eser bıraktığın için sana sonsuz kez minnettarım.
--spoiler--
buradan sonrası ağır spoiler içerebilir. izlemeyenlerin okumamasını şiddetle tavsiye ediyorum. gözünüzde kaçmasın, hızlı hızlı inin aşağı.
--spoiler--
bu diziyi anlatmaya kelimelerim yetmiyor. her bölüm mü bu kadar profesyonelce çekilir, her diyalog mu içi dolu dolu olur, her karakter mi yaşatır kendini bir dizide. inanılmaz, sadece inanılmaz... the sopranos'a dizi demeye dilim varmıyor. 86 adet filmden oluşmuş bir seri denilebilecek kadar detaylı şekilde çalışılmış çünkü. kıyafetler, renkler, çekim açıları, sahneler, müzikler, detaylar. hepsi çok çok çok kaliteli ve bir o kadarda izlenilesi. aslında her karakter için ayrı ayrı analiz yapmak istiyorum ama şu an o kadar vaktim yok o yüzden beni dizide en etkileyen sahnelerden bahsetmeyi düşünüyorum.
rüya sahneleri: rüyalar bu kadar güzel açıklanamazdı sanırım, daha iyisi olamazdı. anında değişen mekanlar, anlamsız diyaloglar, değişen kişiler ve hepsi anlamlı. daha iyisinin yapılabileceğini sanmıyorum, çünkü her çekilen rüya sahnesi bir şeyler anlatıyordu ve aynı zamanda tam bir rüya gibiydi. karakterlerin rüyalarını izlerken, onların bilinç altlarını görebiliyorduk adeta.
psikolog sahneleri: şu ana kadar ki herhangi bir dizide psikoloji bu denli yumuşak bir dille anlatılmış mıdır? hiç sanmıyorum. dr. melfi'nin yumuşak ses tonu, aynı zamanda tony'den korkuşu ve onu alfa erkek olarak görüşü. yaşadıkları vicdan diyalogları, aile diyalogları, anne baba diyalogları... hepsi yeni dizi çekebilecek birisine ders verecek nitelikte. dizide geçen her diyalog böyle pek tabi ama dr. melfi ile tony soprano arasında geçen tüm diyaloglar harfi harfine özen ile yazılmış.
ördekler: aslında dizinin ilk bölümünde ördeklerin uçuşunu gördüğümüzde, dizinin finali o kadar belliydi ki. tony'nin 2 ailesi vardı ve zamanı geldiğinde bu iki ailede yavaşça uçup gidecekti elinden. ardından tony düşecekti... finale yaklaştıkça; öz ailesinde çocukları uçmuştu yuvadan, daha sonra mafya ailesi dağılmaya başlamıştı savaş yüzünden. tony her ne kadar geri gelirler diye hazırlasa da kendini değişen bir şey olmamıştı.
adriana'nın ölümü: dizide öldürülmesine en çok şaşırdığım karakterlerden biri oldu. çünkü tam bir karakterdi, dönemi yansıtıyordu ve ölmeyeceğine o kadar çok inanmıştım ki... silvio arabanda inip kıza küfürler yağdırarak kovalamaya başladığında ekran başında ellerimi başıma atıp "hayıııır" dedim kendimce. adriana dizide ki kediydi. dizinin sonlarına doğru ortaya çıkan ve ortamı terk etmeyen kedi adriana'yı temsil ediyordu. adriana mafya ailesinin içinde kalmış, çoğu şeyden habersiz ve kendisini işlerin o kadar da pis olmadığına inandırmaya çalışan masum biriydi. chris'e ölümüne aşıktı, sonunu getirende bu oldu...
christopher'ın ölümü: aynı adriana'da olduğu gibi, ellerimi başıma götürdüm ama bu sefer gözlerimi kapattım. görmek istemediğim bir şeydi. özellikle tony tarafından öldürülmesi o an için mantıklı gelmiyordu. ama christopher en inişli çıkışlı karakterlerden birisiydi ve tony için o an tehlikeliydi. çok detaya girmeyeceğim, izleyenler neden ölmesi gerektiğini anlamıştır zaten. o koca burnu, fevri hareketleri, yürüyüşü, konuşuşu, bir yazar olmak istemesi... çok derin bir karakterdi christopher, çocukluğundan beri başarı kavramı mafyaya katılıp para kazanmaktı. ama en sona doğru mafyanın değil, kendi hayallerinden peşinden koşmayı istemesi ve özgürleşmeye çalışması inanılmazdı.
final sahnesi: ben bir finalin insanı bu kadar lönk diye bırakabileceğini hiç düşünmemiştim. internette final hakkında çok çok yazı var, aynı şeyleri tekrar edip konuşmanın bir anlamı yok. gene bir ders niteliğinde çekilmişti sahne. kapının çanı ile tony'nin gözünden görmemiz, tony'nin gözünden baktığımızda ki ufak tefek detaylar. onun insanlara olan güvensizliğini belli eden hareketleri. meadow'un arabayı paralel park ederken göstermeye çalıştığı ilişki metaforu. her şeyi ile harika bir sahneydi. o finalde ki karanlıkta beynimden vuruldum adeta. bu kadar sert olmasını beklemiyordum. o karanlık geçen süre içinde, o kadar çok şey geldi ki aklıma. bobby ile teknede konuştukları "ölümden sonrası koca bir karanlık" sahnesi, silvio'nun yanında ki adam vurulduktan sonra sesi duyması... hep bunlar finalde ki karanlığı açıklayan detaylardı. yazacak çok şey var ama daha fazla uzatmayacağım.
son olarak James Gandolfini, büyük üstad. huzur içinde yat, dünyaya böyle bir eser bıraktığın için sana sonsuz kez minnettarım.
--spoiler--
Gündemdeki Haberler
Güncel Önemli Başlıklar