bugün
- hamburger kırmızı çizgimiz5
- nervio20
- diyetteyiz uludağ sözlük12
- en merak ettiğin ulu yazarı8
- biraderler fetöcü mü sorusu3
- erkeklerin genç kadınlara ilgi duymasının sebebi6
- türkiye'deki doğum oranının artması için öneriler3
- ciddi ciddi mehdi gelecek diyen insan10
- merak ediyorsan yaz3
- ağzına verilmek istenen kızın ağzına almaması15
- g'i l d'e d l'i l y16
- özgür özel'in meral akşener vakası olacak olması2
- ismet gürbüz'e yazarlardan sorular2
- velvet45
- uludağ sözlük gazozu9
- adolf hitlerin adamın dibi olması9
- kadınların kendi ayakları üzerinde durma sevdası3
- birader del biradero2
- sevgilisini telefona hıdır diye kaydeden erkek5
- hayatta neden donuzlayamıyoruz sorunsalı2
- latte macchiato kola ikilisi3
- kaçak elektrik tüketimi yüzde 94 olan bölge9
- başınıza gelen ilginç olaylar3
- kürt devleti8
- puura10
- gizemli sözlük yazarları6
- habire1239
- ctrlx istesin anında nikahı kıyarım8
- kayseri2
- gazdan benzine geçince gelen performans hissi3
- 20 gün çaylaklık cezası3
- true yahudi mi10
- evli erkeklerin çekici olmasının nedeni5
- sigara içen erkeklerin daha çekici olması18
- yeni parti24
- depoyu fulle diyebilen insan3
- ukrayna rus savaşını dört yıl sürdüren batı dır6
- elmas bey birader bruder biraderdir3
- çekingen nazik saygılı erkek sevilir mi sorusu13
- kadınların güzel gözüktüğünü sandığı şeyler3
- puura yetkili olsun kampanyası6
- mastürbasyon yapmayı unutmayın10
- lezbiyenler kız hakkımızı yiyorlar7
- true vs yagmurcu12
- 7 şişe eker çilekli kefir içmek6
- komünistlerin allahı peygamberi2
- komünistlerin aklını peynir eklmekle yemesi2
- aşık olmayı bırakmak4
- kızların keko erkek seviyoruz demesi13
- true denen hadsiz namussuz karaktersiz5
Sabık Beykoz imamı Hafız Efendi:
Sırası gelmişken, dedi; Sizlere bütün ömrümce unutamayacağım bir hikayemi anlatayım da dinleyiniz:
Büyük inkılapların birbirini takip ettiği günlerdeydi. Ben o zaman Beykoz Camii'nde imamlık yapıyordum. Sarıkların yalnız vazife başında sarılacağı bildirildiği için camiden çıkınca şapka giyiyorduk. Bir ikindi vakti iskelenin yanındaki kahvehanede oturuyordum. Bir an kahvehanenin önünde bir kaç otomobil birden durdu. En önde duran otomobilden, o zamana kadar hiç karşılaşmamış olduğum, fakat görür görmez tanıdığım Atatürk çıktı. Sevincimden şaşkına dönmüştüm. O'nun geldiği haberi o kadar çabuk yayılmıştı ki, bütün Beykozlular bir an içinde etrafını sardılar. Ben de kendimi toplayarak kalabalığın arasına karıştım. O'nu yakından görebilmek için çok yakınlarına yanaştım. Halkın sevinç nidaları uğultu halinde yükseliyor ve herkes biraz daha ileriye yaklaşmaya çalışıyordu. Atatürk etrafına baktıktan sonra halkı sükuta davet ederek:
- Beykoz imamı burada mı? Gelsin de konuşalım.
Dedi. Zaten tam karşısındaydım. Kalabalıktan ayrılarak ileriye çıktım ve:
- Buyur Paşam, dedim; konuşalım.
Atatürk sol avucunda duran üzümleri bana göstererek:
- Hoca bu helal de bunun suyu niçin haram? Bize anlatsana.
Birden bire şaşırmıştım. Bu güç suale ben nereden cevap bulacaktım. Bir müddet düşündüm; aklıma bir şey gelmiyordu. Allah'tan bir imdat bekliyordum. Bir ara nasıl oldu bilmem, aklıma gelen bir cümle dudaklarımdan dökülüverdi:
- Paşam, karın sana helal de kızın niçin haram?
Atatürk, bu sözümü işitince hafifçe gülümseyerek yüzüme baktı ve başını sallayarak:
- Hoca sen alimsin; ben softaları arıyorum. Yarın saraya gel de seninle konuşalım.
Dedi. Ertesi günü Saraya gittim; beni karşısına oturttu; saatlerce bana Kur'an'dan ayetler okutarak kendisi tefsir etti.
Hacıbayram Camii'nde okunan yatsı ezanının sedaları gelirken Hafız Efendi sözlerini bitirmişti.
- O, çok büyük adamdı; Allah rahmet eylesin, diye mırıldanıyor, gözlerinden dökülen yaşlar beyaz top sakalına damlıyordu.
Sırası gelmişken, dedi; Sizlere bütün ömrümce unutamayacağım bir hikayemi anlatayım da dinleyiniz:
Büyük inkılapların birbirini takip ettiği günlerdeydi. Ben o zaman Beykoz Camii'nde imamlık yapıyordum. Sarıkların yalnız vazife başında sarılacağı bildirildiği için camiden çıkınca şapka giyiyorduk. Bir ikindi vakti iskelenin yanındaki kahvehanede oturuyordum. Bir an kahvehanenin önünde bir kaç otomobil birden durdu. En önde duran otomobilden, o zamana kadar hiç karşılaşmamış olduğum, fakat görür görmez tanıdığım Atatürk çıktı. Sevincimden şaşkına dönmüştüm. O'nun geldiği haberi o kadar çabuk yayılmıştı ki, bütün Beykozlular bir an içinde etrafını sardılar. Ben de kendimi toplayarak kalabalığın arasına karıştım. O'nu yakından görebilmek için çok yakınlarına yanaştım. Halkın sevinç nidaları uğultu halinde yükseliyor ve herkes biraz daha ileriye yaklaşmaya çalışıyordu. Atatürk etrafına baktıktan sonra halkı sükuta davet ederek:
- Beykoz imamı burada mı? Gelsin de konuşalım.
Dedi. Zaten tam karşısındaydım. Kalabalıktan ayrılarak ileriye çıktım ve:
- Buyur Paşam, dedim; konuşalım.
Atatürk sol avucunda duran üzümleri bana göstererek:
- Hoca bu helal de bunun suyu niçin haram? Bize anlatsana.
Birden bire şaşırmıştım. Bu güç suale ben nereden cevap bulacaktım. Bir müddet düşündüm; aklıma bir şey gelmiyordu. Allah'tan bir imdat bekliyordum. Bir ara nasıl oldu bilmem, aklıma gelen bir cümle dudaklarımdan dökülüverdi:
- Paşam, karın sana helal de kızın niçin haram?
Atatürk, bu sözümü işitince hafifçe gülümseyerek yüzüme baktı ve başını sallayarak:
- Hoca sen alimsin; ben softaları arıyorum. Yarın saraya gel de seninle konuşalım.
Dedi. Ertesi günü Saraya gittim; beni karşısına oturttu; saatlerce bana Kur'an'dan ayetler okutarak kendisi tefsir etti.
Hacıbayram Camii'nde okunan yatsı ezanının sedaları gelirken Hafız Efendi sözlerini bitirmişti.
- O, çok büyük adamdı; Allah rahmet eylesin, diye mırıldanıyor, gözlerinden dökülen yaşlar beyaz top sakalına damlıyordu.
Gündemdeki Haberler
Güncel Önemli Başlıklar