bugün
- zihni göktay6
- hava sıcak üstünü örtme gerek yok diyen sivrisinek3
- otobüste yere oturan kızlara bağıran adam3
- türk insanının paraya acımadığı harcamalar3
- günün şiiri18
- insanların neden böyle olması6
- evlenilmeyecek kız tipi2
- ragnar rockefeller38
- true'nun 2052 gündür yakındığı durum2
- sözlük tipsizlerinin fotoğrafları28
- sevilen kadının orasını burasını yalamak5
- humiliation2
- arkadaşlar bakar mısınız bi3
- true nickli yazar7
- mert hakan yandaş2
- 15 mayıs 2026 uludağ sözlüğün huzura ermesi6
- viski içen erkek seksiliği5
- kocaman kelebek girdi dışarıdan4
- sorumluluk denen yanılsama2
- spinoza nın derdi ontolojik değil miydi sorunsalı3
- hakim savcı ve avukatlar eşittir diyen avukat2
- 1 lira depozito verilecek diye suya zam yapmak2
- ilk buluşmada evden kek getiren kız19
- cennet mahallesi göttingenli ethem3
- 3 temmuz 2026 iü rektörü konuşması2
- sözlük yazarlarının trileçeleri18
- diamond bosphorus15
- erkeklerin mental olarak daha güçlü olması11
- uzun yol araba yolculuğunu çekilir yapacak şey7
- ilk buluşmada masa altından aleti yoklayan kız13
- evde kalmış 30 yaş üstü kadın yazarlar18
- ciddi ciddi aşure seven insan30
- deniz göktaş35
- arkadaşlar derin şeyler düşünüyorum6
- ona bir şey söyle12
- lahmacunun yanında ne içilir10
- bir ilişkiyi kim yönetir22
- 665 kırkpınar yağlı güreşleri2
- babalarımız gibi erkeklerin yetişmemesi13
- market poşetini tek seferde açamayan insan2
- velvet33
- bursa da geri dönüşüm tesisinde yangın2
- sürekli özür dileme kültürü2
- gocu'nun sağlığı3
- çocukken içine kapanık olmak5
- aylık 336 bin lira iyi para mıdır sorunsalı5
- türklerin tembel bir millet olması8
- gay sevgiliye lezbiyen bir kızın musallat olması7
- erling braut haaland3
- selülit kadına yakışıyor4
farkedemediklerimize söyledigimiz.
O ukala tavrı sonrası benimle tanışmak istedigini söylediginde şaşırmış ve sadece lafta kalacağını düşünmüştüm. izmir'den ıstanbul'a geldiği günün ertesi, "cumartesi kahve?" mesajı konser öncesi nasıl da ıyi gelmişti.
Sahnede göründüğünden uzun ve ön dişi benim gibi yampiri. Bohem bunalımlı bir adam olduğunu ve hayatını müzikle geçindirdigini sanıyordum. Beni iyice süzdü ve gülümsedi. Hayat hikayesini anlatmaya başladı. Şaşkınlıktan kaç çay içtim öyle bilmiyorum.
91 deki ilk kaydı ırak'ta yaptığı askerlikten yadigar. 4 yıl Fransa'da kaldığı için muazzam Fransızcası var. Yazın izmir'de fransızlarla çalışıyor. Kışında Istanbul'da farklı işler ve müzik. Tabi sürekli Kore ve Hindistan'a gittiğini saymazsak. Neyime güvendi bilmiyorum ama baya tane tane döküldü. Bana "sen eksik olabilirsin ama sevilmişsin büyükanne sevgisi falan da olabilir, çok belli.." diyor ve babaannemi anlatıyorum.
Bu yaşa kadar yapmadığı iş yok ve hepsi birbirinfen oldukça alakasız.
5 yıllık aşkından sonra yalnızlığına sadık.
Herife deli gibi teklifler geliyor fakat istemiyor. Hatta tanınmak bile!
Bence ileride film cekmesi muhtemel. Argo konuştukça açılıyor.
Sohbet makaraya dönüyor. Tutturuyor hindistan cevizli dondurma diye. Sonra yine çaya.
Yaşıma göre farklı olduğumu söyleyince ağzından çıkan söz beni şaşırttı "sen çok iyi bir anne olursun, kesinlikle çocuk sahibi olmalısın"...
istiklal'de heyecanla fikirlerini anlatıyor, çok içten. Kendine müzisyen demiyor esnaf, dükkancı diyor. Avcılar'da geçen çocukluk hikayeleri, klip fikri, yeni şarkıları, planları derken yolda Zekeriya'yı görüyorum. O an irfan ile olmaktan daha mutluluk vericiydi benim için. Sohbet ettik. Kör ama Taksim aşığı. insan müzesi'nin en nadide eseri. Yanından ayrıldıktan sonra Zekeriya'yı ilk tanıdığım da sordugum soruyu bana sordu "gülümsemeyi hiç görmedi ama gülüyor.. nasıl..." Sonra hayatımdaki en garip güzelliği taşıyan anısını anlattı.
Bende insan müzesi'nden söz ettim. Bu fikir onu öyle tavladı ki. Hemen bir proje anlattı müzikleri de benden dedi. Benim aklıma nasıl gelmedi diye dövünüp beni sevdiğini anlatırken yol bitti.
Orhan Veli sevdalısı bu herifin öyle sağlam duruşu vardı ki varlığı beni mutlu etti doğrusu.
Vedalaşmak hiç istememiştim ama yakın dostumun nişanı var. Karşımda durdu benden söz etti. Kollarını açtığında hayvan gibi sarıldık.
Yine görüşecektik.
Yalnızlığımı sevmesem aşık olacaktım eminim. Böyle biriyle dost olmak ve kalk çaya gidelim diyebilmek bile güzel.
Dünyada böyle birinin olması beni mutlu etti.
O ukala tavrı sonrası benimle tanışmak istedigini söylediginde şaşırmış ve sadece lafta kalacağını düşünmüştüm. izmir'den ıstanbul'a geldiği günün ertesi, "cumartesi kahve?" mesajı konser öncesi nasıl da ıyi gelmişti.
Sahnede göründüğünden uzun ve ön dişi benim gibi yampiri. Bohem bunalımlı bir adam olduğunu ve hayatını müzikle geçindirdigini sanıyordum. Beni iyice süzdü ve gülümsedi. Hayat hikayesini anlatmaya başladı. Şaşkınlıktan kaç çay içtim öyle bilmiyorum.
91 deki ilk kaydı ırak'ta yaptığı askerlikten yadigar. 4 yıl Fransa'da kaldığı için muazzam Fransızcası var. Yazın izmir'de fransızlarla çalışıyor. Kışında Istanbul'da farklı işler ve müzik. Tabi sürekli Kore ve Hindistan'a gittiğini saymazsak. Neyime güvendi bilmiyorum ama baya tane tane döküldü. Bana "sen eksik olabilirsin ama sevilmişsin büyükanne sevgisi falan da olabilir, çok belli.." diyor ve babaannemi anlatıyorum.
Bu yaşa kadar yapmadığı iş yok ve hepsi birbirinfen oldukça alakasız.
5 yıllık aşkından sonra yalnızlığına sadık.
Herife deli gibi teklifler geliyor fakat istemiyor. Hatta tanınmak bile!
Bence ileride film cekmesi muhtemel. Argo konuştukça açılıyor.
Sohbet makaraya dönüyor. Tutturuyor hindistan cevizli dondurma diye. Sonra yine çaya.
Yaşıma göre farklı olduğumu söyleyince ağzından çıkan söz beni şaşırttı "sen çok iyi bir anne olursun, kesinlikle çocuk sahibi olmalısın"...
istiklal'de heyecanla fikirlerini anlatıyor, çok içten. Kendine müzisyen demiyor esnaf, dükkancı diyor. Avcılar'da geçen çocukluk hikayeleri, klip fikri, yeni şarkıları, planları derken yolda Zekeriya'yı görüyorum. O an irfan ile olmaktan daha mutluluk vericiydi benim için. Sohbet ettik. Kör ama Taksim aşığı. insan müzesi'nin en nadide eseri. Yanından ayrıldıktan sonra Zekeriya'yı ilk tanıdığım da sordugum soruyu bana sordu "gülümsemeyi hiç görmedi ama gülüyor.. nasıl..." Sonra hayatımdaki en garip güzelliği taşıyan anısını anlattı.
Bende insan müzesi'nden söz ettim. Bu fikir onu öyle tavladı ki. Hemen bir proje anlattı müzikleri de benden dedi. Benim aklıma nasıl gelmedi diye dövünüp beni sevdiğini anlatırken yol bitti.
Orhan Veli sevdalısı bu herifin öyle sağlam duruşu vardı ki varlığı beni mutlu etti doğrusu.
Vedalaşmak hiç istememiştim ama yakın dostumun nişanı var. Karşımda durdu benden söz etti. Kollarını açtığında hayvan gibi sarıldık.
Yine görüşecektik.
Yalnızlığımı sevmesem aşık olacaktım eminim. Böyle biriyle dost olmak ve kalk çaya gidelim diyebilmek bile güzel.
Dünyada böyle birinin olması beni mutlu etti.
Gündemdeki Haberler
Güncel Önemli Başlıklar