bugün
- laik teyzelerin fenotipi20
- yeni parti8
- sarapci koala8
- anahtar partisi büyük birlik partisi ittifakı7
- tayyip erdoğan'a oy vermeye karar vermek8
- gömlek değiştirir gibi ideoloji değiştiren tip4
- ak partililerin apo sevdası6
- arkadaşlar kararsız kaldım hangisini alayım16
- ellerim bos gonlum hos12
- yavru kediye tekme atmak4
- velvet gel sana bir kahve ısmarlayayım7
- sözlüğün en güzel kız yazarı9
- flörtte regex kullanımı2
- yazarların kulaklığında şu an çalan şarkı5
- hande erçel'in giydiği beyaz elbise4
- zengin bir erkekle evlenmek isteyen kadınlar2
- tavuk şiş4
- hukuk okuyan tiplerin biraz ezik olması9
- pape matar sarr2
- pozcu2
- gürcistan5
- kadınların şiirden anlamaması6
- goralı3
- bir seri katilin tarzını taklit eden katil6
- 1948 arap israil savaşı12
- islam barış dinidir11
- ne mutlu türküm diyene3
- iyi parti zafer partisi ittifakı2
- kimsenin kılığına kıyafetine karışmamak4
- ermeni soykırımına inanmak2
- galericiler battı mutlu musunuz5
- akp mhp pkk koalisyonu2
- yazarların favori oyun karakteri15
- temas bağımlılığı5
- pazar pazar kafa açan ergen yazar sorunları2
- palamut4
- ak çomarların beslenme kalitesi2
- sözlük kızlarının boş teneke olması3
- kızılcahamam maden suyu2
- sürekli peki neyse diyen kız5
- lahmacun2
- mason greenwood4
- sabah ezanı okunurken köpeklerin havlaması6
- 22 ağustos 2026 fenerbahçe konyaspor maçı19
- caddebostan6
- bel soğukluğu2
- bodrum3
- osuruktan şiirler89
- güneşli havada şemsiye kullanan insan2
- gocusuz sözlük2
Beden Dili ve 3. Sınıf Edebiyatı
Bu hayat Sevda Film Stüdyolarında renklendirilmiştir.
'buz dağında eşkiyacılık oynayacak kadar ahmaksın sen.
Titanic'den hiç haraç kesilir mi oğlum.'
diyip, gittin.
kar yağıyordu.
kar kendi göğüne geri düştü sonra.
melekler, buz dağında çiçek toplamaya giden çocukların
bazen renkli
bazen renksiz gözlerinde biriktirdi gidişini.
karnımı doyurdum gidişinle.
ne zaman boğazımda bir sevda kalsa,
yemin ederim bir tek ant içtim üzerine;
seni özlerken açlıkla terbiye ettiğim yanlarım,
sana aç yanlarım.
bunları yiyerek büyüyüp serpilecekti
sonraları kısmetlerine hayır diyecek o yıkım.
'ben kardan kadınla sevişmiyordum.
sadece ruj sürüyordum ona.'
dedim.
dinlemedin.
kar yağıyordu.
kar bir volkanın ağzına düştü sonra.
anlamıyorsun;
serin bir cehennem vaadetmedim
ya da cennetin tapusunu sana.
ellerimi tuttuğunda,
yanık yürek kokusu altında bir sobaya sarılıyordum sanki.
oysa sen kestane kokusunu seviyordun.
bir kestane kabuğunu,
bir yaranın kabuğunu çatlatacak kadar yanmamış mıydım yoksa sana?
adın bir cenaze marşı gibi düşüyordu ağzımdan kulaklara.
adın, evden kaçmış bir kız çocuğu gibi düşüyordu ağzımdan kötü yollara.
uçurumlarına adını bağırıyor hala yamaçlarıma gömdüğün erkek cesetleri;
'lan kahpe! '
küfrünü sığdıramıyor ölüler sağlar kadar 23lük şişelere.
ama nafile,
bir seri katilin gözlerinde tanımamış mıydım sanki ben seni?
- eğer, meleklerin tek intihar yerinin dudaklarım olduğunu düşünüyorsan hala
kalbim kırıldığında, kalbim çok çok kırıldığında
infaz edilmiş bir atın ismiyle çağır beni. -
Hatırla.
'kaç dağ istiyorsun kızımın peşini bırakmak için' demişti.
Şirin'in babası Ferhat'a.
'kazması elinden ameliyatla alınmış Ferhat'sın sen.
hiç kazma vurulur mu lan buz dağına? '
dedin.
kar yağıyordu.
kar Şirin'in bağrına düştü sonra.
yazık, hiçbir zaman öğrenemeyeceksin.
aramızdaki buz dağını parçaladı diye teşekküre gittiğimi ona.
teşekkür ederim Titanic, mutluluğum uğruna yolcularına kıydığın için.
teşekkür ederim sevgilim, beni sersefil terkettiğin için
Necmettin Topçu
Bu hayat Sevda Film Stüdyolarında renklendirilmiştir.
'buz dağında eşkiyacılık oynayacak kadar ahmaksın sen.
Titanic'den hiç haraç kesilir mi oğlum.'
diyip, gittin.
kar yağıyordu.
kar kendi göğüne geri düştü sonra.
melekler, buz dağında çiçek toplamaya giden çocukların
bazen renkli
bazen renksiz gözlerinde biriktirdi gidişini.
karnımı doyurdum gidişinle.
ne zaman boğazımda bir sevda kalsa,
yemin ederim bir tek ant içtim üzerine;
seni özlerken açlıkla terbiye ettiğim yanlarım,
sana aç yanlarım.
bunları yiyerek büyüyüp serpilecekti
sonraları kısmetlerine hayır diyecek o yıkım.
'ben kardan kadınla sevişmiyordum.
sadece ruj sürüyordum ona.'
dedim.
dinlemedin.
kar yağıyordu.
kar bir volkanın ağzına düştü sonra.
anlamıyorsun;
serin bir cehennem vaadetmedim
ya da cennetin tapusunu sana.
ellerimi tuttuğunda,
yanık yürek kokusu altında bir sobaya sarılıyordum sanki.
oysa sen kestane kokusunu seviyordun.
bir kestane kabuğunu,
bir yaranın kabuğunu çatlatacak kadar yanmamış mıydım yoksa sana?
adın bir cenaze marşı gibi düşüyordu ağzımdan kulaklara.
adın, evden kaçmış bir kız çocuğu gibi düşüyordu ağzımdan kötü yollara.
uçurumlarına adını bağırıyor hala yamaçlarıma gömdüğün erkek cesetleri;
'lan kahpe! '
küfrünü sığdıramıyor ölüler sağlar kadar 23lük şişelere.
ama nafile,
bir seri katilin gözlerinde tanımamış mıydım sanki ben seni?
- eğer, meleklerin tek intihar yerinin dudaklarım olduğunu düşünüyorsan hala
kalbim kırıldığında, kalbim çok çok kırıldığında
infaz edilmiş bir atın ismiyle çağır beni. -
Hatırla.
'kaç dağ istiyorsun kızımın peşini bırakmak için' demişti.
Şirin'in babası Ferhat'a.
'kazması elinden ameliyatla alınmış Ferhat'sın sen.
hiç kazma vurulur mu lan buz dağına? '
dedin.
kar yağıyordu.
kar Şirin'in bağrına düştü sonra.
yazık, hiçbir zaman öğrenemeyeceksin.
aramızdaki buz dağını parçaladı diye teşekküre gittiğimi ona.
teşekkür ederim Titanic, mutluluğum uğruna yolcularına kıydığın için.
teşekkür ederim sevgilim, beni sersefil terkettiğin için
Necmettin Topçu
Gündemdeki Haberler
Güncel Önemli Başlıklar