bugün
- japonya17
- gürcistan25
- kırgızistan8
- en iyi simit hangi şehirdedir21
- alison blaire2
- ctrlx22
- çin8
- latin atasözleri6
- en çaresiz hissettiğinde kime gidersin12
- geceye bir şarkı bırak17
- yeni yazarlara öneriler3
- geceniz nasıl geçiyor7
- ağlamamak için kendini tutmak11
- aslında hayatta yapayalnız olmamız8
- selçuk bayraktar'ın siyasete atılması2
- sözlüğün aniden sessizleşmesi5
- hewal ebo18
- sözlük yazarlarının çocukları olsa ne yaparlardı6
- kuran da namaz yok21
- erkeklerden hayır gelmeyeceğinin anlaşıldığı an4
- antalya şu an 28 derece4
- tez yazmak4
- 30 temmuz 2026 cem küçük'ün gözaltına alınması8
- lahmacunu elle yiyen kız14
- cep telefonu4
- sözlük sağ baştan saysın2
- ilgi isteyen kız16
- 35 bin lira maaşı beğenmeyen sevgili9
- birader yazarlar birader bay beylerdir3
- domdomusa'nın haksız yere çaylaklanması6
- isveç3
- içim yanıyor be sözlük7
- sinem dedetaş'ın gözaltına alınması2
- on ikinci neslin ezik olması2
- gelibolu da yaşamak vs çanakkale merkez de yaşamak5
- yalnız yaşamak5
- ispanya3
- almanya10
- sözlük kızlarının bugünkü kombinleri22
- asla yapmam denilen şeyler4
- yıllar sonra sözlüğe dönen yazar4
- cinle karşılaşınca yapılacak ilk hareket7
- hikayeyi devam ettir52
- gürcistan'ın neyi meşhur9
- erkeklerin öküzlük sorunu12
- asansörde kalmak7
- e'e f e6
- dışarıda kahve içmenin lüks haline gelmesi10
- kahvaltıda kavurma yiyen kız tatlılığı9
- yukarı kattan gelen ahh sesi10
başlamadan evvel: buradaki liberalizm tarifi, aydınlanma devrinde peydahlanan ve hayat görüşü olarak seküler kanadın benimsediği liberalizmdir. siyasî bir doktrin olarak liberalizm ayrı bir tartışma mevzuudur.
aydınlanmacı modernizmin ve sekülerizmin kurtçuğu olan ideolojidir. liberalizm ilk başta sol bir ideoloji idi. kilisenin baskıcı rejimine karşı özgürlük isteyen burjuvaların çığlığıydı. daha sonra peydah olan liberalizmin yedek parçası hüviyetindeki kapitalizm ile insanlar böyle pek bir saadet hissine kapıldılar. artık kıtlık olmayacaktı, ihtiyaçlarından çok daha fazlasını bu makineler sayesinde üreteceklerdi, herkes çok mutlu olacak; insanlığın aç olduğu adil düzene ve medeniyete bu 'ilerleme' ile ulaşacaklar, dünyaya altın çağını yaşatacaklardı.
ama elbette böyle olmadı. liberallerin karşısına muhafazakârlar dikildi. kapitalizmin insanı yozlaştırdığından, maddiyatı yücelttiğinden, etik ve ahlaki değerleri yok etmeye ve insanı kimliğinden uzaklaştırmaya başladığından, sanayi devriminin insanları köle haline getirmekten başka bir halta yaramadığından ve iddia edildiği üzere liberalizmin değerlerinin insana hizmet etmediğinden, dünyada insanların hala aç olduğundan, sistemin insan için değil insana karşı işlediğinden bahsettiler. bu tabii ki liberallerin hoşuna gitmedi. ancak liberalizm, devletlerin de işine geliyordu. devletler sanayileriyle sömürgeler kuruyor, büyük para kaldırıyorlardı. bilindiği üzere, 20. asır -izm'ler asrıdır. liberalizm de devletlerin resmî -izm'i olmuştur. bu anlamda liberalizm gittikçe sağ ve baskıcı bir ideoloji olmaya başlamış, öteki düşünceleri 'gerici', 'ihtilalci', 'dinci' diye yaftalayarak hakim ideoloji konumuna gelmiştir.
tarihsel bağlamda liberalizm, aydınlanmayla ortaya çıktı demiştik; onu eleştirenler genellikle katolik aydınlardı. liberalizm genellikle protestanlar arasında revaç buldu ve kendini 'ilerleme' ile ikame ederek katolikliği şuanda müslümanlara yaptıkları gibi 'ilerleme karşıtlığı' ile itham ettiler. onlara göre liberal olmayan herkes insanlığın ilerlemesine engeldi; bilim, teknoloji ve kapitalizm insanlığın yeni kilisesiydi, ona biat etmeyenler de bağyî kafirlerdi. bilim o günlerden beri insanlığın dinidir. bunu fark edenlerden jean jacques rousseau,
--spoiler--
''bilim ve sanat insanlığın rezaletinden doğmuştur, sadece bizi yozlaştırıyorlar. kadim dünyanın siyasetçileri hep maneviyat ve faziletten bahsederken, bizimkilerin derdi yalnızca para!''
--spoiler--
diyerek isyan bayrağını çekiyordu. rousseau batının ziya paşasıdır. fazilet ve maneviyatı öne çıkartan gelenekçi muhafazakÂrlık ile ilerlemeci liberalizm arasında kalmıştır. ona göre bilim ve liberal düşünce, insanlık saadetine hiçbir katkı sağlamamıştır. bunu ülkemizde birisi söylese, mazallah gerici olurdu.
liberalizmin tarihsel süreci bu şekildedir. tabii siyasî doktrin olarak liberalizm siyaset bilimi terminolojisine ''anayasacılık, insan hakları, meclis, çoğulculuk, ifade hürriyeti'' gibi birçok kavramı kazandırmış ve günümüz toplumunun tohumlarını atmıştır. ayrıca john stutart mill'den rawls'a kadar birçok liberal, kapitalizmin etkisini hafifletmek için 'yeniden gelir taksimi'ni önermişlerdir, bu bakımdan haklarını yiyemeyiz. yani her liberal şöyledir diye bir hükme varılamaz. ama bir gerçek vardır ki, seküler düşüncenin kalesi liberalizm beyaz bayrak sallamadıkça, insanlık asla felaha eremez. modernizmi yenmek için, önce liberalleri hezimete uğratmak, sonra da sosyalistleri tasfiye etmek gerekir. aksi takdirde insanlığın sonu savaşarak birbirini yok etmek olacaktır.
edit: imla.
aydınlanmacı modernizmin ve sekülerizmin kurtçuğu olan ideolojidir. liberalizm ilk başta sol bir ideoloji idi. kilisenin baskıcı rejimine karşı özgürlük isteyen burjuvaların çığlığıydı. daha sonra peydah olan liberalizmin yedek parçası hüviyetindeki kapitalizm ile insanlar böyle pek bir saadet hissine kapıldılar. artık kıtlık olmayacaktı, ihtiyaçlarından çok daha fazlasını bu makineler sayesinde üreteceklerdi, herkes çok mutlu olacak; insanlığın aç olduğu adil düzene ve medeniyete bu 'ilerleme' ile ulaşacaklar, dünyaya altın çağını yaşatacaklardı.
ama elbette böyle olmadı. liberallerin karşısına muhafazakârlar dikildi. kapitalizmin insanı yozlaştırdığından, maddiyatı yücelttiğinden, etik ve ahlaki değerleri yok etmeye ve insanı kimliğinden uzaklaştırmaya başladığından, sanayi devriminin insanları köle haline getirmekten başka bir halta yaramadığından ve iddia edildiği üzere liberalizmin değerlerinin insana hizmet etmediğinden, dünyada insanların hala aç olduğundan, sistemin insan için değil insana karşı işlediğinden bahsettiler. bu tabii ki liberallerin hoşuna gitmedi. ancak liberalizm, devletlerin de işine geliyordu. devletler sanayileriyle sömürgeler kuruyor, büyük para kaldırıyorlardı. bilindiği üzere, 20. asır -izm'ler asrıdır. liberalizm de devletlerin resmî -izm'i olmuştur. bu anlamda liberalizm gittikçe sağ ve baskıcı bir ideoloji olmaya başlamış, öteki düşünceleri 'gerici', 'ihtilalci', 'dinci' diye yaftalayarak hakim ideoloji konumuna gelmiştir.
tarihsel bağlamda liberalizm, aydınlanmayla ortaya çıktı demiştik; onu eleştirenler genellikle katolik aydınlardı. liberalizm genellikle protestanlar arasında revaç buldu ve kendini 'ilerleme' ile ikame ederek katolikliği şuanda müslümanlara yaptıkları gibi 'ilerleme karşıtlığı' ile itham ettiler. onlara göre liberal olmayan herkes insanlığın ilerlemesine engeldi; bilim, teknoloji ve kapitalizm insanlığın yeni kilisesiydi, ona biat etmeyenler de bağyî kafirlerdi. bilim o günlerden beri insanlığın dinidir. bunu fark edenlerden jean jacques rousseau,
--spoiler--
''bilim ve sanat insanlığın rezaletinden doğmuştur, sadece bizi yozlaştırıyorlar. kadim dünyanın siyasetçileri hep maneviyat ve faziletten bahsederken, bizimkilerin derdi yalnızca para!''
--spoiler--
diyerek isyan bayrağını çekiyordu. rousseau batının ziya paşasıdır. fazilet ve maneviyatı öne çıkartan gelenekçi muhafazakÂrlık ile ilerlemeci liberalizm arasında kalmıştır. ona göre bilim ve liberal düşünce, insanlık saadetine hiçbir katkı sağlamamıştır. bunu ülkemizde birisi söylese, mazallah gerici olurdu.
liberalizmin tarihsel süreci bu şekildedir. tabii siyasî doktrin olarak liberalizm siyaset bilimi terminolojisine ''anayasacılık, insan hakları, meclis, çoğulculuk, ifade hürriyeti'' gibi birçok kavramı kazandırmış ve günümüz toplumunun tohumlarını atmıştır. ayrıca john stutart mill'den rawls'a kadar birçok liberal, kapitalizmin etkisini hafifletmek için 'yeniden gelir taksimi'ni önermişlerdir, bu bakımdan haklarını yiyemeyiz. yani her liberal şöyledir diye bir hükme varılamaz. ama bir gerçek vardır ki, seküler düşüncenin kalesi liberalizm beyaz bayrak sallamadıkça, insanlık asla felaha eremez. modernizmi yenmek için, önce liberalleri hezimete uğratmak, sonra da sosyalistleri tasfiye etmek gerekir. aksi takdirde insanlığın sonu savaşarak birbirini yok etmek olacaktır.
edit: imla.
Gündemdeki Haberler
Güncel Önemli Başlıklar