bugün
- ağır müslüm gürses sözleri7
- sözlükte kavga olmayacak hissi14
- takip ettiğiniz israilli haber kaynakları6
- kızılay avm6
- hayatını garantiye almak isteyenlere tavsiyeler5
- ben troll üm7
- kiraz cicegi kolonyasi30
- kars kaşarı vs izmir kaşarı6
- en son ne yediniz9
- ağırlık kaldıramayan erkek7
- kim cha eon sözlüğün en iyi yazarıdır4
- rüyaları bir süre kaydedip filmini çekmek3
- 9 eylül 2026 sporting lizbon galatasaray maçı77
- flört5
- kendini çok önemli sanan yazar14
- ekmeği ayaklar altında çiğnemek5
- türkiye nin girişine yazılması gereken söz8
- ahmet kaya3
- abd ve çin'i takip etmek için kanallar öner2
- bazı insanların birbirini kırmaktan zevk alması5
- fenerbahçe biraz sert biraz katı14
- közmatik3
- kaşif kozinoğlu olayıda kapandı2
- uyanıp ilk iş mustafa yıldızdoğan açmak3
- birini sevmek2
- üniversiteli eskort kadınlar10
- beyaz giyince kesin üstüne yemek dökmek6
- şahin siyonistle islamcı kardeştir6
- pisa ortalamasında avrupaya çakmamız5
- tai lung'un sürekli yanlış bilgi vermesi4
- hiç yalan söyleyememek ister miydin5
- üst geçit3
- tarhana kurutmak2
- yalanlarla yaşıyorum3
- e r'e k t o r6
- ekşi sözlük7
- türk kızı6
- enayimiknatisii28
- sikerim böyle hayatı deyip ibo show izlemek2
- kedi sevmeyen insan5
- aziz yıldırım14
- 10 eylül 2026 fenerbahçe roma u19 maçı2
- rüyamda intihar ettim2
- fikir paylaşma günü6
- yazılımcıların flört edememesi2
- porno sitelerine hükmeden katolik milyarderler2
- format at düzelir3
- temel oran safsatası2
- karsın barı türküsü2
- uludağ sözlük için öneriler2
"kitabını okudum, filmini izledim" listeme giren bir başka başlık oldu bugün itibarıyla.
kitap hakkında konuşacak olursam, asosyal şahsım kitabın sonunda bile gregg'e üzülürken, miranda ile ilgili öksürdüğü kısımlar hariç hiçbir üzüntü duymadı.
çünkü miranda, gerektiğinde sınıf ayrılıklarını eleştiren cümleler kurabilirken hiç öyle davranmadı. davranıyormuş gibi gözüktü. kendisini hep yukarıda, hep üstte gören birisiydi miranda. egoistti. neredeyse hayranlık duyduğu g.p.'ye bile aşık olduğunu itiraf edemiyordu kendisine çünkü g.p. çok yaşlıydı ve kendisi çok güzeldi, gençti. keşke g.p. de genç olsaydı. o zaman birlikte olabilirlerdi. ama aşk elbette ki sınır tanımaz, evet.
iğrenç, ikiyüzlü bir insan gibi gözüktü gözüme miranda. çok gerçekti çünkü.
gregg'in ise her şeyiyle saf, naif bir hali vardı.**
hatta bir lafı var, belki de şahsımla en çok bağdaştırdığım repliklerden biridir. çok uzun zamandır farklı şekillerde tekrar ederim zaten kendi kendime bunları. miranda'ya söylüyor;
- sizin gibi insanlar, tek yapmanız gereken bir ortama girmek. herkesle konuşabilir, her şeyi anlayabilirsiniz. ama benim gibiler için durum daha farklı.
şunu okuyup da gregg için üzülmemek mümkün mü?
ayrıca, kitabın ilk bölümde miranda'yı ne kadar kusursuz olarak düşündüğümü hatırlıyorum. günlüğünü okuyunca, olaylara onun gözünden bakınca aslında ne kadar aciz olduğunu anlamam falan cidden garip bir histi. bu kadar güzel yapılabilirdi bu iş. fowles'ı tebrik etmemek elde değil.
ama filmde durum daha farklıydı. yazılı eserdeki gibi veremiyorsun bakış açısını. sinemada sadece seyircinin bakış açısı var. karakterlere, iki ayrı karaktere, ayrı bakış açıları vermek çok daha zor. bu yüzden film kitap kadar derin değil. daha yüzeysel. bu özelliği onu uyarlama yönünden kötü bir film yapıyor denilebilir. ama yine de kendi başına güzel bir film.
neyse, sonuç olarak umarım bana da loto falan vurmaz.
kitap hakkında konuşacak olursam, asosyal şahsım kitabın sonunda bile gregg'e üzülürken, miranda ile ilgili öksürdüğü kısımlar hariç hiçbir üzüntü duymadı.
çünkü miranda, gerektiğinde sınıf ayrılıklarını eleştiren cümleler kurabilirken hiç öyle davranmadı. davranıyormuş gibi gözüktü. kendisini hep yukarıda, hep üstte gören birisiydi miranda. egoistti. neredeyse hayranlık duyduğu g.p.'ye bile aşık olduğunu itiraf edemiyordu kendisine çünkü g.p. çok yaşlıydı ve kendisi çok güzeldi, gençti. keşke g.p. de genç olsaydı. o zaman birlikte olabilirlerdi. ama aşk elbette ki sınır tanımaz, evet.
iğrenç, ikiyüzlü bir insan gibi gözüktü gözüme miranda. çok gerçekti çünkü.
gregg'in ise her şeyiyle saf, naif bir hali vardı.**
hatta bir lafı var, belki de şahsımla en çok bağdaştırdığım repliklerden biridir. çok uzun zamandır farklı şekillerde tekrar ederim zaten kendi kendime bunları. miranda'ya söylüyor;
- sizin gibi insanlar, tek yapmanız gereken bir ortama girmek. herkesle konuşabilir, her şeyi anlayabilirsiniz. ama benim gibiler için durum daha farklı.
şunu okuyup da gregg için üzülmemek mümkün mü?
ayrıca, kitabın ilk bölümde miranda'yı ne kadar kusursuz olarak düşündüğümü hatırlıyorum. günlüğünü okuyunca, olaylara onun gözünden bakınca aslında ne kadar aciz olduğunu anlamam falan cidden garip bir histi. bu kadar güzel yapılabilirdi bu iş. fowles'ı tebrik etmemek elde değil.
ama filmde durum daha farklıydı. yazılı eserdeki gibi veremiyorsun bakış açısını. sinemada sadece seyircinin bakış açısı var. karakterlere, iki ayrı karaktere, ayrı bakış açıları vermek çok daha zor. bu yüzden film kitap kadar derin değil. daha yüzeysel. bu özelliği onu uyarlama yönünden kötü bir film yapıyor denilebilir. ama yine de kendi başına güzel bir film.
neyse, sonuç olarak umarım bana da loto falan vurmaz.
Gündemdeki Haberler
Güncel Önemli Başlıklar