bugün
- sözlük yazarlarının kıro olmaları6
- aşk acısı çekiyorum sözlük17
- aykolik'in iyi bir yazar olması5
- manifest dinleyen erkek5
- memurların 4 gün mesai 3 gün tatil istemesi6
- yaz yemekleri5
- adını yoldaki taşlara yazdım4
- taksici muhabbeti5
- gocu bay bey birader3
- spiderman mi döver batman mi5
- can kolukısa4
- scooter'a 6 kişi binmek4
- 07 08 2026 mekke ortak savunma anlaşması9
- hükümet değişse ülke düzelir mi17
- petrol4
- solcu dövmek2
- dün gece sözlükte yaşanan ahlaksız olay10
- uludağ sözlükteki sıcak ve samimi aile ortamı3
- türkiye5
- evlenilmeyecek 4 erkek10
- ayda bir baklava yiyince kilo alacağını sanmak8
- elalem ne der4
- yüz yaşından büyük binada yaşamak3
- mekana müşteri çekecek kadar güzel olmak4
- david bowie yi tanımayan insan2
- bu saatte bu kadar sıcak mı olur lan2
- gammazların çok kötü insanlar olması2
- stres yönetimi6
- stres3
- taksim delisi cenk2
- doğuda yaşayan yazarlar5
- arkadaşlar ben güzel miyim6
- 21 ağustos 2026 erzurumspor galatasaray maçı3
- opel alman arabası mı sorunsalı6
- gulmekicinyaratilmis11
- aylık 449 bin lira iyi para mıdır sorunsalı2
- fenerbahçe7
- tai lung9
- almanya4
- yeni parti tüzüğü2
- 26000 entry2
- bilgesu erenus2
- mekke ortak savunma anlaşması2
- kuran ı kerim meali6
- rüşvet5
- 1 50 boyundaki kızın benden kork demesi4
- ekşi mayalı tam buğday ekmeği4
- sözlüğü 3 kelime ile anlatın2
- josh hartnett2
- sıcaklık2
Pinokyo, polislere:
''izin verirseniz şapkamı alabilir miyim?'' diye sordu.
''Al, ama çabuk ol.''
Kukla, şapkasını aldı; ama kafasına koyacağına, dişlerinin arasına sıkıştırdı,
denize doğru koşmaya başladı. Polisler onu yakalamanın güç olacağını düşünerek
peşinden bütün köpek yarışlarında birincilik ödülü almış bir tazı saldılar.
Pinokyo hızla koşuyordu, ama köpek daha hızlıydı. Herkes bu korkunç yarışın
nasıl sonuçlanacağım görmek için pencerelere çıktı, sokaklara döküldü. Ama
yarışın sonunu göremediler; Pinokyo'yla köpek öylesine toz kaldırmışlardı ki,
sokakta göz gözü görmüyordu.
Pinokyo, Carlo Collodi
''Demek hâlâ rakı içiyorsun'' dedi selam vermek yerine.
''Evet'' dedim, çok iyi tanıdığım, ama bir an çıkaramadığım, bu uzun boylu,
kır saçlı, yakışıklı adama.
Yüzümdeki ifadeden duraksadığımı anlamıştı.
''Aşkolsun Adnan''dedi, ''insan hayattaki tek kardeşini tanımaz mı?''
Alaycı bir tavır takınmıştı, ama sesindeki sitem, bana geçmişi anımsatacak
kadar ciddiydi.
''Doğan!'' diye fısıldadım, ''Doğan sen misin?''
''Benim'' dedi sakin bir tavırla.
''Ama...''
''Ne aması, yoksa öldüğümü mü sanıyordun?''
''Allah geçinden versin, öldüğünü sanmıyordum da...''
''Başımın belada olduğunu düşünüyordun'' diyerek sözlerimi tamamladı.
Yanıtlamak yerine şaşkınlıkla yüzüne baktım. Siyah saçları iyice beyazlanmıştı,
çekik gözlerinin uçlarında, ağız kıvrımlarında kırışıklıklar oluşmuştu, ama beni
şaşkınlığa uğratan değişiklik bakışlarındaydı; bir zamanlar insana uzlaşmaz bir
inatla, ölmeye öldürmeye giden bir savaşçının kararlılığıyla bakan yeşil gözleri
yumuşamış, yenildiğini anlayan, bundan da utanç duymayan bir adamın kalender
bakışlarına dönüşmüştü. Neşeli görünmeye çalışıyordu, ama konuşurken yüzünün
gölgelenmesine engel olamamıştı. Evet, başı beladaydı. Yanılıyor muydum?
Yanılmadığımı, sözlerini bitirince tedirginlik içinde çevresine bakınmasından
anladım. Gözlerimiz karşılaşınca:
''Konuşmamız gerek'' dedi.
Sözleri, çoktandır unuttuğum, meraka, kaygıya benzer bir kıpırtı yarattı
yüreğimde. Şaşkındım, tedirgin olmuştum, açıkçası korkmuştum.
Yine de yüreğimdeki kıpırtıdan bir hoşnutluk duydum.
Demek heyecanlanabilme yetimi hâlâ koruyordum.
kukla, ahmet ümit
ayrıca da bir yazar...
''izin verirseniz şapkamı alabilir miyim?'' diye sordu.
''Al, ama çabuk ol.''
Kukla, şapkasını aldı; ama kafasına koyacağına, dişlerinin arasına sıkıştırdı,
denize doğru koşmaya başladı. Polisler onu yakalamanın güç olacağını düşünerek
peşinden bütün köpek yarışlarında birincilik ödülü almış bir tazı saldılar.
Pinokyo hızla koşuyordu, ama köpek daha hızlıydı. Herkes bu korkunç yarışın
nasıl sonuçlanacağım görmek için pencerelere çıktı, sokaklara döküldü. Ama
yarışın sonunu göremediler; Pinokyo'yla köpek öylesine toz kaldırmışlardı ki,
sokakta göz gözü görmüyordu.
Pinokyo, Carlo Collodi
''Demek hâlâ rakı içiyorsun'' dedi selam vermek yerine.
''Evet'' dedim, çok iyi tanıdığım, ama bir an çıkaramadığım, bu uzun boylu,
kır saçlı, yakışıklı adama.
Yüzümdeki ifadeden duraksadığımı anlamıştı.
''Aşkolsun Adnan''dedi, ''insan hayattaki tek kardeşini tanımaz mı?''
Alaycı bir tavır takınmıştı, ama sesindeki sitem, bana geçmişi anımsatacak
kadar ciddiydi.
''Doğan!'' diye fısıldadım, ''Doğan sen misin?''
''Benim'' dedi sakin bir tavırla.
''Ama...''
''Ne aması, yoksa öldüğümü mü sanıyordun?''
''Allah geçinden versin, öldüğünü sanmıyordum da...''
''Başımın belada olduğunu düşünüyordun'' diyerek sözlerimi tamamladı.
Yanıtlamak yerine şaşkınlıkla yüzüne baktım. Siyah saçları iyice beyazlanmıştı,
çekik gözlerinin uçlarında, ağız kıvrımlarında kırışıklıklar oluşmuştu, ama beni
şaşkınlığa uğratan değişiklik bakışlarındaydı; bir zamanlar insana uzlaşmaz bir
inatla, ölmeye öldürmeye giden bir savaşçının kararlılığıyla bakan yeşil gözleri
yumuşamış, yenildiğini anlayan, bundan da utanç duymayan bir adamın kalender
bakışlarına dönüşmüştü. Neşeli görünmeye çalışıyordu, ama konuşurken yüzünün
gölgelenmesine engel olamamıştı. Evet, başı beladaydı. Yanılıyor muydum?
Yanılmadığımı, sözlerini bitirince tedirginlik içinde çevresine bakınmasından
anladım. Gözlerimiz karşılaşınca:
''Konuşmamız gerek'' dedi.
Sözleri, çoktandır unuttuğum, meraka, kaygıya benzer bir kıpırtı yarattı
yüreğimde. Şaşkındım, tedirgin olmuştum, açıkçası korkmuştum.
Yine de yüreğimdeki kıpırtıdan bir hoşnutluk duydum.
Demek heyecanlanabilme yetimi hâlâ koruyordum.
kukla, ahmet ümit
ayrıca da bir yazar...
Gündemdeki Haberler
Güncel Önemli Başlıklar