bugün
- acı gerçekler11
- gammazlar göreve5
- büyük istanbul depremi4
- muhalif kızların ak partili erkeklere aşık olması13
- ilk buluşmaya 46 adet deveyle gelen kız7
- ilişkilerde ortak zevklerin önemi5
- ergen gibi davranan 35 yaş üstü dingil3
- lise yıllarına ait bir şey söyleyin17
- motorla kaza yapan kadın5
- bir kız true ile arkadaş olabilir mi10
- köy6
- gölcük depremi3
- demet evgar4
- keşif2
- hünkar beğendi vs alinazik9
- gece çölde deveyle yol alırken dinlenecek şarkılar5
- anın görüntüsü28
- spk soruşturmasında 387 milyon lira dondurulması4
- queen ravenna'nın arabasını çalmak4
- ağlamak2
- sözlükte aile kurmak5
- yaz mevsiminin avuçlarımızdan kayıp gidivermesi2
- yeni biriyle nerede tanışılır11
- müzik dinleyen 45 yaş üstü dallama2
- en lezzetli balık21
- wilfried singo2
- sevilmeyen yazara kara büyü yapıp öldürmek2
- nejat uygur4
- o kişi sözlüğe girince ne yapmalı5
- sanat filmi2
- suya giden eşeğin asıl amacı3
- aleyna tilki2
- müzik aç diyen kıza burhan çaçandan vay nene açmak2
- kızı kara köprü narlıktır le le ile karşılamak2
- kova burcu erkeği akrep kadını5
- karton toplarken kafaya yıldırım düşmesi6
- seri eksicinin iq düzeyi6
- derdinizi dinlerken rakı sofrası kuran psikolog4
- ata iyi binen erkek3
- atatürk diyor ki10
- iş yerinde topuklu ayakkabı giymeyen kadın9
- vurdurmaya giden kız sevinci3
- nesilden nesle aktarılan ilk günah2
- parkta oturan adam3
- sifonun sızdırıyorsa kaçenzinyo3
- birikim yapmak5
- ortadoğu3
- bilmeyen birine ulu sözlüğü tek cümle ile anlat11
- 24 eylül 20263
- ellerim bos gonlum hos5
asgar ferhadinin yönettiği, bu film ile cannes en iyi kadın oyuncu ödülü alan berenice bejonun ali mossafa ve tahar rahim ile başrolünü paylaştığı 2013 yapımı bir fransız filmi le passe. gerilimin hiç eksik olmadığı ve bazen konuşulan o kadar diyaloğa rağmen tek bir mimiğin yettiği bir film. oyuncuların üstün yetenekleriyle ve senaryonun gerçekten iyi yazılmış olması bu filmi tepe noktalara çıkartmaya yetmiş gibi gözüküyor. sürekli olarak filmi tahmin etmeye çalışmanız ve her tahmininizde biraz daha fazla yanıldığınızı anlamanız da filme ayrı bir tat katmış.
film aslında ismi gibi geçmişi konu alıyor. başlıkta da söylediğim gibi, geçmiş zamanda sürekli ertelenen umutların bir aileyi nasıl perişan edebileceğini görüyoruz. hem de bu perişan etme durumu karakterlerinin hepsinin geçmişinde yaşayan bir karaktere dokunarak, bir çığ gibi büyüyerek geliyor filmin sonuna kadar. tüm karakterlerin birbiriyle olan diyalogları ve birbirlerine temas etmeleri, tüm hikayedeki karakterleri etkiliyor. hal böyle olunca da aslında bir polisiye film izler gibi konuyu çözmeye çalışıyorsunuz fakat her polisiye film gibi ne kadar tahmin ederseniz edin, yanıldığınız noktalar oluyor.
tahar rahim zaten sevdiğim bir oyuncu, çok doğal ve yetenekli. bu filmde de yine yapmış yapacağını. daha önceden hiç tanımayanlar bu filmde tahar rahimi gördüklerinde eminim ki hemen diğer filmlerine bakıp, izlemeye başlar. kendisi öyle bir oyunculuk sergilemiş. fakat tahar rahime ne kadar iyi dersek diyelim, neden bilmiyorum ben ali mossafayı bu filmde biraz daha fazla beğendim. karakterin olduğu konumdan dolayı mı, diyaloglarının sağlamlığından dolayı mı hala bilemiyorum ama sanki hikaye boyunca tüm karakterleri toplayan o olduğu gibi, filmdeki tüm yetenekli oyuncuları da bir araya getirip, film üst kaliteye çıkaran isim de o olmuş gibi geliyor. tabii, şimdi bu iki büyük ismi kenarıya bırakalım ve bizim ufaklık elyes aguise gelelim. bir minik adam bu kadar mı güzel oynanır? o ne mimiktir, o nasıl karaktere kendini kaptırmaktır, böyle güzel oyunculuk, bu yaşta yapılır mı? gerçekten çok kıskandım oyunculuğunu, umarım ilerleyen zamanlarda, gözümüzün önünde beyaz perdede büyür ve böyle yetenekli bir isimi seneler sonra konuşuyor oluruz.
film boyunca aslında çok fazla ikilem arasında bırakılıyoruz. geleceği yaşamak için geçmişi yaşamaya zorunlu tutulan insanlar var. geleceğe umutla bakmalarına rağmen, arkalarından gelen o karanlık geçmiş her zaman onların yolunu kesiyor. ve gelecek ile geçmiş öylesine çatışma yaşıyor ki, karakterler bugünü yaşayamaz oluyorlar. ve geçmişin bu kadar karanlık olmasının sebebi de, aslında karakterlerin de boyunu aşan bir durum yüzünden oluyor. bazı olayları eksik anlamak, yalan söylemekten çok daha ötede kötülükler doğurur. karakterlerde aslında tam olarak bu yüzden hiç bir zaman geleceğe doğru adım atamıyorlar. bu kadar karışık bir hikayeyi zorlaştıran sebep ise, karakterlerin yalanları değil -ki zaten filmde aslında kimse yalan söylemiyor-, tüm konuları eksik anlamaları ve birbirleri arasında iletişim sorunları yaşamaları. bu yönüyle de aslında alışılmış yalana dayalı senaryoların yanında, orjinal bir senaryo olarak kabul edebiliriz. ve bu orjinallik filmin başından sonuna kadar devam ediyor, tek bir yerde patlak vermiyor.
böyle bir senaryoyu türkiyede en az beş sezon televizyon dizilerinde izlerdik. bu beş sezonluk izletilebilir senaryoyu 130 dakikada göstermek de asgar ferhadinin ustalığı olarak kalsın diyelim. senaryo ve oyunculuklara hayran olduğum, en iyi kadın oyuncu ödüllü bu filmi izlemediyseniz kesinlikle izlemenizi tavsiye ediyorum. izlerken asla sıkılmayacağınız ve her zaman bir sonraki sahneyi merak edeceğiniz bir film. sürükleyicilik ve dramı aynı film içinde sevenler ve bir de şiddetli diyaloglar ile gerilenler, filmi izledikten sonra ne dediğimi daha iyi anlayacaklardır.
film aslında ismi gibi geçmişi konu alıyor. başlıkta da söylediğim gibi, geçmiş zamanda sürekli ertelenen umutların bir aileyi nasıl perişan edebileceğini görüyoruz. hem de bu perişan etme durumu karakterlerinin hepsinin geçmişinde yaşayan bir karaktere dokunarak, bir çığ gibi büyüyerek geliyor filmin sonuna kadar. tüm karakterlerin birbiriyle olan diyalogları ve birbirlerine temas etmeleri, tüm hikayedeki karakterleri etkiliyor. hal böyle olunca da aslında bir polisiye film izler gibi konuyu çözmeye çalışıyorsunuz fakat her polisiye film gibi ne kadar tahmin ederseniz edin, yanıldığınız noktalar oluyor.
tahar rahim zaten sevdiğim bir oyuncu, çok doğal ve yetenekli. bu filmde de yine yapmış yapacağını. daha önceden hiç tanımayanlar bu filmde tahar rahimi gördüklerinde eminim ki hemen diğer filmlerine bakıp, izlemeye başlar. kendisi öyle bir oyunculuk sergilemiş. fakat tahar rahime ne kadar iyi dersek diyelim, neden bilmiyorum ben ali mossafayı bu filmde biraz daha fazla beğendim. karakterin olduğu konumdan dolayı mı, diyaloglarının sağlamlığından dolayı mı hala bilemiyorum ama sanki hikaye boyunca tüm karakterleri toplayan o olduğu gibi, filmdeki tüm yetenekli oyuncuları da bir araya getirip, film üst kaliteye çıkaran isim de o olmuş gibi geliyor. tabii, şimdi bu iki büyük ismi kenarıya bırakalım ve bizim ufaklık elyes aguise gelelim. bir minik adam bu kadar mı güzel oynanır? o ne mimiktir, o nasıl karaktere kendini kaptırmaktır, böyle güzel oyunculuk, bu yaşta yapılır mı? gerçekten çok kıskandım oyunculuğunu, umarım ilerleyen zamanlarda, gözümüzün önünde beyaz perdede büyür ve böyle yetenekli bir isimi seneler sonra konuşuyor oluruz.
film boyunca aslında çok fazla ikilem arasında bırakılıyoruz. geleceği yaşamak için geçmişi yaşamaya zorunlu tutulan insanlar var. geleceğe umutla bakmalarına rağmen, arkalarından gelen o karanlık geçmiş her zaman onların yolunu kesiyor. ve gelecek ile geçmiş öylesine çatışma yaşıyor ki, karakterler bugünü yaşayamaz oluyorlar. ve geçmişin bu kadar karanlık olmasının sebebi de, aslında karakterlerin de boyunu aşan bir durum yüzünden oluyor. bazı olayları eksik anlamak, yalan söylemekten çok daha ötede kötülükler doğurur. karakterlerde aslında tam olarak bu yüzden hiç bir zaman geleceğe doğru adım atamıyorlar. bu kadar karışık bir hikayeyi zorlaştıran sebep ise, karakterlerin yalanları değil -ki zaten filmde aslında kimse yalan söylemiyor-, tüm konuları eksik anlamaları ve birbirleri arasında iletişim sorunları yaşamaları. bu yönüyle de aslında alışılmış yalana dayalı senaryoların yanında, orjinal bir senaryo olarak kabul edebiliriz. ve bu orjinallik filmin başından sonuna kadar devam ediyor, tek bir yerde patlak vermiyor.
böyle bir senaryoyu türkiyede en az beş sezon televizyon dizilerinde izlerdik. bu beş sezonluk izletilebilir senaryoyu 130 dakikada göstermek de asgar ferhadinin ustalığı olarak kalsın diyelim. senaryo ve oyunculuklara hayran olduğum, en iyi kadın oyuncu ödüllü bu filmi izlemediyseniz kesinlikle izlemenizi tavsiye ediyorum. izlerken asla sıkılmayacağınız ve her zaman bir sonraki sahneyi merak edeceğiniz bir film. sürükleyicilik ve dramı aynı film içinde sevenler ve bir de şiddetli diyaloglar ile gerilenler, filmi izledikten sonra ne dediğimi daha iyi anlayacaklardır.
Gündemdeki Haberler
Güncel Önemli Başlıklar