bugün
- sözlükteki sessiz yazarlar7
- arkadaşlar kova erkeğinden olur mu6
- kimse seni sevmiyor4
- mustafa kemal atatürk ün boyu8
- claudian clouds38
- sözlük erkeklerinin bugünkü kombinleri24
- hiç antidepresan kullanmayan insan6
- ölümden korkuyor musunuz30
- 20 eylül 2026 amedspor beşiktaş maçı28
- size göre akp'nin en büyük ihaneti hangisi19
- öğrencinin kırtasiye masrafı 3 bin 335 lira2
- hiçbir şey yapası gelmemek4
- çağrı dayı2
- habire1220
- yazılımcıların flört edememesi3
- sözlük kızları dertleşiyor4
- kadın dövmek4
- atatürk diyor ki8
- 2026 2027 uefa avrupa ligi şampiyonu3
- game of thrones taki kerhaneci4
- sivilce için deneyimli yazar tavsiyeleri52
- epoxis2
- tuba büyüküstün2
- 19 eylül 2026 trabzonspor galatasaray maçı36
- iltica17
- askerde sahip olunan en büyük lüks17
- 20 eylül 2026 fenerbahçe eyüpspor maçı14
- forex dolandırıcılığı soruşturmasında 191 gözaltı2
- hamburgerin içindeki domates4
- koca koca adamların stanley termosla gezmesi11
- vedat muriqi6
- meriç keskin4
- camilerin propaganda üssüne dönüşmesi15
- amedspor'un süper ligin lideri olması13
- tulumba tatlısı6
- her biji amed8
- 0 0 719
- sözlüğün canlandırılması için yapılması gerekenler7
- laik ülkeyi dinciler yönetirse14
- depresyon6
- kafakoparan dede3
- verginin ahlaki meşruiyeti2
- gecenin şarkısı12
- kabe de filistin bayrağının yasaklanması11
- trombosit bağışında bulunmak2
- fenerbahçe5
- dualarımız bu akşam beşiktaş ile10
- sıfır atık vakfı11
- uçan arabalar neden çıkmadı6
- türk düşmanı piçler9
hayatında hiçbir canlıya zerre kadar faydası olmamış tipleri geren eylem biçimidir. sokaktan alıp beslense, 'hayvanın özgürlüğünü kısıtlıyorsun rererö'. yetiştiricisinden satın alsan, 'sokakta o kadar hayvan varken rererö'. benim favorim, cins kedi satın aldığım için daha çok ikinci rererö oluyor doğal olarak.
hayvanlarla birlikte yaşamamız için tasarlanan doğayı her yönüyle mahvedip, sokakta insan cinsinin yarattığı ve hunharca her yere savurmakta bir sıkıntı görmediği pisliklerin içinde hayvanların özgürce gezdiğini savunmak, bana hep dünyanın belirli bölgelerinin ırzına geçtikten sonra geriye kalmış ölü olmayan insanlarına özgürlük bahşederek söz konusu bölgeyi terkeden süper güçlü ülkeleri hatırlatmaktadır. bir hayvanın senin pisliğinin içinde yaşamaya alışması o hayvanın genetiğine ne kadar uyuyor acaba, bu düşünülmemektedir. ben sayıca daha fazlaysam, fiziksel olarak daha büyüksem, yürüdüğüm her yer benim için tasarlanmışsa, hatta bütün semt benim için bile değil benim yarattığım mekanik cihazlar (arabalar) için düzenlenmişse, ben benim türümü ezip öldürünce bir yaptırıma maruz kalıyorsam ve benden fiziksel ve zihinsel olarak küçük olan canlı türlerini ezip öldürmemde belirli bir yaptırım yoksa, parklar bile benim haricimdeki canlılar için değil en fazla benim türümün çocukları için yapılıyorsa, sokakta insan harici hiçbir canlının doğal ortamı ya da özgürlüğünden falan söz edilemez. hayvanlar kısırlaştırılarak ya da teker teker sahiplenilerek sokaklardan tamamen kaldırılsın gibi bir düşüncem yok. hele de avrupa'da biraz zaman geçiren hiç kimse, hayvansız sokakların daha iyi olacağını iddia edemez. ancak sokaklardaki hayvanlara daha iyi bakılabilir, kimsenin eline de yapışmaz. şehirleri bu hale getirip hayvanların genetiğini kendimize muhtaç hale getirecek kadar bozduysak, onları arabaların altında kalma ya da pislik içinde yaşama özgürlüğüyle baş başa bırakamayız. neyse ki artık bazı belediyeler, ilçelerin çeşitli yerlerine kedilerin uyumaları için minik evler yapmaktadır. umarım köpekler için de bir an önce bir şeyler düşünülür.
hayvanların özgürlüğünü kısıtlıyorsunculardan sonra, sokaktaki hayvanları niye sahiplenmiyorsunculara geçebiliriz. sokakta sahipsiz pek çok kedi-köpek bulunduğu ve cins kedi falan alıp ırkçılık/seçkincilik/enayilik gibi çeşitli şeyler yapıldığını iddia eden kişiler de bolca bulunmaktadır. eh, bu insanlar ya hiç sokak çocuklarına acımamaktadır ya da sokak hayvanlarını sokak çocuklarından daha değerli görmektedir. zira bunların arasında ben bir tane bile herhangi bir sokak çocuğunu sahipleneni görmedim. bilakis, sokakta ve yetimhanelerde bissürü sahipsiz çocuk varken, bu insanlar evlenip yeni çocuklar yapmaktadır. böyle bir vicdansızlık olabilir mi? oluyor demek ki, kimse sokak çocuklarını evine almıyor. hatta sokak çocuklarına bakış da ırka göre değişebiliyor. mesela en istenmeyen ve haklarında berbat yorumlarda bulunulan sokak çocuğu cinsi şu sıralar suriyeli mülteci çocuklar. ben niye sokak çocuğu sahiplenmiyorum? ben zaten sokakta hayvanlar dururken para verip cins kedi satın alan vicdansız bir pisliğim. *
cins hayvan almanın, alana kadar toplumdaki 'her şeyin duyarlıcısı' tipler tarafından ne kadar kınanan bir şey olduğunun farkına varılmamaktadır. sokakta ücretsizi varken para vermek, şu varken bunu yapmak falan. bisiklet gibi bir ulaşım cihazı varken mercedes alabilmek uğruna yaşamını işverenlere zimmetleyen toplumun insanlarının mal mal beyanları. ben de diyorum ki, iphone alacağınıza bir tane cins hayvan alın ve ona ömür boyu bakın. emin olun masrafı iphone'u geçmez ve bakımı sokaktan sahiplenilenler kadar zor değildir. üstelik kendinizden daha güçsüz bir canlıya bakmanın insan bilinçaltındaki çok iyi bir takım güdüleri tatmin etmesi sonucu, belki daha iyi bir insan olursunuz.
evde kendini bile beslemekten aciz tiplerin herhangi birini beslemek hakkında atıp tutması ise bir başka başlığın konusudur.
edit: pedofillerin sapık olduğuna dair yazı yazarsın, pedofil denir. sokak çocuklarını sokaktaki hayvanlar kadar değerli görmeyen tipleri eleştirirsin, hayvanla insanı aynı kefeye koyuyor denir. ne kadar beyinsiz insan varsa buraya toplanmış resmen.
hayvanlarla birlikte yaşamamız için tasarlanan doğayı her yönüyle mahvedip, sokakta insan cinsinin yarattığı ve hunharca her yere savurmakta bir sıkıntı görmediği pisliklerin içinde hayvanların özgürce gezdiğini savunmak, bana hep dünyanın belirli bölgelerinin ırzına geçtikten sonra geriye kalmış ölü olmayan insanlarına özgürlük bahşederek söz konusu bölgeyi terkeden süper güçlü ülkeleri hatırlatmaktadır. bir hayvanın senin pisliğinin içinde yaşamaya alışması o hayvanın genetiğine ne kadar uyuyor acaba, bu düşünülmemektedir. ben sayıca daha fazlaysam, fiziksel olarak daha büyüksem, yürüdüğüm her yer benim için tasarlanmışsa, hatta bütün semt benim için bile değil benim yarattığım mekanik cihazlar (arabalar) için düzenlenmişse, ben benim türümü ezip öldürünce bir yaptırıma maruz kalıyorsam ve benden fiziksel ve zihinsel olarak küçük olan canlı türlerini ezip öldürmemde belirli bir yaptırım yoksa, parklar bile benim haricimdeki canlılar için değil en fazla benim türümün çocukları için yapılıyorsa, sokakta insan harici hiçbir canlının doğal ortamı ya da özgürlüğünden falan söz edilemez. hayvanlar kısırlaştırılarak ya da teker teker sahiplenilerek sokaklardan tamamen kaldırılsın gibi bir düşüncem yok. hele de avrupa'da biraz zaman geçiren hiç kimse, hayvansız sokakların daha iyi olacağını iddia edemez. ancak sokaklardaki hayvanlara daha iyi bakılabilir, kimsenin eline de yapışmaz. şehirleri bu hale getirip hayvanların genetiğini kendimize muhtaç hale getirecek kadar bozduysak, onları arabaların altında kalma ya da pislik içinde yaşama özgürlüğüyle baş başa bırakamayız. neyse ki artık bazı belediyeler, ilçelerin çeşitli yerlerine kedilerin uyumaları için minik evler yapmaktadır. umarım köpekler için de bir an önce bir şeyler düşünülür.
hayvanların özgürlüğünü kısıtlıyorsunculardan sonra, sokaktaki hayvanları niye sahiplenmiyorsunculara geçebiliriz. sokakta sahipsiz pek çok kedi-köpek bulunduğu ve cins kedi falan alıp ırkçılık/seçkincilik/enayilik gibi çeşitli şeyler yapıldığını iddia eden kişiler de bolca bulunmaktadır. eh, bu insanlar ya hiç sokak çocuklarına acımamaktadır ya da sokak hayvanlarını sokak çocuklarından daha değerli görmektedir. zira bunların arasında ben bir tane bile herhangi bir sokak çocuğunu sahipleneni görmedim. bilakis, sokakta ve yetimhanelerde bissürü sahipsiz çocuk varken, bu insanlar evlenip yeni çocuklar yapmaktadır. böyle bir vicdansızlık olabilir mi? oluyor demek ki, kimse sokak çocuklarını evine almıyor. hatta sokak çocuklarına bakış da ırka göre değişebiliyor. mesela en istenmeyen ve haklarında berbat yorumlarda bulunulan sokak çocuğu cinsi şu sıralar suriyeli mülteci çocuklar. ben niye sokak çocuğu sahiplenmiyorum? ben zaten sokakta hayvanlar dururken para verip cins kedi satın alan vicdansız bir pisliğim. *
cins hayvan almanın, alana kadar toplumdaki 'her şeyin duyarlıcısı' tipler tarafından ne kadar kınanan bir şey olduğunun farkına varılmamaktadır. sokakta ücretsizi varken para vermek, şu varken bunu yapmak falan. bisiklet gibi bir ulaşım cihazı varken mercedes alabilmek uğruna yaşamını işverenlere zimmetleyen toplumun insanlarının mal mal beyanları. ben de diyorum ki, iphone alacağınıza bir tane cins hayvan alın ve ona ömür boyu bakın. emin olun masrafı iphone'u geçmez ve bakımı sokaktan sahiplenilenler kadar zor değildir. üstelik kendinizden daha güçsüz bir canlıya bakmanın insan bilinçaltındaki çok iyi bir takım güdüleri tatmin etmesi sonucu, belki daha iyi bir insan olursunuz.
evde kendini bile beslemekten aciz tiplerin herhangi birini beslemek hakkında atıp tutması ise bir başka başlığın konusudur.
edit: pedofillerin sapık olduğuna dair yazı yazarsın, pedofil denir. sokak çocuklarını sokaktaki hayvanlar kadar değerli görmeyen tipleri eleştirirsin, hayvanla insanı aynı kefeye koyuyor denir. ne kadar beyinsiz insan varsa buraya toplanmış resmen.
Gündemdeki Haberler
Güncel Önemli Başlıklar