bugün
- uğruna kavga edilmesini isteyen türk kızı5
- özlediniz mi beni6
- 16 ağustos 2026 amedspor erzurumspor maçı6
- ye yağlıyı iç suyu dondurursa dondursun5
- bazı olaylarda zall'ın sözlüğe intikal etmesi3
- velvet26
- ırkınızı seçme şansınız olsaydı31
- o kızdan uzak dur diyen erkek4
- ağzı sarımsak kokan biriyle öpüşmek5
- her şeye sahip insan mutsuzluğu13
- kimsenin size söylemeyeceği bilmeniz gereken şey9
- amedspor4
- karı kıza para yedirir misiniz3
- herkese pas veren kız barselonada oynasın12
- evlilik balonunun patlaması3
- türklere vize serbestisi4
- sarı renkli şeker tarafından tehdit altındayım8
- pirates of the caribbean2
- kendini değersizleştiren insan5
- insanoğlu kelimesinin cinsiyetçi olması2
- mor semsiyeli yabanci8
- çay yapacak hatunun olmaması3
- anın görüntüsü34
- sözlükte kavga oldu hissi2
- kuzey karolina'dan ındianapolis'e gitmek3
- evliliğin anlamı13
- butlancıların birbirine girmesi6
- dünyanın en değerli şeyi5
- yoğurt mayalamasını bilen erkek6
- en iyi sayısal zeka hangi meslektedir sorunsalı10
- spotify blend list yapmak istenilen yazarlar5
- jalapeno turşusu2
- akide şekeri yiyip radyo dinlemek5
- kürtsüz türkiye11
- golden rose velvet matte ruj 202
- yahudiler neden hindistan'ı seviyor2
- alihan kuriş8
- duygulandıran ingilizce şarkılar2
- evde yoğurt yapmak5
- pancar küspesi2
- ahmet baran yazgan12
- türk ile kürt'ü rakip sanmak5
- bütün gece sokaklarda seri katilin izini sürmek5
- halife olacağım7
- tinder2
- nude var mı3
- sokakların mis gibi bok kokması2
- fenerbahçe15
- beyazconverse nickli yazar erkek mi5
- türkiye türklerin ve kendini türk hissedenleridir7
ihasn oktay anar isimli, nevi şahsına münhasır yazarın çok farklı bir tarzda yazdığı ve benim en sevdiğim romanı. ama en iyi romanı değildir, en iyi romanı puslu kıtalar atlası'dır. aslında tam olarak roman da değildir ama zaten benim sevme gerekçem de bununla ilgili.
efendim, modern romanın ilk ortaya çıkışı ya da romana benzer ilk edebiyat eseri konusu biraz karışıktır. don quijote ilk roman olarak söylenegelse de esasında ilk romanlar çok daha eskilerde yazılmıştır. şimdi adını hatırlayamadığım, telemaque diycem bilen biri gelip dövecek beni, ilk roman örneklerinden birinde hikaye şu şekildedir. bir şehirde veba salgını başlar ve 10 kişi şehirden kaçarlar. yol boyunca her gece herkes birer hikaye anlatır, falan filan. yani, gevşek bir roman kurgusunun içinde hikayeler anlatılmaktadır. tabii ilk roman örneği bu, adı aklıma gelmeyen, kabul edilirse, işler karışıyor zira, aynı mantıklar ilerleyen bir metin doğu'da çok daha önceleri yazılmıştır ve adı da binbir gece masalları'dır. mantık aynı, kurgu aynı.
(bundan sonrası spoiler olabilir. bence değil ama uyarmış olayım, problem çıkmasın)
bu uzun ve -galiba- biraz gereksiz girişten sonra konuya dönecek olursak, efrasiyab'ın hikayeleri ihsan oktay anar'ın, binbir gece masallarına bir naziresidir. zira roman, ölüm ve cezzar dede adındaki iki karakterin birbirine anlattığı hikayelerden oluşur. hikayelerin kimi çok güzel kimisiyse çok basittir. ölüm ve cezzar dede, uzun ihsan'ın (ihsan oktay'ın her kitabında yer verdiği ve kendisini sembolize eden karakteri) canını almak için gün boyu dolaşırlar ve birbirlerine bu hikayeleri anlatırlar. ama uzun ihsan'ın ihsan oktay olduğunu bilen okur, bilir ki ihsan oktay anar, uzun ihsan'ı ölümden kurtarmak için hikayeler anlatıp duruyordur. burada aklımıza hemen, ölümden kurtulmak için hükümdara 1001 gece boyunca hikaye anlatan şehrazat gelir. ihsan oktay, romanın en iptidai şeklinde bir roman yazmıştır ve romanı -muhtemelen kendisinin de ilk roman kabul ettiği- 1001 gece masallarına paralel yazmıştır. çok zekice.
romanın konusu ve konuların işlenişi mükemmeldir. ihsan oktay zaten gönderme ve ironi konusunda usta bir yazar, eyvallah ama bu kitabında bu meselelerin hepsini aşmış. ben bu kadar komik bir kitap okuduğumu hatırlamıyorum. ihsan oktay filozofçu bir abi olduğu için elbette eski hikayelere göndermeler yapmış, elbette çok geniş olan osmanlıca haznesini olabilecek en matrak şekilde kullanmış. ama tüm bunların dışında, açıklamayı beceremediğim başka bir güzelliği var bu kitabın. okumayı düşünürseniz, ki bence düşünmelisiniz, yanınıza bir osmanlıca sözlük alın(internet de o işi görür) ve anlamını çıkaramadığınız her kelime için sözlüğe bakın, zira büyük bir ihtimalle ince bir gönderme vardır ve kitap o göndermelerle çok zevklidir. dün gece bitirdiğim kitabı haftaya tekrar okusam yeni yeni göndermeler keşfedeceğimden eminim. bir iki çerezlik vereyim de ağzınız sulansın.
"kadının mubarek ve galaktik sütünü emdi"
"iştiraki mezhebine kayıtlı olduğunu ve bu yüzden allah'a inanmadığını söyledi"
"içki ve kumar alemlerinde hayırsever bir insan olarak bilinirdi"
böyle cümle mi kurulur be kardeşim, iştiraki mezhebi nedir(:)), mezhebe nasıl kayıt yaptırılır. allah seni bildiği gibi yapsın.
efendim, modern romanın ilk ortaya çıkışı ya da romana benzer ilk edebiyat eseri konusu biraz karışıktır. don quijote ilk roman olarak söylenegelse de esasında ilk romanlar çok daha eskilerde yazılmıştır. şimdi adını hatırlayamadığım, telemaque diycem bilen biri gelip dövecek beni, ilk roman örneklerinden birinde hikaye şu şekildedir. bir şehirde veba salgını başlar ve 10 kişi şehirden kaçarlar. yol boyunca her gece herkes birer hikaye anlatır, falan filan. yani, gevşek bir roman kurgusunun içinde hikayeler anlatılmaktadır. tabii ilk roman örneği bu, adı aklıma gelmeyen, kabul edilirse, işler karışıyor zira, aynı mantıklar ilerleyen bir metin doğu'da çok daha önceleri yazılmıştır ve adı da binbir gece masalları'dır. mantık aynı, kurgu aynı.
(bundan sonrası spoiler olabilir. bence değil ama uyarmış olayım, problem çıkmasın)
bu uzun ve -galiba- biraz gereksiz girişten sonra konuya dönecek olursak, efrasiyab'ın hikayeleri ihsan oktay anar'ın, binbir gece masallarına bir naziresidir. zira roman, ölüm ve cezzar dede adındaki iki karakterin birbirine anlattığı hikayelerden oluşur. hikayelerin kimi çok güzel kimisiyse çok basittir. ölüm ve cezzar dede, uzun ihsan'ın (ihsan oktay'ın her kitabında yer verdiği ve kendisini sembolize eden karakteri) canını almak için gün boyu dolaşırlar ve birbirlerine bu hikayeleri anlatırlar. ama uzun ihsan'ın ihsan oktay olduğunu bilen okur, bilir ki ihsan oktay anar, uzun ihsan'ı ölümden kurtarmak için hikayeler anlatıp duruyordur. burada aklımıza hemen, ölümden kurtulmak için hükümdara 1001 gece boyunca hikaye anlatan şehrazat gelir. ihsan oktay, romanın en iptidai şeklinde bir roman yazmıştır ve romanı -muhtemelen kendisinin de ilk roman kabul ettiği- 1001 gece masallarına paralel yazmıştır. çok zekice.
romanın konusu ve konuların işlenişi mükemmeldir. ihsan oktay zaten gönderme ve ironi konusunda usta bir yazar, eyvallah ama bu kitabında bu meselelerin hepsini aşmış. ben bu kadar komik bir kitap okuduğumu hatırlamıyorum. ihsan oktay filozofçu bir abi olduğu için elbette eski hikayelere göndermeler yapmış, elbette çok geniş olan osmanlıca haznesini olabilecek en matrak şekilde kullanmış. ama tüm bunların dışında, açıklamayı beceremediğim başka bir güzelliği var bu kitabın. okumayı düşünürseniz, ki bence düşünmelisiniz, yanınıza bir osmanlıca sözlük alın(internet de o işi görür) ve anlamını çıkaramadığınız her kelime için sözlüğe bakın, zira büyük bir ihtimalle ince bir gönderme vardır ve kitap o göndermelerle çok zevklidir. dün gece bitirdiğim kitabı haftaya tekrar okusam yeni yeni göndermeler keşfedeceğimden eminim. bir iki çerezlik vereyim de ağzınız sulansın.
"kadının mubarek ve galaktik sütünü emdi"
"iştiraki mezhebine kayıtlı olduğunu ve bu yüzden allah'a inanmadığını söyledi"
"içki ve kumar alemlerinde hayırsever bir insan olarak bilinirdi"
böyle cümle mi kurulur be kardeşim, iştiraki mezhebi nedir(:)), mezhebe nasıl kayıt yaptırılır. allah seni bildiği gibi yapsın.
Gündemdeki Haberler
Güncel Önemli Başlıklar