bugün
- z kuşağı kitap okuyor mu7
- laik teyzelerin fenotipi34
- geceye bir şiir bırak4
- sözlükte hissedilen femboy yazar eksikliği3
- davranışlardaki küçük ayrıntıları kafaya takmak6
- ekrem imamoğlu7
- kitap okumaya geç başlamak4
- yeni başlayanlar için soruşturma3
- haydi güzelim şeker ezelim4
- müzikten soğumak2
- anayurt oteli2
- abdülhamid'in sanat zevki3
- 3 numara saç kirli sakal4
- pişman olmak2
- muhaliflere haşhaşi diyen butlancı vekil3
- yavuz çetin2
- sanat filmi izlerken sıkılmayan insan2
- 2 dünya savaşı'na katılmış yazarlar4
- 2028 cumhurbaşkanlığı seçimleri6
- akp oyları yüzde 10'un üzerinde10
- huzursuz insan4
- hamam oğlanı3
- futbolu aşırı kafaya takmak3
- akşamın konusu2
- mansur yavaş11
- kamp yapmaktan anlayan doğayı tanıyan erkek2
- 23 ağustos 2026 alanyaspor beşiktaş maçı5
- elektronik müzik2
- bir insanı hayatının merkezine koymak7
- kendiyle barışık olan insan3
- sözlüğü bırakıyorum ajitasyonu4
- ıssız bir yerde kamp yapmak2
- arkadaşlar kararsız kaldım hangisini alayım18
- susan sontag2
- islam barış dinidir13
- elif şafak3
- ölürken söylenecek son söz2
- anderson talisca7
- halil konakçı'nın hatay işgalini savunması4
- ankara7
- koalanın arabaya binip para ödemeyip dövmek2
- baba parasıyla hava atan insan3
- kalp ritmini hızlandıran şeyler3
- beyoğlu2
- boykot3
- beton kemalist olmak5
- yeni parti8
- aklınıza gelen şarkı sözü4
- tayyip erdoğan'a oy vermeye karar vermek8
- türkiyede genç siyasetçi olmaması6
(#23978737) inanılmaz derece bilgi fukarası olan yazar. gerçi pek de yazamıyor ama neyse...
yine kendisinden bekleneni yapmış, zeka seviyesi nazarında ve bilgi birikimi muvazenesinde atmış tutmuş. bir de bunu sözlükte mühimseyen tiplemeler var. imdi, entry'sinde yazdığı deli saçması şeylere yanıtını verelim de, bir daha ağzını açıp konuşmaya haddi olmasın:
vakıf malı mülkiyet gibi dokunulmazdır ve evet, fatih sultan mehmet bazı vakıflara el koymuştur. ama bunlar normal vakıf değildi. vakıf, şahıslar tarafından ve mülk mallar üzerinde kurulur. vakfın şartlarını, kimlerin nasıl istifade edeceğini vakfeden belirler. devlet, hususî mülkiyete ve vakıflara el koyamaz. hatta vakfın şartlarını değiştiremez. bundan dolayı, ''şart-ı vakıf, nass-ı şâri gibidir'' denir. yani vakfedenin koyduğu hükümler, ayet ve hadis gibi muhkemdir, padişah dahi karışamaz. bazı hallerde sultan, devlete ait araziyi, mülkiyeti devlette kalmak ve gelirleri bir hayır cihetine sarfolunmak üzere vakfeder. devlet, böylece sağlık, maarif ve bayındırlık gibi amme hizmetlerinin yerine getirilmesini kolaylaştırır, amme hizmeti görüp de hazineden hakkı doğanlara gelir temin eder. hakiki manada vakıf olmadığı için bunlara 'gayr-ı sahih vakıf' denilir. bu nedenle gayr-ı sahih vakıf, lüzum görülmesi halinde hükümet tarafından iptal edilebilir. bu dinen de caizdir. mısır'daki memluk sultanlarından berkuk da bu vakıfları iptal etmek için bülkinî, ibn cemâa, bâbertî gibi zamanın meşhur alimlerine danışmış ve onaylarını almıştı.
sultan fatih, bu tür vakıfların bazılarını asker ihtiyacı için tımara çevirmiş, yerine gelen ikinci bayezid de bunları ilmiyeye maaş olarak vermişti. işin aslından habersiz rumeli71 zihniyetindeki kimseler, bunu fatih'in dindeki lakaytlığına, ikinci bayezid'in de dindarlığına yormuşlar. bunu uyduranlar da bu akılsız tarihçilerdir.
ikinci bayezid'in içki ve afyon kullanmadığı, son derece dinine bağlı bir şahsiyet olduğu, bu şayiaları cem sultan taraftarlarının yaydığı, bunun sonucunda fatih'in oğlunun lalasına bir mektup yazarak ''oğlumu içkiye alıştırıyorlarmış, mani olun'' dediğini, lalanın da bunu yalanladığını ciddi tarihçiler bilmekteler. lakin kendisi bilmiyor.
buna da şaşırmıyoruz zaten.
yine kendisinden bekleneni yapmış, zeka seviyesi nazarında ve bilgi birikimi muvazenesinde atmış tutmuş. bir de bunu sözlükte mühimseyen tiplemeler var. imdi, entry'sinde yazdığı deli saçması şeylere yanıtını verelim de, bir daha ağzını açıp konuşmaya haddi olmasın:
vakıf malı mülkiyet gibi dokunulmazdır ve evet, fatih sultan mehmet bazı vakıflara el koymuştur. ama bunlar normal vakıf değildi. vakıf, şahıslar tarafından ve mülk mallar üzerinde kurulur. vakfın şartlarını, kimlerin nasıl istifade edeceğini vakfeden belirler. devlet, hususî mülkiyete ve vakıflara el koyamaz. hatta vakfın şartlarını değiştiremez. bundan dolayı, ''şart-ı vakıf, nass-ı şâri gibidir'' denir. yani vakfedenin koyduğu hükümler, ayet ve hadis gibi muhkemdir, padişah dahi karışamaz. bazı hallerde sultan, devlete ait araziyi, mülkiyeti devlette kalmak ve gelirleri bir hayır cihetine sarfolunmak üzere vakfeder. devlet, böylece sağlık, maarif ve bayındırlık gibi amme hizmetlerinin yerine getirilmesini kolaylaştırır, amme hizmeti görüp de hazineden hakkı doğanlara gelir temin eder. hakiki manada vakıf olmadığı için bunlara 'gayr-ı sahih vakıf' denilir. bu nedenle gayr-ı sahih vakıf, lüzum görülmesi halinde hükümet tarafından iptal edilebilir. bu dinen de caizdir. mısır'daki memluk sultanlarından berkuk da bu vakıfları iptal etmek için bülkinî, ibn cemâa, bâbertî gibi zamanın meşhur alimlerine danışmış ve onaylarını almıştı.
sultan fatih, bu tür vakıfların bazılarını asker ihtiyacı için tımara çevirmiş, yerine gelen ikinci bayezid de bunları ilmiyeye maaş olarak vermişti. işin aslından habersiz rumeli71 zihniyetindeki kimseler, bunu fatih'in dindeki lakaytlığına, ikinci bayezid'in de dindarlığına yormuşlar. bunu uyduranlar da bu akılsız tarihçilerdir.
ikinci bayezid'in içki ve afyon kullanmadığı, son derece dinine bağlı bir şahsiyet olduğu, bu şayiaları cem sultan taraftarlarının yaydığı, bunun sonucunda fatih'in oğlunun lalasına bir mektup yazarak ''oğlumu içkiye alıştırıyorlarmış, mani olun'' dediğini, lalanın da bunu yalanladığını ciddi tarihçiler bilmekteler. lakin kendisi bilmiyor.
buna da şaşırmıyoruz zaten.
Gündemdeki Haberler
Güncel Önemli Başlıklar