bugün
- ölümden korkuyor musunuz28
- 20 eylül 2026 amedspor beşiktaş maçı27
- hiç antidepresan kullanmayan insan3
- size göre akp'nin en büyük ihaneti hangisi17
- forex dolandırıcılığı soruşturmasında 191 gözaltı2
- sözlük erkeklerinin bugünkü kombinleri20
- kadın dövmek3
- meriç keskin4
- atatürk diyor ki8
- sivilce için deneyimli yazar tavsiyeleri52
- hamburgerin içindeki domates4
- vedat muriqi6
- fenerbahçe5
- 19 eylül 2026 trabzonspor galatasaray maçı36
- 20 eylül 2026 fenerbahçe eyüpspor maçı14
- askerde sahip olunan en büyük lüks17
- verginin ahlaki meşruiyeti2
- koca koca adamların stanley termosla gezmesi11
- habire1219
- kafakoparan dede3
- trombosit bağışında bulunmak2
- galatasaray5
- her biji amed8
- amedspor'un süper ligin lideri olması13
- camilerin propaganda üssüne dönüşmesi15
- gecenin şarkısı12
- cizre de havai fişek nedeniyle yangın2
- depresyon6
- sözlüğün canlandırılması için yapılması gerekenler7
- 0 0 719
- adana saimbeylide deprem3
- laik ülkeyi dinciler yönetirse14
- kabe de filistin bayrağının yasaklanması11
- dualarımız bu akşam beşiktaş ile10
- mustafa kemal atatürk ün boyu3
- uçan arabalar neden çıkmadı6
- claudian clouds33
- sıfır atık vakfı11
- z kuşağı kızlarının escort gibi olması7
- türk düşmanı piçler9
- pazar gecesi sözlükte 900 online yazar olması5
- sabahları sevilen şeyler11
- amed sporlu bir kızı hoplatmak6
- sözlükteki sinsi köpekler8
- trabzonspor'un amedspor'u lider yapması5
- sözlük kızlarının kekleri24
- fusya semsiyeli yabanci25
- hiç fuhuş yaptınız mı6
- evrene enerji gönderen müslüman9
- yalnız yaşayan erkek özellikleri7
yeni izlediğim bu film için akademik ve sinema çözümlemesi anlamında önceki arkadaşlar çok profesyonel ve detaylı bilgileri paylaşmışlar. onlar kadar uzman değilim. ama gerçeğin izafi görünümü ve bence arkaplan felsefesi olarak "suç ve ceza"nın da anılması gereken filmin ana fikrinden ziyade beni etkileyen tarafları kullanılan sembolizmin ayrıntıları oldu.
1950. atom bombasıyla tarumar olan japonya. yıkıntı ve enkaz yığını arasında üç adamın buluşması. elbiselerini kurutmak ve ısınmak için ateş yakan adamın dikkat çekici biçimde içinde bulundukları harabe yapının tahtalarını kullanmasındaki metaforu sadece ben çıkarmamışımdır herhalde. filmin ana temasıyla paralel olarak, kendi faydası için başka insanların kendi çıkarları uğruna eksilttikleri yapıdan birkaç parça da o eksiltiyor. ama bunun için suçlanabilir mi? ve medyumun ölüyü konuşturduğu sahnenin mantığı... ölüler yalan söylemez diyor makul adam.(bir din adamı sanırım) ama medyumun ölünün ağzından anlattığı hikayeyi oduncu yalanlıyor. o halde medyum kendisi uydurdu. peki medyum hikayeyi uydururken kimin tarafını tutacağına nasıl karar verdi? vicdanının müsade ettiği kadar mı acıklı olabildi? bu da bana "bir zamanlar anadolu'da" nın finalinde doktorun otopsi yapılan maktulün canlı canlı gömülmüş olmasını kabullenemeyip raporu aksi yönde yazdırmasını hatırlattı. dolayısıyla karakterlerin en epik davrandığı sahneler medyumun anlattırdığı hikayedeydi.
ve final. işte ey insanlık. kimse tam olarak mükemmel olmadığı gibi, suçun veya suçlunun içinde de merhamet barınabilir. hatta merhametin içinde suç barınabilir. az veya çok, hangimiz bencil değiliz. yargılarken bile.
ve açı genişleyip harabe gözüktüğünde... işte insanlık ve dünya. bir yıkıntı. karamsarlık. bir soru işareti. hem maddede hem ruhlarda yaşanan bu yıkıntının içine doğmuş olan bu bebeği ne bekliyor?
"bir fülüt kaç para ulaaaaaaan."
yedin günümü lan akira!
1950. atom bombasıyla tarumar olan japonya. yıkıntı ve enkaz yığını arasında üç adamın buluşması. elbiselerini kurutmak ve ısınmak için ateş yakan adamın dikkat çekici biçimde içinde bulundukları harabe yapının tahtalarını kullanmasındaki metaforu sadece ben çıkarmamışımdır herhalde. filmin ana temasıyla paralel olarak, kendi faydası için başka insanların kendi çıkarları uğruna eksilttikleri yapıdan birkaç parça da o eksiltiyor. ama bunun için suçlanabilir mi? ve medyumun ölüyü konuşturduğu sahnenin mantığı... ölüler yalan söylemez diyor makul adam.(bir din adamı sanırım) ama medyumun ölünün ağzından anlattığı hikayeyi oduncu yalanlıyor. o halde medyum kendisi uydurdu. peki medyum hikayeyi uydururken kimin tarafını tutacağına nasıl karar verdi? vicdanının müsade ettiği kadar mı acıklı olabildi? bu da bana "bir zamanlar anadolu'da" nın finalinde doktorun otopsi yapılan maktulün canlı canlı gömülmüş olmasını kabullenemeyip raporu aksi yönde yazdırmasını hatırlattı. dolayısıyla karakterlerin en epik davrandığı sahneler medyumun anlattırdığı hikayedeydi.
ve final. işte ey insanlık. kimse tam olarak mükemmel olmadığı gibi, suçun veya suçlunun içinde de merhamet barınabilir. hatta merhametin içinde suç barınabilir. az veya çok, hangimiz bencil değiliz. yargılarken bile.
ve açı genişleyip harabe gözüktüğünde... işte insanlık ve dünya. bir yıkıntı. karamsarlık. bir soru işareti. hem maddede hem ruhlarda yaşanan bu yıkıntının içine doğmuş olan bu bebeği ne bekliyor?
"bir fülüt kaç para ulaaaaaaan."
yedin günümü lan akira!
Gündemdeki Haberler
Güncel Önemli Başlıklar