bugün
- ısparta nokulu6
- escort taş mı yesin9
- gocu'nun sözlüğe vedası4
- sözlük yazarlarının çayları6
- sırrı süreyyacı ünlülerin 29 ekim kutlaması6
- 29 ekim cumhuriyet bayramı12
- cumhuriyet bayramı14
- alzheimer günlüğü4
- münihte tavuk döner yedim2
- ekşi sözlük toplu yazar alımı2
- maymuna fındık atmak2
- haftanın gammazları listesi3
- sözlüğün artık kapanacak hale gelmesi2
- türkiye cumhuriyeti ilelebet payidar kalacaktır3
- müslüm gürses şarkılarındaki felsefi sözler5
- bir kıza saklama kabı hediye etmek11
- apo piçtir piç kalacak3
- halk aşksızsa sokaklar banka dükkanlarıyla doludur3
- ben sana inanıyorum2
- koşmak yerine ağırlık kaldırmak5
- hayat koçu ile yaşam koçu arasındaki fark6
- vegan yaşam2
- akın gürlek3
- uefa şampiyonlar ligi6
- gece vakti orman yolunda bisiklet sürmek8
- ezberin gereksiz olduğu yanılgısı4
- sarı saçın yakıştığı ünlüler9
- yuzırların ekşiye kaçması3
- sorgulanmamış bir hayat yaşanmaya değmez3
- öyle bir yatmak ki yarınlar olmayacakmışcasına7
- 26 ekim 2026 galatasaray fenerbahçe maçı66
- ne mutlu türküm diyene2
- eski sevgilinin 29 ekim bayramını kutlamak2
- acil durumda aranacak kişi6
- kedilerle uyumak9
- insan aklıyla açıklanamayan konular6
- rafine zevkleri olan erkek11
- şiir yazmak4
- beşbuçuk tek mi çift midir2
- gecenin şarkısı9
- sohbete hmmm ile bitiren kıza verilecek cevaplar3
- tuvalet kağıdını renkli alan insan10
- fırında tavuk10
- cumhuriyetten rahatsız olan insan18
- cengiz kurtoğlu şarkılarından bir söz bırak5
- istanbul11
- tr de hangi arabalar lüks sayılır sorunsalı8
- sözlük kızlarıyla pijama partisi yapmak20
- giysi fiyatlarının uçması9
- belki güneş bir gün ikimiz için doğar4
yıllarca televizyonda, internette, filmlerde yansıtılanlardan dolayı hep çekindiğim, hatta gitmeye korktuğum şehirdi istanbul. taa ki sabah altı buçukta kadıköy rıhtım'a inip, beşiktaş iskelesine doğru yürüyene kadar. karaköy iskelesi ile beşiktaş iskelesi arasında bir boşluk var... haydarpaşa garını, ardından karşıyı görebildiğin. yürürken donakaldım. güneş karşıya vuruyordu. vapurların sesi, martılar... o an korkum bir hayranlığa dönüştü. o sabah soğuğunda, yaklaşık yarım saat farkında olmadan izlemişim istanbul'u. moda sahiline doğru yürüdüm dayanamayıp. ardından dönüp vapurla eminönü iskelesi'ne gittim. kalabalık ama sessizdi vapur. kitap-gazete okuyanlar. müzik dinleyenler. ağzı açık seyreden bir ben vardım sanırım. eminönü'nden galata köprüsünden karaköy'e sonrasında galata kulesine doğru yürüdüm. eski yapılar. yalnızca baltık ülkelerinde var olduğunu sandığım işlenmiş, üzerinde heykelcikler bulundan yapıtlar... çabuk bitmesin diye pudingi çay kaşığıyla yersin ya, küçük ve yavaş adımlarla dolaştım ve çıktım galata kulesine. oradaki manzarayı anlatmaya ne benim türkçem yeter ne de o duyguyu size verebilirim. istiklal caddesine doğru yürüdüm ara sokaklardan. birçok dükkanda müzik aletleri satılan dar ve rengarenk sokaklardan istiklal caddesine çıktım. aslında emin olamadım ilk çıktığımda. orada mıyım? değil miyim diye çok düşündüm... yerde tramvay raylarına dikkat edince anladım aslında orada olduğumu. sağlı sollu birbirinden farklı ve güzel, yenili eskili yapılar... turkcell yazıları olmasa her yerde keşke. onlar çok sinirimi bozdu. bence daha sadeleştirilebilir. çok renkli ve büyük tabelalar-billboardlar var. yapıların güzelliği kimi reklamların arkasında sönük kalıyor. taksim meydanına dönüyor olduğumu farkettiğim an kalbim yerinden çıkacak gibiydi. sadece yarım saat öyle oturup insanları seyrettim. taksim meydanını seyrettim... ardından metroyla kabataş-ortaköy... caminin restorasyonda olması beni çok üzdü, ama hep filmlerin en tatlı yerlerine koydukları o ortaköy'den boğaz manzarası... kumpir... müthişti ya. ardından tramvayla kapalı çarşı tarafına gittim. sultanahmet-ayasofya... güzelliklerini anlatacak kelimeleri bulamadığım için sadece isimlerini yazıp geçiyorum. zaten anlatabilenler ya iyi yazarlar, ya ünlü şairler veya söz yazarları. topkapı sarayı yine öylesine güzeldi. sirkeci ise gördüğüm en eğlenceli yerlerden biriydi. esnaf, insanlar. sadece onları izlemek için bir ara sokakta oturup çay içtim. parayla bir çay sattılar ama bedavaya içimi mutlulukla doldurdu oradaki insanlar. ardından yine eminönü iskelesine yürüyüp oradan üsküdar'a gün batımını ve kız kulesini izlemeye gittim. bir çok kez gün doğumu ve gün batımına tanıklık ettim ülkenin ve avrupa'nın farklı yerlerinde. üsküdar'daki en güzeliydi. ardından kadıköy'e rıhtıma, oradan da konakladığım hostele döndüm.
bu benim o çok korktuğum istanbul'daki ilk günümdü. kelimelere ancak bu kadar dökebildim. anlatamadım bile güzelliğini. en son vapurla üsküdar'a giderken dedim hatta kendi kendime;''istanbul'u kimse bize anlatamamış.'' içim hala mutluluk dolu. sanırım hiç bir zaman orada yaşamayacağım. ama belli sürelerle ziyaret edeceğim. çok özleyeceğim. bir yerli turist olarak söyleyebileceklerim bunlar. istanbul'da yaşayanlara sıkıcı gelebilecek olan bu yazı, istanbul'u ilk defa görecek olanlara bir rota olabilir. binlerce yıllık bu şehri en geç görenler sıralamasında bulunuyorum. her şeye rağmen memnunum.
bu benim o çok korktuğum istanbul'daki ilk günümdü. kelimelere ancak bu kadar dökebildim. anlatamadım bile güzelliğini. en son vapurla üsküdar'a giderken dedim hatta kendi kendime;''istanbul'u kimse bize anlatamamış.'' içim hala mutluluk dolu. sanırım hiç bir zaman orada yaşamayacağım. ama belli sürelerle ziyaret edeceğim. çok özleyeceğim. bir yerli turist olarak söyleyebileceklerim bunlar. istanbul'da yaşayanlara sıkıcı gelebilecek olan bu yazı, istanbul'u ilk defa görecek olanlara bir rota olabilir. binlerce yıllık bu şehri en geç görenler sıralamasında bulunuyorum. her şeye rağmen memnunum.
Gündemdeki Haberler