bugün
- kolye10
- jaws filmindeki sikko balik24
- nervio tarzı entry girmek15
- orta çağda gece yolculuğu yapmak7
- sana köyden kız bulacağım diyen anne3
- muhafazakar tatil seçenekleri5
- norveç3
- saatten anlayan yazarlar bi bakabilir mi5
- sözlükteki yazarların beni kız zannetmesi10
- doğubank6
- arda güler14
- atatürk ün hataları13
- simiago erkek mi kadın mı5
- sinek as'ın sözlüğe vedası26
- danimarka2
- sakarya üniversitesi2
- fransa6
- horny meydan6
- bugün galatasaray fenerbahçe maçı var4
- 28 bin lira veriyor diye köle gözüyle bakan patron5
- yemene asker gönderilme meselesi8
- behzat ç.4
- iltica20
- 26 ekim 2026 galatasaray fenerbahçe maçı25
- ülken için savaşır mısın4
- yetkisi alınan yetkili8
- oktay saral'ın istifası2
- duşa giriyorum kimi düşüneyim5
- bir şey söyle2
- haftanın gammazlarında birinci olan user7
- flört etmeme ilkesi2
- sözlüğe veda eden yazara kızan yazar3
- oktay saral9
- sözlüğü kurtaracak tek yazar4
- sözlüğün kralı9
- oktay saral'ın görevden alınması4
- pakiler afganlar gibi entari ile gezmek3
- insan sevmemek6
- sandalet ayak bikinisidir6
- 26 ekim 2026 rizespor trabzonspor maçı5
- hintliler zenci midir4
- yazarların kulaklığında şu an çalan şarkı18
- idrija2
- postojna2
- 3000 yıldır uyuyan mumyayı uyandırmak6
- nusret altınbaş'ın adliyeye sevk edilmesi2
- fon vurgunu48
- insan3
- gs fb derbisinde biletler 1 lira olsa olacaklar4
- asansörde konuşmama kuralı4
Sabık Beykoz imamı Hafız Efendi:
Sırası gelmişken, dedi; Sizlere bütün ömrümce unutamayacağım bir hikayemi anlatayım da dinleyiniz:
Büyük inkılapların birbirini takip ettiği günlerdeydi. Ben o zaman Beykoz Camii'nde imamlık yapıyordum. Sarıkların yalnız vazife başında sarılacağı bildirildiği için camiden çıkınca şapka giyiyorduk. Bir ikindi vakti iskelenin yanındaki kahvehanede oturuyordum. Bir an kahvehanenin önünde bir kaç otomobil birden durdu. En önde duran otomobilden, o zamana kadar hiç karşılaşmamış olduğum, fakat görür görmez tanıdığım Atatürk çıktı. Sevincimden şaşkına dönmüştüm. O'nun geldiği haberi o kadar çabuk yayılmıştı ki, bütün Beykozlular bir an içinde etrafını sardılar. Ben de kendimi toplayarak kalabalığın arasına karıştım. O'nu yakından görebilmek için çok yakınlarına yanaştım. Halkın sevinç nidaları uğultu halinde yükseliyor ve herkes biraz daha ileriye yaklaşmaya çalışıyordu. Atatürk etrafına baktıktan sonra halkı sükuta davet ederek:
- Beykoz imamı burada mı? Gelsin de konuşalım.
Dedi. Zaten tam karşısındaydım. Kalabalıktan ayrılarak ileriye çıktım ve:
- Buyur Paşam, dedim; konuşalım.
Atatürk sol avucunda duran üzümleri bana göstererek:
- Hoca bu helal de bunun suyu niçin haram? Bize anlatsana.
Birden bire şaşırmıştım. Bu güç suale ben nereden cevap bulacaktım. Bir müddet düşündüm; aklıma bir şey gelmiyordu. Allah'tan bir imdat bekliyordum. Bir ara nasıl oldu bilmem, aklıma gelen bir cümle dudaklarımdan dökülüverdi:
- Paşam, karın sana helal de kızın niçin haram?
Atatürk, bu sözümü işitince hafifçe gülümseyerek yüzüme baktı ve başını sallayarak:
- Hoca sen alimsin; ben softaları arıyorum. Yarın saraya gel de seninle konuşalım.
Dedi. Ertesi günü Saraya gittim; beni karşısına oturttu; saatlerce bana Kur'an'dan ayetler okutarak kendisi tefsir etti.
Hacıbayram Camii'nde okunan yatsı ezanının sedaları gelirken Hafız Efendi sözlerini bitirmişti.
- O, çok büyük adamdı; Allah rahmet eylesin, diye mırıldanıyor, gözlerinden dökülen yaşlar beyaz top sakalına damlıyordu.
Sırası gelmişken, dedi; Sizlere bütün ömrümce unutamayacağım bir hikayemi anlatayım da dinleyiniz:
Büyük inkılapların birbirini takip ettiği günlerdeydi. Ben o zaman Beykoz Camii'nde imamlık yapıyordum. Sarıkların yalnız vazife başında sarılacağı bildirildiği için camiden çıkınca şapka giyiyorduk. Bir ikindi vakti iskelenin yanındaki kahvehanede oturuyordum. Bir an kahvehanenin önünde bir kaç otomobil birden durdu. En önde duran otomobilden, o zamana kadar hiç karşılaşmamış olduğum, fakat görür görmez tanıdığım Atatürk çıktı. Sevincimden şaşkına dönmüştüm. O'nun geldiği haberi o kadar çabuk yayılmıştı ki, bütün Beykozlular bir an içinde etrafını sardılar. Ben de kendimi toplayarak kalabalığın arasına karıştım. O'nu yakından görebilmek için çok yakınlarına yanaştım. Halkın sevinç nidaları uğultu halinde yükseliyor ve herkes biraz daha ileriye yaklaşmaya çalışıyordu. Atatürk etrafına baktıktan sonra halkı sükuta davet ederek:
- Beykoz imamı burada mı? Gelsin de konuşalım.
Dedi. Zaten tam karşısındaydım. Kalabalıktan ayrılarak ileriye çıktım ve:
- Buyur Paşam, dedim; konuşalım.
Atatürk sol avucunda duran üzümleri bana göstererek:
- Hoca bu helal de bunun suyu niçin haram? Bize anlatsana.
Birden bire şaşırmıştım. Bu güç suale ben nereden cevap bulacaktım. Bir müddet düşündüm; aklıma bir şey gelmiyordu. Allah'tan bir imdat bekliyordum. Bir ara nasıl oldu bilmem, aklıma gelen bir cümle dudaklarımdan dökülüverdi:
- Paşam, karın sana helal de kızın niçin haram?
Atatürk, bu sözümü işitince hafifçe gülümseyerek yüzüme baktı ve başını sallayarak:
- Hoca sen alimsin; ben softaları arıyorum. Yarın saraya gel de seninle konuşalım.
Dedi. Ertesi günü Saraya gittim; beni karşısına oturttu; saatlerce bana Kur'an'dan ayetler okutarak kendisi tefsir etti.
Hacıbayram Camii'nde okunan yatsı ezanının sedaları gelirken Hafız Efendi sözlerini bitirmişti.
- O, çok büyük adamdı; Allah rahmet eylesin, diye mırıldanıyor, gözlerinden dökülen yaşlar beyaz top sakalına damlıyordu.
Gündemdeki Haberler
Güncel Önemli Başlıklar