bugün
- guendouzi ve greenwooda uefa disiplin süreci18
- serhat kılıç19
- ahmet hakan'ın kalkan topuk analizi2
- dur bakalım kimin elinde kalacak2
- sözlüğü 2000 ve sonrası doğumluların basması5
- en sevmediğin insan tipleri9
- ikinci defa askere gitmek8
- yazarların 80 lerde nasıl göründüğü12
- yalnızlık edebiyatı13
- kurusıkı3
- 6 eylül 2026 türkiye italya voleybol maçı18
- tai lung42
- kin tutmayı beceremeyen insan9
- namazlarınızın yaradan için hiçbir kıymeti yok11
- bu koyden olsam ne olacak ve sarı şeker12
- 5 eylül 2026 fenerbahçe beşiktaş maçı42
- sözlükte psikolojik delilerin olması10
- ciddi ciddi voleybol maçı izleyen insan olması9
- askerliğin gençler için faydalı olması7
- en sevdiğiniz sözlük yazarı9
- özbek kadınlar14
- bir kızla dalga geçmek6
- claudian clouds22
- bir viski doldurup kızların final maçını izlemek12
- sözlük whatsapp grupları13
- mavi göz7
- gizli hesap6
- sarapci koala47
- 9 eylül 2026 sporting lizbon galatasaray maçı17
- friedrich hegel la bi cay icek12
- iğrenme eşiği olmayan erkek9
- uludağ itiraf10
- sözlüğün en hamarat yazarı8
- göğüs uçlarını birbirine değdirebilen kadın11
- enayimiknatisii32
- islam'ın hak dini olması6
- melissa vargas7
- namazın amacı6
- yarın kpssye girecek yazarlar15
- özbek pilavına kaşık saplamak7
- anın görüntüsü25
- filenin sultanlarının avrupa şampiyonu olması6
- herkesin tavsiye verdiği insan4
- libidosu olmasa true'nun aslında iyi insan olması6
- deccal internetten çıkacak9
- uludağ sözlük benim için ancak mezarda biter5
- gece vardiyası yazarlar4
- fenerbahçe15
- sözlük yazarlarının salatalıkları21
- gocu31
tam olarak ifade etmek gerekirse bir arkadaşlık filmi.
açıp izlemeden önce insanı tereddütler içinde bırakan, yahu çok cacık görünüyor kesin bu beni sıkar diye oturduğum filmlerden birisiydi ve bundan da psikolojimi hafif yana yatmış olarak kalktım. diğerleri için (bkz: 12 angry man) , (bkz: psycho) , (bkz: shichinin no samurai) , tabi daha bir çok film vardır. artık bir filme ön yargılı bakıyorsam direk oturup izliyorum. neyse filme geçecek olursak ;
--- spoiler ---
filmin başında alışık olmayan türde bir film olduğundan ne olup bitiyor diye dikkat ederken insanın ilk dikkatini çeken ana karakterlerin seslendirilmesindeki muhteşem performans, sanırım bunun için
toni collette ve philip seymour hoffman a özel teşekkür etmeliyiz. insanı sıcacık çevreleyen bir ortamı ilk önce oluşturuyorlar.
bunun dışında senaryo içine ince bir şekilde serpiştirilmiş ve insanın yüzünü güldüren bir çok espri mevcut. bunlar içinde beni en çok güldüren max'in doktor sırası beklerken 'please take a seat' yazısını görüp eve dönüşte bir sandalye satın almasıydı.
film temelde topluma adaptasyon sıkıntısı çeken bir adam olan max ile ailevi sıkıntıları olan mary'nin gerçek dostluk hikayesini anlatıyor. lütfen siz o 'gerçek' kısmını ciddiye alarak izleyin yoksa filmin sonunda ağzınıza sıçılıyor.
max'in sağlığı uğruna mary için yaptıkları ve mary'nin de dostluğu uğruna tüm kariyerinden vazgeçip annesi gibi olmak uğruna max'in peşinden gitmesi filmin çooook kısa bir özeti.
sonu ile adamı darmaduman eden ve günlerce akıllardan çıkmayacak bir film (bkz: mary and max)
--- spoiler ---
benim için kalitenin görsellik, yıldızlar ve memeler olmadığının ;
önemli olanın anlatım ve hikaye olduğunun en gerçek ve somut ispatıdır bu naçizane film.
'haydi bize bir film söyle de izleyelim!' diyen kişileri dikkatlice süzüp, sabredip bu mükemmel hikayeyi hak edebilecek kişilere önerdiğim bir yapıttır mary and max.
eğer psikolojiniz yerindeyse ve gerçek bir şeyler izlemek istiyorsanız tam zamanıdır. haydi açın ve izleyin.
açıp izlemeden önce insanı tereddütler içinde bırakan, yahu çok cacık görünüyor kesin bu beni sıkar diye oturduğum filmlerden birisiydi ve bundan da psikolojimi hafif yana yatmış olarak kalktım. diğerleri için (bkz: 12 angry man) , (bkz: psycho) , (bkz: shichinin no samurai) , tabi daha bir çok film vardır. artık bir filme ön yargılı bakıyorsam direk oturup izliyorum. neyse filme geçecek olursak ;
--- spoiler ---
filmin başında alışık olmayan türde bir film olduğundan ne olup bitiyor diye dikkat ederken insanın ilk dikkatini çeken ana karakterlerin seslendirilmesindeki muhteşem performans, sanırım bunun için
toni collette ve philip seymour hoffman a özel teşekkür etmeliyiz. insanı sıcacık çevreleyen bir ortamı ilk önce oluşturuyorlar.
bunun dışında senaryo içine ince bir şekilde serpiştirilmiş ve insanın yüzünü güldüren bir çok espri mevcut. bunlar içinde beni en çok güldüren max'in doktor sırası beklerken 'please take a seat' yazısını görüp eve dönüşte bir sandalye satın almasıydı.
film temelde topluma adaptasyon sıkıntısı çeken bir adam olan max ile ailevi sıkıntıları olan mary'nin gerçek dostluk hikayesini anlatıyor. lütfen siz o 'gerçek' kısmını ciddiye alarak izleyin yoksa filmin sonunda ağzınıza sıçılıyor.
max'in sağlığı uğruna mary için yaptıkları ve mary'nin de dostluğu uğruna tüm kariyerinden vazgeçip annesi gibi olmak uğruna max'in peşinden gitmesi filmin çooook kısa bir özeti.
sonu ile adamı darmaduman eden ve günlerce akıllardan çıkmayacak bir film (bkz: mary and max)
--- spoiler ---
benim için kalitenin görsellik, yıldızlar ve memeler olmadığının ;
önemli olanın anlatım ve hikaye olduğunun en gerçek ve somut ispatıdır bu naçizane film.
'haydi bize bir film söyle de izleyelim!' diyen kişileri dikkatlice süzüp, sabredip bu mükemmel hikayeyi hak edebilecek kişilere önerdiğim bir yapıttır mary and max.
eğer psikolojiniz yerindeyse ve gerçek bir şeyler izlemek istiyorsanız tam zamanıdır. haydi açın ve izleyin.
Gündemdeki Haberler
Güncel Önemli Başlıklar