bugün
- velvet36
- insanların hakkında en çok yanıldığı 5 burç11
- yazarların özledikleri şeyler7
- çekirgeleri kim gönderdi8
- habire1233
- velvet geceleri napıyor sorunsalı6
- insan sevmeyen insan4
- ülkücü müsünüz türkçü müsünüz ulusalcı mısınız8
- bilgi içerikli başlık açmamanın sebepleri5
- sevgiliyle karşılıklı osurarak sevişmek3
- dem parti'nin ana muhalefet partisi olması7
- bütün kutsal kitapları okudum yalanı3
- ismail kartal2
- erkeklerden kadınlara sorular2
- kürdüm4
- katatespizartmasi2
- anın görüntüsü12
- olm niye böyle olduk lan herkes yarrak gibi3
- kemalistlerle solcuların ayrılması gerekliliği13
- basit bir hayat istemek4
- kadınsızlık7
- sözlük yazarlarına gelen son mesaj8
- torunlarını düşünen işe bisikletle gider3
- nickli başlık açanlara pandik atılacak2
- dem parti5
- ne kadar salak olduğunuzu biliyor musunuz7
- bugün 21 temmuz2
- sözlük yazarlarının benzetildikleri ünlüler7
- dünyanın geoid olmaması2
- kabataş olayı görüntüleri27
- diamond bosphorus10
- gazlı içecek2
- özgür özel'in chp de veda konuşması10
- uludağ sözlüğe sürekli kondom reklamı verilmesi7
- istanbul un çok pahalı olması27
- kafayı kedi gibi hoşlanılan kıza sürtmek3
- bot beğeni6
- galatasaray ne zaman transfer yapacak11
- fatma soydaş3
- 5 takipçim olması5
- okumak yerine erken yaşta çalışmanın faydası10
- kartlı işlem yapmayan esnaf8
- hangi manifest kızısın12
- güne bir şarkı bırak3
- bebeği gibi sevip düşmanı gibi siken erkek4
- türkiye islamcı kemalist kavgasıyla vakit kaybetti7
- 22 yaş5
- şaka maka true'nun 60 ında da kaldıracak olması6
- en sevilmeyen ev işleri14
- incelikli erkek5
Bugünkü Moğolların ataları olduğu düşünülen Juan Juanlar, Türklere karşı mankurtlaştırma yöntemini uygularlardı.
Mankurtlaştırma işlemi için genç, dayanıklı ve güçlü esirler tercih edilirdi.
Mankurtlaştırılmasına karar verilen esirlerin elleri, ayakları ve boyunları sağlamca çölün ortasında bir yere bağlanılarak hareket etmeleri engellenirdi.
Önce kölenin saçları kazınır, saç telleri tek tek köklerinden çıkarılırdı. Bu işlem yapılırken bir başka kişi de bir deve, camız, sığır ya da koyunu kesip derisini yüzmeye başlardı. Derilerin en kalın olan yerleri seçilerek oracıkta kafası kanlar içinde kalmış olan esirin hemen başına sıkıca geçirilirdi. Başına deri geçirilen esir, güneşin altında beklemeye bırakılırdı. Saçları yeniden çıkan kölenin saçları, üzerine sıkıca kaplanan derinin kuruması nedeniyle yukarıya doğru büyüyemediği için kendi kafa derisine doğru büyüyerek batarmış. Çektiği inanılmaz acının etkisiyle esirler korkunç çığlıklar atarlarmış.
Zamanla güneşin altında kurumaya ve kurudukça daralmaya başlayan deri, esirin kafasını sıkarak tarif edilmez acılar çekmesine neden olurdu. Mankurtlaştırılmaya çalışılan 10 esirden yaklaşık 8 i büyük acılar içinde kıvranarak ölürdü. Ölmeyen esirlerse yaşadıkları korkunç acının etkisiyle bütün geçmişlerini, ülkülerini, hayallerini, kişiliklerini unuturlar; adeta beyinleri yıkanırdı.
Bir kaç gün sonrasında esirin yanına gelen bir kişi onun başına bir şapka takar, esire yiyecek ve su verirdi. Mankurtlar, yaşadıkları korkunç işkencenin bilinç altlarında yaptığı etki nedeniyle başlarına dokunulmasından nefret ederlerdi.
Geçmişini tamamen unutan ve artık bir mankurt olan esir, yeni sahibine yüzde yüz itaat eden, kişiliği olmayan, geçmişini tamamen unutmuş, verilen emirleri sorgulamayan, kaçmayı asla düşünmeyen, ağzı var dili yok, hiç bir tehlike arz etmeyen muhteşem bir köle olmuştur. Mankurt sahibine adeta bir köpek sadakatiyle bağlı olurdu. Bu özelliği nedeniyle bir Mankurt, 10 köleden daha değerliydi. Hatta bir mankurt öldürülürse, özgür 3 kişi öldürülmüş muamelesi yapılırdı
Mankurtlaştırılan bir köleyi yakınları bile kurtarmaya çalışmazdı. Çünkü mankurt, geçmişini tamamiyle unutmuştur ve hiç bir şey hatırlamamaktadır. Mankurtu eski haline getirmenin hiç bir yolu yoktur.
Bir mankurt ve efendisi
Türk Dünyasının Nayman Ana Efsanesi de mankurtlardan bahsetmektedir.
Efsaneye göre, Nayman Ananın oğlu Colman düşmanları tarafından esir alındıktan sonra mankurtlaştırılır. Nayman Ana, esir oğlunu kurtarmak için tek başına yollara düşer. Oğlunu ıssız bir yerde develeri otlatırken bulur. Gizlice, mankurtlaştırıldığın habersiz oğluna yaklaşır. Çoktan mankurtlaştırılmış oğlu Colman, Nayman Anayı tanımaz. Nayman Ana, Colmana kendi adını, babasının adını söyler ama Colman artık hiç bir şey hatırlamamaktadır. Nayman Ana hiç bıkıp usanmadan, Senin baban Dönenbaydır; sen Dönenbayın oğlusun. der.
Nayman Ana günlerce bıkıp usanmadan oğlunun yanına gelerek ona geçmişini anımsatmaya çalışır. Durumdan kuşkulanan Juan Juanlar, Mankurt colmana Karşına kim çıkarsa çıksın onu mutlaka öldür. diye emir verirler. Nayman Ana yine oğlunun yanına gelir ve Senin baban Dönenbay demek ister. Mankurt hiç tereddüt etmeden okunu çeker ve öz annesinin göğsüne saplar.
Oraya yığılan Nayman Ananın ruhu bir kuş olup havalanmış ve oğlunun üzerinde dönmeye başlamış. Havada dönerken bile, Senin atan (Baban) dönenbay, sen Dönenbayın oğlusun. diyormuş. Bu nedenle o kuş türüne Dönenbay denilmiş.
Nayman Ana Efsanesi, Türkiye dahil pek çok ülkede tiyatro ve sinemaya uyarlanmıştır.
Türk Dünyasında Kırgız Destanları dışında neredeyse unutulan bu kavram, Kırgız Türk yazar Cengiz Aytmatovun 1980 yılında yazdığı Gün Olur Asra Bedel adlı romanında yeniden güncellenmiştir.
Orta Asya Türk Cumhuriyetlerinde mankurt, tarihini ve dilini unutmuş,yalnızca Rusça konuşabilen Türkler için kullanılmaktadır.
Türkiyede mankurt, özüne, milletine, kültürüne ve tarihine yabancılaşmış, duygusuzlaşmış ve tepkisizleşmiş; batılı emperyalist devletlere işbirlikçilik yapan kişiler için kullanılır.
Mankurtlaştırma işlemi için genç, dayanıklı ve güçlü esirler tercih edilirdi.
Mankurtlaştırılmasına karar verilen esirlerin elleri, ayakları ve boyunları sağlamca çölün ortasında bir yere bağlanılarak hareket etmeleri engellenirdi.
Önce kölenin saçları kazınır, saç telleri tek tek köklerinden çıkarılırdı. Bu işlem yapılırken bir başka kişi de bir deve, camız, sığır ya da koyunu kesip derisini yüzmeye başlardı. Derilerin en kalın olan yerleri seçilerek oracıkta kafası kanlar içinde kalmış olan esirin hemen başına sıkıca geçirilirdi. Başına deri geçirilen esir, güneşin altında beklemeye bırakılırdı. Saçları yeniden çıkan kölenin saçları, üzerine sıkıca kaplanan derinin kuruması nedeniyle yukarıya doğru büyüyemediği için kendi kafa derisine doğru büyüyerek batarmış. Çektiği inanılmaz acının etkisiyle esirler korkunç çığlıklar atarlarmış.
Zamanla güneşin altında kurumaya ve kurudukça daralmaya başlayan deri, esirin kafasını sıkarak tarif edilmez acılar çekmesine neden olurdu. Mankurtlaştırılmaya çalışılan 10 esirden yaklaşık 8 i büyük acılar içinde kıvranarak ölürdü. Ölmeyen esirlerse yaşadıkları korkunç acının etkisiyle bütün geçmişlerini, ülkülerini, hayallerini, kişiliklerini unuturlar; adeta beyinleri yıkanırdı.
Bir kaç gün sonrasında esirin yanına gelen bir kişi onun başına bir şapka takar, esire yiyecek ve su verirdi. Mankurtlar, yaşadıkları korkunç işkencenin bilinç altlarında yaptığı etki nedeniyle başlarına dokunulmasından nefret ederlerdi.
Geçmişini tamamen unutan ve artık bir mankurt olan esir, yeni sahibine yüzde yüz itaat eden, kişiliği olmayan, geçmişini tamamen unutmuş, verilen emirleri sorgulamayan, kaçmayı asla düşünmeyen, ağzı var dili yok, hiç bir tehlike arz etmeyen muhteşem bir köle olmuştur. Mankurt sahibine adeta bir köpek sadakatiyle bağlı olurdu. Bu özelliği nedeniyle bir Mankurt, 10 köleden daha değerliydi. Hatta bir mankurt öldürülürse, özgür 3 kişi öldürülmüş muamelesi yapılırdı
Mankurtlaştırılan bir köleyi yakınları bile kurtarmaya çalışmazdı. Çünkü mankurt, geçmişini tamamiyle unutmuştur ve hiç bir şey hatırlamamaktadır. Mankurtu eski haline getirmenin hiç bir yolu yoktur.
Bir mankurt ve efendisi
Türk Dünyasının Nayman Ana Efsanesi de mankurtlardan bahsetmektedir.
Efsaneye göre, Nayman Ananın oğlu Colman düşmanları tarafından esir alındıktan sonra mankurtlaştırılır. Nayman Ana, esir oğlunu kurtarmak için tek başına yollara düşer. Oğlunu ıssız bir yerde develeri otlatırken bulur. Gizlice, mankurtlaştırıldığın habersiz oğluna yaklaşır. Çoktan mankurtlaştırılmış oğlu Colman, Nayman Anayı tanımaz. Nayman Ana, Colmana kendi adını, babasının adını söyler ama Colman artık hiç bir şey hatırlamamaktadır. Nayman Ana hiç bıkıp usanmadan, Senin baban Dönenbaydır; sen Dönenbayın oğlusun. der.
Nayman Ana günlerce bıkıp usanmadan oğlunun yanına gelerek ona geçmişini anımsatmaya çalışır. Durumdan kuşkulanan Juan Juanlar, Mankurt colmana Karşına kim çıkarsa çıksın onu mutlaka öldür. diye emir verirler. Nayman Ana yine oğlunun yanına gelir ve Senin baban Dönenbay demek ister. Mankurt hiç tereddüt etmeden okunu çeker ve öz annesinin göğsüne saplar.
Oraya yığılan Nayman Ananın ruhu bir kuş olup havalanmış ve oğlunun üzerinde dönmeye başlamış. Havada dönerken bile, Senin atan (Baban) dönenbay, sen Dönenbayın oğlusun. diyormuş. Bu nedenle o kuş türüne Dönenbay denilmiş.
Nayman Ana Efsanesi, Türkiye dahil pek çok ülkede tiyatro ve sinemaya uyarlanmıştır.
Türk Dünyasında Kırgız Destanları dışında neredeyse unutulan bu kavram, Kırgız Türk yazar Cengiz Aytmatovun 1980 yılında yazdığı Gün Olur Asra Bedel adlı romanında yeniden güncellenmiştir.
Orta Asya Türk Cumhuriyetlerinde mankurt, tarihini ve dilini unutmuş,yalnızca Rusça konuşabilen Türkler için kullanılmaktadır.
Türkiyede mankurt, özüne, milletine, kültürüne ve tarihine yabancılaşmış, duygusuzlaşmış ve tepkisizleşmiş; batılı emperyalist devletlere işbirlikçilik yapan kişiler için kullanılır.
Gündemdeki Haberler
Güncel Önemli Başlıklar