bugün
- kolye140
- rüzgar11
- kader4
- cep telefonu11
- nokia10
- lale13
- cadılar bayramında ne olacaksınız18
- medine2
- sen kimsin sorusuna 3 kelimelik cevap ver10
- kuş5
- var olmak için ne yaptınız12
- 17 ekim 2026 gençlerbirliği galatasaray maçı21
- gece gece sinirlenmek4
- türkiyede kürt olarak barınabilmek için gerekenler71
- billie eilish'in memeleri7
- mavi4
- rüzgar türbini2
- fil9
- dua6
- yüzde 50 burslu psikoloji bölümü kazanmak12
- at6
- türkiye'nin kıymeti bilinmemiş şarkıcıları2
- türk dizi tarihinin en kötü oyuncuları2
- duayı bencil bir iş haline getirmek5
- flamingo3
- kaplan17
- tabiat4
- güne psikolojik bir tespit bırak4
- evi ev yapan şeyler14
- sözlük obezlerinin fotoğrafları10
- aslan15
- sevgili nedir7
- brezilya7
- istanbul esnafına selden 80 milyon tl destek3
- öğretmenlerin kravat takma zorunluluğu2
- z kusagi4
- gül7
- başka birinin ayağını yalamış erkekle evlenmek7
- kötüyü alaşağı etmek4
- bileklik19
- anın görüntüsü22
- pıtı atma4
- netflix asaf dizisi3
- cemil tugay6
- ilkokul bebesine türbanı savunmak65
- yogartiksen39
- ankara8
- dizel araba yüzünden hayattan soğumak3
- elma5
- 17 ekim 2026 fenerbahçe alanyaspor maçı9
(#23978737) inanılmaz derece bilgi fukarası olan yazar. gerçi pek de yazamıyor ama neyse...
yine kendisinden bekleneni yapmış, zeka seviyesi nazarında ve bilgi birikimi muvazenesinde atmış tutmuş. bir de bunu sözlükte mühimseyen tiplemeler var. imdi, entry'sinde yazdığı deli saçması şeylere yanıtını verelim de, bir daha ağzını açıp konuşmaya haddi olmasın:
vakıf malı mülkiyet gibi dokunulmazdır ve evet, fatih sultan mehmet bazı vakıflara el koymuştur. ama bunlar normal vakıf değildi. vakıf, şahıslar tarafından ve mülk mallar üzerinde kurulur. vakfın şartlarını, kimlerin nasıl istifade edeceğini vakfeden belirler. devlet, hususî mülkiyete ve vakıflara el koyamaz. hatta vakfın şartlarını değiştiremez. bundan dolayı, ''şart-ı vakıf, nass-ı şâri gibidir'' denir. yani vakfedenin koyduğu hükümler, ayet ve hadis gibi muhkemdir, padişah dahi karışamaz. bazı hallerde sultan, devlete ait araziyi, mülkiyeti devlette kalmak ve gelirleri bir hayır cihetine sarfolunmak üzere vakfeder. devlet, böylece sağlık, maarif ve bayındırlık gibi amme hizmetlerinin yerine getirilmesini kolaylaştırır, amme hizmeti görüp de hazineden hakkı doğanlara gelir temin eder. hakiki manada vakıf olmadığı için bunlara 'gayr-ı sahih vakıf' denilir. bu nedenle gayr-ı sahih vakıf, lüzum görülmesi halinde hükümet tarafından iptal edilebilir. bu dinen de caizdir. mısır'daki memluk sultanlarından berkuk da bu vakıfları iptal etmek için bülkinî, ibn cemâa, bâbertî gibi zamanın meşhur alimlerine danışmış ve onaylarını almıştı.
sultan fatih, bu tür vakıfların bazılarını asker ihtiyacı için tımara çevirmiş, yerine gelen ikinci bayezid de bunları ilmiyeye maaş olarak vermişti. işin aslından habersiz rumeli71 zihniyetindeki kimseler, bunu fatih'in dindeki lakaytlığına, ikinci bayezid'in de dindarlığına yormuşlar. bunu uyduranlar da bu akılsız tarihçilerdir.
ikinci bayezid'in içki ve afyon kullanmadığı, son derece dinine bağlı bir şahsiyet olduğu, bu şayiaları cem sultan taraftarlarının yaydığı, bunun sonucunda fatih'in oğlunun lalasına bir mektup yazarak ''oğlumu içkiye alıştırıyorlarmış, mani olun'' dediğini, lalanın da bunu yalanladığını ciddi tarihçiler bilmekteler. lakin kendisi bilmiyor.
buna da şaşırmıyoruz zaten.
yine kendisinden bekleneni yapmış, zeka seviyesi nazarında ve bilgi birikimi muvazenesinde atmış tutmuş. bir de bunu sözlükte mühimseyen tiplemeler var. imdi, entry'sinde yazdığı deli saçması şeylere yanıtını verelim de, bir daha ağzını açıp konuşmaya haddi olmasın:
vakıf malı mülkiyet gibi dokunulmazdır ve evet, fatih sultan mehmet bazı vakıflara el koymuştur. ama bunlar normal vakıf değildi. vakıf, şahıslar tarafından ve mülk mallar üzerinde kurulur. vakfın şartlarını, kimlerin nasıl istifade edeceğini vakfeden belirler. devlet, hususî mülkiyete ve vakıflara el koyamaz. hatta vakfın şartlarını değiştiremez. bundan dolayı, ''şart-ı vakıf, nass-ı şâri gibidir'' denir. yani vakfedenin koyduğu hükümler, ayet ve hadis gibi muhkemdir, padişah dahi karışamaz. bazı hallerde sultan, devlete ait araziyi, mülkiyeti devlette kalmak ve gelirleri bir hayır cihetine sarfolunmak üzere vakfeder. devlet, böylece sağlık, maarif ve bayındırlık gibi amme hizmetlerinin yerine getirilmesini kolaylaştırır, amme hizmeti görüp de hazineden hakkı doğanlara gelir temin eder. hakiki manada vakıf olmadığı için bunlara 'gayr-ı sahih vakıf' denilir. bu nedenle gayr-ı sahih vakıf, lüzum görülmesi halinde hükümet tarafından iptal edilebilir. bu dinen de caizdir. mısır'daki memluk sultanlarından berkuk da bu vakıfları iptal etmek için bülkinî, ibn cemâa, bâbertî gibi zamanın meşhur alimlerine danışmış ve onaylarını almıştı.
sultan fatih, bu tür vakıfların bazılarını asker ihtiyacı için tımara çevirmiş, yerine gelen ikinci bayezid de bunları ilmiyeye maaş olarak vermişti. işin aslından habersiz rumeli71 zihniyetindeki kimseler, bunu fatih'in dindeki lakaytlığına, ikinci bayezid'in de dindarlığına yormuşlar. bunu uyduranlar da bu akılsız tarihçilerdir.
ikinci bayezid'in içki ve afyon kullanmadığı, son derece dinine bağlı bir şahsiyet olduğu, bu şayiaları cem sultan taraftarlarının yaydığı, bunun sonucunda fatih'in oğlunun lalasına bir mektup yazarak ''oğlumu içkiye alıştırıyorlarmış, mani olun'' dediğini, lalanın da bunu yalanladığını ciddi tarihçiler bilmekteler. lakin kendisi bilmiyor.
buna da şaşırmıyoruz zaten.
Gündemdeki Haberler
Güncel Önemli Başlıklar