bugün
- ellerim bos gonlum hos11
- sözlükte kafa açıcı başlık olmaması9
- sözlük yazarlarının doğaüstü güçleri4
- dem'in bize elektriği parayla satamazsınız demesi19
- kurtar bizi müsavat16
- nervio17
- cin musallatı3
- kızlar çaylak olunca nickaltında ağıt yakan tipler9
- düzenli olarak namaz kılmak2
- ahmet baran yazgan10
- neden tüm iyi fikirler tuvallette akla gelir4
- yedi büyük günah2
- galatasaray14
- nickli başlık açanlara pandik atılacak2
- meleklerin ifade ettiği anlamı sorgulamak4
- şener şen vs kemal sunal2
- devran dönecek8
- engelli kızı kaçırıp 4 kişinin istismar etmesi10
- sevgilinizin vajinasını yalar mısınız7
- bağlama büyüleri3
- beelzebub2
- hiç olmayacak bir insana aşık olmak2
- butlancıların birbirine girmesi5
- atla gel şaban filminde şaban olmaması2
- aralıksız 14 dakika boyunca osurmak5
- 14 ağustos 2026 galatasaray çorumspor maçı26
- pilav yapmak2
- her filme giren luciferian üç sahte tanrı2
- güç zehirlenmesi yaşamamak için yapılması gereken7
- bana onu sormayin7
- şark bülbülü filmindeki zafer işareti2
- maddi dünyayı kim yönetiyor2
- tas kafa traşlı hırt sorunu3
- victor osimhen18
- kader2
- sevilen kızın abi demesi2
- bilinçaltı düzeyde etkileşime geçen varlıklar2
- garip başlıklar5
- idam cezasının geri gelmesi6
- ülke gündemini umursamamak6
- alevi kızların alev alev yanması11
- oğuzhan koç2
- bugün ne öğrendin3
- lada samara2
- süt ısıtıp içine kahve ve şeker katmak6
- meme gerdirme operasyonu8
- sabah yürüyüşü8
- tai gay3
- 18 ağustos 2026 fenerbahçe lyon maçı15
- aslan gibi adam7
beklentiye göre tatminiyet algısı değişen bir film.
bir filmi beğenmek tamamen subjektif bir olay olup, tamamen beklentiyle ters orantılı olarak değişir. bir filme büyük beklentiyle giderseniz genelde beğenmezsiniz, düşük beklentiyle giderseniz genellikle beğenirsiniz. bu filmde de bu geçerlidir.
bir şaheser, son 10 yılın en güzel filmi beklentisiyle gidilirse beğenilmeyecek, daha düşük beklentiyle; gidelim bir izleyelim bakalım neymiş beklentisiyle gidilirse, çok beğenilecek filmdir.
3 boyutlu olarak izlenmesi gereken filmdir. özellikle dünyayı uzaydan görürken kıtaların yükseltilerini bir harita tarzında değil de, derinlik algısıyla görmek güzel.
filme gelecek olursak:
--spoiler--
filmin açılış sahneleri ve sandra bullock'un george clooney tarafından kurtarılma sahnesine kadar geçen sürede, film gerçekten çok başarılı.
ilk sahnede, o uzak çekimde, dünyanın büyüklüğü, ama uzay gemisinin küçüklüğü, dolayısıyla uzayın, boşluğun devasalığı çok güzel algılatılıyor izleyiciye.
astranotun uzayda derinliğe doğru tek başına savrulurken verilen çaresizlik te güzel anlatılmış. bu sahnenin benzerini çocukken izlemiş olduğum bir filmde daha görmüştüm, ama filmi hatırlayamıyorum. sahne beni o zaman da etkilemişti, bu filmde de etkiledi.
astranot savrulurken; filmin astranotu dışardan, savrulurken göstermesi, astranotun döne döne uzaklaşması, hemen akabinde olayı savrulan astranotun kaskının içinden onun bakış açısıyla göstermesi, ve kendi dışında her şeyin dönmesi, o çaresizlik güzel aktarılmış izleyiciye. başarılı.
george clooney erken ölüyor bence. sanki soyuz'dan çin uzay istasyonu'na geçerken ölse biraz daha iyiydi.
görüntüler ve sahneler çok başarılı ama, bence bullock'un kendiyle hesaplaşması, o yalnızlığı, o iç çatışmaları, o kendi kendiyle monologları eksik anlatılmış, bunun yeterince üzerinde durulmamış. bence film bu anlamda zayıf, çok daha güzel olabilirdi. sadece dünyadan gelen o radyo sinyalini duyduğunda, bunu biraz görebildik o kadar. bunun dışında, hep ordan oraya savrulan bir astronot gördük.
yerçekiminin önemi aslında çok güzel anlatılmış filmde. o olmazsa, bir yerlere tutunmazsan savrulacağın ve bunun geri dönüşü olmadığı gerçeği de. ancak ben, bullock dünya’da o kumsala yattığında, kumu eliyle sıktığı anda, kumu kaldırıp yere düşüşünü izleyeceğini düşündüm. yapmadı. bekli bu sahne olsaydı, çok daha güzel anlatılacaktı yer çekiminin ve dünya'ya dönmüş olmanın güzelliği.
--spoiler--
sonuç olarak gayet tatmin eden filmdir. ancak çok çok büyük beklentiyle gidilmezse.
bu arada sandra bullock'un bacakları hala çok güzel. *
bir filmi beğenmek tamamen subjektif bir olay olup, tamamen beklentiyle ters orantılı olarak değişir. bir filme büyük beklentiyle giderseniz genelde beğenmezsiniz, düşük beklentiyle giderseniz genellikle beğenirsiniz. bu filmde de bu geçerlidir.
bir şaheser, son 10 yılın en güzel filmi beklentisiyle gidilirse beğenilmeyecek, daha düşük beklentiyle; gidelim bir izleyelim bakalım neymiş beklentisiyle gidilirse, çok beğenilecek filmdir.
3 boyutlu olarak izlenmesi gereken filmdir. özellikle dünyayı uzaydan görürken kıtaların yükseltilerini bir harita tarzında değil de, derinlik algısıyla görmek güzel.
filme gelecek olursak:
--spoiler--
filmin açılış sahneleri ve sandra bullock'un george clooney tarafından kurtarılma sahnesine kadar geçen sürede, film gerçekten çok başarılı.
ilk sahnede, o uzak çekimde, dünyanın büyüklüğü, ama uzay gemisinin küçüklüğü, dolayısıyla uzayın, boşluğun devasalığı çok güzel algılatılıyor izleyiciye.
astranotun uzayda derinliğe doğru tek başına savrulurken verilen çaresizlik te güzel anlatılmış. bu sahnenin benzerini çocukken izlemiş olduğum bir filmde daha görmüştüm, ama filmi hatırlayamıyorum. sahne beni o zaman da etkilemişti, bu filmde de etkiledi.
astranot savrulurken; filmin astranotu dışardan, savrulurken göstermesi, astranotun döne döne uzaklaşması, hemen akabinde olayı savrulan astranotun kaskının içinden onun bakış açısıyla göstermesi, ve kendi dışında her şeyin dönmesi, o çaresizlik güzel aktarılmış izleyiciye. başarılı.
george clooney erken ölüyor bence. sanki soyuz'dan çin uzay istasyonu'na geçerken ölse biraz daha iyiydi.
görüntüler ve sahneler çok başarılı ama, bence bullock'un kendiyle hesaplaşması, o yalnızlığı, o iç çatışmaları, o kendi kendiyle monologları eksik anlatılmış, bunun yeterince üzerinde durulmamış. bence film bu anlamda zayıf, çok daha güzel olabilirdi. sadece dünyadan gelen o radyo sinyalini duyduğunda, bunu biraz görebildik o kadar. bunun dışında, hep ordan oraya savrulan bir astronot gördük.
yerçekiminin önemi aslında çok güzel anlatılmış filmde. o olmazsa, bir yerlere tutunmazsan savrulacağın ve bunun geri dönüşü olmadığı gerçeği de. ancak ben, bullock dünya’da o kumsala yattığında, kumu eliyle sıktığı anda, kumu kaldırıp yere düşüşünü izleyeceğini düşündüm. yapmadı. bekli bu sahne olsaydı, çok daha güzel anlatılacaktı yer çekiminin ve dünya'ya dönmüş olmanın güzelliği.
--spoiler--
sonuç olarak gayet tatmin eden filmdir. ancak çok çok büyük beklentiyle gidilmezse.
bu arada sandra bullock'un bacakları hala çok güzel. *
Gündemdeki Haberler
Güncel Önemli Başlıklar