bugün
- türkiye7
- aşk acısı çekiyorum sözlük20
- manifest dinleyen erkek9
- insan zamandan ibarettir3
- sözlük yazarlarının kıro olmaları7
- mauro icardi3
- lahmacun yiyen insan kırodur4
- bir erkek ve bir kız arkadaş olabilir mi15
- dost2
- aykolik'in iyi bir yazar olması5
- hükümet değişse ülke düzelir mi17
- memurların 4 gün mesai 3 gün tatil istemesi6
- yaz yemekleri5
- 07 08 2026 mekke ortak savunma anlaşması9
- scooter'a 6 kişi binmek5
- taksici muhabbeti5
- mesele ne senin benden ayrılman2
- adını yoldaki taşlara yazdım4
- mohamed salah ghaly12
- aylık 700 milyon lira iyi para mıdır sorunsalı2
- spiderman mi döver batman mi5
- deprem2
- muğla2
- marmaris2
- evlenilmeyecek 4 erkek10
- ayda bir baklava yiyince kilo alacağını sanmak8
- gram altın4
- dün gece sözlükte yaşanan ahlaksız olay10
- gocu bay bey birader3
- nirmal purja2
- ismet gürbüz mehdi mi mesih mi sorunsalı2
- trabzonspor6
- 7 ağustos 20012
- stres yönetimi6
- gulmekicinyaratilmis11
- küfür2
- petrol4
- elalem ne der4
- doğuda yaşayan yazarlar5
- arkadaşlar ben güzel miyim6
- mekana müşteri çekecek kadar güzel olmak4
- gammazların çok kötü insanlar olması3
- opel alman arabası mı sorunsalı6
- uludağ sözlükteki sıcak ve samimi aile ortamı3
- can kolukısa4
- yüz yaşından büyük binada yaşamak3
- stres3
- kosova2
- 21 ağustos 2026 erzurumspor galatasaray maçı3
- solcu dövmek2
hükümetin önümüzdeki 5 yıl içinde kişi başına düşen milli gelir için koyduğu hedeftir.
konuyla ilgili ahmet altan'ın güzel bir yazısı;
--spoiler--
On bin dolar...
Hayat, birbirine dolanan zincirler gibi ilerliyor, her bir halka bir sonraki halkayı belirliyor.
AKP, içerde ordunun antidemokratik baskısından kurtulup gerçek bir iktidar olmak için, aslında pek de yürekten istemediği halde, Avrupa Birliği üyeliği için ciddi çaba gösterdi.
Bu adım, benim görebildiğim kadarıyla hiç beklenmedik bir başka adımın hazırlığı oldu.
Avrupalılarla sık sık karşılaşıp konuşarak çağımızın gerçeklerini diğer bütün siyasi hareketlerden daha iyi öğrendi AKP.
Siyasetin "somut" neticelerle ilgilenen bir uğraş olduğunu anladı.
Somut hedeflere yöneldi.
iktidarının ilk beş yılında milli geliri ikiye katladı.
ikinci iktidar döneminde de "on bin dolarlık" bir hedef koydu.
Bu ulaşılması zor bir hedef ama bir hedef.
Görebildiğim kadarıyla da açıkça belirtilmiş somut bir hedefi olan tek parti de AKP.
Şimdi bir parti, "ben milli geliri on bin dolara çıkartacağım" dediği zaman, bunun cevabı:
"Sen irticacısın," olamaz.
O, "on bin dolar" dediğinde sen, "ben cumhurbaşkanına selam vermeyeceğim" cevabını veremezsin.
Şöyle bir siyasi konuşma olmaz:
- On bin dolar.
- Türbanı kaldırtmam.
- On bin dolar.
- Cumhurbaşkanını sevmedim.
- On bin dolar.
- Apo'yu asalım.
- On bin dolar.
- PKK'ya terörist demeyiz.
Somut hedefler koyan AKP, orduyu da, CHP'yi de, MHP'yi de, DTP'yi de siler siyasetten.
Çünkü diğer siyasi güçlerin hiçbiri toplumsal bir hedef, bir amaç, somut bir proje koymuyor ortaya.
On yıl önce, yirmi yıl önce söylediklerini aynen tekrar ediyorlar.
Avara kasnak dönen bir siyaset onlarınki ve halk bundan sıkıldı.
Laf çakıştırarak siyaset yapmak bitti.
AKP'ye karşı olan, onun yönetim tarzından, alaturkalığından, özellikle alt kadrolarında ortaya çıkan bağnazlığından hoşlanmayanlar, bu partinin din vurgusunun başımıza dert açacağından korkanlar AKP'yi siyaset alanında yenebilmek için mutlaka somut hedefler bulmak zorundalar.
Ne laiklik CHP'yi kurtardı, ne milliyetçilik MHP'yi, ne de "Kürtlük" DTP'yi kurtardı.
Kurtarmaz da...
Halk ne ordunun cumhurbaşkanını sevmemesiyle, ne türbanla, ne Apo'yu asma kavgasıyla ne de DTP'nin "PKK'ya ne diyeceği" ile ilgili.
Artık bizim halk da, bütün halklar gibi aynı soruyu soruyor.
- Benim daha iyi yaşamam için ne yapacaksın?
Bu soruya AKP'den başka ciddi bir cevap veren yok.
Bu "cevapsızlık" AKP'yi çok güçlendiriyor.
Ve, AKP kadroları bu kadar büyük bir "gücü" yönetebilme konusunda her zaman da çok ümit vermiyor.
AKP'nin siyasi gücünün bir başka siyasi güçle dengelenmesi gerekiyor.
Bunun için de "lafazanlığa" sığınan tembel siyasetçilerin yerine projeler üreten çalışkan siyasetçiler sahneye çıkmalı.
AKP'nin hedefini benimsemeli, bu hedefe AKP'ninkinden daha akıllı bir siyasetle nasıl ulaşacağını halka söylemeli.
Ya da "bu on bin dolara şu nedenlerden dolayı beş yıl içinde ulaşamayız", ya da "on bin dolara şu yöntemle ulaşırız" ya da "biz on bin dolardan daha fazlasına şu projelerle varacağız" gibi somut cevaplar vermeli.
Yoksa biz saçma sapan bir diyalog içinde AKP'nin her gün biraz daha güçlendiğini izleriz:
- On bin dolar.
- Cumhurbaşkanının eşi türbanlı.
- On bin dolar.
- Apo'yu asalım.
- On bin dolar.
- PKK'ya terörist demem.
Ve AKP alır başını gider.
--spoiler--
http://www.gazetem.net/ahmetaltan.asp
konuyla ilgili ahmet altan'ın güzel bir yazısı;
--spoiler--
On bin dolar...
Hayat, birbirine dolanan zincirler gibi ilerliyor, her bir halka bir sonraki halkayı belirliyor.
AKP, içerde ordunun antidemokratik baskısından kurtulup gerçek bir iktidar olmak için, aslında pek de yürekten istemediği halde, Avrupa Birliği üyeliği için ciddi çaba gösterdi.
Bu adım, benim görebildiğim kadarıyla hiç beklenmedik bir başka adımın hazırlığı oldu.
Avrupalılarla sık sık karşılaşıp konuşarak çağımızın gerçeklerini diğer bütün siyasi hareketlerden daha iyi öğrendi AKP.
Siyasetin "somut" neticelerle ilgilenen bir uğraş olduğunu anladı.
Somut hedeflere yöneldi.
iktidarının ilk beş yılında milli geliri ikiye katladı.
ikinci iktidar döneminde de "on bin dolarlık" bir hedef koydu.
Bu ulaşılması zor bir hedef ama bir hedef.
Görebildiğim kadarıyla da açıkça belirtilmiş somut bir hedefi olan tek parti de AKP.
Şimdi bir parti, "ben milli geliri on bin dolara çıkartacağım" dediği zaman, bunun cevabı:
"Sen irticacısın," olamaz.
O, "on bin dolar" dediğinde sen, "ben cumhurbaşkanına selam vermeyeceğim" cevabını veremezsin.
Şöyle bir siyasi konuşma olmaz:
- On bin dolar.
- Türbanı kaldırtmam.
- On bin dolar.
- Cumhurbaşkanını sevmedim.
- On bin dolar.
- Apo'yu asalım.
- On bin dolar.
- PKK'ya terörist demeyiz.
Somut hedefler koyan AKP, orduyu da, CHP'yi de, MHP'yi de, DTP'yi de siler siyasetten.
Çünkü diğer siyasi güçlerin hiçbiri toplumsal bir hedef, bir amaç, somut bir proje koymuyor ortaya.
On yıl önce, yirmi yıl önce söylediklerini aynen tekrar ediyorlar.
Avara kasnak dönen bir siyaset onlarınki ve halk bundan sıkıldı.
Laf çakıştırarak siyaset yapmak bitti.
AKP'ye karşı olan, onun yönetim tarzından, alaturkalığından, özellikle alt kadrolarında ortaya çıkan bağnazlığından hoşlanmayanlar, bu partinin din vurgusunun başımıza dert açacağından korkanlar AKP'yi siyaset alanında yenebilmek için mutlaka somut hedefler bulmak zorundalar.
Ne laiklik CHP'yi kurtardı, ne milliyetçilik MHP'yi, ne de "Kürtlük" DTP'yi kurtardı.
Kurtarmaz da...
Halk ne ordunun cumhurbaşkanını sevmemesiyle, ne türbanla, ne Apo'yu asma kavgasıyla ne de DTP'nin "PKK'ya ne diyeceği" ile ilgili.
Artık bizim halk da, bütün halklar gibi aynı soruyu soruyor.
- Benim daha iyi yaşamam için ne yapacaksın?
Bu soruya AKP'den başka ciddi bir cevap veren yok.
Bu "cevapsızlık" AKP'yi çok güçlendiriyor.
Ve, AKP kadroları bu kadar büyük bir "gücü" yönetebilme konusunda her zaman da çok ümit vermiyor.
AKP'nin siyasi gücünün bir başka siyasi güçle dengelenmesi gerekiyor.
Bunun için de "lafazanlığa" sığınan tembel siyasetçilerin yerine projeler üreten çalışkan siyasetçiler sahneye çıkmalı.
AKP'nin hedefini benimsemeli, bu hedefe AKP'ninkinden daha akıllı bir siyasetle nasıl ulaşacağını halka söylemeli.
Ya da "bu on bin dolara şu nedenlerden dolayı beş yıl içinde ulaşamayız", ya da "on bin dolara şu yöntemle ulaşırız" ya da "biz on bin dolardan daha fazlasına şu projelerle varacağız" gibi somut cevaplar vermeli.
Yoksa biz saçma sapan bir diyalog içinde AKP'nin her gün biraz daha güçlendiğini izleriz:
- On bin dolar.
- Cumhurbaşkanının eşi türbanlı.
- On bin dolar.
- Apo'yu asalım.
- On bin dolar.
- PKK'ya terörist demem.
Ve AKP alır başını gider.
--spoiler--
http://www.gazetem.net/ahmetaltan.asp
Gündemdeki Haberler
Güncel Önemli Başlıklar