bugün
- 5 eylül 2026 fenerbahçe beşiktaş maçı46
- türk erkeğinde olması gereken meziyetler7
- 10 eylül 2026 fenerbahçe roma maçı51
- 10 eylül 2026 ismail kartalın istifası17
- karınızı kucağınızda taşır mısınız13
- ismail kartal26
- ona bir şey söyle5
- mansur yavaş'ın idare'i maslahatçılığı2
- pavli panayırı2
- yazarların beğendiği kadın tipleri6
- anın görüntüsü29
- 9 eylül 2026 sporting lizbon galatasaray maçı77
- haşlanmış yumurta3
- openai'ın yapay zekasının kontrolden çıkması3
- platon un mağara alegorisi8
- parasetamol2
- milyonlarca insan deccal'in peşinden gidecek15
- karanlıkta bi şey var hissi9
- kiraz cicegi kolonyasi28
- sözlük sapıkları12
- çorapların tek eşleşme sorunu2
- birden akla gelen sözlüğü bırakma düşüncesi11
- hayatını garantiye almak isteyenlere tavsiyeler12
- silvermist'in mutfağına konuk olmak18
- am meme ve göt üçgenindeki favori organınız11
- eğer şansınız olsaydı kimleri diriltirdiniz7
- dünya iyi midir9
- sözlükte kavga olmayacak hissi13
- fenerbahçe biraz sert biraz katı16
- flört11
- kızılay avm11
- match sonrası ilk mesaj algoritması3
- 6668
- kendini çok önemli sanan yazar14
- jennifer lawrance8
- yahudilerin hepsi iyi insan değil9
- arkadaşlar sizce bu çocuk yakışıklı mı13
- ağır müslüm gürses sözleri9
- üstteki yazar hakkında bir tespit bırak5
- fenerbahçe18
- 13 ekim 2026 galatasaray barcelona maçı5
- isa mesih'in gelişini sevgiyle kucaklamak5
- deccal'in şu an yeryüzünde olma ihtimali6
- allah her şeyi kuşatmıştır7
- üniversiteli eskort kadınlar10
- ağırlık kaldıramayan erkek8
- yazarların kulaklığında şu an çalan şarkı10
- sözlükteki cinconluların göt olması5
- türkiye nin girişine yazılması gereken söz8
- ben troll üm7
bir majid majidi filmi...
--spoiler--
Film, Sovyet işgali'nden kaçıp iran'a göç eden bir kısım Afgan mültecinin yaşam mücadelesi üzerinden başlıyor kendini anlatmaya. Doğduğu toprakları göremeyen, anayurdunun havasını soluyamayan, o sentetik yabancılık duygusunu çehresinden atamayan zavallı Gregor Samsa'ların inşaatlarda çalışması ve burada gelişen hadiseler, kasavet dolu bir ruha bürüyor izleyiciyi. Muhabbetlerinden başka zenginliği olmayan bu garip insanların arasında toy bir iran delikanlısı vardır: Latif. Geçimsiz ve haylaz olan Latif'in, bir gün inşaata kendisinin yerine gelen ve işini elinden aldığı için kızgın olduğu Rahmet'in kız olduğunu farketmesiyle büyük kalp yolculuğu başlar. Rahmet, babası sakat olduğu için çalışamayan ve evinde çalışacak kimsenin olmamasından ötürü çalışmak zorunda olan, lakin Afgan mültecisi olduğu için inşaattan başka çalışacak yeri olmayan ve bu uğurda erkek kılığına girecek kadar çaresiz olan güzeller güzeli Baran'dır. Latif'i güzelleştirecek olan Baran.
Majidi, eşyayı kendisine köle yapması gerekirken, eşyanın kölesi olan modern bireyin tam karşısına oturturuyor bu noktada Latif'i. Parası yoktur, zenginliği yoktur ama kalbindeki o cevher, o dokunulmaz bölge hep korunaklı kalmıştır. Kekremsi bir sûrete, itici bir ahvale sahip olsa da; bir dolu çamurda dahi kirlenmeyecek kadar saf ve boştur gönlü Latif'in. Ana rahmi kadar temiz olan bu gönülden, çıkmayı bekleyen binlerce nağme vardır, binlerce yara, binlerce hüzün, binlerce coşku. Dünya kördür Latif'e, Latif'se dünyaya. Ama kalbine bakar hep, o keşfedilmemiş bölgeye. Sadece kalbine bakıp kör olanların, yeryüzünün cennetlerini görebileceğini haykırır Majidi. Ve cennet kapısının anahtarı, mavi bir peçenin altında güzellik ırmağı Baran'dan süzülerek teslim edilir Latif'e.
Uzaktan sevmenin, varlığıyla yetinebilmenin, aşkı haya ile sentezleyebilmenin fotoğrafıdır Latif. Gizli köşelerden, gizli kapılardan seyreder aşkını. Güzelliğini görüp dokunamanın hüznü değil, aşkına çamur bulaştırmamanın güvenidir Latif'in yüzüne yansıyan sonsuz ışıktaki sır. Sevdiğine farkettirmeden yardım etmek, sevdiği için akıl almaz fedakarlıklarda bulunmak, hiçbir çıkar gözetmemek, iyilikleri insana değil Allah'a duyurmakla yetinmek ne zor ve ne kutsal bir erdemdir. Latif'i o ham halden bu denli olgunluk derecesine çıkaran aşk, şüphesiz ki günümüz aşklarının plastikliğini anlamayanlara bir yol işaretidir. Sevda sözcüklerinin gırla edildiği, aşkın telefon tuşlarının soğukluğuna ve lunaparak köşelerinin anlamsızlığına kurban edildiği, kavuşamamanın intihara kavuşmanın iftihara müsebbib olduğu zamanlar, ne yalan zamanlardır!
Ve kavuşamaz aşıklar. Baran peçesini kaldırıp Latif'e bakar. O cennet gözleriyle dünyanın en masum tebessümünü armağan eder Latif'e ve hemen kapatır peçesini. Latif o sonsuz gülüşü kalbinde dondurur. Geriye kalan sonsuzluktur çünkü, ruhu tazeleyen o kutsal hüzündür. Ve Baran uzaklara doğru giderken ayakkabısının çamurda bıraktığı kalıbın içine dolar yağmur suları. Baran yağmur demektir çünkü. Baran'ı seven yağmuru sevmelidir. Ayağının izinden nasırlaşan toprağa dolan yağmurlar, Latif için gökyüzünden inen müjdedir. Çünkü Allah'ın müjdesi ancak aşkın hakkını verebilenedir. Latif aşkın olgunluğuna erer ve sevdiğinin ayak izlerine dolan yağmurdan alır cennet abdestini. Ve Baran'ı sonsuzluğa uğurlar, öbür dünyada birlikte almak için aşkın tekbirini.
--spoiler--
--spoiler--
Film, Sovyet işgali'nden kaçıp iran'a göç eden bir kısım Afgan mültecinin yaşam mücadelesi üzerinden başlıyor kendini anlatmaya. Doğduğu toprakları göremeyen, anayurdunun havasını soluyamayan, o sentetik yabancılık duygusunu çehresinden atamayan zavallı Gregor Samsa'ların inşaatlarda çalışması ve burada gelişen hadiseler, kasavet dolu bir ruha bürüyor izleyiciyi. Muhabbetlerinden başka zenginliği olmayan bu garip insanların arasında toy bir iran delikanlısı vardır: Latif. Geçimsiz ve haylaz olan Latif'in, bir gün inşaata kendisinin yerine gelen ve işini elinden aldığı için kızgın olduğu Rahmet'in kız olduğunu farketmesiyle büyük kalp yolculuğu başlar. Rahmet, babası sakat olduğu için çalışamayan ve evinde çalışacak kimsenin olmamasından ötürü çalışmak zorunda olan, lakin Afgan mültecisi olduğu için inşaattan başka çalışacak yeri olmayan ve bu uğurda erkek kılığına girecek kadar çaresiz olan güzeller güzeli Baran'dır. Latif'i güzelleştirecek olan Baran.
Majidi, eşyayı kendisine köle yapması gerekirken, eşyanın kölesi olan modern bireyin tam karşısına oturturuyor bu noktada Latif'i. Parası yoktur, zenginliği yoktur ama kalbindeki o cevher, o dokunulmaz bölge hep korunaklı kalmıştır. Kekremsi bir sûrete, itici bir ahvale sahip olsa da; bir dolu çamurda dahi kirlenmeyecek kadar saf ve boştur gönlü Latif'in. Ana rahmi kadar temiz olan bu gönülden, çıkmayı bekleyen binlerce nağme vardır, binlerce yara, binlerce hüzün, binlerce coşku. Dünya kördür Latif'e, Latif'se dünyaya. Ama kalbine bakar hep, o keşfedilmemiş bölgeye. Sadece kalbine bakıp kör olanların, yeryüzünün cennetlerini görebileceğini haykırır Majidi. Ve cennet kapısının anahtarı, mavi bir peçenin altında güzellik ırmağı Baran'dan süzülerek teslim edilir Latif'e.
Uzaktan sevmenin, varlığıyla yetinebilmenin, aşkı haya ile sentezleyebilmenin fotoğrafıdır Latif. Gizli köşelerden, gizli kapılardan seyreder aşkını. Güzelliğini görüp dokunamanın hüznü değil, aşkına çamur bulaştırmamanın güvenidir Latif'in yüzüne yansıyan sonsuz ışıktaki sır. Sevdiğine farkettirmeden yardım etmek, sevdiği için akıl almaz fedakarlıklarda bulunmak, hiçbir çıkar gözetmemek, iyilikleri insana değil Allah'a duyurmakla yetinmek ne zor ve ne kutsal bir erdemdir. Latif'i o ham halden bu denli olgunluk derecesine çıkaran aşk, şüphesiz ki günümüz aşklarının plastikliğini anlamayanlara bir yol işaretidir. Sevda sözcüklerinin gırla edildiği, aşkın telefon tuşlarının soğukluğuna ve lunaparak köşelerinin anlamsızlığına kurban edildiği, kavuşamamanın intihara kavuşmanın iftihara müsebbib olduğu zamanlar, ne yalan zamanlardır!
Ve kavuşamaz aşıklar. Baran peçesini kaldırıp Latif'e bakar. O cennet gözleriyle dünyanın en masum tebessümünü armağan eder Latif'e ve hemen kapatır peçesini. Latif o sonsuz gülüşü kalbinde dondurur. Geriye kalan sonsuzluktur çünkü, ruhu tazeleyen o kutsal hüzündür. Ve Baran uzaklara doğru giderken ayakkabısının çamurda bıraktığı kalıbın içine dolar yağmur suları. Baran yağmur demektir çünkü. Baran'ı seven yağmuru sevmelidir. Ayağının izinden nasırlaşan toprağa dolan yağmurlar, Latif için gökyüzünden inen müjdedir. Çünkü Allah'ın müjdesi ancak aşkın hakkını verebilenedir. Latif aşkın olgunluğuna erer ve sevdiğinin ayak izlerine dolan yağmurdan alır cennet abdestini. Ve Baran'ı sonsuzluğa uğurlar, öbür dünyada birlikte almak için aşkın tekbirini.
--spoiler--
Gündemdeki Haberler
Güncel Önemli Başlıklar