bugün
- hünkar beğendi vs alinazik6
- birikim yapmak5
- en lezzetli balık21
- sifonun sızdırıyorsa kaçenzinyo2
- iş yerinde topuklu ayakkabı giymeyen kadın8
- yapay zeka mod entryde mala mal deyince siliyor2
- fransa'nın türkiye'ye atacağı gol sayısı2
- muhalif kızların ak partili erkeklere aşık olması5
- ellerim bos gonlum hos5
- bir kız true ile arkadaş olabilir mi3
- lise yıllarına ait bir şey söyleyin13
- ilk buluşmada 16 adet cağ kebabı yiyen kız9
- arkadaşlar bi bakar mısınız6
- karton toplarken kafaya yıldırım düşmesi3
- 24 eylül 2026 şanlıurfa depremi2
- o kişi sözlüğe girince ne yapmalı3
- can holding'in 33 şirketini geri alması5
- ne bakıyorsunuz yazsanıza3
- karınızı oto yıkamada yıkar mısınız3
- ilk buluşmaya 46 adet deveyle gelen kız2
- israil10
- türkiye medeni bi ülkeyse neden hristiyan yok29
- dünya2
- deprem2
- true nickli yazar24
- sözlüğün kalitesinin bu aralar biraz düzelmesi3
- ayakkabının ayağa vurmasının oluşturduğu durum11
- karton toplarken tırın altında kalmak2
- dünyanın en çok ziyaret edilen şehirleri2
- erdoğan'ın new york ta iş adamlarıyla buluşması3
- sabahları nefret edilen şeyler10
- karşı cinsteki en itici özellik12
- çok seviyorsan birini2
- ben geldim naneler13
- garip bir rüya gördüm5
- anın görüntüsü25
- kabul görmüş fikirlere itiraz etmek7
- karton toplarken cin musallat olması6
- gocu33
- does the carpet match the drapes2
- mansur yavaş14
- asena keskinci3
- bilmeyen birine ulu sözlüğü tek cümle ile anlat11
- yazarların kulaklığında şu an çalan şarkı12
- how'i met your mother marshall6
- online listesindeki sıralama mantığı9
- yeni biriyle nerede tanışılır8
- online listesi neden kaldırıldı10
- fusya semsiyeli yabanci'nın gerçek kimliği37
- sahibinin sesi ile okunan cümleler8
asgar ferhadinin yönettiği, bu film ile cannes en iyi kadın oyuncu ödülü alan berenice bejonun ali mossafa ve tahar rahim ile başrolünü paylaştığı 2013 yapımı bir fransız filmi le passe. gerilimin hiç eksik olmadığı ve bazen konuşulan o kadar diyaloğa rağmen tek bir mimiğin yettiği bir film. oyuncuların üstün yetenekleriyle ve senaryonun gerçekten iyi yazılmış olması bu filmi tepe noktalara çıkartmaya yetmiş gibi gözüküyor. sürekli olarak filmi tahmin etmeye çalışmanız ve her tahmininizde biraz daha fazla yanıldığınızı anlamanız da filme ayrı bir tat katmış.
film aslında ismi gibi geçmişi konu alıyor. başlıkta da söylediğim gibi, geçmiş zamanda sürekli ertelenen umutların bir aileyi nasıl perişan edebileceğini görüyoruz. hem de bu perişan etme durumu karakterlerinin hepsinin geçmişinde yaşayan bir karaktere dokunarak, bir çığ gibi büyüyerek geliyor filmin sonuna kadar. tüm karakterlerin birbiriyle olan diyalogları ve birbirlerine temas etmeleri, tüm hikayedeki karakterleri etkiliyor. hal böyle olunca da aslında bir polisiye film izler gibi konuyu çözmeye çalışıyorsunuz fakat her polisiye film gibi ne kadar tahmin ederseniz edin, yanıldığınız noktalar oluyor.
tahar rahim zaten sevdiğim bir oyuncu, çok doğal ve yetenekli. bu filmde de yine yapmış yapacağını. daha önceden hiç tanımayanlar bu filmde tahar rahimi gördüklerinde eminim ki hemen diğer filmlerine bakıp, izlemeye başlar. kendisi öyle bir oyunculuk sergilemiş. fakat tahar rahime ne kadar iyi dersek diyelim, neden bilmiyorum ben ali mossafayı bu filmde biraz daha fazla beğendim. karakterin olduğu konumdan dolayı mı, diyaloglarının sağlamlığından dolayı mı hala bilemiyorum ama sanki hikaye boyunca tüm karakterleri toplayan o olduğu gibi, filmdeki tüm yetenekli oyuncuları da bir araya getirip, film üst kaliteye çıkaran isim de o olmuş gibi geliyor. tabii, şimdi bu iki büyük ismi kenarıya bırakalım ve bizim ufaklık elyes aguise gelelim. bir minik adam bu kadar mı güzel oynanır? o ne mimiktir, o nasıl karaktere kendini kaptırmaktır, böyle güzel oyunculuk, bu yaşta yapılır mı? gerçekten çok kıskandım oyunculuğunu, umarım ilerleyen zamanlarda, gözümüzün önünde beyaz perdede büyür ve böyle yetenekli bir isimi seneler sonra konuşuyor oluruz.
film boyunca aslında çok fazla ikilem arasında bırakılıyoruz. geleceği yaşamak için geçmişi yaşamaya zorunlu tutulan insanlar var. geleceğe umutla bakmalarına rağmen, arkalarından gelen o karanlık geçmiş her zaman onların yolunu kesiyor. ve gelecek ile geçmiş öylesine çatışma yaşıyor ki, karakterler bugünü yaşayamaz oluyorlar. ve geçmişin bu kadar karanlık olmasının sebebi de, aslında karakterlerin de boyunu aşan bir durum yüzünden oluyor. bazı olayları eksik anlamak, yalan söylemekten çok daha ötede kötülükler doğurur. karakterlerde aslında tam olarak bu yüzden hiç bir zaman geleceğe doğru adım atamıyorlar. bu kadar karışık bir hikayeyi zorlaştıran sebep ise, karakterlerin yalanları değil -ki zaten filmde aslında kimse yalan söylemiyor-, tüm konuları eksik anlamaları ve birbirleri arasında iletişim sorunları yaşamaları. bu yönüyle de aslında alışılmış yalana dayalı senaryoların yanında, orjinal bir senaryo olarak kabul edebiliriz. ve bu orjinallik filmin başından sonuna kadar devam ediyor, tek bir yerde patlak vermiyor.
böyle bir senaryoyu türkiyede en az beş sezon televizyon dizilerinde izlerdik. bu beş sezonluk izletilebilir senaryoyu 130 dakikada göstermek de asgar ferhadinin ustalığı olarak kalsın diyelim. senaryo ve oyunculuklara hayran olduğum, en iyi kadın oyuncu ödüllü bu filmi izlemediyseniz kesinlikle izlemenizi tavsiye ediyorum. izlerken asla sıkılmayacağınız ve her zaman bir sonraki sahneyi merak edeceğiniz bir film. sürükleyicilik ve dramı aynı film içinde sevenler ve bir de şiddetli diyaloglar ile gerilenler, filmi izledikten sonra ne dediğimi daha iyi anlayacaklardır.
film aslında ismi gibi geçmişi konu alıyor. başlıkta da söylediğim gibi, geçmiş zamanda sürekli ertelenen umutların bir aileyi nasıl perişan edebileceğini görüyoruz. hem de bu perişan etme durumu karakterlerinin hepsinin geçmişinde yaşayan bir karaktere dokunarak, bir çığ gibi büyüyerek geliyor filmin sonuna kadar. tüm karakterlerin birbiriyle olan diyalogları ve birbirlerine temas etmeleri, tüm hikayedeki karakterleri etkiliyor. hal böyle olunca da aslında bir polisiye film izler gibi konuyu çözmeye çalışıyorsunuz fakat her polisiye film gibi ne kadar tahmin ederseniz edin, yanıldığınız noktalar oluyor.
tahar rahim zaten sevdiğim bir oyuncu, çok doğal ve yetenekli. bu filmde de yine yapmış yapacağını. daha önceden hiç tanımayanlar bu filmde tahar rahimi gördüklerinde eminim ki hemen diğer filmlerine bakıp, izlemeye başlar. kendisi öyle bir oyunculuk sergilemiş. fakat tahar rahime ne kadar iyi dersek diyelim, neden bilmiyorum ben ali mossafayı bu filmde biraz daha fazla beğendim. karakterin olduğu konumdan dolayı mı, diyaloglarının sağlamlığından dolayı mı hala bilemiyorum ama sanki hikaye boyunca tüm karakterleri toplayan o olduğu gibi, filmdeki tüm yetenekli oyuncuları da bir araya getirip, film üst kaliteye çıkaran isim de o olmuş gibi geliyor. tabii, şimdi bu iki büyük ismi kenarıya bırakalım ve bizim ufaklık elyes aguise gelelim. bir minik adam bu kadar mı güzel oynanır? o ne mimiktir, o nasıl karaktere kendini kaptırmaktır, böyle güzel oyunculuk, bu yaşta yapılır mı? gerçekten çok kıskandım oyunculuğunu, umarım ilerleyen zamanlarda, gözümüzün önünde beyaz perdede büyür ve böyle yetenekli bir isimi seneler sonra konuşuyor oluruz.
film boyunca aslında çok fazla ikilem arasında bırakılıyoruz. geleceği yaşamak için geçmişi yaşamaya zorunlu tutulan insanlar var. geleceğe umutla bakmalarına rağmen, arkalarından gelen o karanlık geçmiş her zaman onların yolunu kesiyor. ve gelecek ile geçmiş öylesine çatışma yaşıyor ki, karakterler bugünü yaşayamaz oluyorlar. ve geçmişin bu kadar karanlık olmasının sebebi de, aslında karakterlerin de boyunu aşan bir durum yüzünden oluyor. bazı olayları eksik anlamak, yalan söylemekten çok daha ötede kötülükler doğurur. karakterlerde aslında tam olarak bu yüzden hiç bir zaman geleceğe doğru adım atamıyorlar. bu kadar karışık bir hikayeyi zorlaştıran sebep ise, karakterlerin yalanları değil -ki zaten filmde aslında kimse yalan söylemiyor-, tüm konuları eksik anlamaları ve birbirleri arasında iletişim sorunları yaşamaları. bu yönüyle de aslında alışılmış yalana dayalı senaryoların yanında, orjinal bir senaryo olarak kabul edebiliriz. ve bu orjinallik filmin başından sonuna kadar devam ediyor, tek bir yerde patlak vermiyor.
böyle bir senaryoyu türkiyede en az beş sezon televizyon dizilerinde izlerdik. bu beş sezonluk izletilebilir senaryoyu 130 dakikada göstermek de asgar ferhadinin ustalığı olarak kalsın diyelim. senaryo ve oyunculuklara hayran olduğum, en iyi kadın oyuncu ödüllü bu filmi izlemediyseniz kesinlikle izlemenizi tavsiye ediyorum. izlerken asla sıkılmayacağınız ve her zaman bir sonraki sahneyi merak edeceğiniz bir film. sürükleyicilik ve dramı aynı film içinde sevenler ve bir de şiddetli diyaloglar ile gerilenler, filmi izledikten sonra ne dediğimi daha iyi anlayacaklardır.
Gündemdeki Haberler
Güncel Önemli Başlıklar