bugün
- queen ravenna adlı yazarı kurt ısırması12
- sözlük yazarlarının ruh hali15
- ciğer vs kokoreç7
- ciğer yiyen midesizler10
- hiç edirne ciğer tavası yediniz mi12
- fatma betül sayan kaya63
- tek adamın hiçbir şeyden haberi olmaması6
- ciğer yemediği için evde kalan kız5
- nervioya açılamayan utangaç gammaz2
- yarın yataktan kalkamayacak yazar6
- arkadaşlar sizce bu çocuk yakışıklı mı15
- yunan adalarına gitmek20
- dinci ahlaksızlığı19
- hiram abas2
- filistin6
- yunan aşığı tip15
- yulaf yiyen insan5
- sözlük gammazları2
- aşerei mubeşşere2
- gönlü götü geniş sözlük yazarı8
- zengin koca bulup evinin hanımı olmak15
- hayati yazıcı'nın oğlunun mal varlığına tedbir3
- bir sözlük kızını sözlükten çekip çıkartmak15
- nervio için ciğer yemekten vazgeçmek5
- rüyada nervio yu görmek9
- boşanmaların artma sebebi4
- fatma betül sayan kaya'nın tutuklanmaması3
- linç yiyeceğin bir şey söyle7
- yüz görünümlüğü5
- dertliyken dinlenilecek şarkılar2
- nervio benimle evlenir misin5
- cadı büyücü tipli kadınlar3
- ırakın bir bölümünün türkiyeye katılması13
- truesuz sözlük11
- nervio isimli yazarin tam olarak neye yaramasi24
- mony tontana2
- insanlar size bakınca ilk ne ilgilerini çeker5
- en lezzetli balık6
- dolar 50 tl de olsa oyum ak parti ye44
- korkulan ölüm şekli5
- ismet gürbüz'ü çarmıha germek3
- rujlu erkekle öpüşmek14
- arjantinli erkekler6
- karton abi2
- nazım hikmet ruzi nazar görüşmesi3
- ismet gürbüz'ü denize atmak3
- 34 yaşındayım noldu ki2
- kışın duş alırken üşümemek için öneriler14
- nervio yu ciğer tavasına atmak3
- sexting4
murathan mungan şiiri.
yazgı ol yazı
düş kaplanı
düş kaplanın düştüğü suya
geçme karanlık duvar
uykun haram başka birine
sol elinde unuttuğun yazı
sırtında sırtlandığın sınırlar
bunca yıl uykusuz çeteciler gibi bekledim başını
bunca yıl saklandığın dağları içimde taşıdım
soyun tükendi ama ardında hâlâ avcıların var
değişmedi hayat hakkındaki yırtıcı tasavvurun
ormanını aydınlatan birkaç ışık yılı
ve ütopyalarını gömdüğün parçası kayıp haritalar
orman kapladı yazımı. orman seğiriyor tenimde sen ilerledikçe
taşların düşünü gören taşıl katmanlar
aralanırlar
dünyanın başlangıcında yer alan madenler, bitkiler
ve ilk gecelerinin düşünü gören kelimelerle
yazgı ol yazı
düş kaplanı
düş kaplanın düştüğü suya
korkma yoktur
geçilmez karanlık
yıkılmaz duvar
gideceği yolları sırtında taşıyan
sevdiğine kemer
düşmanına kamçı
hazar kaplanı
düştüğümüz yolları bize yamayan yolculuk
geçit vermiyor başka birine
yolunu şaşıran sığınak
dilin tuzağında göçebe
yeni mekânlarda giydiğimiz çemberler
bizi yineler
bizi yineler
bir yanımız vecdin kanı
anonim sicil
bir yanımız yüzyılın bombardımanı
episteme episteme
kullanılmış bütün yüzyıllar
geriniyorken gövdemizde
bir hazar kaplanı duruyor ayaklarımın ucunda
uyuşmuş ağaçlar öğle üzeri buhur
güneşin testisi yanı başımızda, ayın sateni, ışığın suyu
ve başka şeyler
Babil yıkılırken toprağa karışmış
kimselerin bilmediği o eski kelimeler
başkalarına giz gelen görünüşümüze
eşlik eder
kendimizden yepyeni bir burç yarattık, yalnız ikimizden
takvimleri döndürüyoruz taş saatlerde
bir biz biliyoruz ayın zamanını
ölçülmeyen yüzyılların ölçüleriyle
güneşe karşı yekpare bir akının içinde
gidip geliyoruz tarihe başka bedenlerle
hazar kaplanı seyrek hayvan benim hayvanım
gidelim artık buradan bu çağa kalmayalım
tarih toza dönüşür
yılan tadında efsane yürür bizimle
gövdenin tenha benleri
uzak yıldızlar gibi
kaderlerimizi belirler
amber günleriydi
safran gizleri
tekin olmayan çağlardan ve coğrafyalardan geçiyorduk
ölü kelimelerin aydınlanma anlarında
görünüyorduk başkalarının gözlerine
yalnızca bir an görünüyor
sonra karışıyorduk Ahura Mazda'nın göndereceği
ergimiş metal seline
içine kapandığın, içine döndüğün söyleniyor
yalınlığın, soylu titreşimin
buharlaştırıyor gündüzü
umutsuzluğa benzemiyor geri çekilişin
soluduğun gök, kullandığın toprak, ayıkladığın zamanlar
kendine çevrinen takımyıldızı
her şey büyük bir kehaneti işliyor
dolu bir yay gibi gerildiğin
belli bütün yollara birden ineceksin
gözlerin, seyrelirken rengi azalan zehir
Babil'i dağıtan Kulenin kütüğüne kayıtlı
akşamüzerleri gezindiğimiz yerler
geçilir; buradan da bir yol vardır öteye
eşyadan esrara giden yolu kaç yılda geçtik; geçilir
gözlerin, bağlı ayin
tekil dinler
bağlar birbirimizi birbirimizin gözleriyle
kum kanıyla karılır karanlığın sesi, çölde
önümüze çıkan kurumuş bir post
bizden öncekilerin giyindiği beden
yüzleştirir bizi seçtiklerimizle
vahiy, boşalan yayın gerilimi tehlikeli kelimeler
o postun yollarını fal gibi sürdüğümüz kehanet
ya düştüğümüz yol sırtımızdaki değilse
tedirgin ruhlardır
başkalarının zamanlarını değiştiren
kendi bedenleriyle
bir alaşım seninle düş kaplanı
yazgı ol yazı
tabletler kadar uzaklaş boşaltılmış anlamlarından
yeniden bulunana kadar yepyeni kazılarda
uzaklaş git buradan
dilsizliktir asıl resimleri görünmez okunmaz eden
her şeyin öldürene kadar görüntülendiği
parçalanmış algı
erteler
bir öğle üzeri buharında
yalnızca bir an için
göründüğümüz o alaşımı
gözlerden saklıyoruz birbirimizi
büyük kentlerde ışıklı caddelerde
yanımızdan geçip gidiyor
azımızı verdiğimiz kimseler
bizi gördüklerini söylüyorlar hatta tanıdıklarını
onlarla aynı karanlığı kullanmıyoruz oysa
çok az kelime ve birkaç gülümseyiş bırakıyoruz
bu, onları yanıltmaya yetiyor
kendi sırtlarımıza kendi sınırlarımıza dönüyoruz
geçirgen gövdelerimizin çizgileri
birbirine karışarak okunmaz ediyor
hazar kaplanıyla benim durduğum yeri
sonra bizi gördüklerini söylüyorlar hatta tanıdıklarını
onlarla aynı zamanı kullanmıyoruz oysa
birkaç kelime ve uçucu bir gülümseyiş dışında
soyu tükenmiş kemerin, soylu kamçının gömüldüğü remizler
nasıl okunur bir orman masalı
büyük kentlerde
nasıl çözülür beş giz, yedi simge
hazar kaplanı seyrek hayvan benim hayvanım
kapısı kilitlendi varoşların
herkes tehlike içinde
yazgı ol yazı
düş kaplanı
düş kaplanın düştüğü suya
geçme karanlık duvar
uykun haram başka birine
sol elinde unuttuğun yazı
sırtında sırtlandığın sınırlar
bunca yıl uykusuz çeteciler gibi bekledim başını
bunca yıl saklandığın dağları içimde taşıdım
soyun tükendi ama ardında hâlâ avcıların var
değişmedi hayat hakkındaki yırtıcı tasavvurun
ormanını aydınlatan birkaç ışık yılı
ve ütopyalarını gömdüğün parçası kayıp haritalar
orman kapladı yazımı. orman seğiriyor tenimde sen ilerledikçe
taşların düşünü gören taşıl katmanlar
aralanırlar
dünyanın başlangıcında yer alan madenler, bitkiler
ve ilk gecelerinin düşünü gören kelimelerle
yazgı ol yazı
düş kaplanı
düş kaplanın düştüğü suya
korkma yoktur
geçilmez karanlık
yıkılmaz duvar
gideceği yolları sırtında taşıyan
sevdiğine kemer
düşmanına kamçı
hazar kaplanı
düştüğümüz yolları bize yamayan yolculuk
geçit vermiyor başka birine
yolunu şaşıran sığınak
dilin tuzağında göçebe
yeni mekânlarda giydiğimiz çemberler
bizi yineler
bizi yineler
bir yanımız vecdin kanı
anonim sicil
bir yanımız yüzyılın bombardımanı
episteme episteme
kullanılmış bütün yüzyıllar
geriniyorken gövdemizde
bir hazar kaplanı duruyor ayaklarımın ucunda
uyuşmuş ağaçlar öğle üzeri buhur
güneşin testisi yanı başımızda, ayın sateni, ışığın suyu
ve başka şeyler
Babil yıkılırken toprağa karışmış
kimselerin bilmediği o eski kelimeler
başkalarına giz gelen görünüşümüze
eşlik eder
kendimizden yepyeni bir burç yarattık, yalnız ikimizden
takvimleri döndürüyoruz taş saatlerde
bir biz biliyoruz ayın zamanını
ölçülmeyen yüzyılların ölçüleriyle
güneşe karşı yekpare bir akının içinde
gidip geliyoruz tarihe başka bedenlerle
hazar kaplanı seyrek hayvan benim hayvanım
gidelim artık buradan bu çağa kalmayalım
tarih toza dönüşür
yılan tadında efsane yürür bizimle
gövdenin tenha benleri
uzak yıldızlar gibi
kaderlerimizi belirler
amber günleriydi
safran gizleri
tekin olmayan çağlardan ve coğrafyalardan geçiyorduk
ölü kelimelerin aydınlanma anlarında
görünüyorduk başkalarının gözlerine
yalnızca bir an görünüyor
sonra karışıyorduk Ahura Mazda'nın göndereceği
ergimiş metal seline
içine kapandığın, içine döndüğün söyleniyor
yalınlığın, soylu titreşimin
buharlaştırıyor gündüzü
umutsuzluğa benzemiyor geri çekilişin
soluduğun gök, kullandığın toprak, ayıkladığın zamanlar
kendine çevrinen takımyıldızı
her şey büyük bir kehaneti işliyor
dolu bir yay gibi gerildiğin
belli bütün yollara birden ineceksin
gözlerin, seyrelirken rengi azalan zehir
Babil'i dağıtan Kulenin kütüğüne kayıtlı
akşamüzerleri gezindiğimiz yerler
geçilir; buradan da bir yol vardır öteye
eşyadan esrara giden yolu kaç yılda geçtik; geçilir
gözlerin, bağlı ayin
tekil dinler
bağlar birbirimizi birbirimizin gözleriyle
kum kanıyla karılır karanlığın sesi, çölde
önümüze çıkan kurumuş bir post
bizden öncekilerin giyindiği beden
yüzleştirir bizi seçtiklerimizle
vahiy, boşalan yayın gerilimi tehlikeli kelimeler
o postun yollarını fal gibi sürdüğümüz kehanet
ya düştüğümüz yol sırtımızdaki değilse
tedirgin ruhlardır
başkalarının zamanlarını değiştiren
kendi bedenleriyle
bir alaşım seninle düş kaplanı
yazgı ol yazı
tabletler kadar uzaklaş boşaltılmış anlamlarından
yeniden bulunana kadar yepyeni kazılarda
uzaklaş git buradan
dilsizliktir asıl resimleri görünmez okunmaz eden
her şeyin öldürene kadar görüntülendiği
parçalanmış algı
erteler
bir öğle üzeri buharında
yalnızca bir an için
göründüğümüz o alaşımı
gözlerden saklıyoruz birbirimizi
büyük kentlerde ışıklı caddelerde
yanımızdan geçip gidiyor
azımızı verdiğimiz kimseler
bizi gördüklerini söylüyorlar hatta tanıdıklarını
onlarla aynı karanlığı kullanmıyoruz oysa
çok az kelime ve birkaç gülümseyiş bırakıyoruz
bu, onları yanıltmaya yetiyor
kendi sırtlarımıza kendi sınırlarımıza dönüyoruz
geçirgen gövdelerimizin çizgileri
birbirine karışarak okunmaz ediyor
hazar kaplanıyla benim durduğum yeri
sonra bizi gördüklerini söylüyorlar hatta tanıdıklarını
onlarla aynı zamanı kullanmıyoruz oysa
birkaç kelime ve uçucu bir gülümseyiş dışında
soyu tükenmiş kemerin, soylu kamçının gömüldüğü remizler
nasıl okunur bir orman masalı
büyük kentlerde
nasıl çözülür beş giz, yedi simge
hazar kaplanı seyrek hayvan benim hayvanım
kapısı kilitlendi varoşların
herkes tehlike içinde
Gündemdeki Haberler
Güncel Önemli Başlıklar