bugün
- true'nun çaylak olması15
- herkes eski nikini yazsın bitsin bu eziyet4
- arkadaşlar uyudunuz mu5
- arapça okuyabilen yazarlar3
- israil3
- birsin allahım2
- kadir inanır14
- yapay zekanın her entrymi silmesi2
- velvet28
- memesi güzel olan bir kadını alıp çıkacağım4
- 2026 dünya kupası27
- dinci insanlar efkarlandığında ne içiyor sorunsalı10
- pringles 12 tl oldu kimsenin umrunda değil4
- sözlüğü bırakmak istemek8
- futbol21
- kendi kendine gülmek3
- barda şişenin üstüne oturmuş kız görmek5
- salak erkek neden bu kadar çok8
- anın görüntüsü17
- üniversitelerin gereksiz olması12
- 20102
- yazarların iyi olduğu konular9
- kemalist dünya19
- türk soyu ve arap soyu birdir6
- aile evinde yaşamak13
- sedat pekmez21
- 26 haziran 2026 türkiye abd maçı29
- özlü sözler5
- seri gizli artı oy veren melek7
- 27 haziran 20262
- erleg han ile revani yemek3
- 26 haziran 20266
- yeni tanışılan kızdan istemek5
- kemalistlerin sanki biraz şey olması10
- zor zaman şarkıları2
- kadir mısıroğlu'nun soyu18
- ıhlamur kokusu2
- ayağımla nah çekebilme yeteneğim6
- türklere devşirme diye laf atan kürt5
- kürtçülerin algıları5
- yürüyüş flörtü3
- kürtçülük5
- aylık 320 bin lira iyi para mıdır sorunsalı2
- galatasaray lobisi11
- ana dilimiz kürtçe olsun kampanyası4
- sözlük yazarlarının kombinleri9
- eski sevgilinin dolgun göğüslerini özlemek7
- ırak2
- aylık 317 bin lira iyi para mıdır sorunsalı5
- tüm mahlukatın cenneti yaşayacak olması2
camdan bir kalp vardı elinde, son sözüyle düştü birden yere. tuz buz oldu her şey. bu kadar parçalandığını görünce kendisi de şaşırmıştı, bilmiyordu. sustu, sessizce ağladı içine içine. günlerdir beklemişti oysa ki. ama beklediği bu değildi. sıcak bi' selam beklemek çok mu büyük bir istekti? sahi ahali nasıl yapıyordu ki bunu, nasıl tanıdığını tanımamazlıktan geliyordu? "o" da öyle yapmıştı işte. şimdi ona mı kızsındı, kendisine mi bilemedi.
sustu.
bütün dağarcığıyla, bilinen bütün kelimelerle, bütün gözyaşlarıyla, hatta bütün yüreğiyle sustu. yüreğindeki o acının sesini duyabilecek kadar sustu.
ya nasip dedi, ya nasip..!
bütün hayatını bir daha düşündü, aynı filmi kaç kere izlediğini bile. sonunu kendide biliyordu bilmesine de, işine gelmiyordu işte. "şu umudum olmasa.." diyordu, belki daha kolay olacaktı o umut olmasa.
ağlamaktan vazgeçer elbet bir gün gözlerim, dedi, yorulurlar bir gün. o gün yüreğimde susar belki.
anlaşılmamak ne kötüydü şu dünyada, kendisini de düzgün anlatamamıştı hiç bir zaman. kimseler bilmedi yüreğini, adam akıllı kimse de onun yüreğini merak etmemişti zaten. bir söz var ya hani; uğruna ölecek delilerle karşılaşmıştı da, kendisiyle yaşamaya talip akıllılar yoktu henüz piyasada. akıllılara mı küssündü yoksa delilere mi, halden hale giren yüreğine mi yoksa anlamadığı kaderine mi küssündü bilemedi. bir kez daha bilememenin acısını duydu yüreğinde.
sustu.
yorgun da hissediyordu artık kendini iyiden iyiye. kendisi de, kendisini anlamaktan vazgeçti. "bırak" dedi, "bırak bu işleri, gittiği yere kadar." savaşı kaybetmiş general havası vardı gözlerinde, mağrur ve ezik, yaralı ve derbeder, en çok da kaybetmiş. yurtsuz kalmış, yönünü şaşırmış bir komutan. komutan gibi, o da kendisine kızıyordu. ölmeliydim, niye yaşayayım ki diyordu. savaş yeterince adil bile değildi, ama bu kadar kaybetmeyi kendi bile beklemiyordu.
sustu.
sitemi de, kızgınlığı da bu anlayamamaktandı. anlayabilse belki, kabulü daha kolay olacakmış gibi hissediyordu. Rabbini de rabbinden başkasına şikayet edemedi. dermanı da derdi de düşünmeyi bıraktı.
sustu.
inanıyordu aslında, ama ince bir çizgide can çekişiyordu işte. "her derdin bir dermanı vardır" diye teselli etmeye çalıştı kendini, sonra kendisine de inanmadı. yoktu işte. o açmayınca bütün kapılar da kapanmıştı kendisine. her kapıda başka bir parçasını bıraktı yüreğinin, yüreğindekinin.
kapıdan da, kapının ardındakilerden de vazgeçti birden. yüreğini de yanına aldı ve sustu.
25.06.14/giryan
sustu.
bütün dağarcığıyla, bilinen bütün kelimelerle, bütün gözyaşlarıyla, hatta bütün yüreğiyle sustu. yüreğindeki o acının sesini duyabilecek kadar sustu.
ya nasip dedi, ya nasip..!
bütün hayatını bir daha düşündü, aynı filmi kaç kere izlediğini bile. sonunu kendide biliyordu bilmesine de, işine gelmiyordu işte. "şu umudum olmasa.." diyordu, belki daha kolay olacaktı o umut olmasa.
ağlamaktan vazgeçer elbet bir gün gözlerim, dedi, yorulurlar bir gün. o gün yüreğimde susar belki.
anlaşılmamak ne kötüydü şu dünyada, kendisini de düzgün anlatamamıştı hiç bir zaman. kimseler bilmedi yüreğini, adam akıllı kimse de onun yüreğini merak etmemişti zaten. bir söz var ya hani; uğruna ölecek delilerle karşılaşmıştı da, kendisiyle yaşamaya talip akıllılar yoktu henüz piyasada. akıllılara mı küssündü yoksa delilere mi, halden hale giren yüreğine mi yoksa anlamadığı kaderine mi küssündü bilemedi. bir kez daha bilememenin acısını duydu yüreğinde.
sustu.
yorgun da hissediyordu artık kendini iyiden iyiye. kendisi de, kendisini anlamaktan vazgeçti. "bırak" dedi, "bırak bu işleri, gittiği yere kadar." savaşı kaybetmiş general havası vardı gözlerinde, mağrur ve ezik, yaralı ve derbeder, en çok da kaybetmiş. yurtsuz kalmış, yönünü şaşırmış bir komutan. komutan gibi, o da kendisine kızıyordu. ölmeliydim, niye yaşayayım ki diyordu. savaş yeterince adil bile değildi, ama bu kadar kaybetmeyi kendi bile beklemiyordu.
sustu.
sitemi de, kızgınlığı da bu anlayamamaktandı. anlayabilse belki, kabulü daha kolay olacakmış gibi hissediyordu. Rabbini de rabbinden başkasına şikayet edemedi. dermanı da derdi de düşünmeyi bıraktı.
sustu.
inanıyordu aslında, ama ince bir çizgide can çekişiyordu işte. "her derdin bir dermanı vardır" diye teselli etmeye çalıştı kendini, sonra kendisine de inanmadı. yoktu işte. o açmayınca bütün kapılar da kapanmıştı kendisine. her kapıda başka bir parçasını bıraktı yüreğinin, yüreğindekinin.
kapıdan da, kapının ardındakilerden de vazgeçti birden. yüreğini de yanına aldı ve sustu.
25.06.14/giryan
Gündemdeki Haberler
Güncel Önemli Başlıklar