bugün
- sivilce için deneyimli yazar tavsiyeleri47
- 19 eylül 2026 trabzonspor galatasaray maçı29
- claudian clouds33
- yaşanmamışların yası6
- buzdolabının kapağını açıp boş boş bakmak5
- kültür2
- en iyi vampir filmi4
- insan ne ister5
- yazarların akşam yemekleri6
- okulda zil sesinin felsefi anlamı3
- cumartesi gecesi sıkıcılığı4
- en iyi kurt adam filmi3
- cok da abartmaya gerek uok6
- intothenirvana2
- kadınlar7
- gece sokak kedileri tarafından saldırılmak4
- sözlük kızlarının kekleri24
- arkadaşlar ben olmasam ne yaparsınız7
- fusya semsiyeli yabanci'nın gerçek kimliği7
- anın görüntüsü25
- gary oldman2
- gocu'nun tınlamıyorım deyip yan hesaba geçmesi7
- the crow2
- true'nun engelli olması6
- çirkin2
- başkalarının istediği gibi yaşamak4
- meriç dükalığı8
- okan buruk9
- ermeni alfabesi2
- annem2
- allah11
- galatahahahahahaha3
- sevdiğiniz yazarlar8
- islamda namaz yoktur30
- sarapci koala hatayi33
- sevgilisi yüzünden engelli kardeşini öldüren kız7
- true ile tatlı sert3
- günlük2
- fusya semsiyeli yabanci22
- kürdistan10
- ankara da yeni nesil suç örgütleri operasyonu2
- dantelli sütyen takan erkek12
- ak partililerin apoya villa yaptırması36
- sözlükte kimin idamına evet dersiniz6
- mazotun yarım litresi 50 tl28
- önyargı2
- true ve g'i l d'e d l'i l y birlikteliği4
- tai lung8
- ölümden korkuyor musunuz17
- morkstar2
bugün dışarıdaki işlerimi hallettikten sonra ofise dönüş yolunda ufacık bir bakkal gördüm.
O sokaktan daha önce defalarca geçmeme rağmen dikkatimi çekmemesi içimi burdu birazcık.
Bu düşünceyle daldım içeriye, saçlarına ak düşmüş yaşlı bir amca oturuyordu kasa işlevi gören ufacık bir masada.
Önünde de bulmacası.
etrafıma bakındım, eski tezgahlarda tezat oluşturan renkli ürünlere..
garip, sanki o an o raflarda çocukluğumdan kalma ürünlerin olmasını bekliyormuşum gibi bir hayal kırıklığı yaşamıştım.
bakınırken bir yandan da amcayla sohbet etmeye çalışıyorum.
Önce süzdü beni ardından;
-şekilsiz 5 harfli dedi.
+amorf dedim ama bildiğine de eminim sınıyor beni galiba diye geçirdim içimden.
Gülümsedi yazdıktan sonra, testi geçmiştim ve ayak üstü sohbet ettik biraz.
öyle yumuşak ve akıcı bir ses tonu vardı ki hiç gitmek istemedim oradan..
rahmetli dedem gibi kokuyordu.
ofistekilere çikolatalı gofret aldım bir şey almadan çıkmış olmak garip gelir diye.
Aldığım gofretleri gazete kağıdına sardı yavaş yavaş, sanki dünyanın en önemli işini yapıyordu o an.
Eskiden öyleydi değil mi?
gazete kağıdına ya da kese kağıdına sarılırdı aldıklarımız.
poşet olsa bile kağıda sarılıp öyle konulurdu poşete.
Zira ayıp olurdu, evine alamayanlar olurdu ve onları utandırmak çok daha büyük ayıp olurdu..
böyle bir nesilden geldiğimizi ne zaman unuttuk da yediğimizden giydiğimize gezdiğimiz yerlere kadar her şeyimizi paylaşır olduk?!
Paylaşmayı bırak sidik yarıştırmaya kadar vardı iş.
Hani mahallede sevmediğimiz çocuk vardı bi tane yeni ayakkabılarını giymişti hatırlarsın sen de, hiç sokakta yeni ayakkabıyla oyun oynanır mıydı?
o piçin amacı belliydi zaten bize hava atmak.
hatta gelir "baaak ayakkabım ne güzel parlıyor" derdi cilasında üzgün suratlarımızı göstere göstere.
biz ne zaman büyüdük de o ayıpladığımız çocuk olduk farkına varmadan..
O sokaktan daha önce defalarca geçmeme rağmen dikkatimi çekmemesi içimi burdu birazcık.
Bu düşünceyle daldım içeriye, saçlarına ak düşmüş yaşlı bir amca oturuyordu kasa işlevi gören ufacık bir masada.
Önünde de bulmacası.
etrafıma bakındım, eski tezgahlarda tezat oluşturan renkli ürünlere..
garip, sanki o an o raflarda çocukluğumdan kalma ürünlerin olmasını bekliyormuşum gibi bir hayal kırıklığı yaşamıştım.
bakınırken bir yandan da amcayla sohbet etmeye çalışıyorum.
Önce süzdü beni ardından;
-şekilsiz 5 harfli dedi.
+amorf dedim ama bildiğine de eminim sınıyor beni galiba diye geçirdim içimden.
Gülümsedi yazdıktan sonra, testi geçmiştim ve ayak üstü sohbet ettik biraz.
öyle yumuşak ve akıcı bir ses tonu vardı ki hiç gitmek istemedim oradan..
rahmetli dedem gibi kokuyordu.
ofistekilere çikolatalı gofret aldım bir şey almadan çıkmış olmak garip gelir diye.
Aldığım gofretleri gazete kağıdına sardı yavaş yavaş, sanki dünyanın en önemli işini yapıyordu o an.
Eskiden öyleydi değil mi?
gazete kağıdına ya da kese kağıdına sarılırdı aldıklarımız.
poşet olsa bile kağıda sarılıp öyle konulurdu poşete.
Zira ayıp olurdu, evine alamayanlar olurdu ve onları utandırmak çok daha büyük ayıp olurdu..
böyle bir nesilden geldiğimizi ne zaman unuttuk da yediğimizden giydiğimize gezdiğimiz yerlere kadar her şeyimizi paylaşır olduk?!
Paylaşmayı bırak sidik yarıştırmaya kadar vardı iş.
Hani mahallede sevmediğimiz çocuk vardı bi tane yeni ayakkabılarını giymişti hatırlarsın sen de, hiç sokakta yeni ayakkabıyla oyun oynanır mıydı?
o piçin amacı belliydi zaten bize hava atmak.
hatta gelir "baaak ayakkabım ne güzel parlıyor" derdi cilasında üzgün suratlarımızı göstere göstere.
biz ne zaman büyüdük de o ayıpladığımız çocuk olduk farkına varmadan..
Gündemdeki Haberler
Güncel Önemli Başlıklar