bugün
- nervio isimli yazarin tam olarak neye yaramasi16
- kışın duş alırken üşümemek için öneriler6
- geceleri yapmaktan zevk alınan şeyler4
- anında dolan göz neyin belirtisidir4
- sözlük kızı için kavga eden 2 kaslı sözlük erkeği13
- hastalık havası7
- uykuya dalmak istememek neyin belirtisidir4
- çin'e demokrasi gelsin9
- burna tuzlu su çekmek5
- sözlüğün götü en güzel yazarı12
- çok düşünmek neyin belirtisidir3
- dolar 50 tl de olsa oyum ak parti ye44
- evlenilecek erkek bulmanın gittikçe zorlaşması7
- yaran twitter iletileri3
- vajinanın iç sıcaklığı10
- gocu20
- uzun süre ayakkabı içinde kalmış ayak4
- sümük fetişi2
- geçmeyen mide bulantısı neyin belirtisidir3
- yazarların kendinde sevmediği şeyler2
- karton toplarken şarampole yuvarlanmak5
- kopya çekmenin etiği3
- truesuz sözlük5
- yazarların kombi dereceleri2
- silikon memenin patlaması10
- bastırılmış üzüntü4
- vişneçürüğü tanga giyen sözlük erkeği11
- çok makyaj yapan kız vs doğal kız10
- duvardaki kafam kadar örümcek4
- silikon meme gerçeğinin yerini tutar mı sorunsalı14
- ferhat gündoğdu'nun gözaltına alınması42
- fusya semsiyeli yabanci4
- fiziği güzel sözlük kızları48
- nervio23
- iyi dostlar biriktirdim7
- açmanın üzerinde açma yazması4
- kale3112'nin evinde yer yatağında kalmak2
- halil güneşli2
- sözlük erkeklerinin kaşar olduğu gerçeği9
- seni terkedeceğim2
- recep tayyip erdoğan27
- kasiyerin nakit mi kredi kartı mı diye sorması5
- sözlüğün namusunu kim temizleyecek sorunsalı5
- bayram namazı çıkışı3
- 200 bin lira borç verir misiniz3
- arkadaşlar sizce bu çanta nasıl8
- rüyada tekrar tekrar böcek görmek3
- judas'ı dayak yerken görseniz ne yaparsınız10
- aşk karın doyurmaz diyen kız3
- kürt fıkraları6
ihasn oktay anar isimli, nevi şahsına münhasır yazarın çok farklı bir tarzda yazdığı ve benim en sevdiğim romanı. ama en iyi romanı değildir, en iyi romanı puslu kıtalar atlası'dır. aslında tam olarak roman da değildir ama zaten benim sevme gerekçem de bununla ilgili.
efendim, modern romanın ilk ortaya çıkışı ya da romana benzer ilk edebiyat eseri konusu biraz karışıktır. don quijote ilk roman olarak söylenegelse de esasında ilk romanlar çok daha eskilerde yazılmıştır. şimdi adını hatırlayamadığım, telemaque diycem bilen biri gelip dövecek beni, ilk roman örneklerinden birinde hikaye şu şekildedir. bir şehirde veba salgını başlar ve 10 kişi şehirden kaçarlar. yol boyunca her gece herkes birer hikaye anlatır, falan filan. yani, gevşek bir roman kurgusunun içinde hikayeler anlatılmaktadır. tabii ilk roman örneği bu, adı aklıma gelmeyen, kabul edilirse, işler karışıyor zira, aynı mantıklar ilerleyen bir metin doğu'da çok daha önceleri yazılmıştır ve adı da binbir gece masalları'dır. mantık aynı, kurgu aynı.
(bundan sonrası spoiler olabilir. bence değil ama uyarmış olayım, problem çıkmasın)
bu uzun ve -galiba- biraz gereksiz girişten sonra konuya dönecek olursak, efrasiyab'ın hikayeleri ihsan oktay anar'ın, binbir gece masallarına bir naziresidir. zira roman, ölüm ve cezzar dede adındaki iki karakterin birbirine anlattığı hikayelerden oluşur. hikayelerin kimi çok güzel kimisiyse çok basittir. ölüm ve cezzar dede, uzun ihsan'ın (ihsan oktay'ın her kitabında yer verdiği ve kendisini sembolize eden karakteri) canını almak için gün boyu dolaşırlar ve birbirlerine bu hikayeleri anlatırlar. ama uzun ihsan'ın ihsan oktay olduğunu bilen okur, bilir ki ihsan oktay anar, uzun ihsan'ı ölümden kurtarmak için hikayeler anlatıp duruyordur. burada aklımıza hemen, ölümden kurtulmak için hükümdara 1001 gece boyunca hikaye anlatan şehrazat gelir. ihsan oktay, romanın en iptidai şeklinde bir roman yazmıştır ve romanı -muhtemelen kendisinin de ilk roman kabul ettiği- 1001 gece masallarına paralel yazmıştır. çok zekice.
romanın konusu ve konuların işlenişi mükemmeldir. ihsan oktay zaten gönderme ve ironi konusunda usta bir yazar, eyvallah ama bu kitabında bu meselelerin hepsini aşmış. ben bu kadar komik bir kitap okuduğumu hatırlamıyorum. ihsan oktay filozofçu bir abi olduğu için elbette eski hikayelere göndermeler yapmış, elbette çok geniş olan osmanlıca haznesini olabilecek en matrak şekilde kullanmış. ama tüm bunların dışında, açıklamayı beceremediğim başka bir güzelliği var bu kitabın. okumayı düşünürseniz, ki bence düşünmelisiniz, yanınıza bir osmanlıca sözlük alın(internet de o işi görür) ve anlamını çıkaramadığınız her kelime için sözlüğe bakın, zira büyük bir ihtimalle ince bir gönderme vardır ve kitap o göndermelerle çok zevklidir. dün gece bitirdiğim kitabı haftaya tekrar okusam yeni yeni göndermeler keşfedeceğimden eminim. bir iki çerezlik vereyim de ağzınız sulansın.
"kadının mubarek ve galaktik sütünü emdi"
"iştiraki mezhebine kayıtlı olduğunu ve bu yüzden allah'a inanmadığını söyledi"
"içki ve kumar alemlerinde hayırsever bir insan olarak bilinirdi"
böyle cümle mi kurulur be kardeşim, iştiraki mezhebi nedir(:)), mezhebe nasıl kayıt yaptırılır. allah seni bildiği gibi yapsın.
efendim, modern romanın ilk ortaya çıkışı ya da romana benzer ilk edebiyat eseri konusu biraz karışıktır. don quijote ilk roman olarak söylenegelse de esasında ilk romanlar çok daha eskilerde yazılmıştır. şimdi adını hatırlayamadığım, telemaque diycem bilen biri gelip dövecek beni, ilk roman örneklerinden birinde hikaye şu şekildedir. bir şehirde veba salgını başlar ve 10 kişi şehirden kaçarlar. yol boyunca her gece herkes birer hikaye anlatır, falan filan. yani, gevşek bir roman kurgusunun içinde hikayeler anlatılmaktadır. tabii ilk roman örneği bu, adı aklıma gelmeyen, kabul edilirse, işler karışıyor zira, aynı mantıklar ilerleyen bir metin doğu'da çok daha önceleri yazılmıştır ve adı da binbir gece masalları'dır. mantık aynı, kurgu aynı.
(bundan sonrası spoiler olabilir. bence değil ama uyarmış olayım, problem çıkmasın)
bu uzun ve -galiba- biraz gereksiz girişten sonra konuya dönecek olursak, efrasiyab'ın hikayeleri ihsan oktay anar'ın, binbir gece masallarına bir naziresidir. zira roman, ölüm ve cezzar dede adındaki iki karakterin birbirine anlattığı hikayelerden oluşur. hikayelerin kimi çok güzel kimisiyse çok basittir. ölüm ve cezzar dede, uzun ihsan'ın (ihsan oktay'ın her kitabında yer verdiği ve kendisini sembolize eden karakteri) canını almak için gün boyu dolaşırlar ve birbirlerine bu hikayeleri anlatırlar. ama uzun ihsan'ın ihsan oktay olduğunu bilen okur, bilir ki ihsan oktay anar, uzun ihsan'ı ölümden kurtarmak için hikayeler anlatıp duruyordur. burada aklımıza hemen, ölümden kurtulmak için hükümdara 1001 gece boyunca hikaye anlatan şehrazat gelir. ihsan oktay, romanın en iptidai şeklinde bir roman yazmıştır ve romanı -muhtemelen kendisinin de ilk roman kabul ettiği- 1001 gece masallarına paralel yazmıştır. çok zekice.
romanın konusu ve konuların işlenişi mükemmeldir. ihsan oktay zaten gönderme ve ironi konusunda usta bir yazar, eyvallah ama bu kitabında bu meselelerin hepsini aşmış. ben bu kadar komik bir kitap okuduğumu hatırlamıyorum. ihsan oktay filozofçu bir abi olduğu için elbette eski hikayelere göndermeler yapmış, elbette çok geniş olan osmanlıca haznesini olabilecek en matrak şekilde kullanmış. ama tüm bunların dışında, açıklamayı beceremediğim başka bir güzelliği var bu kitabın. okumayı düşünürseniz, ki bence düşünmelisiniz, yanınıza bir osmanlıca sözlük alın(internet de o işi görür) ve anlamını çıkaramadığınız her kelime için sözlüğe bakın, zira büyük bir ihtimalle ince bir gönderme vardır ve kitap o göndermelerle çok zevklidir. dün gece bitirdiğim kitabı haftaya tekrar okusam yeni yeni göndermeler keşfedeceğimden eminim. bir iki çerezlik vereyim de ağzınız sulansın.
"kadının mubarek ve galaktik sütünü emdi"
"iştiraki mezhebine kayıtlı olduğunu ve bu yüzden allah'a inanmadığını söyledi"
"içki ve kumar alemlerinde hayırsever bir insan olarak bilinirdi"
böyle cümle mi kurulur be kardeşim, iştiraki mezhebi nedir(:)), mezhebe nasıl kayıt yaptırılır. allah seni bildiği gibi yapsın.
Gündemdeki Haberler
Güncel Önemli Başlıklar