bugün
- mezut barzani nin yahudi olması10
- ak parti'nin cemil tugay paylaşımı19
- çocuğa israil diye isim koymak16
- bursa da kadın katiline sosyal medya ilgisi12
- belediye başkanı çalmak4
- dindar geçinip zina yapan erkek4
- recep tayyip erdoğan21
- ilişkilerde 10 yaş fark7
- ak partili ahlakı14
- kırmızı tuborg içerken dağdan aşağı yuvarlanmak8
- ceset sikmek12
- şehit aileleri3
- kahveleri gezerek tebliğ yapanlar5
- dünyanın en tehlikeli cümlesi7
- kendimden büyük kadınlardan hoşlanıyorum3
- mehmetcik uzerinden kanli siyaset4
- ölü sevicilerle aynı sözlükte yazmak5
- kadınlar gitar çalan erkekten hoşlanır mı4
- meksika açmazı macerası10
- akp kazandı2
- sabahları sevilen şeyler6
- iltica43
- karton toplayan çocuk2
- gammazlar göreve6
- ceset başlığı niye hala yerinde3
- sadakat lidere değil vatana olur2
- nere lan bu silivri2
- bok gibi adalet2
- messinin arjantin milli takıma vedası3
- kadınlar akıllı erkeklerden hoşlanır mı sorunsalı3
- simko38
- ankara2
- bir kadını keko gösteren detaylar17
- ucan tekme atan hipopotam28
- parcalandim toparlanamiyorum310
- boğaz ağrısı ve burun tıkanıklığı3
- husiler'in aden havalimanı nı vurması3
- herkes eski nikini yazsın bitsin bu eziyet20
- adamı dinden imandan çıkartmak2
- 6 ekim 2026 istanbul imam hatip bıçaklı kavgası28
- fatma betül sayan kaya'nın tmsf'ye iadesi33
- buz gibi birayı tek seferde kafaya dikmek2
- cemil tugay2
- ulıdağ sözlük'ün geleceği20
- bacılar çabuk bakın15
- nervio'nun erkek olması31
- netanyahu8
- arkadaşlar sizce bu mont nasıl13
- edip akbayram ı edi pak bayram diye okumak2
- babuş diyen kız10
anlatırım deyip anlatmamışım sanırım iki önceki entry'de bahsettigim ev arkadaşımın aldıgı arabanın başrol oynadıgı olaylardan bi kesit. madem girdim buraya yine, bi küçük anlatayım bari.
şimdi araba allahı var çok güzel. benim ev arkadaşımın daha bebekliginden beri hayaliydi audi tt almak. ahgfhagfa. sonra gel zaman git zaman bi şekilde geçtigimiz şubat ayının başlarında gidip babasıyla birlikte audi a3 coupe cabriolet 2.0 tdi aldılar. arabadan türkiye'de 14 tane varmış toplam. arabalardan anlamam ama arkadaşım modelini sordugumda aynen böyle demişti ben de sorduklarında anlış söylemeyeyim diye içimden bunu bi yüz ikiyüz diye tekrar ederek ezberlemiştim. audi a3 kupe cabriyo iki sıfır tidiay. her neyse, gittiler yarısı nakit keş yarısı krediyle 83.500 tl'ye bu arabayı aldılar. e biniyoruz geziyoruz falan ama benim köy yumurtası güzel arkadaşım nolduysa altına arabayı aldıgı günden takribi bi iki hafta sonra yüzümüze pek bakmaz oldu. genelde arabasıyla gezdirdigi ortam sahibi arkadaşlarına falan baktı. her neyse, mevzu bu da degil amk. geçenlerde benim iş güç sıkıntılarımın oldugu birkaç günlük süreçte bi gece evde canım sıkkın halde otururken yine kopmalardan geziş tozuşlardan dönüp eve geldi, belki de kıyamadıgında taa haftalar evvel söz verdigi balkonda rakı - balık yapma olayını gel çıkalım dışarda bi şeyler içelim'e çevirmeyi teklif etti. e tamam dedim. neyse çıktık. nereye gidelim falan derken sherwood'a götürsene lan beni, çok lafı geçiyor sagda solda, ben de bi göreyim dünya gözüyle dedim. tamam dedi. bilen bilir, bornova küçükpark'ta sherwood diye bi bar var buralarda pek bi meşhurdur. etrafındaki mekanlar hep gölgesinde kalmıştır. hiç kısmet olamamıştı gitmek. gittik işte. bu ısmarlıcak ya şimdi nevaleleri, başta bira içerim ya falan dedim. o sırada da masadaki kokteyl menüsüyle falan oynuyorum. bu aldı tabi sinyali. yok lan seç şunlardan da içelim falan dedi. neyse, baktım limon mumon var resimde. garsona dedim bundan istiyorum. birer tane geldi. içtik. limonlu viski amk. liçburg muymuş neymiş yazılışını bilmiyorum. böyle kulplu bi kavanozda getiriyorlar. 20 lira yazıyordu bi bardagı. ikişer tane içtik. birer de bira yuvarladık. konuştuk ettik. o anlattı ben anlattım. sonra mekan bastı bizi böyle bi daraldık falan kalkalım dedik. eleman ödedi hesabı güzelce, çıktık. bindik arabaya. içtik ya o kadar, içimiz kor gibi amk. hava da güzel. açtı hemen arabanın üstünü. yavaşta dolana dolana eve yol alıyoruz. hızlandıkça rüzgar vuruyor suratıma. öyle hoşuma gidiyor ki amk. neyse, lan dedim niye eve gidiyoruz hadi gezelim biraz. bu sonra mırın kırın etti nereye gidicez bilmem ne diye. belli ki mazot (araba dizel bi de ha)'u düşünüyor. ya gir şurdan benzinciye ben atıcam elli liralık dedim. döndü, her zamanki şakacı ve ipne surat ifadesiyle "vallaha mı, atmayan?" dedi. atmayan orospu çocugu dedim elimi arabanın yanından sarkıtıp kapının dışına vurarak. hemen girdi benzinlige. sonra benim kafaya dank etti, şimdi bi artistlendik, alacagından degil de yanımda çıkartacak elli lira yok dedim kendi kendime. sonra dedim ki bizim oglana sen al elli liralık ben sana çekip vericem. indi aldı hemen. gezdik tozduk birkaç saat. güzel geçti yani zaman. evde olsam dakikaları sayardım ama saate falan hiç bakmadım eve gidene dek. neyse, geldik eve. uyudum. uyandım sabah. dışarı çıktım, hesaptaki son elli lirayı çektim. orda o lafı söyledik, çıkartıp önüne koymamazlık olmaz diye düşündüm. hani tenezzül edip benden o parayı alacagından degil de, en azından söyledigimin arkasında durayım dedim. akşam oldu geldi yine köy yumurtası. oturuyoruz. çıkarttım koydum sehpaya. ne bu falan yaptı. mazot parası dedim. iki güldük şakalaştık falan. uzanıp aldı sehpadaki elli lirayı. o kadar. sonra odama gittim falan. dizi izledim. ertesi gün bi abimin aracılıgıyla işe girdim. sonra bi işe daha. iki işte günde 16 - 17 saat çalışıyorum bi süredir. muhtemelen yine sınıfta kalıcam. arabalı ev arkadaşım da sınıfta kalıcakmış öyle demişti sherwood'ta. demişti ki finallere çalışmadım dogru düzgün gezip tozmaktan amk, gidecek 1 yıl çöpe. ben de kötü geçti demiştim. her neyse. seviyorum arkadaşımı ben. arada akşam işe gidecegim zaman o da evden çıkıyorsa mutlaka soruyor bırakayım mı diye. sagolsun.
şimdi araba allahı var çok güzel. benim ev arkadaşımın daha bebekliginden beri hayaliydi audi tt almak. ahgfhagfa. sonra gel zaman git zaman bi şekilde geçtigimiz şubat ayının başlarında gidip babasıyla birlikte audi a3 coupe cabriolet 2.0 tdi aldılar. arabadan türkiye'de 14 tane varmış toplam. arabalardan anlamam ama arkadaşım modelini sordugumda aynen böyle demişti ben de sorduklarında anlış söylemeyeyim diye içimden bunu bi yüz ikiyüz diye tekrar ederek ezberlemiştim. audi a3 kupe cabriyo iki sıfır tidiay. her neyse, gittiler yarısı nakit keş yarısı krediyle 83.500 tl'ye bu arabayı aldılar. e biniyoruz geziyoruz falan ama benim köy yumurtası güzel arkadaşım nolduysa altına arabayı aldıgı günden takribi bi iki hafta sonra yüzümüze pek bakmaz oldu. genelde arabasıyla gezdirdigi ortam sahibi arkadaşlarına falan baktı. her neyse, mevzu bu da degil amk. geçenlerde benim iş güç sıkıntılarımın oldugu birkaç günlük süreçte bi gece evde canım sıkkın halde otururken yine kopmalardan geziş tozuşlardan dönüp eve geldi, belki de kıyamadıgında taa haftalar evvel söz verdigi balkonda rakı - balık yapma olayını gel çıkalım dışarda bi şeyler içelim'e çevirmeyi teklif etti. e tamam dedim. neyse çıktık. nereye gidelim falan derken sherwood'a götürsene lan beni, çok lafı geçiyor sagda solda, ben de bi göreyim dünya gözüyle dedim. tamam dedi. bilen bilir, bornova küçükpark'ta sherwood diye bi bar var buralarda pek bi meşhurdur. etrafındaki mekanlar hep gölgesinde kalmıştır. hiç kısmet olamamıştı gitmek. gittik işte. bu ısmarlıcak ya şimdi nevaleleri, başta bira içerim ya falan dedim. o sırada da masadaki kokteyl menüsüyle falan oynuyorum. bu aldı tabi sinyali. yok lan seç şunlardan da içelim falan dedi. neyse, baktım limon mumon var resimde. garsona dedim bundan istiyorum. birer tane geldi. içtik. limonlu viski amk. liçburg muymuş neymiş yazılışını bilmiyorum. böyle kulplu bi kavanozda getiriyorlar. 20 lira yazıyordu bi bardagı. ikişer tane içtik. birer de bira yuvarladık. konuştuk ettik. o anlattı ben anlattım. sonra mekan bastı bizi böyle bi daraldık falan kalkalım dedik. eleman ödedi hesabı güzelce, çıktık. bindik arabaya. içtik ya o kadar, içimiz kor gibi amk. hava da güzel. açtı hemen arabanın üstünü. yavaşta dolana dolana eve yol alıyoruz. hızlandıkça rüzgar vuruyor suratıma. öyle hoşuma gidiyor ki amk. neyse, lan dedim niye eve gidiyoruz hadi gezelim biraz. bu sonra mırın kırın etti nereye gidicez bilmem ne diye. belli ki mazot (araba dizel bi de ha)'u düşünüyor. ya gir şurdan benzinciye ben atıcam elli liralık dedim. döndü, her zamanki şakacı ve ipne surat ifadesiyle "vallaha mı, atmayan?" dedi. atmayan orospu çocugu dedim elimi arabanın yanından sarkıtıp kapının dışına vurarak. hemen girdi benzinlige. sonra benim kafaya dank etti, şimdi bi artistlendik, alacagından degil de yanımda çıkartacak elli lira yok dedim kendi kendime. sonra dedim ki bizim oglana sen al elli liralık ben sana çekip vericem. indi aldı hemen. gezdik tozduk birkaç saat. güzel geçti yani zaman. evde olsam dakikaları sayardım ama saate falan hiç bakmadım eve gidene dek. neyse, geldik eve. uyudum. uyandım sabah. dışarı çıktım, hesaptaki son elli lirayı çektim. orda o lafı söyledik, çıkartıp önüne koymamazlık olmaz diye düşündüm. hani tenezzül edip benden o parayı alacagından degil de, en azından söyledigimin arkasında durayım dedim. akşam oldu geldi yine köy yumurtası. oturuyoruz. çıkarttım koydum sehpaya. ne bu falan yaptı. mazot parası dedim. iki güldük şakalaştık falan. uzanıp aldı sehpadaki elli lirayı. o kadar. sonra odama gittim falan. dizi izledim. ertesi gün bi abimin aracılıgıyla işe girdim. sonra bi işe daha. iki işte günde 16 - 17 saat çalışıyorum bi süredir. muhtemelen yine sınıfta kalıcam. arabalı ev arkadaşım da sınıfta kalıcakmış öyle demişti sherwood'ta. demişti ki finallere çalışmadım dogru düzgün gezip tozmaktan amk, gidecek 1 yıl çöpe. ben de kötü geçti demiştim. her neyse. seviyorum arkadaşımı ben. arada akşam işe gidecegim zaman o da evden çıkıyorsa mutlaka soruyor bırakayım mı diye. sagolsun.
Gündemdeki Haberler
Güncel Önemli Başlıklar