bugün
- pazar gecesi son huzurlu uyku6
- betray me6
- aç uyumak10
- sevgi vs aşk9
- ayağı şiir kokan kadın5
- gece gece kokoreç gömmek7
- bir yazarı çok sevmek ama o hiç sevmemek10
- nervio'nun ateist ve ayakçı erkekle evlenmesi6
- bir günde 1500 kalori almak5
- sinek as'ın sözlüğe vedası19
- yazarların kulaklığında şu an çalan şarkı17
- herkes hakkını helal etsin sözlüğü bırakıyorum10
- ilhan irem dinleyen erkek6
- sandalet ayak bikinisidir4
- hamile fotoğrafı5
- bu sözlükte ayak konuşmak yasak10
- geçmişe götüren şarkılar5
- sözlükte kimseye zararı olmayan yazar9
- çin9
- açlıktan bayılmak4
- kocasakal'ın istanbul barosu başkanlığı3
- salçalı makarna10
- emevileri güzelleyen türk3
- evrende hareket nasıl oluyor5
- yarın sabah işe gidecek olmak5
- sevgilinin ayağından sigara içmek2
- beyoğlu3
- silamınnn aleyykiiiimmm genşşlerr6
- sözlük yazarlarının gördüğü ünlüler10
- kuranda israel suresi var2
- terliksi hayvan'a hallenen ayak fetişisti2
- rojin hevin berivan rojda gülizar rojbin gülistan5
- evli kadına bin lira verip ilişkiye girmek8
- sikerim böyle hayatı deyip kırklareli ne yerleşmek16
- ümit kocasakal4
- ayak paça çorbası2
- fluoksetin hidroklorur2
- fırında tavuk4
- chatgpt varken bir sevgiliye ihtiyaç duymak21
- moralin çok bozuk olması2
- hareket edebilen canlılar4
- sözlükteki çiftçi yazarlar3
- yaşlıların folklifte portif demesi7
- eli üşüyen kızın elini nasıl ısıtırsın15
- balık yanına en yakışan çorba9
- 1 milyon liralık soru2
- dünya5
- soyak goztepe sitesi3
- devletin galatasaray a stad yapması5
- yuzırların yumrukları3
birgün gazetesinden;
--spoiler--
" hepiniz ogün samastsınız.
biz hepimiz hrantız. hepimiz yerde. kurşun yemiş yığılmışız yere. kalkmamak üzere.
tam da hız kazanıyoruz sanırken. tam da son birkaç yıldır bir bilinç geldi üzerimize derken. siyasi bir bilinç. tarihi bir bilinç. kimliğimizin farkına vardıran. sorgulatan. uyanıyorduk yavaş yavaş yattığımız uykudan. korkularımızdan sıyrılıyorduk. derken.
ne kadar büyük bir yanılgı içinde yaşıyormuşuz meğer. ne kadar büyük bir kandırmaca. ne kadar büyük bir yalan. evrimler geçiriyoruz sanırken yediğimiz bu darbe, annelerimizin, dedelerimizin, onların da kendi büyüklerinden öğrenip bize aktardıkları ;biz size demistikine hak verdiren bu darbe bize ne kadar yanlış bir yolda, ne kadar yalan umutlarla beslendiğimizi bir kere daha hatırlattı. ne kadar acı.
hepimiz hrantız. hepimiz yerde. birer kurşun yemiş beynimizden, yığılmışız olduğumuz yere. oysa daha yeni düşünmeye başlamıştık. daha yeni sadece ama sadece aklımızın yolunda ilerlemeyi deniyorduk. yüreğimizi, midemizi daha yeni bu işin dışında bırakmayı öğreniyorduk. yıllar önceki olaylardan duygusal olarak bir mesafe kazanmak gerektiğini anlatmaya çalışıyorduk kendi kendimize. kinle nefretle yürümez bu işler, çözülmez sorunlar, diyenlere hak vermeye, içimiz tam elvermese de.
bunu bize öğreten, bu süreci başlatan agos haftalık gazetesi ve ilk günden genel yayın yönetmeni hrant dink oldu. kendisi ve gazetesiyle birlikte türkiye ermenileri üzerine bir canlılık, bir konuşkanlık, bir fikirbazlık geldi. ermeni olmanın ne demek olduğundan pek de emin olmayan bir kuşak, ermeniliklerini, bu kimliklerini, konuşmayı ihmal ettikleri dil, gitmeye hevesli olmadıkları kilise üzerinden zorla hatırlatılarak öğrenmeye mecbur kalmış bir kuşak, yavaş yavaş da olsa ermeniliklerinin bundan ibaret olmadığını anlamaya başlıyordu.
ermenilerle birlikte, dışarıdakiler de, bugünlük;hepimiz ermeniyiz&; diye yollara düşen kesim de, ermeniler hakkında, sınırlı da olsa, algılamak istedikleri kadariyla da olsa birşeyler duyuyor, birşeyler görüyorlardı. belki her şeyi öğrenemiyorlardı, ama yüzeyde de olsa bir ilgi, bir merak doğuyordu içlerinde. kimlermiş bakalım bu senelerdir toprağımızı paylaştıklarını söyleyen bu ermeniler? ilgilenelim.
bu hem birbirinden bağımsız, hem karşılıklı gelişen şey, hem kendi kendini hem birbirini tanıma süreci yanında bir sürü başka süreci de beraberinde getiriyordu. ortak bir şimdiden cok, aslında ortak bir geçmişti paylaşılan, onu görüyorlardı. gördükçe, ve farkına vardıkça bu geçmişin, bu tanışma da zorlu bir yola girmiş oluyordu.
oysa türkiye;deki ermeniler;in öğrendikleri en önemli şey kendileri için en hayırlısının tarihleri konusunda, yakın tarihlerinde başlarına gelenler konusunda bir şey öğrenmemek olduğuydu. ermeniler, insanı insan yapanın kendi tarihi bilinci, vatandaşı vatandaş yapanın onun siyasi bilinci olduğunu unutmak zorunda bırakılmışlardı yıllar ve soylar boyu. bu ülkedeki mutluluğu yedikleri içtikleriyle ölçüp biçmeye alıştırılmışlardı. soranlara da, burada bize dokunan yok, rahat yaşıyoruz, demeye.
şimdi bu ermeniler ülkelerini bir çoğunluk-azınlık ilişkisi içinde paylaştıkları türklerle bu sessizlik üzerinden kurdukları arkadaşlıklarının kapalı kalmış kapılarını aralamaya yelteniyorlardi. kimi daha ürkekçe, dikkatlice. kimi daha cesur, daha yüksek sesle. kimi sembollerle, jestlerle, kimisi yazarak çizerek, biraz daha doğrudan.
ama ermeniler hrant olmaya çalıştıkca, onun cesaretiyle yüreklenip birşeylere inanmaya kalkıştıkça karşılarında hep irili ufaklı ogün samastlar duruyordu. kiminin silahı kalemiydi, kimininki kağıdı. kiminin silahı dili, kimininki dilsizliğiydi. ama hepsi birer ogün samasttı. görmeyi reddetseler de ermeniler bunu. ve günlerden bir gün o ogün samastlar;dan biri gelip hrant dink;i vuracak, ve onunla birlikte bütün ermenileri yere yığacaktı.
birer ceset hepsi şimdi. hepsinin kuvveti ellerinden zorla alınmış. en hayırlı ermeni ölü ermeni ki belki gerçekten de, hrantın da ölümüyle çok sey başardığı söylenip duruluyor. ne kadar utanılmaz bi polyannacılıktır bu oynanan? türkiye için, belki geçerli bu. belki gercekten işine yarar bu suikast türkiye;nin, çıktığı demokrasi yolunda. ama ya ermeniler? biz geriye kalanlarımız nasıl tekrar ayağa kalkıp baştan başlayacağız? nasıl hiçbir şey olmamış gibi yapacağız? nasıl bu cesareti bulacağız kendimizde bir daha?
türkiye, enerji dolu. dünyaya haykırma, birşeyler ispatlama gücü buluyor kendinde. kalkıp yürüyor. bağırıyor. çağırıyor. ama ermeniler sakat. kolları kanatları kırık. bu enerji selinde unutturulmaya çalışılsa da, ve arkada kalan, bedenen ölü olmasa da, geriye kalan bütün işlevlerine narkoz verilmiş bir türkiye ermeni cemaati artık. yediği ve içtiği sürece varolmaya devam edecek, ama artık yavaş yavaş bitkisel hayata geçmiş bir insan sürüsü. "
--spoiler--
--spoiler--
" hepiniz ogün samastsınız.
biz hepimiz hrantız. hepimiz yerde. kurşun yemiş yığılmışız yere. kalkmamak üzere.
tam da hız kazanıyoruz sanırken. tam da son birkaç yıldır bir bilinç geldi üzerimize derken. siyasi bir bilinç. tarihi bir bilinç. kimliğimizin farkına vardıran. sorgulatan. uyanıyorduk yavaş yavaş yattığımız uykudan. korkularımızdan sıyrılıyorduk. derken.
ne kadar büyük bir yanılgı içinde yaşıyormuşuz meğer. ne kadar büyük bir kandırmaca. ne kadar büyük bir yalan. evrimler geçiriyoruz sanırken yediğimiz bu darbe, annelerimizin, dedelerimizin, onların da kendi büyüklerinden öğrenip bize aktardıkları ;biz size demistikine hak verdiren bu darbe bize ne kadar yanlış bir yolda, ne kadar yalan umutlarla beslendiğimizi bir kere daha hatırlattı. ne kadar acı.
hepimiz hrantız. hepimiz yerde. birer kurşun yemiş beynimizden, yığılmışız olduğumuz yere. oysa daha yeni düşünmeye başlamıştık. daha yeni sadece ama sadece aklımızın yolunda ilerlemeyi deniyorduk. yüreğimizi, midemizi daha yeni bu işin dışında bırakmayı öğreniyorduk. yıllar önceki olaylardan duygusal olarak bir mesafe kazanmak gerektiğini anlatmaya çalışıyorduk kendi kendimize. kinle nefretle yürümez bu işler, çözülmez sorunlar, diyenlere hak vermeye, içimiz tam elvermese de.
bunu bize öğreten, bu süreci başlatan agos haftalık gazetesi ve ilk günden genel yayın yönetmeni hrant dink oldu. kendisi ve gazetesiyle birlikte türkiye ermenileri üzerine bir canlılık, bir konuşkanlık, bir fikirbazlık geldi. ermeni olmanın ne demek olduğundan pek de emin olmayan bir kuşak, ermeniliklerini, bu kimliklerini, konuşmayı ihmal ettikleri dil, gitmeye hevesli olmadıkları kilise üzerinden zorla hatırlatılarak öğrenmeye mecbur kalmış bir kuşak, yavaş yavaş da olsa ermeniliklerinin bundan ibaret olmadığını anlamaya başlıyordu.
ermenilerle birlikte, dışarıdakiler de, bugünlük;hepimiz ermeniyiz&; diye yollara düşen kesim de, ermeniler hakkında, sınırlı da olsa, algılamak istedikleri kadariyla da olsa birşeyler duyuyor, birşeyler görüyorlardı. belki her şeyi öğrenemiyorlardı, ama yüzeyde de olsa bir ilgi, bir merak doğuyordu içlerinde. kimlermiş bakalım bu senelerdir toprağımızı paylaştıklarını söyleyen bu ermeniler? ilgilenelim.
bu hem birbirinden bağımsız, hem karşılıklı gelişen şey, hem kendi kendini hem birbirini tanıma süreci yanında bir sürü başka süreci de beraberinde getiriyordu. ortak bir şimdiden cok, aslında ortak bir geçmişti paylaşılan, onu görüyorlardı. gördükçe, ve farkına vardıkça bu geçmişin, bu tanışma da zorlu bir yola girmiş oluyordu.
oysa türkiye;deki ermeniler;in öğrendikleri en önemli şey kendileri için en hayırlısının tarihleri konusunda, yakın tarihlerinde başlarına gelenler konusunda bir şey öğrenmemek olduğuydu. ermeniler, insanı insan yapanın kendi tarihi bilinci, vatandaşı vatandaş yapanın onun siyasi bilinci olduğunu unutmak zorunda bırakılmışlardı yıllar ve soylar boyu. bu ülkedeki mutluluğu yedikleri içtikleriyle ölçüp biçmeye alıştırılmışlardı. soranlara da, burada bize dokunan yok, rahat yaşıyoruz, demeye.
şimdi bu ermeniler ülkelerini bir çoğunluk-azınlık ilişkisi içinde paylaştıkları türklerle bu sessizlik üzerinden kurdukları arkadaşlıklarının kapalı kalmış kapılarını aralamaya yelteniyorlardi. kimi daha ürkekçe, dikkatlice. kimi daha cesur, daha yüksek sesle. kimi sembollerle, jestlerle, kimisi yazarak çizerek, biraz daha doğrudan.
ama ermeniler hrant olmaya çalıştıkca, onun cesaretiyle yüreklenip birşeylere inanmaya kalkıştıkça karşılarında hep irili ufaklı ogün samastlar duruyordu. kiminin silahı kalemiydi, kimininki kağıdı. kiminin silahı dili, kimininki dilsizliğiydi. ama hepsi birer ogün samasttı. görmeyi reddetseler de ermeniler bunu. ve günlerden bir gün o ogün samastlar;dan biri gelip hrant dink;i vuracak, ve onunla birlikte bütün ermenileri yere yığacaktı.
birer ceset hepsi şimdi. hepsinin kuvveti ellerinden zorla alınmış. en hayırlı ermeni ölü ermeni ki belki gerçekten de, hrantın da ölümüyle çok sey başardığı söylenip duruluyor. ne kadar utanılmaz bi polyannacılıktır bu oynanan? türkiye için, belki geçerli bu. belki gercekten işine yarar bu suikast türkiye;nin, çıktığı demokrasi yolunda. ama ya ermeniler? biz geriye kalanlarımız nasıl tekrar ayağa kalkıp baştan başlayacağız? nasıl hiçbir şey olmamış gibi yapacağız? nasıl bu cesareti bulacağız kendimizde bir daha?
türkiye, enerji dolu. dünyaya haykırma, birşeyler ispatlama gücü buluyor kendinde. kalkıp yürüyor. bağırıyor. çağırıyor. ama ermeniler sakat. kolları kanatları kırık. bu enerji selinde unutturulmaya çalışılsa da, ve arkada kalan, bedenen ölü olmasa da, geriye kalan bütün işlevlerine narkoz verilmiş bir türkiye ermeni cemaati artık. yediği ve içtiği sürece varolmaya devam edecek, ama artık yavaş yavaş bitkisel hayata geçmiş bir insan sürüsü. "
--spoiler--
Gündemdeki Haberler
Güncel Önemli Başlıklar