bugün
- yasin kol'un gözaltına alınması4
- hürmüz boğazı nda petrol tankerine saldırı3
- silah bırakan pkklı kızlara ne olacak4
- gece kapıya dayanan 12 cin 8 ifrit 17 zombi8
- uludede'nin cenaze eventi9
- kendin hakkında gereksiz bir bilgi bırak12
- recep tahrik erdoğan4
- napolyon vs atatürk2
- bugün doğum günü olan yazarlar3
- akşam akşam kahveye davet eden seksi komşu kızı8
- 3 kere üst üste 31 çekmek11
- bacakları yukarı kaldırarak oturmak12
- azrail'in hergün her insana 366 kere bakması9
- pick me girl6
- özel bir şey konuşuyoruz git diyen arkadaş7
- çirkinsin mesajına verilebilecek cevaplar11
- fon mağduruyum da mağdurum diye zırlamak3
- öyle bir sevişmek ki alev çıkartıp yatağı yakmak4
- yunan adalarına gitmek20
- arkadaşlar sizce bu çocuk yakışıklı mı20
- dinci ahlaksızlığı19
- fatma betül sayan kaya64
- uludede'yi karıya götürmek7
- dolar 50 tl de olsa oyum ak parti ye43
- gece eve atılan kızın ayaklarının ters çıkması7
- göz kanlanması6
- queen ravenna adlı yazarı kurt ısırması12
- en kısa sürede göbek eritme teknikleri7
- gece uyurken bacağa kramp girmesi6
- ekmeğe çikolata sürmek7
- ilk adımı kızdan bekleyen erkek7
- yunan aşığı tip15
- nervio isimli yazarin tam olarak neye yaramasi24
- gecenin köründe aniden gelen türklük atakları6
- hiç edirne ciğer tavası yediniz mi12
- mini şortla kapıya gelen hanım komşu6
- ciğer yiyen midesizler10
- zengin koca bulup evinin hanımı olmak15
- bir sözlük kızını sözlükten çekip çıkartmak15
- fiziği güzel sözlük kızları47
- eyeliner çekme yöntemleri7
- ferhat gündoğdu'nun gözaltına alınması42
- sözlük yazarlarının ruh hali14
- ırakın bir bölümünün türkiyeye katılması14
- yaygın olmayan bir isme sahip olmak5
- ciğer vs kokoreç8
- sürekli özür dileyen insan5
- kömbe6
- kahverengi göz kalemi6
- rujlu erkekle öpüşmek14
nasıl yaşamak istediğini bilmemek, ne yapmak istediğini, nerede olduğunu, ne yaptığını.
neden olduğunu, nereye gittiğini bilmemek.
gece 4'de yanıp sönen sokak lambasına bakıp külü silkelerken küllüğe, birini ya da bir şeyi düşünmemek, ya da düşünmek.
aslında hiçbir şeyi tam manasıyla düşünemiyor oluş, duyguların, fikirlerin bir yere bakıp dalarken kayboluveriyor olması.
hep çok düşünceli olmakla bağdaştırmaktan mutsuzluğu, sanki düşünemiyor olmanın ondan bir parça alıp gidecekmiş gibi, hatta onu yok edecekmiş gibi gelmesi.
o kadar çok şarkı dinlemişlik ki, normal bir günde normal bir şekilde dinlenecek şarkılar gibi gelmemekle birlikte, artık neyi dinleyeceğini de bilmiyor olmaktan mütevellit, daha tecrübeli bir mutsuzun playlist'ine bırakıvermek kendini.
biraz daha kül sallamak.
biraz daha.
birden akla bugün doğum günü olan eski sevgilinin gelmesi.
aslında demek, belki buydu mutsuzluğun nedeni, belki sadece içten içe hatırlıyor olmak da bu günü, sadece hatırlamıyor gibi görünmenin kendine bile yalan söylemekten öte daha rahatlatıcı olduğunu düşünmek.
düşünmek, belki de bir şeyi düşünebiliyor olmanın verdiği anlık garip his.
sahi, ne yapıyor ki şimdi, muhtemelen mışıl mışıl uyuyor, yıllar geçmiş, hayatlar geçmiş, insanlar geçmiş olmasına rağmen, bu saatte klavyede bu kombinasyonu oluşturmak, sanki dünmüş de gidişi, bugün de doğum günüymüş gibi, sanki biraz gerçek biraz uyanmışlık gibi, sanki sabah doğum günümü kutlamadın diye tartışacakmışsınız gibi.
aklına bile gelmedin doğum gününde sen, kim bilir kiminle, kim bilir nerede geçti bu günü, bilmiyorsun ki?
biliyor musun?
takip etmiyorsun ki, ne yapıyor nerde kimle, cevapsız sorulardan fazlası değil uzun zamandan beri, çünkü canın yandı, değmeyeceğini düşündün, değdi mi?
o da cevapsız işte, değdi mi? değmedi muhtemelen, değmiş olsaydı bu saatte hala bir kombinasyon tutturmak yerine, hala tecrübeli mutsuzdan yürümek yerine, farklı bir dünyan olmaz mıydı?
daha da kül, sonra hala titreyen sokak lambası.
ev o kadar sessiz ki müzik ve tik tak dışında, bir de tütünün çıkardığı ses, kimseyi rahatsız etmemek için hiçbir şey yapmıyorsun.
rahatsız etmemek için hiçbir şey yapmadığın birileri bile yok, bir tek sokak lambası belki.
artık düşünebiliyor musun, yoksa sadece gelip giden kelimeler silsilesini öylece kombinasyonlamak mı yaptığın, onun da farkında olmamak biraz.
umutsuz olmak değil, hayal kırıklığı değil, huzursuzluk sadece, hiçbir şey yapmamanın, yapamamanın ya da, getirdiği huzursuzluk.
yine böyle bir şubatta, saat daha erkendi, terk edilmiş olmak mı acaba bütün mesele?
sonra haftalarca nefret ettiğin siyah kabanı çıkarmamak da şubatın getirisi mi?
almak istediğin cevaplar, duymak istediklerin, söylemek istediklerin, hepsinin kafanın içinde dönüp durması, ama sanki onlardan birini bile alıp tutmak, getirmek bu küllüğün yanına, diğerlerini de mi çıkaracak oldukları yerden, yoksa sen sadece yalnızlığına lamba ve küllükten başka bir de soru işaretli cümle mi bırakacaksın?
o cümle titremeyecek, sallanmayacak da küllüğe, ellerin yine buz gibi kalacak, ne işine yarayacak?
ne yapıyor acaba diye düşünmek yine, kendini geçip bir fotoğrafını bile görmüyor oluşun getirdiği hissizlik, bu cevabı biliyor olsan nasıl bir boyut alacak, neye dönüşecek?
mutsuzluğun resmi değişecek mi?
tecrübeli mutsuzun listesi bitti.
sigara bitti.
lamba hala yanıp sönüyor.
işaretli cümleler uçmakta devamcı.
ama mutsuzluğun bir resmi yok sanırım, tanımı yok, öyle ya da böyle bir anlatımı bu kombinasyonlarla yok, fikri yok, anısı yok, cümlesi yok, yazısı yok, şarkısı yok, saati yok.
mutsuzluğun hiçbir şeyi mi yok?
senin neyin var?
var mı?
neden olduğunu, nereye gittiğini bilmemek.
gece 4'de yanıp sönen sokak lambasına bakıp külü silkelerken küllüğe, birini ya da bir şeyi düşünmemek, ya da düşünmek.
aslında hiçbir şeyi tam manasıyla düşünemiyor oluş, duyguların, fikirlerin bir yere bakıp dalarken kayboluveriyor olması.
hep çok düşünceli olmakla bağdaştırmaktan mutsuzluğu, sanki düşünemiyor olmanın ondan bir parça alıp gidecekmiş gibi, hatta onu yok edecekmiş gibi gelmesi.
o kadar çok şarkı dinlemişlik ki, normal bir günde normal bir şekilde dinlenecek şarkılar gibi gelmemekle birlikte, artık neyi dinleyeceğini de bilmiyor olmaktan mütevellit, daha tecrübeli bir mutsuzun playlist'ine bırakıvermek kendini.
biraz daha kül sallamak.
biraz daha.
birden akla bugün doğum günü olan eski sevgilinin gelmesi.
aslında demek, belki buydu mutsuzluğun nedeni, belki sadece içten içe hatırlıyor olmak da bu günü, sadece hatırlamıyor gibi görünmenin kendine bile yalan söylemekten öte daha rahatlatıcı olduğunu düşünmek.
düşünmek, belki de bir şeyi düşünebiliyor olmanın verdiği anlık garip his.
sahi, ne yapıyor ki şimdi, muhtemelen mışıl mışıl uyuyor, yıllar geçmiş, hayatlar geçmiş, insanlar geçmiş olmasına rağmen, bu saatte klavyede bu kombinasyonu oluşturmak, sanki dünmüş de gidişi, bugün de doğum günüymüş gibi, sanki biraz gerçek biraz uyanmışlık gibi, sanki sabah doğum günümü kutlamadın diye tartışacakmışsınız gibi.
aklına bile gelmedin doğum gününde sen, kim bilir kiminle, kim bilir nerede geçti bu günü, bilmiyorsun ki?
biliyor musun?
takip etmiyorsun ki, ne yapıyor nerde kimle, cevapsız sorulardan fazlası değil uzun zamandan beri, çünkü canın yandı, değmeyeceğini düşündün, değdi mi?
o da cevapsız işte, değdi mi? değmedi muhtemelen, değmiş olsaydı bu saatte hala bir kombinasyon tutturmak yerine, hala tecrübeli mutsuzdan yürümek yerine, farklı bir dünyan olmaz mıydı?
daha da kül, sonra hala titreyen sokak lambası.
ev o kadar sessiz ki müzik ve tik tak dışında, bir de tütünün çıkardığı ses, kimseyi rahatsız etmemek için hiçbir şey yapmıyorsun.
rahatsız etmemek için hiçbir şey yapmadığın birileri bile yok, bir tek sokak lambası belki.
artık düşünebiliyor musun, yoksa sadece gelip giden kelimeler silsilesini öylece kombinasyonlamak mı yaptığın, onun da farkında olmamak biraz.
umutsuz olmak değil, hayal kırıklığı değil, huzursuzluk sadece, hiçbir şey yapmamanın, yapamamanın ya da, getirdiği huzursuzluk.
yine böyle bir şubatta, saat daha erkendi, terk edilmiş olmak mı acaba bütün mesele?
sonra haftalarca nefret ettiğin siyah kabanı çıkarmamak da şubatın getirisi mi?
almak istediğin cevaplar, duymak istediklerin, söylemek istediklerin, hepsinin kafanın içinde dönüp durması, ama sanki onlardan birini bile alıp tutmak, getirmek bu küllüğün yanına, diğerlerini de mi çıkaracak oldukları yerden, yoksa sen sadece yalnızlığına lamba ve küllükten başka bir de soru işaretli cümle mi bırakacaksın?
o cümle titremeyecek, sallanmayacak da küllüğe, ellerin yine buz gibi kalacak, ne işine yarayacak?
ne yapıyor acaba diye düşünmek yine, kendini geçip bir fotoğrafını bile görmüyor oluşun getirdiği hissizlik, bu cevabı biliyor olsan nasıl bir boyut alacak, neye dönüşecek?
mutsuzluğun resmi değişecek mi?
tecrübeli mutsuzun listesi bitti.
sigara bitti.
lamba hala yanıp sönüyor.
işaretli cümleler uçmakta devamcı.
ama mutsuzluğun bir resmi yok sanırım, tanımı yok, öyle ya da böyle bir anlatımı bu kombinasyonlarla yok, fikri yok, anısı yok, cümlesi yok, yazısı yok, şarkısı yok, saati yok.
mutsuzluğun hiçbir şeyi mi yok?
senin neyin var?
var mı?
Gündemdeki Haberler
Güncel Önemli Başlıklar