bugün
- sözlüğe elini atan erkeğin namusu26
- dövmeli küpeli bi erkeği damat getirmek15
- uyudun mu mesajı12
- marmara depremi için ezber bozan açıklama4
- boyumun 2 cm kısalması21
- regl ağrısı çeken sevgiliye yapılacaklar9
- sözlük yazarlarına güvenmek15
- arabada sevişmek6
- dövme yaptıran erkeklerin genelde gay olması10
- atatürk ün döneminde hiç üniversite kurulmaması2
- fazla samimiyet9
- elleri güzel erkek nasıl oluyor sorunsalı23
- sözlüğe bir daha gelinse alınacak nickler8
- duygusal yorgunluk3
- her şeyin mizahı yapılmalı mı14
- yazarların 80 lerde nasıl göründüğü22
- bugün elini paylaşan yarın neresini paylaşır7
- otelde sevişmek8
- prenses gibi büyüyen kızlar4
- türk erkeğinde olması gereken meziyetler18
- kendi değerimizi biz mi belirleriz başkaları mı13
- sözlük yazarlarının kudurtan kombinleri13
- gece gece canının adana dürüm çekmesi2
- mossad'ın kullandığı gizli ağ3
- uzun saçlı küpeli dövmeli hukuk okuyan erkek5
- anın görüntüsü26
- nev10
- kiraz cicegi kolonyasi41
- arkadaşlar hoşçakalın sizi terk ediyorum3
- mal mıyım sorunsalı13
- kanepede sevişmek3
- teoman'ın 60 yaşına girmesi6
- gece 3 te boş bir sokakta taksi beklemek4
- 64 5 yaşında yks'ye hazırlanmak4
- iphone 18 pro max için neyinizi verirdiniz10
- küt saçlı hatun12
- chatgpt'ye kötü özelliklerimi söyle demek7
- küpe takan adama kız vermem diyen baba4
- elidor4
- bilinçaltı internet ve yapay zeka etkileşimi6
- karınız için çamaşırları elinizde yıkar mısınız8
- sözlük kızlarının bugünkü kombinleri11
- kocanızın kulağını deldirir misiniz4
- kulak memesi delik bir erkeği ciddiye almak4
- gece zurna dürüm söylemek3
- küpe takan bıyıklı2
- ismail kartal34
- 10 eylül 2026 fenerbahçe roma maçı50
- sözlük kızlarının meme savaşı7
- sözlük yazarlarının saatleri8
Bugünkü Moğolların ataları olduğu düşünülen Juan Juanlar, Türklere karşı mankurtlaştırma yöntemini uygularlardı.
Mankurtlaştırma işlemi için genç, dayanıklı ve güçlü esirler tercih edilirdi.
Mankurtlaştırılmasına karar verilen esirlerin elleri, ayakları ve boyunları sağlamca çölün ortasında bir yere bağlanılarak hareket etmeleri engellenirdi.
Önce kölenin saçları kazınır, saç telleri tek tek köklerinden çıkarılırdı. Bu işlem yapılırken bir başka kişi de bir deve, camız, sığır ya da koyunu kesip derisini yüzmeye başlardı. Derilerin en kalın olan yerleri seçilerek oracıkta kafası kanlar içinde kalmış olan esirin hemen başına sıkıca geçirilirdi. Başına deri geçirilen esir, güneşin altında beklemeye bırakılırdı. Saçları yeniden çıkan kölenin saçları, üzerine sıkıca kaplanan derinin kuruması nedeniyle yukarıya doğru büyüyemediği için kendi kafa derisine doğru büyüyerek batarmış. Çektiği inanılmaz acının etkisiyle esirler korkunç çığlıklar atarlarmış.
Zamanla güneşin altında kurumaya ve kurudukça daralmaya başlayan deri, esirin kafasını sıkarak tarif edilmez acılar çekmesine neden olurdu. Mankurtlaştırılmaya çalışılan 10 esirden yaklaşık 8 i büyük acılar içinde kıvranarak ölürdü. Ölmeyen esirlerse yaşadıkları korkunç acının etkisiyle bütün geçmişlerini, ülkülerini, hayallerini, kişiliklerini unuturlar; adeta beyinleri yıkanırdı.
Bir kaç gün sonrasında esirin yanına gelen bir kişi onun başına bir şapka takar, esire yiyecek ve su verirdi. Mankurtlar, yaşadıkları korkunç işkencenin bilinç altlarında yaptığı etki nedeniyle başlarına dokunulmasından nefret ederlerdi.
Geçmişini tamamen unutan ve artık bir mankurt olan esir, yeni sahibine yüzde yüz itaat eden, kişiliği olmayan, geçmişini tamamen unutmuş, verilen emirleri sorgulamayan, kaçmayı asla düşünmeyen, ağzı var dili yok, hiç bir tehlike arz etmeyen muhteşem bir köle olmuştur. Mankurt sahibine adeta bir köpek sadakatiyle bağlı olurdu. Bu özelliği nedeniyle bir Mankurt, 10 köleden daha değerliydi. Hatta bir mankurt öldürülürse, özgür 3 kişi öldürülmüş muamelesi yapılırdı
Mankurtlaştırılan bir köleyi yakınları bile kurtarmaya çalışmazdı. Çünkü mankurt, geçmişini tamamiyle unutmuştur ve hiç bir şey hatırlamamaktadır. Mankurtu eski haline getirmenin hiç bir yolu yoktur.
Bir mankurt ve efendisi
Türk Dünyasının Nayman Ana Efsanesi de mankurtlardan bahsetmektedir.
Efsaneye göre, Nayman Ananın oğlu Colman düşmanları tarafından esir alındıktan sonra mankurtlaştırılır. Nayman Ana, esir oğlunu kurtarmak için tek başına yollara düşer. Oğlunu ıssız bir yerde develeri otlatırken bulur. Gizlice, mankurtlaştırıldığın habersiz oğluna yaklaşır. Çoktan mankurtlaştırılmış oğlu Colman, Nayman Anayı tanımaz. Nayman Ana, Colmana kendi adını, babasının adını söyler ama Colman artık hiç bir şey hatırlamamaktadır. Nayman Ana hiç bıkıp usanmadan, Senin baban Dönenbaydır; sen Dönenbayın oğlusun. der.
Nayman Ana günlerce bıkıp usanmadan oğlunun yanına gelerek ona geçmişini anımsatmaya çalışır. Durumdan kuşkulanan Juan Juanlar, Mankurt colmana Karşına kim çıkarsa çıksın onu mutlaka öldür. diye emir verirler. Nayman Ana yine oğlunun yanına gelir ve Senin baban Dönenbay demek ister. Mankurt hiç tereddüt etmeden okunu çeker ve öz annesinin göğsüne saplar.
Oraya yığılan Nayman Ananın ruhu bir kuş olup havalanmış ve oğlunun üzerinde dönmeye başlamış. Havada dönerken bile, Senin atan (Baban) dönenbay, sen Dönenbayın oğlusun. diyormuş. Bu nedenle o kuş türüne Dönenbay denilmiş.
Nayman Ana Efsanesi, Türkiye dahil pek çok ülkede tiyatro ve sinemaya uyarlanmıştır.
Türk Dünyasında Kırgız Destanları dışında neredeyse unutulan bu kavram, Kırgız Türk yazar Cengiz Aytmatovun 1980 yılında yazdığı Gün Olur Asra Bedel adlı romanında yeniden güncellenmiştir.
Orta Asya Türk Cumhuriyetlerinde mankurt, tarihini ve dilini unutmuş,yalnızca Rusça konuşabilen Türkler için kullanılmaktadır.
Türkiyede mankurt, özüne, milletine, kültürüne ve tarihine yabancılaşmış, duygusuzlaşmış ve tepkisizleşmiş; batılı emperyalist devletlere işbirlikçilik yapan kişiler için kullanılır.
Mankurtlaştırma işlemi için genç, dayanıklı ve güçlü esirler tercih edilirdi.
Mankurtlaştırılmasına karar verilen esirlerin elleri, ayakları ve boyunları sağlamca çölün ortasında bir yere bağlanılarak hareket etmeleri engellenirdi.
Önce kölenin saçları kazınır, saç telleri tek tek köklerinden çıkarılırdı. Bu işlem yapılırken bir başka kişi de bir deve, camız, sığır ya da koyunu kesip derisini yüzmeye başlardı. Derilerin en kalın olan yerleri seçilerek oracıkta kafası kanlar içinde kalmış olan esirin hemen başına sıkıca geçirilirdi. Başına deri geçirilen esir, güneşin altında beklemeye bırakılırdı. Saçları yeniden çıkan kölenin saçları, üzerine sıkıca kaplanan derinin kuruması nedeniyle yukarıya doğru büyüyemediği için kendi kafa derisine doğru büyüyerek batarmış. Çektiği inanılmaz acının etkisiyle esirler korkunç çığlıklar atarlarmış.
Zamanla güneşin altında kurumaya ve kurudukça daralmaya başlayan deri, esirin kafasını sıkarak tarif edilmez acılar çekmesine neden olurdu. Mankurtlaştırılmaya çalışılan 10 esirden yaklaşık 8 i büyük acılar içinde kıvranarak ölürdü. Ölmeyen esirlerse yaşadıkları korkunç acının etkisiyle bütün geçmişlerini, ülkülerini, hayallerini, kişiliklerini unuturlar; adeta beyinleri yıkanırdı.
Bir kaç gün sonrasında esirin yanına gelen bir kişi onun başına bir şapka takar, esire yiyecek ve su verirdi. Mankurtlar, yaşadıkları korkunç işkencenin bilinç altlarında yaptığı etki nedeniyle başlarına dokunulmasından nefret ederlerdi.
Geçmişini tamamen unutan ve artık bir mankurt olan esir, yeni sahibine yüzde yüz itaat eden, kişiliği olmayan, geçmişini tamamen unutmuş, verilen emirleri sorgulamayan, kaçmayı asla düşünmeyen, ağzı var dili yok, hiç bir tehlike arz etmeyen muhteşem bir köle olmuştur. Mankurt sahibine adeta bir köpek sadakatiyle bağlı olurdu. Bu özelliği nedeniyle bir Mankurt, 10 köleden daha değerliydi. Hatta bir mankurt öldürülürse, özgür 3 kişi öldürülmüş muamelesi yapılırdı
Mankurtlaştırılan bir köleyi yakınları bile kurtarmaya çalışmazdı. Çünkü mankurt, geçmişini tamamiyle unutmuştur ve hiç bir şey hatırlamamaktadır. Mankurtu eski haline getirmenin hiç bir yolu yoktur.
Bir mankurt ve efendisi
Türk Dünyasının Nayman Ana Efsanesi de mankurtlardan bahsetmektedir.
Efsaneye göre, Nayman Ananın oğlu Colman düşmanları tarafından esir alındıktan sonra mankurtlaştırılır. Nayman Ana, esir oğlunu kurtarmak için tek başına yollara düşer. Oğlunu ıssız bir yerde develeri otlatırken bulur. Gizlice, mankurtlaştırıldığın habersiz oğluna yaklaşır. Çoktan mankurtlaştırılmış oğlu Colman, Nayman Anayı tanımaz. Nayman Ana, Colmana kendi adını, babasının adını söyler ama Colman artık hiç bir şey hatırlamamaktadır. Nayman Ana hiç bıkıp usanmadan, Senin baban Dönenbaydır; sen Dönenbayın oğlusun. der.
Nayman Ana günlerce bıkıp usanmadan oğlunun yanına gelerek ona geçmişini anımsatmaya çalışır. Durumdan kuşkulanan Juan Juanlar, Mankurt colmana Karşına kim çıkarsa çıksın onu mutlaka öldür. diye emir verirler. Nayman Ana yine oğlunun yanına gelir ve Senin baban Dönenbay demek ister. Mankurt hiç tereddüt etmeden okunu çeker ve öz annesinin göğsüne saplar.
Oraya yığılan Nayman Ananın ruhu bir kuş olup havalanmış ve oğlunun üzerinde dönmeye başlamış. Havada dönerken bile, Senin atan (Baban) dönenbay, sen Dönenbayın oğlusun. diyormuş. Bu nedenle o kuş türüne Dönenbay denilmiş.
Nayman Ana Efsanesi, Türkiye dahil pek çok ülkede tiyatro ve sinemaya uyarlanmıştır.
Türk Dünyasında Kırgız Destanları dışında neredeyse unutulan bu kavram, Kırgız Türk yazar Cengiz Aytmatovun 1980 yılında yazdığı Gün Olur Asra Bedel adlı romanında yeniden güncellenmiştir.
Orta Asya Türk Cumhuriyetlerinde mankurt, tarihini ve dilini unutmuş,yalnızca Rusça konuşabilen Türkler için kullanılmaktadır.
Türkiyede mankurt, özüne, milletine, kültürüne ve tarihine yabancılaşmış, duygusuzlaşmış ve tepkisizleşmiş; batılı emperyalist devletlere işbirlikçilik yapan kişiler için kullanılır.
Gündemdeki Haberler
Güncel Önemli Başlıklar