bugün
- 3 tane kedisi olan kızla evlenilir mi sorunsalı19
- allah atatürk ten razı olsun4
- cehaletln cazibesi11
- tomris uyar'ın üç şairi topaca çevirmesi4
- sekerlivanilinn4
- pandela4
- yeni insanlarla tanışmak istememek13
- kağıt toplayan çocuklar3
- işten istifa edip yeni bir şehre taşınmak2
- komşunun çaya davet etmesi3
- sözlük erkeklerinin bugünkü kombinleri3
- emeklilik sisteminin artık sürdürülememesi3
- saygılı olmak3
- 18 haziran 2026 isviçre bosna hersek maçı2
- edip cansever in daktilosu3
- uludede2
- edip cansever okumak4
- 18 haziran 2026 cemil tugay'ın chp den istifası3
- yunan kültürü vs türk kültürü8
- erkeğin kadını benimsemiş olmasının en net kanıtı2
- yapay zeka ile flört uygulamaları2
- atarax2
- hoşlanılan erkeğin kel olduğunu açıklaması9
- kendinle sevgili olur muydun sorunsalı24
- en son ne aldınız5
- uyku ilacı içmeden uyuyamamak8
- başkan2
- kilo verdiren gıda7
- yalnızlıktan keyif almak4
- bebek aspirini2
- cemil tugay3
- karısını puanlayıp sosyal medyada paylaşan erkek17
- prof dr yılmaz önal3
- kafakoparan dede3
- myammar da katledilen müslümanlar2
- deliler4
- yaş ilerledikçe anlaşılan şeyler14
- izmir2
- islam düşmanlarına epstein şoku14
- son 3 günde sadece 5 saat uyumuş olmak5
- ankara4
- minik kurbaga4
- bir şair bir şiir2
- petrol kralları2
- baba ile içki içmek4
- tatil bittikten sonra2
- zeki biriyle sohbet etmek4
- evrene bir mesaj bırak8
- yürüyüşe çıkmak3
- istanbul merkezli usulsüz iskan operasyonunda 12 t2
yeni izlediğim bu film için akademik ve sinema çözümlemesi anlamında önceki arkadaşlar çok profesyonel ve detaylı bilgileri paylaşmışlar. onlar kadar uzman değilim. ama gerçeğin izafi görünümü ve bence arkaplan felsefesi olarak "suç ve ceza"nın da anılması gereken filmin ana fikrinden ziyade beni etkileyen tarafları kullanılan sembolizmin ayrıntıları oldu.
1950. atom bombasıyla tarumar olan japonya. yıkıntı ve enkaz yığını arasında üç adamın buluşması. elbiselerini kurutmak ve ısınmak için ateş yakan adamın dikkat çekici biçimde içinde bulundukları harabe yapının tahtalarını kullanmasındaki metaforu sadece ben çıkarmamışımdır herhalde. filmin ana temasıyla paralel olarak, kendi faydası için başka insanların kendi çıkarları uğruna eksilttikleri yapıdan birkaç parça da o eksiltiyor. ama bunun için suçlanabilir mi? ve medyumun ölüyü konuşturduğu sahnenin mantığı... ölüler yalan söylemez diyor makul adam.(bir din adamı sanırım) ama medyumun ölünün ağzından anlattığı hikayeyi oduncu yalanlıyor. o halde medyum kendisi uydurdu. peki medyum hikayeyi uydururken kimin tarafını tutacağına nasıl karar verdi? vicdanının müsade ettiği kadar mı acıklı olabildi? bu da bana "bir zamanlar anadolu'da" nın finalinde doktorun otopsi yapılan maktulün canlı canlı gömülmüş olmasını kabullenemeyip raporu aksi yönde yazdırmasını hatırlattı. dolayısıyla karakterlerin en epik davrandığı sahneler medyumun anlattırdığı hikayedeydi.
ve final. işte ey insanlık. kimse tam olarak mükemmel olmadığı gibi, suçun veya suçlunun içinde de merhamet barınabilir. hatta merhametin içinde suç barınabilir. az veya çok, hangimiz bencil değiliz. yargılarken bile.
ve açı genişleyip harabe gözüktüğünde... işte insanlık ve dünya. bir yıkıntı. karamsarlık. bir soru işareti. hem maddede hem ruhlarda yaşanan bu yıkıntının içine doğmuş olan bu bebeği ne bekliyor?
"bir fülüt kaç para ulaaaaaaan."
yedin günümü lan akira!
1950. atom bombasıyla tarumar olan japonya. yıkıntı ve enkaz yığını arasında üç adamın buluşması. elbiselerini kurutmak ve ısınmak için ateş yakan adamın dikkat çekici biçimde içinde bulundukları harabe yapının tahtalarını kullanmasındaki metaforu sadece ben çıkarmamışımdır herhalde. filmin ana temasıyla paralel olarak, kendi faydası için başka insanların kendi çıkarları uğruna eksilttikleri yapıdan birkaç parça da o eksiltiyor. ama bunun için suçlanabilir mi? ve medyumun ölüyü konuşturduğu sahnenin mantığı... ölüler yalan söylemez diyor makul adam.(bir din adamı sanırım) ama medyumun ölünün ağzından anlattığı hikayeyi oduncu yalanlıyor. o halde medyum kendisi uydurdu. peki medyum hikayeyi uydururken kimin tarafını tutacağına nasıl karar verdi? vicdanının müsade ettiği kadar mı acıklı olabildi? bu da bana "bir zamanlar anadolu'da" nın finalinde doktorun otopsi yapılan maktulün canlı canlı gömülmüş olmasını kabullenemeyip raporu aksi yönde yazdırmasını hatırlattı. dolayısıyla karakterlerin en epik davrandığı sahneler medyumun anlattırdığı hikayedeydi.
ve final. işte ey insanlık. kimse tam olarak mükemmel olmadığı gibi, suçun veya suçlunun içinde de merhamet barınabilir. hatta merhametin içinde suç barınabilir. az veya çok, hangimiz bencil değiliz. yargılarken bile.
ve açı genişleyip harabe gözüktüğünde... işte insanlık ve dünya. bir yıkıntı. karamsarlık. bir soru işareti. hem maddede hem ruhlarda yaşanan bu yıkıntının içine doğmuş olan bu bebeği ne bekliyor?
"bir fülüt kaç para ulaaaaaaan."
yedin günümü lan akira!
Gündemdeki Haberler
Güncel Önemli Başlıklar