bugün
- boyumun 2 cm kısalması21
- sözlük yazarlarına güvenmek11
- elleri güzel erkek nasıl oluyor sorunsalı19
- her şeyin mizahı yapılmalı mı14
- chatgpt'ye kötü özelliklerimi söyle demek6
- nev10
- kendi değerimizi biz mi belirleriz başkaları mı13
- karınız için çamaşırları elinizde yıkar mısınız8
- bilinçaltı internet ve yapay zeka etkileşimi3
- iphone 18 pro max için neyinizi verirdiniz10
- afet hoca geliyo afet hoca geliyo ihihihi6
- mal mıyım sorunsalı13
- sözlüğün troll mekanı haline gelmesi4
- küt saçlı hatun12
- sözlük kızlarının meme savaşı7
- beni sevdiniz mi3
- online listesi7
- ilk sevgili3
- hiç bir şey hissetmemek4
- natisii mik'yi ena4
- sözlüğün bok yoluna doğru gitmesi3
- geceye bir tespit bırak5
- seks yapmama şartıyla ölümsüz olmak5
- sözlük kızlarının bugünkü kombinleri11
- cihangir insanı2
- modern tanrılara tapınmak4
- sözlük yazarlarının saatleri8
- ay da am olsaydı ilk türkler çıkardı5
- kiraz cicegi kolonyasi41
- teoman'ın 60 yaşına girmesi2
- mandalina8
- hüküm giymişim5
- sözlük yazarlarının ikindil vakti rüyaları2
- muskacılık yapıp çomar yolmak2
- sözlük yazarlarının kudurtan kombinleri12
- açgözlü bencil ikiyüzlü kibirli insan4
- sözlük kavgaları5
- tansağ türk4
- je taime2
- ismail kartal34
- tek şeftaliyle doymamak2
- rakı3
- istanbul trafiği7
- kendine yalan söyleme eğilimi10
- ilk buluşmada esnaf lokantasına gitmek14
- gecenin nostaljik şarkısı2
- internette saklanabileceğine inanmak3
- mesajlara sürekli geç cevap veren erkek10
- 2026 yazı5
- ben bu çocukla ilgili evlencem ya9
ikinci dünya savaşı'nda komunistler tarafından yurdu kırım'dan sürgün edilen ve paris'te çok fakir bir hayat sürmek zorunda kalan, 1947 yılında cesedi sen nehri kıyısında çöpçüler tarafından bulunduğunda cebinden aşağıdaki şiir çıkan kırım türkü.
paris akşamları
bu kent her şeyiyle bana yabancı,
öyle hasretim ki ezan sesine,
ararım çevremde minare cami,
lakin takılırım çan kulesine,
her semtin muhteşem kilisesine
yadel elemleri sarar içimi....
uzaklarda yurdum, burdan çok uzak
her mevsim güneşle, masmavi göklü
cami, kubbeli, kümbetli, köşklü.
ozanlı, garipli, kervansaraylı
yok haber onlardan, baba evinden
bu yüzdendir halim kopuk bir yaprak
herşey çok uzakta benden, çok uzak
gözlerim daima engine dalar
isterim ki; her an anayurdumda
dağları dumanlı, yaslı kırımda
ata ocağında, bizim konakta
bir bakır sinili sofra başında
iftar beklenilsin, dua edilsin.
ve sessiz sedasız yemek yenilsin.
sonra şadırvanda abdest alınıp
hep birlikte teravihe gidilsin.
uyansam her sabah ezan sesiyle
görsem ayşeciği su testisi ile
ninemi yaşmaklı namaz kılarken.
dinlesem dedemi kuran okurken
başımı huşuyla yastığa koysam
sonra toparlanıp yola koyulsam.
yahut günün şavkı vururken camdan
heybetli sesiyle çağırsa babam.
annem de kalk yavrum, aslanım dese
tutup elleriyle omuzlarımdan
o müşfik haliyle sarılsa, öpse....
evet, yurdum uzak; burdan çok uzak
bir ferahlık yahut bir şey umarak
düşerim yollara akşam üstleri
böyle çaresizim yıllardan beri
her zamanki gibi yorgun ve bitkin,
arıtıp yükünü hasta kalbimin
her an heyecanlı gözlerimde yaş
görmek ümidiyle bir türk, bir dildaş
dolaşırım paris caddelerini,
yorgun akan seni köprülerini....
bir karakış vakti sen kıyısında
kafamın içinde türklük ülküsü
ruhumu kavuran özyurt hasreti
böyle geçeceğim ebediyete
donmuş cesedimi bulup çöpçüler
defnedilmek üzere götürecekler
kimim ben ve neyim, ne bilecekler!
buğra alpgiray.
paris akşamları
bu kent her şeyiyle bana yabancı,
öyle hasretim ki ezan sesine,
ararım çevremde minare cami,
lakin takılırım çan kulesine,
her semtin muhteşem kilisesine
yadel elemleri sarar içimi....
uzaklarda yurdum, burdan çok uzak
her mevsim güneşle, masmavi göklü
cami, kubbeli, kümbetli, köşklü.
ozanlı, garipli, kervansaraylı
yok haber onlardan, baba evinden
bu yüzdendir halim kopuk bir yaprak
herşey çok uzakta benden, çok uzak
gözlerim daima engine dalar
isterim ki; her an anayurdumda
dağları dumanlı, yaslı kırımda
ata ocağında, bizim konakta
bir bakır sinili sofra başında
iftar beklenilsin, dua edilsin.
ve sessiz sedasız yemek yenilsin.
sonra şadırvanda abdest alınıp
hep birlikte teravihe gidilsin.
uyansam her sabah ezan sesiyle
görsem ayşeciği su testisi ile
ninemi yaşmaklı namaz kılarken.
dinlesem dedemi kuran okurken
başımı huşuyla yastığa koysam
sonra toparlanıp yola koyulsam.
yahut günün şavkı vururken camdan
heybetli sesiyle çağırsa babam.
annem de kalk yavrum, aslanım dese
tutup elleriyle omuzlarımdan
o müşfik haliyle sarılsa, öpse....
evet, yurdum uzak; burdan çok uzak
bir ferahlık yahut bir şey umarak
düşerim yollara akşam üstleri
böyle çaresizim yıllardan beri
her zamanki gibi yorgun ve bitkin,
arıtıp yükünü hasta kalbimin
her an heyecanlı gözlerimde yaş
görmek ümidiyle bir türk, bir dildaş
dolaşırım paris caddelerini,
yorgun akan seni köprülerini....
bir karakış vakti sen kıyısında
kafamın içinde türklük ülküsü
ruhumu kavuran özyurt hasreti
böyle geçeceğim ebediyete
donmuş cesedimi bulup çöpçüler
defnedilmek üzere götürecekler
kimim ben ve neyim, ne bilecekler!
buğra alpgiray.
Gündemdeki Haberler
Güncel Önemli Başlıklar