bugün
- sivilce için deneyimli yazar tavsiyeleri50
- 0 0 711
- ilkay ve goollllll ts 4 gs 52
- 19 eylül 2026 trabzonspor galatasaray maçı29
- enerji bakanı alparslan bayraktar portresi2
- insan ne ister6
- önyargı3
- kadınlar8
- claudian clouds33
- kuran3
- galatahahahahahaha4
- sözlük kızlarının kekleri24
- yaşanmamışların yası6
- buzdolabının kapağını açıp boş boş bakmak5
- cok da abartmaya gerek uok6
- yazarların akşam yemekleri6
- arkadaşlar ben olmasam ne yaparsınız7
- fusya semsiyeli yabanci'nın gerçek kimliği7
- anın görüntüsü25
- en iyi vampir filmi4
- islamda namaz yoktur30
- meriç dükalığı8
- gocu'nun tınlamıyorım deyip yan hesaba geçmesi7
- mazotun yarım litresi 50 tl28
- ak partililerin apoya villa yaptırması36
- fusya semsiyeli yabanci22
- sevdiğiniz yazarlar8
- cumartesi gecesi sıkıcılığı4
- gece sokak kedileri tarafından saldırılmak4
- dantelli sütyen takan erkek12
- true'nun engelli olması6
- okan buruk9
- kürdistan10
- ölümden korkuyor musunuz17
- sarapci koala hatayi33
- sevgilisi yüzünden engelli kardeşini öldüren kız7
- allah11
- okulda zil sesinin felsefi anlamı3
- en iyi kurt adam filmi3
- masada aniden ayağa kalkıp şiir okuyan erkek15
- başkalarının istediği gibi yaşamak4
- sözlük yazarlarının gerçek adları40
- sözlükte kimin idamına evet dersiniz6
- günün sözü16
- ekşi sözlükteki entrymin 4256 artı oy alması7
- tai lung8
- yesene beni diyen kız9
- kültür2
- gocu33
- queen feristah15
Peygamberimizin Allahın kullara en büyük rahmetlerinden biri olmasının muhtelif sebepleri var. Peygambere bakarak, Ona kulak vererek Allahın ne istediğini nasıl bir hayat yaşamamız gerektiğini görebilir, öğrenebilir ve böylece bunları hayatımızda tatbik ederek maksadı gerçekleştirebilir, hedefe, rızaya ulaşabiliriz. Peygamberliğin mührü olması hasebiyle hem bütün ömrünün hem de hususiyetle 23 senelik nübüvvet döneminin; bu alemin kıyameti kopana veyahut imtihan zamanı sona erip meydan kapatılana kadar bütün insanlığa her türlü durumlar için çözüm, öneri, model, anahtar barındıran, ahirete irtihalinden sonraki bütün zamanların üzerine en uygun bir şekilde oturtulabileceği, yerleştirilebileceği bir nevi mikro şablon veya kalıp olması aslında her daim şükretmemiz için yeterli olabilecek bir rahmet olduğu ne kadar açıktır. Bu bedahet o dönem sadece okunup geçildiğinde çok net görünmeyebilir. Ancak gerek ferdi gerek içtimai bir sorunla karşılaşıp o kutsi dönemin kapısını her çaldığımızda hiç elimiz boş dönmememiz, Rahmanın kullarına olan sınırsız rahmetini bir kez daha bütün açıklığı ile mucizevi bir şekilde bize göstermektedir. Bu hem Allahın Rahman isminin kulları üzerindeki sınırsız tecellisinin hem de Peygamberimizin öldükten sonra bile göstermeye devam ettiği mucizesinin çok parlak bir örneğidir.
Ne zaman bir çıkmaza girsem Peygamberimizin hayatına şöyle bir zihinsel yolculuğa çıkarım. Bu arada bir antrparantez olarak belirtmeliyim ki, bu zihinsel yolculukların canlı ve zinde olabilmesi o dönemin sürekli akılda tutulması ile o dönemi kendisinden ders çıkarabilecek tafsilatta akılda tutabilmek de o dönemi sürekli okumak ile mümkündür. Bu sebeple Peygamberin Hayatı, Kuran-ı Kerim ile birlikte hep elimizin altında bulunması gereken bir kaynak olmalıdır. Malum, nerde bir insan hakkı ihlali, işkence, savaş, katliam varsa mağdurlarının Müslüman olma ihtimali yüzde yüze yakındır. Suriye, Gazze, Mısır, Arakan, Pakistan, Afganistan.. nereye dönerseniz dönün dert çekenlerin hep Müslümanlar olduğunu görürsünüz. Özellikle Suriye ve Mısır üzerinden Peygamberin dönemine başvurup bir çıkış anahtarı arıyordum nice zamandır. Bugün bir ışık lütfetti Allah.
Şöyle bir altüst ederken o dönemi zihnimde, Hicret olgusuna takıldı aklım birden. Peygamberimiz 13 sene boyunca yeni bir dini puta tapan insanlara anlatmak için uğraşmış. Bu davet, insanın Allahı tanıması ve Ona iman etmesi dolayısıyla toplumun yeniden inşası ekseni üzerine kurulmuş, bireysel olarak müminleştirilen insandan toplum seviyesinde bir iman ve ahlak yapısı oluşturulmaya çalışılmıştır. Tek tek bireylere davette bulunan Peygamberimizin getirdiği bu yeni dinin mensuplarının sayısı arttıkça, kurulu düzenin tehlike algısı da kırmızıya doğru ilerlemiştir. Tehlike algısı arttıkça baskılar da doğru orantılı olarak artmıştır. Kendilerine yapılan tüm baskılar karşısında sabır ve metanetlerini hiç kaybetmeyen bu yeni toplumun üzerindeki baskı fıtri yapıyı zorlayarak tahammül edilmez bir hale gelerek bireyleri karşılık vermeye zorlamıştır. işte bu tahammül edilmez aşamada Peygamberimiz ilahi desteğin direktifleri doğrultusunda artık o diyarlardan çıkılması gerektiğini görmüş ve bu yeni dini baskı ve şiddete maruz kalmadan yaşayabilecekleri bir mekan arayışlarına girmiştir. Ticaret amacıyla Mekkeye gelen değişik kavimlerle görüşmüş ve en nihayetinde Medine halkı ile anlaşarak ayrılığın temellerini 1 ve 2. Akabe Biatları ile atarak Medineye hicrette karar kılınmıştır.
işte bu hicret, içinde bulunduğumuz sıkıntılardan kurtulmanın çok kıymetli bir ilacını bizlere sağlıyor. Eğer dininizi yaşamanız hayatlarınızı tehlikeye sokuyorsa ve o düzeni değiştirmeye yetecek gücünüz yoksa gücünüzü toplayıncaya kadar memleketinizi terk etmeli, dininizi emin bir şekilde yaşayabileceğiniz, hayatınızın güvende olabileceği başka yerlere göç etmelisiniz. Peygamber nasıl Medinede uğraşmış, mücadele etmişse sizler de orada da boş durmamalı, dininizi en güzel bir şekilde yaşamaya çalışırken vatanınızı kurtarmak için çalışmalısınız. Umulur ki Allah bir fetih nasip eder. Ancak eğer bu dünyada bir fetih verilmezse diğer dünyada mükafat kat kat verilecektir. Zümer suresinin 10. ayeti bize bu ilkeyi çok açık bir biçimde öğretmektedir: (Resulüm!) Söyle: Ey inanan kullarım! Rabbinize karşı gelmekten sakının. Bu dünyada iyilik yapanlara iyilik vardır. Allah'ın (yarattığı) yeryüzü geniştir. Yalnız sabredenlere, mükafatları hesapsız ödenecektir. Allah bu ayet ile bizlere; her daim iyilik yapmamızı, muhsin olmamız engellendiğinde geniş olan Allahın arzından bir yer seçerek iyi kulluğumuzu devam ettirmemizi, yerini yurdunu terk etmenin çok büyük sıkıntı ve zorluğuna rağmen sırf Allah rızası için sabretmemiz gerektiğini bunun karşılığında da Allahın ya bu dünyada fethi nasip edeceğini veya erteleyerek diğer dünyada bizleri mükafatlandıracağını talim etmektedir.
yazının devamı: http://www.genchacilar.or...ageID=KoseDetay&id=65
Ne zaman bir çıkmaza girsem Peygamberimizin hayatına şöyle bir zihinsel yolculuğa çıkarım. Bu arada bir antrparantez olarak belirtmeliyim ki, bu zihinsel yolculukların canlı ve zinde olabilmesi o dönemin sürekli akılda tutulması ile o dönemi kendisinden ders çıkarabilecek tafsilatta akılda tutabilmek de o dönemi sürekli okumak ile mümkündür. Bu sebeple Peygamberin Hayatı, Kuran-ı Kerim ile birlikte hep elimizin altında bulunması gereken bir kaynak olmalıdır. Malum, nerde bir insan hakkı ihlali, işkence, savaş, katliam varsa mağdurlarının Müslüman olma ihtimali yüzde yüze yakındır. Suriye, Gazze, Mısır, Arakan, Pakistan, Afganistan.. nereye dönerseniz dönün dert çekenlerin hep Müslümanlar olduğunu görürsünüz. Özellikle Suriye ve Mısır üzerinden Peygamberin dönemine başvurup bir çıkış anahtarı arıyordum nice zamandır. Bugün bir ışık lütfetti Allah.
Şöyle bir altüst ederken o dönemi zihnimde, Hicret olgusuna takıldı aklım birden. Peygamberimiz 13 sene boyunca yeni bir dini puta tapan insanlara anlatmak için uğraşmış. Bu davet, insanın Allahı tanıması ve Ona iman etmesi dolayısıyla toplumun yeniden inşası ekseni üzerine kurulmuş, bireysel olarak müminleştirilen insandan toplum seviyesinde bir iman ve ahlak yapısı oluşturulmaya çalışılmıştır. Tek tek bireylere davette bulunan Peygamberimizin getirdiği bu yeni dinin mensuplarının sayısı arttıkça, kurulu düzenin tehlike algısı da kırmızıya doğru ilerlemiştir. Tehlike algısı arttıkça baskılar da doğru orantılı olarak artmıştır. Kendilerine yapılan tüm baskılar karşısında sabır ve metanetlerini hiç kaybetmeyen bu yeni toplumun üzerindeki baskı fıtri yapıyı zorlayarak tahammül edilmez bir hale gelerek bireyleri karşılık vermeye zorlamıştır. işte bu tahammül edilmez aşamada Peygamberimiz ilahi desteğin direktifleri doğrultusunda artık o diyarlardan çıkılması gerektiğini görmüş ve bu yeni dini baskı ve şiddete maruz kalmadan yaşayabilecekleri bir mekan arayışlarına girmiştir. Ticaret amacıyla Mekkeye gelen değişik kavimlerle görüşmüş ve en nihayetinde Medine halkı ile anlaşarak ayrılığın temellerini 1 ve 2. Akabe Biatları ile atarak Medineye hicrette karar kılınmıştır.
işte bu hicret, içinde bulunduğumuz sıkıntılardan kurtulmanın çok kıymetli bir ilacını bizlere sağlıyor. Eğer dininizi yaşamanız hayatlarınızı tehlikeye sokuyorsa ve o düzeni değiştirmeye yetecek gücünüz yoksa gücünüzü toplayıncaya kadar memleketinizi terk etmeli, dininizi emin bir şekilde yaşayabileceğiniz, hayatınızın güvende olabileceği başka yerlere göç etmelisiniz. Peygamber nasıl Medinede uğraşmış, mücadele etmişse sizler de orada da boş durmamalı, dininizi en güzel bir şekilde yaşamaya çalışırken vatanınızı kurtarmak için çalışmalısınız. Umulur ki Allah bir fetih nasip eder. Ancak eğer bu dünyada bir fetih verilmezse diğer dünyada mükafat kat kat verilecektir. Zümer suresinin 10. ayeti bize bu ilkeyi çok açık bir biçimde öğretmektedir: (Resulüm!) Söyle: Ey inanan kullarım! Rabbinize karşı gelmekten sakının. Bu dünyada iyilik yapanlara iyilik vardır. Allah'ın (yarattığı) yeryüzü geniştir. Yalnız sabredenlere, mükafatları hesapsız ödenecektir. Allah bu ayet ile bizlere; her daim iyilik yapmamızı, muhsin olmamız engellendiğinde geniş olan Allahın arzından bir yer seçerek iyi kulluğumuzu devam ettirmemizi, yerini yurdunu terk etmenin çok büyük sıkıntı ve zorluğuna rağmen sırf Allah rızası için sabretmemiz gerektiğini bunun karşılığında da Allahın ya bu dünyada fethi nasip edeceğini veya erteleyerek diğer dünyada bizleri mükafatlandıracağını talim etmektedir.
yazının devamı: http://www.genchacilar.or...ageID=KoseDetay&id=65
Gündemdeki Haberler
Güncel Önemli Başlıklar