bugün
- bardak ticareti7
- herkese garip size normal gelen şeyler8
- arkadaşlar iyi geceler7
- sözlükte elit zevkleri olan insan olmaması13
- şuan sözlükte fingirdeyen yazarlar7
- kale3112'nin gece de artılaması5
- online kişi sayısının artık gözükmemesi4
- 2045 yılında ucan arabalar olacak mı sorunsalı4
- aklınıza gelen şarkı sözü8
- nervio4
- sosyal olarak başarısız insanlar5
- allah reisimizi başımızdan eksik etmesin2
- cinler bizim alemimize nasıl geçebiliyorlar4
- hikayenin kötü adamı olmak4
- gece 3 te yatıp sabah 8 de işe gitmek3
- 00 00 da entrylerin sıfırlanma saçmalığı5
- şişman olmak istemeyenlere tavsiyeler7
- ahbap derneğine para kaptırıp elfida dinlemek3
- siber istihbaratta teknik derinlik4
- çok kitap okuyanı eleştirmek6
- çerçeve yasa31
- dusan vlahovic2
- düğünde yemek yiyen davetliden para isteyen damat6
- arkadaşlar ben sarhoş oldum3
- türbede dua etmenin şirk olması13
- tomşak dudaklı kezo4
- birazdan yer yerinden oynayacak10
- gece gece yarım ekmek sucuklu tost gömmek3
- kızlar çabuk bakar mısınız4
- fingirdek erkek2
- perseid göktaşı yağmuru3
- azrail gelse ona ne derdiniz13
- ekşi sözlük referans19
- sözlük kızlarının çok sıkıcı olması3
- g i l d e d l i l y10
- acıktım lan3
- arkadaşlar aranızda rüya tabiri yapabilen var mı3
- casperlar daltonlar redkitler şirinler6
- memleketime şiir3
- 12 ağustos 2026 güneş tutulması9
- sözlük kızı ile kavga etmek13
- recep ivedik'in yoga yapması2
- eve yarasa girmesi3
- kitap okuma alışkanlığı4
- hiçbir servet zamanı satın alamaz20
- sokakta öpüşmek7
- yurt dışı çıkış harcı8
- bir kadın tarafından hükmedilmeyi istemek4
- birazdan geliyorum2
- ipsala vs kapıkule3
Tarikatlardaki en garip olaylardan bir diğeri ise şeyhle yapılan rabıtadır. Türkiye de en yaygın tarikat olan Nakşibendiliğin de en önemli uygulamalarından biri olan rabıta şu şekilde yapılır: Mürit, abdestli olarak ve kıbleye dönerek yere oturur. Şeyhinin iki kaşının ortasını hayalinde canlandırarak Allah'ı zikreder. Rabıtayla, şeyh ile mürit arasındaki sürekli beraberlik sağlanır. Fotoğrafın icadından sonra rabıtayı fotoğrafa bakıp yapan modern Nakşibendiler de mevcuttur. Bu uygulama kadar acayip olan bir izah ise şöyledir: Rabıtasız zikir yerine, zikirsiz rabıta tercih edilir. Zikir ve rabıtadan birini terketmek zorunda kalırsak zikri terketmek daha uygundur. Çünkü zikirsiz rabıta erdirir, fakat rabıtasız zikir erdirmez.
En kibar ifadeyle saçmalık olarak değerlendirdiğimiz bu uygulama, Kuran'ın diniyle hiçbir şekilde bağdaşmaz.
Tarikatlarda kullanılan bazı temel deyimlerin Kuran'da ki kullanılışlarına baktığımızda, aradaki büyük farkı ve alakasızlığı farkederiz. Örneğin şeyh kelimesi Kuran'da ihtiyar adam manasında kullanılmıştır (Bakınız 11- Hud Suresi 72, 12-Yusuf Suresi 78, 28-Kasas Suresi 23, 40-Mümin Suresi 67). Kuran'da veli kelimesi ise dost, yakın gibi manalarda kullanılır. Evliya ifadesiyse, bu kelimenin çoğuludur. Kuran'a göre; her Müslüman Allah'ın velisidir, Allah da onların velisidir (Bakınız: 2-Bakara Suresi 257, 3-Ali imran Suresi 68, 5-Maide Suresi 55, 7-Araf Suresi 196, 9-Tevbe Suresi 71). Kafirler ise şeytanın velisidir, tüm kafirler de birbirinin velisidirler (Bakınız 4-Nisa Suresi 119, 4-Nisa Suresi 76, 7-Araf Suresi 27, 16-Nahl Suresi 16). Mutlak anlamda gerçek dost sadece Allah'tır. Tüm dostlar ona nispetledir. O halde ondan başka gerçek veli yoktur (Bakınız 2-Bakara Suresi 107, 9-Tevbe Suresi 116, 25-Furkan Suresi 18, 39-Zümer Suresi 3, 42-Şuara Suresi 9). Görüldüğü gibi Kuran'da 80'den fazla yerde geçen veli veya evliya kelimeleri, hiçbir yerde günümüzde halka takdim edilen süpermen insanlar manasında kullanılmamıştır. Bu evliyaların, şeyhlerin gösterdiği olağanüstü haller manasında keramet kelimesinin kullanılmasına da Kuran'da rastlamıyoruz. Bu kelimeyle aynı KRM kökünden birçok fiil Kuran'da geçer ve bu kelimelerle Allah'ın cömertliği, verdiği rızıkların bolluğu anlatılır ama süper adamların süper olağanüstülükleri anlatılmaz (Bakınız 27-Neml Suresi 40, 8-Enfal Suresi 4, 17-isra Suresi 70, 36-Yasin Suresi 11).
Tarikatlardaki dönmelerin, semanın, musikinin; dinin bir parçası olduğu iddia edilmediği sürece hiçbir zararı olmadığı kanaatindeyiz. Çünkü Kuran bunları ne yasaklamıştır, ne de emretmiştir. Yeter ki bu uygulamalar ibadet olarak takdim edilmesin. Fakat ne yazıktır ki birçok tarikatta bu tarz uygulamaların adeta dini bir gereklilik gibi tanıtıldığına tanık olmaktayız. Bizim karşı olduğumuz budur. Yoksa Müslümanlar elbette ki vakıflar, dernekler gibi kurumsal yapılar kurabilir ve bunların içinde bir hiyerarşi oluşturabilirler. Tüm bu kuruluşlarda şiir okunması, müzik dinlenmesi, sema, sanat, toplantı, gösteri yapılması da normaldir. Fakat anormal olan, tarikatların; insanları tartışılmaz ilan etmeleri, ister iyi ister kötü olsun kendilerini ve Kuran'da yer almayan uygulamalarını dinin bir parçası gibi göstermeleridir.
Tarikatların diğer bir zararı ise dinimizi bir çile dini gibi tanıtmaları olmuştur. Hindu anlatımlarını ve Hindu tarikatlarını andıran suni çilelerle, müritleri terbiye edeceğini söyleyen tarikatlar; insanları karanlık odalarda uzun süre aç ve susuz bırakıp, onlara acı çektirip, birçok kişinin ruh dengesini bozmuşlardır. Ruh dengesi bozulan bu insanların gördüğü halusinasyonlar ise bu kimselerin üstünlüğüne, evliya olduklarına yorumlanmıştır. Oysa Kuran'da hiçbir Peygamber'in ya da inananın, kendisine böyle suni çileler çektirip, kendi kendine işkenceler ettiği görülmez. Kuran'a göre Allah, gerekirse imtihan için zorluk verir ve bu zorluk her ne olursa olsun Müslüman buna sabreder. Fakat bu zorluklar hayatın doğal akışında insanın karşısına çıkar; yoksa çile olsun diye, zorluk olsun diye insanın kendisine işkence etmesinin dinimizin tek kaynağı olan Kuran'da hiçbir dayanağı bulunmamaktadır.
En kibar ifadeyle saçmalık olarak değerlendirdiğimiz bu uygulama, Kuran'ın diniyle hiçbir şekilde bağdaşmaz.
Tarikatlarda kullanılan bazı temel deyimlerin Kuran'da ki kullanılışlarına baktığımızda, aradaki büyük farkı ve alakasızlığı farkederiz. Örneğin şeyh kelimesi Kuran'da ihtiyar adam manasında kullanılmıştır (Bakınız 11- Hud Suresi 72, 12-Yusuf Suresi 78, 28-Kasas Suresi 23, 40-Mümin Suresi 67). Kuran'da veli kelimesi ise dost, yakın gibi manalarda kullanılır. Evliya ifadesiyse, bu kelimenin çoğuludur. Kuran'a göre; her Müslüman Allah'ın velisidir, Allah da onların velisidir (Bakınız: 2-Bakara Suresi 257, 3-Ali imran Suresi 68, 5-Maide Suresi 55, 7-Araf Suresi 196, 9-Tevbe Suresi 71). Kafirler ise şeytanın velisidir, tüm kafirler de birbirinin velisidirler (Bakınız 4-Nisa Suresi 119, 4-Nisa Suresi 76, 7-Araf Suresi 27, 16-Nahl Suresi 16). Mutlak anlamda gerçek dost sadece Allah'tır. Tüm dostlar ona nispetledir. O halde ondan başka gerçek veli yoktur (Bakınız 2-Bakara Suresi 107, 9-Tevbe Suresi 116, 25-Furkan Suresi 18, 39-Zümer Suresi 3, 42-Şuara Suresi 9). Görüldüğü gibi Kuran'da 80'den fazla yerde geçen veli veya evliya kelimeleri, hiçbir yerde günümüzde halka takdim edilen süpermen insanlar manasında kullanılmamıştır. Bu evliyaların, şeyhlerin gösterdiği olağanüstü haller manasında keramet kelimesinin kullanılmasına da Kuran'da rastlamıyoruz. Bu kelimeyle aynı KRM kökünden birçok fiil Kuran'da geçer ve bu kelimelerle Allah'ın cömertliği, verdiği rızıkların bolluğu anlatılır ama süper adamların süper olağanüstülükleri anlatılmaz (Bakınız 27-Neml Suresi 40, 8-Enfal Suresi 4, 17-isra Suresi 70, 36-Yasin Suresi 11).
Tarikatlardaki dönmelerin, semanın, musikinin; dinin bir parçası olduğu iddia edilmediği sürece hiçbir zararı olmadığı kanaatindeyiz. Çünkü Kuran bunları ne yasaklamıştır, ne de emretmiştir. Yeter ki bu uygulamalar ibadet olarak takdim edilmesin. Fakat ne yazıktır ki birçok tarikatta bu tarz uygulamaların adeta dini bir gereklilik gibi tanıtıldığına tanık olmaktayız. Bizim karşı olduğumuz budur. Yoksa Müslümanlar elbette ki vakıflar, dernekler gibi kurumsal yapılar kurabilir ve bunların içinde bir hiyerarşi oluşturabilirler. Tüm bu kuruluşlarda şiir okunması, müzik dinlenmesi, sema, sanat, toplantı, gösteri yapılması da normaldir. Fakat anormal olan, tarikatların; insanları tartışılmaz ilan etmeleri, ister iyi ister kötü olsun kendilerini ve Kuran'da yer almayan uygulamalarını dinin bir parçası gibi göstermeleridir.
Tarikatların diğer bir zararı ise dinimizi bir çile dini gibi tanıtmaları olmuştur. Hindu anlatımlarını ve Hindu tarikatlarını andıran suni çilelerle, müritleri terbiye edeceğini söyleyen tarikatlar; insanları karanlık odalarda uzun süre aç ve susuz bırakıp, onlara acı çektirip, birçok kişinin ruh dengesini bozmuşlardır. Ruh dengesi bozulan bu insanların gördüğü halusinasyonlar ise bu kimselerin üstünlüğüne, evliya olduklarına yorumlanmıştır. Oysa Kuran'da hiçbir Peygamber'in ya da inananın, kendisine böyle suni çileler çektirip, kendi kendine işkenceler ettiği görülmez. Kuran'a göre Allah, gerekirse imtihan için zorluk verir ve bu zorluk her ne olursa olsun Müslüman buna sabreder. Fakat bu zorluklar hayatın doğal akışında insanın karşısına çıkar; yoksa çile olsun diye, zorluk olsun diye insanın kendisine işkence etmesinin dinimizin tek kaynağı olan Kuran'da hiçbir dayanağı bulunmamaktadır.
Gündemdeki Haberler
Güncel Önemli Başlıklar