bugün
- nickten isim tahmini yapmak25
- hakkımda bilmeniz gerekenler32
- 55 kilo üstündeki sözlük kızları8
- her şey senin istediğin gibi olsaydı5
- kıl erkeğin süsüdür14
- görükle'ye gelen erkek yüklü kamyonet6
- yazarların şu an yapmak istedikleri şey10
- arkadaşlar bir şey dicem5
- gecenin köründe5
- nasıl yani hala kavga başlamadı mı6
- dünyanın en samimi cümlesi6
- grup seksin mantığı10
- ioçk14
- dünyaya çocuk getirmek10
- seni karım yapacağım3
- kılıçdaroğlu'nun rozet töreni figüran iddiası15
- nick vermeden bir yazara seslen14
- ilk oyunu ekmeleddin ihsanoğlu'na vermiş yazarlar2
- baş karakteri olmak istenilen roman4
- yazarların imrendiği kişi2
- çaresizlik2
- şarap içemeyen erkek6
- sözlükte kıllı erkek istemiyoruz5
- geceye bir şarkı bırak8
- lazerle göğüs kullarını alan erkek5
- son bira2
- kendinden bir çıkarınca ne kalıyor2
- katatespizartmasinın mutfağına konuk olmak16
- çaylak olunca intihar eden yazar5
- abberline'ı kulaklarından tavana asmak6
- ford taunus6
- kıllı göbeğe başını yaslayıp uyumak6
- kafa açan insan5
- nohut yaptım nası olmuş10
- yoğurt mayalayan kızı üzmek11
- biz kimden kaçıyorduk anne2
- pişt bi baksanıza buraya kankalarım8
- nervio burak demirbilek evliliği13
- bilgi içeren entry girelim hadi4
- sır saklamak2
- yorgun mermi vs nervio12
- makarna abartılmış balon bir yemektir5
- tüysüz insan arayışı5
- arkadaşlar bir şey soracağım15
- nevriye4
- yeni parti46
- başlık parası3
- 45 bin liraya alınabilecek en iyi araba6
- bu işleri bırakacağım deyip bırakmayan kız3
- özel güvenlik görevlisi sınavını kazanmak6
"kitabını okudum, filmini izledim" listeme giren bir başka başlık oldu bugün itibarıyla.
kitap hakkında konuşacak olursam, asosyal şahsım kitabın sonunda bile gregg'e üzülürken, miranda ile ilgili öksürdüğü kısımlar hariç hiçbir üzüntü duymadı.
çünkü miranda, gerektiğinde sınıf ayrılıklarını eleştiren cümleler kurabilirken hiç öyle davranmadı. davranıyormuş gibi gözüktü. kendisini hep yukarıda, hep üstte gören birisiydi miranda. egoistti. neredeyse hayranlık duyduğu g.p.'ye bile aşık olduğunu itiraf edemiyordu kendisine çünkü g.p. çok yaşlıydı ve kendisi çok güzeldi, gençti. keşke g.p. de genç olsaydı. o zaman birlikte olabilirlerdi. ama aşk elbette ki sınır tanımaz, evet.
iğrenç, ikiyüzlü bir insan gibi gözüktü gözüme miranda. çok gerçekti çünkü.
gregg'in ise her şeyiyle saf, naif bir hali vardı.**
hatta bir lafı var, belki de şahsımla en çok bağdaştırdığım repliklerden biridir. çok uzun zamandır farklı şekillerde tekrar ederim zaten kendi kendime bunları. miranda'ya söylüyor;
- sizin gibi insanlar, tek yapmanız gereken bir ortama girmek. herkesle konuşabilir, her şeyi anlayabilirsiniz. ama benim gibiler için durum daha farklı.
şunu okuyup da gregg için üzülmemek mümkün mü?
ayrıca, kitabın ilk bölümde miranda'yı ne kadar kusursuz olarak düşündüğümü hatırlıyorum. günlüğünü okuyunca, olaylara onun gözünden bakınca aslında ne kadar aciz olduğunu anlamam falan cidden garip bir histi. bu kadar güzel yapılabilirdi bu iş. fowles'ı tebrik etmemek elde değil.
ama filmde durum daha farklıydı. yazılı eserdeki gibi veremiyorsun bakış açısını. sinemada sadece seyircinin bakış açısı var. karakterlere, iki ayrı karaktere, ayrı bakış açıları vermek çok daha zor. bu yüzden film kitap kadar derin değil. daha yüzeysel. bu özelliği onu uyarlama yönünden kötü bir film yapıyor denilebilir. ama yine de kendi başına güzel bir film.
neyse, sonuç olarak umarım bana da loto falan vurmaz.
kitap hakkında konuşacak olursam, asosyal şahsım kitabın sonunda bile gregg'e üzülürken, miranda ile ilgili öksürdüğü kısımlar hariç hiçbir üzüntü duymadı.
çünkü miranda, gerektiğinde sınıf ayrılıklarını eleştiren cümleler kurabilirken hiç öyle davranmadı. davranıyormuş gibi gözüktü. kendisini hep yukarıda, hep üstte gören birisiydi miranda. egoistti. neredeyse hayranlık duyduğu g.p.'ye bile aşık olduğunu itiraf edemiyordu kendisine çünkü g.p. çok yaşlıydı ve kendisi çok güzeldi, gençti. keşke g.p. de genç olsaydı. o zaman birlikte olabilirlerdi. ama aşk elbette ki sınır tanımaz, evet.
iğrenç, ikiyüzlü bir insan gibi gözüktü gözüme miranda. çok gerçekti çünkü.
gregg'in ise her şeyiyle saf, naif bir hali vardı.**
hatta bir lafı var, belki de şahsımla en çok bağdaştırdığım repliklerden biridir. çok uzun zamandır farklı şekillerde tekrar ederim zaten kendi kendime bunları. miranda'ya söylüyor;
- sizin gibi insanlar, tek yapmanız gereken bir ortama girmek. herkesle konuşabilir, her şeyi anlayabilirsiniz. ama benim gibiler için durum daha farklı.
şunu okuyup da gregg için üzülmemek mümkün mü?
ayrıca, kitabın ilk bölümde miranda'yı ne kadar kusursuz olarak düşündüğümü hatırlıyorum. günlüğünü okuyunca, olaylara onun gözünden bakınca aslında ne kadar aciz olduğunu anlamam falan cidden garip bir histi. bu kadar güzel yapılabilirdi bu iş. fowles'ı tebrik etmemek elde değil.
ama filmde durum daha farklıydı. yazılı eserdeki gibi veremiyorsun bakış açısını. sinemada sadece seyircinin bakış açısı var. karakterlere, iki ayrı karaktere, ayrı bakış açıları vermek çok daha zor. bu yüzden film kitap kadar derin değil. daha yüzeysel. bu özelliği onu uyarlama yönünden kötü bir film yapıyor denilebilir. ama yine de kendi başına güzel bir film.
neyse, sonuç olarak umarım bana da loto falan vurmaz.
Gündemdeki Haberler
Güncel Önemli Başlıklar