bugün
- sözlükten soğuma nedenleri10
- sözlük ırkçıları8
- simko316
- sürekli türkçülerin soyunu araştıran kürtçü10
- 17 ağustos 1999 gölcük depremi9
- iyi parti13
- cinler musallat istatistiği7
- pizza yemek5
- claudian clouds17
- eski sevgili nerede ne yapıyor5
- çerçeve yasa35
- üsteki yazara güzel bir şey söyle10
- burçlara inanan insanlar oy kullanmalı mı2
- kumburgaz plajına gidecek olan gence tavsiyeler31
- ikizler burcu erkeği akrep kadını ilişkisi3
- aleksey batrakov9
- erkek dediğin içinde gezdirir mutlu eder3
- amedspor14
- where is my mind vs creep3
- 25 kare teknigi2
- flört uygulamalarının yalan dolan olması4
- alttaki yazara motto ver16
- deniz zeyrek3
- pkk'ya küfür edince sinirlenen ülkücü8
- hoppili gillini ve sincan bebeleri3
- azize sibel gönül3
- bebek katili öcalan11
- kendini değersizleştiren insan8
- dünya güneş'in etrafında keyfinden dönmüyor2
- pareidolia2
- içimizdeki canavar4
- cehennemin yedi prensi2
- sözlük yazarları neli kahve içiyor6
- şizofreni diye bi hastalık yok cin musallatı var2
- uğruna kavga edilmesini isteyen türk kızı13
- aslan gibi adam10
- osuruktan şiirler22
- özgür özel'in ne mutlu türküm diyene diyememesi3
- amedsporun türkiye ligi nde lider olması3
- vladimir putin2
- sihirli annem taci'ye yapılan haksızlık3
- yahudiler neden hindistan'ı seviyor3
- nervio çaylak olmadı kalbimizde yaşıyor2
- halk cafe2
- porno entelektüelliği8
- çaylak olanalara ahahaha çaylak olmuş yazmamız2
- avanos2
- uludağ sözlük kızları mericini seçiyor4
- 16 ağustos 2026 türksat 4a frekans değişikliği4
- seri gizli artı oy veren melek9
nasıl yaşamak istediğini bilmemek, ne yapmak istediğini, nerede olduğunu, ne yaptığını.
neden olduğunu, nereye gittiğini bilmemek.
gece 4'de yanıp sönen sokak lambasına bakıp külü silkelerken küllüğe, birini ya da bir şeyi düşünmemek, ya da düşünmek.
aslında hiçbir şeyi tam manasıyla düşünemiyor oluş, duyguların, fikirlerin bir yere bakıp dalarken kayboluveriyor olması.
hep çok düşünceli olmakla bağdaştırmaktan mutsuzluğu, sanki düşünemiyor olmanın ondan bir parça alıp gidecekmiş gibi, hatta onu yok edecekmiş gibi gelmesi.
o kadar çok şarkı dinlemişlik ki, normal bir günde normal bir şekilde dinlenecek şarkılar gibi gelmemekle birlikte, artık neyi dinleyeceğini de bilmiyor olmaktan mütevellit, daha tecrübeli bir mutsuzun playlist'ine bırakıvermek kendini.
biraz daha kül sallamak.
biraz daha.
birden akla bugün doğum günü olan eski sevgilinin gelmesi.
aslında demek, belki buydu mutsuzluğun nedeni, belki sadece içten içe hatırlıyor olmak da bu günü, sadece hatırlamıyor gibi görünmenin kendine bile yalan söylemekten öte daha rahatlatıcı olduğunu düşünmek.
düşünmek, belki de bir şeyi düşünebiliyor olmanın verdiği anlık garip his.
sahi, ne yapıyor ki şimdi, muhtemelen mışıl mışıl uyuyor, yıllar geçmiş, hayatlar geçmiş, insanlar geçmiş olmasına rağmen, bu saatte klavyede bu kombinasyonu oluşturmak, sanki dünmüş de gidişi, bugün de doğum günüymüş gibi, sanki biraz gerçek biraz uyanmışlık gibi, sanki sabah doğum günümü kutlamadın diye tartışacakmışsınız gibi.
aklına bile gelmedin doğum gününde sen, kim bilir kiminle, kim bilir nerede geçti bu günü, bilmiyorsun ki?
biliyor musun?
takip etmiyorsun ki, ne yapıyor nerde kimle, cevapsız sorulardan fazlası değil uzun zamandan beri, çünkü canın yandı, değmeyeceğini düşündün, değdi mi?
o da cevapsız işte, değdi mi? değmedi muhtemelen, değmiş olsaydı bu saatte hala bir kombinasyon tutturmak yerine, hala tecrübeli mutsuzdan yürümek yerine, farklı bir dünyan olmaz mıydı?
daha da kül, sonra hala titreyen sokak lambası.
ev o kadar sessiz ki müzik ve tik tak dışında, bir de tütünün çıkardığı ses, kimseyi rahatsız etmemek için hiçbir şey yapmıyorsun.
rahatsız etmemek için hiçbir şey yapmadığın birileri bile yok, bir tek sokak lambası belki.
artık düşünebiliyor musun, yoksa sadece gelip giden kelimeler silsilesini öylece kombinasyonlamak mı yaptığın, onun da farkında olmamak biraz.
umutsuz olmak değil, hayal kırıklığı değil, huzursuzluk sadece, hiçbir şey yapmamanın, yapamamanın ya da, getirdiği huzursuzluk.
yine böyle bir şubatta, saat daha erkendi, terk edilmiş olmak mı acaba bütün mesele?
sonra haftalarca nefret ettiğin siyah kabanı çıkarmamak da şubatın getirisi mi?
almak istediğin cevaplar, duymak istediklerin, söylemek istediklerin, hepsinin kafanın içinde dönüp durması, ama sanki onlardan birini bile alıp tutmak, getirmek bu küllüğün yanına, diğerlerini de mi çıkaracak oldukları yerden, yoksa sen sadece yalnızlığına lamba ve küllükten başka bir de soru işaretli cümle mi bırakacaksın?
o cümle titremeyecek, sallanmayacak da küllüğe, ellerin yine buz gibi kalacak, ne işine yarayacak?
ne yapıyor acaba diye düşünmek yine, kendini geçip bir fotoğrafını bile görmüyor oluşun getirdiği hissizlik, bu cevabı biliyor olsan nasıl bir boyut alacak, neye dönüşecek?
mutsuzluğun resmi değişecek mi?
tecrübeli mutsuzun listesi bitti.
sigara bitti.
lamba hala yanıp sönüyor.
işaretli cümleler uçmakta devamcı.
ama mutsuzluğun bir resmi yok sanırım, tanımı yok, öyle ya da böyle bir anlatımı bu kombinasyonlarla yok, fikri yok, anısı yok, cümlesi yok, yazısı yok, şarkısı yok, saati yok.
mutsuzluğun hiçbir şeyi mi yok?
senin neyin var?
var mı?
neden olduğunu, nereye gittiğini bilmemek.
gece 4'de yanıp sönen sokak lambasına bakıp külü silkelerken küllüğe, birini ya da bir şeyi düşünmemek, ya da düşünmek.
aslında hiçbir şeyi tam manasıyla düşünemiyor oluş, duyguların, fikirlerin bir yere bakıp dalarken kayboluveriyor olması.
hep çok düşünceli olmakla bağdaştırmaktan mutsuzluğu, sanki düşünemiyor olmanın ondan bir parça alıp gidecekmiş gibi, hatta onu yok edecekmiş gibi gelmesi.
o kadar çok şarkı dinlemişlik ki, normal bir günde normal bir şekilde dinlenecek şarkılar gibi gelmemekle birlikte, artık neyi dinleyeceğini de bilmiyor olmaktan mütevellit, daha tecrübeli bir mutsuzun playlist'ine bırakıvermek kendini.
biraz daha kül sallamak.
biraz daha.
birden akla bugün doğum günü olan eski sevgilinin gelmesi.
aslında demek, belki buydu mutsuzluğun nedeni, belki sadece içten içe hatırlıyor olmak da bu günü, sadece hatırlamıyor gibi görünmenin kendine bile yalan söylemekten öte daha rahatlatıcı olduğunu düşünmek.
düşünmek, belki de bir şeyi düşünebiliyor olmanın verdiği anlık garip his.
sahi, ne yapıyor ki şimdi, muhtemelen mışıl mışıl uyuyor, yıllar geçmiş, hayatlar geçmiş, insanlar geçmiş olmasına rağmen, bu saatte klavyede bu kombinasyonu oluşturmak, sanki dünmüş de gidişi, bugün de doğum günüymüş gibi, sanki biraz gerçek biraz uyanmışlık gibi, sanki sabah doğum günümü kutlamadın diye tartışacakmışsınız gibi.
aklına bile gelmedin doğum gününde sen, kim bilir kiminle, kim bilir nerede geçti bu günü, bilmiyorsun ki?
biliyor musun?
takip etmiyorsun ki, ne yapıyor nerde kimle, cevapsız sorulardan fazlası değil uzun zamandan beri, çünkü canın yandı, değmeyeceğini düşündün, değdi mi?
o da cevapsız işte, değdi mi? değmedi muhtemelen, değmiş olsaydı bu saatte hala bir kombinasyon tutturmak yerine, hala tecrübeli mutsuzdan yürümek yerine, farklı bir dünyan olmaz mıydı?
daha da kül, sonra hala titreyen sokak lambası.
ev o kadar sessiz ki müzik ve tik tak dışında, bir de tütünün çıkardığı ses, kimseyi rahatsız etmemek için hiçbir şey yapmıyorsun.
rahatsız etmemek için hiçbir şey yapmadığın birileri bile yok, bir tek sokak lambası belki.
artık düşünebiliyor musun, yoksa sadece gelip giden kelimeler silsilesini öylece kombinasyonlamak mı yaptığın, onun da farkında olmamak biraz.
umutsuz olmak değil, hayal kırıklığı değil, huzursuzluk sadece, hiçbir şey yapmamanın, yapamamanın ya da, getirdiği huzursuzluk.
yine böyle bir şubatta, saat daha erkendi, terk edilmiş olmak mı acaba bütün mesele?
sonra haftalarca nefret ettiğin siyah kabanı çıkarmamak da şubatın getirisi mi?
almak istediğin cevaplar, duymak istediklerin, söylemek istediklerin, hepsinin kafanın içinde dönüp durması, ama sanki onlardan birini bile alıp tutmak, getirmek bu küllüğün yanına, diğerlerini de mi çıkaracak oldukları yerden, yoksa sen sadece yalnızlığına lamba ve küllükten başka bir de soru işaretli cümle mi bırakacaksın?
o cümle titremeyecek, sallanmayacak da küllüğe, ellerin yine buz gibi kalacak, ne işine yarayacak?
ne yapıyor acaba diye düşünmek yine, kendini geçip bir fotoğrafını bile görmüyor oluşun getirdiği hissizlik, bu cevabı biliyor olsan nasıl bir boyut alacak, neye dönüşecek?
mutsuzluğun resmi değişecek mi?
tecrübeli mutsuzun listesi bitti.
sigara bitti.
lamba hala yanıp sönüyor.
işaretli cümleler uçmakta devamcı.
ama mutsuzluğun bir resmi yok sanırım, tanımı yok, öyle ya da böyle bir anlatımı bu kombinasyonlarla yok, fikri yok, anısı yok, cümlesi yok, yazısı yok, şarkısı yok, saati yok.
mutsuzluğun hiçbir şeyi mi yok?
senin neyin var?
var mı?
Gündemdeki Haberler
Güncel Önemli Başlıklar