bugün
- kabataş olayı görüntüleri24
- istanbul un çok pahalı olması26
- gocu25
- mel mel bakan gibson ve 0 0 710
- gönül almaya çalışan erkek12
- en sevilmeyen ev işleri13
- hangi manifest kızısın4
- dünya kaç renklidir3
- kavgada ele sıçıp yumruklar atmak7
- kara sevdaya tutulan kalmaması4
- beyaz ekmek yiyen vatan hainleri10
- ben lafa değil göte bakarım4
- haluk levent son açıklaması6
- şimdi herkes su içsin3
- ne yesem3
- küsünce sevgiliye komik video atmak3
- karı kıza para yedirir misiniz4
- en son ne aldınız3
- ömer hayyam5
- kız dediğin biraz saf olur3
- yazarların bugün cılkını çıkardığı şarkı7
- toplu taşımada milletin ekranına bakan tipler4
- lansor4
- düşene gülmek2
- mücteba hamaney2
- 21 temmuz 2026 fenerbahçe gornik zabrze maçı4
- molla rejimi2
- bütün mal varlığı üstünde sokakta yaşayan insan4
- hata çözmek2
- 19 temmuz 2026 ispanya arjantin maçı61
- en fazla artılanmayı hak eden yazarlar2
- gençlerin öfkesinin yanlış yerlere yönelmesi2
- yıldız falına bakan kezo2
- yks 20263
- hayat geriye doğru anlaşılır2
- oytun erbaş4
- 1 saatte 10 bira içmek19
- neden okula gitmek zorundayız3
- herkes yatsın iyi geceler9
- sözlük kızlarının kombinleri20
- tembel ve çalışmayan insan16
- iran da patlama sesleri2
- velvet vs nervio19
- erkeklerin giderek feminenleşmesi11
- philadelphia krem peyniri2
- fenerbahçe gornik zabrze maçı3
- the merich13
- nick vermeden bir yazara ağır hakaret etmek13
- sözlükte yazışılan kızın true çıkması14
- cips olsa da yesek7
insanı anlamak için bugün birçok içtimaî ilim dalı türemiştir: sosyoloji, tarih ve politika bunların en çok öne çıkanları olmakla beraber, en fazla önemi haiz bulunanlarıdır. bunlar bize pek çok şey anlatırlar. büyük bir kısmını okudum, okuyorum. insanın toplumu oluşturan atomlar halinden çıkıp, ondan özerkleşmesi süreci, aslında batı tarihinin ta kendisidir. ama bu 'özerkleşme', insanın kendisini anlamasını mı sağladı? insan kim olduğunu biliyor mu?
benim şahsî kanaatim, insanın kendisini anlayamayacağı istikametindedir.
insan kendi konumunu, kendi biricikliğini kavrayabilecek aklî melekelere sahip midir? bence değil. bugün umumî tarih kitaplarında büyük sayfalar dolusu yer kaplayan rönesans, reform ve aydınlanma dönemleri bu düşüncemin bir delilidir. insanın kendisini anlamlandırma çabası, meşhur auguste comte'a göre birçok safhadan geçmiş ve sonunda aydınlanmada son bulmuştur. zira kendisi bir aydınlanma dönemi sosyoloğu olduğu için insanlığın vardığı son noktayı 'aydınlanma' olarak belirtmesi gayet tabii. zaten bu ''age of enlighment'' dediğimiz dönemde tarihin ilerlemeci yorumu pek revaçta idi. comte da bu geleneğin tipik bir temsilcisi.
insanın ''birey'' olarak anlam kazanması, kendi değer yargılarını oluşturup, kendisine vurulan din ve gelenek prangalarından kurtulmasının (!) sonucu bugün: batı tipi kapitalist liberal demokrasilerdir. thomas hobbes bunlar için ''doğal düzen yardakçıları'' der. yani ''ben ben olduğum için değerliyim, bana ne''ciliktir onun için bu abartılı özgürlük tantanası. insanların devlet kurulmadan önce birbirini yediği, öldürdüğü, katlettiği, güçlünün zayıfı ezdiği, kimsenin ahlakî kurallardan haberinin olmadığı bu devre hobbes ''doğal durum'' diyor. liberalizm de bizi gitgide buna tekrar götürmüyor mu? 'birey', kimseyi dinlemeyen; geleneğe, dine, ahlaka, etiğe saygısı bulunmayan bir varlık haline gelmedi mi? hani tarih ilerlemeci idi, çizgiseldi? tarih çizgisellikten ziyade döngüsel bir sistem arz ediyor sanki.
aslında ben bunları yazmak için girmemiştim bu başlığa...
insanı anlamak için kadim uygarlıklara ve büyük dinlere bakmak lazım. islam'ın bir zahiri var, bir de batını. zahiri; kur'an, hadis, kelam, tefsir, fıkıh iken; batını tasavvuf ve menkıbedir. velîlik mertebesidir. edebiyat da bundan nasibini almıştır. insanı en iyi bu muhabbet insanları anlar ve anlatırlar. çünkü bu insanlar, nefislerini yenmişlerdir; sıradan insanlar değillerdir artık. belli bir kavrayışa, belli bir zihin olgunluğuna ve bilince kavuşmuş vaziyettedirler. ben insanın ne olduğunu freud'dan veya evrimci dawkinsten öğrenmek istemiyorum. bunların yaptıkları izahlara ve tespitlere de zerre kıymet vermiyorum. varsın onların fikriyatı tüm dünya matbaalarında kullanılan deste deste kağıt kadar yer tutsun!
insan denince aklıma şeyh galip'in şu beyti gelir, daha da söz söylenmez bunun üzerine... insanı annesine şehvet duyan sapık bebekler olarak tasvir eden freud, primat çizelgesinin son halkası olarak tarif eden bilmem ne bilim adamı, yazdıkları pek ilmî (!) ve bilimsel makalelerinde şu beytin anlattığı kadar şey anlatabilirler mi? ciltlerce doldurulan yapraklar, bunun üzerine ne ekleyebilir?
--spoiler--
Hoşça bak zâtına kim zübde-i âlemsin sen
Merdüm-i dîde-i ekvân olan âdemsin sen
--spoiler--
insan budur işte. varlığın göz bebeği, allah'ın yarattığı ve onlardan hoşnut olduğu kulları. zaten evren de insanlar için vardır, rablerini bilsinler ve sevsinler diye...
benim şahsî kanaatim, insanın kendisini anlayamayacağı istikametindedir.
insan kendi konumunu, kendi biricikliğini kavrayabilecek aklî melekelere sahip midir? bence değil. bugün umumî tarih kitaplarında büyük sayfalar dolusu yer kaplayan rönesans, reform ve aydınlanma dönemleri bu düşüncemin bir delilidir. insanın kendisini anlamlandırma çabası, meşhur auguste comte'a göre birçok safhadan geçmiş ve sonunda aydınlanmada son bulmuştur. zira kendisi bir aydınlanma dönemi sosyoloğu olduğu için insanlığın vardığı son noktayı 'aydınlanma' olarak belirtmesi gayet tabii. zaten bu ''age of enlighment'' dediğimiz dönemde tarihin ilerlemeci yorumu pek revaçta idi. comte da bu geleneğin tipik bir temsilcisi.
insanın ''birey'' olarak anlam kazanması, kendi değer yargılarını oluşturup, kendisine vurulan din ve gelenek prangalarından kurtulmasının (!) sonucu bugün: batı tipi kapitalist liberal demokrasilerdir. thomas hobbes bunlar için ''doğal düzen yardakçıları'' der. yani ''ben ben olduğum için değerliyim, bana ne''ciliktir onun için bu abartılı özgürlük tantanası. insanların devlet kurulmadan önce birbirini yediği, öldürdüğü, katlettiği, güçlünün zayıfı ezdiği, kimsenin ahlakî kurallardan haberinin olmadığı bu devre hobbes ''doğal durum'' diyor. liberalizm de bizi gitgide buna tekrar götürmüyor mu? 'birey', kimseyi dinlemeyen; geleneğe, dine, ahlaka, etiğe saygısı bulunmayan bir varlık haline gelmedi mi? hani tarih ilerlemeci idi, çizgiseldi? tarih çizgisellikten ziyade döngüsel bir sistem arz ediyor sanki.
aslında ben bunları yazmak için girmemiştim bu başlığa...
insanı anlamak için kadim uygarlıklara ve büyük dinlere bakmak lazım. islam'ın bir zahiri var, bir de batını. zahiri; kur'an, hadis, kelam, tefsir, fıkıh iken; batını tasavvuf ve menkıbedir. velîlik mertebesidir. edebiyat da bundan nasibini almıştır. insanı en iyi bu muhabbet insanları anlar ve anlatırlar. çünkü bu insanlar, nefislerini yenmişlerdir; sıradan insanlar değillerdir artık. belli bir kavrayışa, belli bir zihin olgunluğuna ve bilince kavuşmuş vaziyettedirler. ben insanın ne olduğunu freud'dan veya evrimci dawkinsten öğrenmek istemiyorum. bunların yaptıkları izahlara ve tespitlere de zerre kıymet vermiyorum. varsın onların fikriyatı tüm dünya matbaalarında kullanılan deste deste kağıt kadar yer tutsun!
insan denince aklıma şeyh galip'in şu beyti gelir, daha da söz söylenmez bunun üzerine... insanı annesine şehvet duyan sapık bebekler olarak tasvir eden freud, primat çizelgesinin son halkası olarak tarif eden bilmem ne bilim adamı, yazdıkları pek ilmî (!) ve bilimsel makalelerinde şu beytin anlattığı kadar şey anlatabilirler mi? ciltlerce doldurulan yapraklar, bunun üzerine ne ekleyebilir?
--spoiler--
Hoşça bak zâtına kim zübde-i âlemsin sen
Merdüm-i dîde-i ekvân olan âdemsin sen
--spoiler--
insan budur işte. varlığın göz bebeği, allah'ın yarattığı ve onlardan hoşnut olduğu kulları. zaten evren de insanlar için vardır, rablerini bilsinler ve sevsinler diye...
Gündemdeki Haberler
Güncel Önemli Başlıklar