bugün
- galatasaray9
- aklınıza gelen şarkı sözü6
- devlet bahçeli2
- taşaklardan birinin kayıp olması5
- bennu gerede'nin boynunda taktığı vibratörlü kolye3
- sözlükler arası savaş çıksa11
- ütü13
- dönmek istenilen yıl2
- atatürk düşmanlarının ortak özellikleri3
- yediği restoranda kirlileri mutfağa götüren kişi2
- cedidacer bey ne yapıyor sorusu7
- çay içen kız9
- anın fotoğrafı14
- sözlük yazarlarının akşam yemekleri9
- uludağ sözlük çeteleri9
- duyulan en ilginç isim5
- bir şeyler söyle4
- evleneceğiniz yazarı neye göre seçersiniz9
- oralet içen erkek5
- evde yapılabilecek aktiviteler4
- çaya şeker atan erkek5
- en boktan on yıl7
- mutsuz olmak3
- kalem4
- 2036 da paranın bir önemi kalmayacak7
- kız arkadaşına mini etek giydiren erkek3
- galatasaray 3 rennes 33
- 2 ağustos 2026 galatasaray rennes maçı3
- yıkık yazarlar4
- latte içen erkek4
- arkadaşlar ne yapıyorsunuz9
- patates kızartması4
- red flag erkek listesi9
- menemen9
- gocu bak bi5
- ona bir şey söyle13
- mcdonalds nasıl okunur sorunsalı9
- yerinde dur3
- en tehlikeli insan tipleri2
- ayrılık8
- hırvatistan14
- yelpaze3
- smallville'deki konuk oyuncular3
- dolma kalem3
- borç ve kira olupta iyi olan para7
- doa otomatı3
- yunanistan29
- erdal beşikçioğlu8
- bik bik'in mutfağına konuk olmak29
- telefona cevap vermeyen kız3
meyhaneye son giren bendim. üzerime çevrilen bakışların, bana bakan gözlerdeki şaşkınlığın nedenini buraya girdiğimde anlamamıştım.
karşı masada iki kişi oturuyor. iki yaşlı adam. iki çirkin. bin yıl içki içmesi yasaklanmış iki ayyaş. ve yasaklarının süresini bilmemekle cezalandırılmışlar. yedi yüz sene tek damla içmemişler. bir o kadar sene önce çiğnemişler yasağı. bir o kadar senedir lanetliler. ve hararetle sıkıyorlar rom şişesini derinden, yedi yüz senedir. tam arkamda bir aile oturuyor. küçük bir kızları var. kızın yüzüne bakmayı deniyorum. diğer herkesin yüzü gibi bulanık bir çift gözden başka bir şey yok. yalnız sesi, tiz ve derinden. bana en uzak masada bir koca karı oturuyor. kendi kendine bir şeyler anlatmakla meşgul, utanç verici şeyler... anlattıkça, yüzü kızaracakken, burnu kızarıyor. çünkü bu koca karı içmeden anlatamaz. buradaki herkes gibi.
bir gıcırtıyla irkiliyoruz hepimiz. bulanıklıktan gözlerimin göremediği yerlerde bir sessizlik beliriyor: kaç zamandır göremediğim, yalnız seslerinden tanıdığım kimliksiz insanların sessizliği... ve şimdi, bütün meyhane, açılan kapıya bakıyoruz.
hatırlamaya başlıyorum. bir vakitler ben de o kapıdan girmiştim. o zamanlar henüz saatlerin tik-takları durmamıştı. ya da ben yeterince içeride değildim bunu fark ettiğimde. işte şimdi yeniden dönüyor akrep ve yelkovan, kaybettiği zamanı yakalamak istercesine. ve açılan kapıyla gelen ışık edepsiz koca karının üzerine vuruyor. aynı anda kapının önünde kısa boylu, sakallı bir adam beliriyor. hepimiz bir adama bir koca karıya bakıyoruz. koca karı eriyecek. yıllardır güneş görmeyen bedenlerimiz yalvarıyor un ufak olmak için. seslerini yalnız açılan kapılarla duyuyoruz.
bütün meyhane yeni gelen adama bakıyoruz. bütün meyhane şaşkınız. çünkü adam bize kendisiyle beraber zamanı da getirdi. adama bakıyor ve hatırlıyoruz. ve bütün yaşadıklarımızı zihnimizde canlandırırken bakışlarımızı adamın üzerinde unutuyoruz. adam tedirgin ve şaşkın. üzerindeki bakışların nedenini kestirmeye çalışırken kapıyı kapatmaya yelteniyor. kapatma! diye bağırıyoruz hep bir ağızdan. ve adam kapıyı kapatıyor. bana en uzak masaya bakıyorum. kısa boylu, sakallı bir adam oturuyor.
karşı masada iki kişi oturuyor. iki yaşlı adam. iki çirkin. bin yıl içki içmesi yasaklanmış iki ayyaş. ve yasaklarının süresini bilmemekle cezalandırılmışlar. yedi yüz sene tek damla içmemişler. bir o kadar sene önce çiğnemişler yasağı. bir o kadar senedir lanetliler. ve hararetle sıkıyorlar rom şişesini derinden, yedi yüz senedir. tam arkamda bir aile oturuyor. küçük bir kızları var. kızın yüzüne bakmayı deniyorum. diğer herkesin yüzü gibi bulanık bir çift gözden başka bir şey yok. yalnız sesi, tiz ve derinden. bana en uzak masada bir koca karı oturuyor. kendi kendine bir şeyler anlatmakla meşgul, utanç verici şeyler... anlattıkça, yüzü kızaracakken, burnu kızarıyor. çünkü bu koca karı içmeden anlatamaz. buradaki herkes gibi.
bir gıcırtıyla irkiliyoruz hepimiz. bulanıklıktan gözlerimin göremediği yerlerde bir sessizlik beliriyor: kaç zamandır göremediğim, yalnız seslerinden tanıdığım kimliksiz insanların sessizliği... ve şimdi, bütün meyhane, açılan kapıya bakıyoruz.
hatırlamaya başlıyorum. bir vakitler ben de o kapıdan girmiştim. o zamanlar henüz saatlerin tik-takları durmamıştı. ya da ben yeterince içeride değildim bunu fark ettiğimde. işte şimdi yeniden dönüyor akrep ve yelkovan, kaybettiği zamanı yakalamak istercesine. ve açılan kapıyla gelen ışık edepsiz koca karının üzerine vuruyor. aynı anda kapının önünde kısa boylu, sakallı bir adam beliriyor. hepimiz bir adama bir koca karıya bakıyoruz. koca karı eriyecek. yıllardır güneş görmeyen bedenlerimiz yalvarıyor un ufak olmak için. seslerini yalnız açılan kapılarla duyuyoruz.
bütün meyhane yeni gelen adama bakıyoruz. bütün meyhane şaşkınız. çünkü adam bize kendisiyle beraber zamanı da getirdi. adama bakıyor ve hatırlıyoruz. ve bütün yaşadıklarımızı zihnimizde canlandırırken bakışlarımızı adamın üzerinde unutuyoruz. adam tedirgin ve şaşkın. üzerindeki bakışların nedenini kestirmeye çalışırken kapıyı kapatmaya yelteniyor. kapatma! diye bağırıyoruz hep bir ağızdan. ve adam kapıyı kapatıyor. bana en uzak masaya bakıyorum. kısa boylu, sakallı bir adam oturuyor.
Gündemdeki Haberler
Güncel Önemli Başlıklar