bugün
- mansur yavaş13
- online listesi neden kaldırıldı4
- hristiyan düşüncesinin yönettiği dünya6
- geri zekalılık belirtileri3
- 30 yaşına gelince erkeklerin patates olması11
- gocu33
- bilmeyen birine ulu sözlüğü tek cümle ile anlat6
- tüm dünya islamcılıkla yönetiliyor olsaydı2
- en son neye çok üzüldünüz12
- herkesten nefret etmek4
- kafayı yememek için ne yapıyorsunuz9
- 40 yaşına gelince kadınların kartlaşması7
- kimliği belirsiz cesetler artı 182
- islam yekpare biçimde doğru mu sahiden3
- hearts of iron 42
- bekarlığın avantajları5
- true yaşıyor mu6
- cem yılmaza gülenler sözlük3
- mamudo gurban niye doğdun9
- israil seviciliği5
- nuh ve ibrahimle yapılan antlaşma6
- ankara2
- arkadaşlar ben ayrılmak istiyorum3
- başkent istanbul olsun11
- feministlerin cevaplayamadığı soru7
- normal keki ıslak keke çevirme tekniği10
- yehova şahitleri5
- ibrahim'in allah'ı elestirmesi4
- her şeyin çözümü var demek4
- tai'nin mutfağına konuk olmak8
- kendinizi on yıl sonra nerede görüyorsunuz2
- true nickli yazar23
- tablet mi pc mi telefon mu4
- allah ı görmek3
- kadının en güzel olduğu yaş3
- fusya semsiyeli yabanci'nın gerçek kimliği38
- queen ravennanın cinleri5
- yahudilerin mesih seviciliği3
- 34 yaşına kadar eline erkek eli değmemiş erkek2
- mansur yavaş'ın chp den ayrılması6
- inci sözlük4
- kürtlerin aslında iyi olduğu gerçeği4
- dün gece sözlükte yaşanan akıl almaz olay9
- hiçbir şeyi bilmeden hayvan gibi yasamak3
- amedspor6
- nasıl nude istenir4
- piyasanın en ağır sigarası4
- yan tuvalette sesli osurarak sıçan insan2
- ak parti2
- truelaşmak5
Pinokyo, polislere:
''izin verirseniz şapkamı alabilir miyim?'' diye sordu.
''Al, ama çabuk ol.''
Kukla, şapkasını aldı; ama kafasına koyacağına, dişlerinin arasına sıkıştırdı,
denize doğru koşmaya başladı. Polisler onu yakalamanın güç olacağını düşünerek
peşinden bütün köpek yarışlarında birincilik ödülü almış bir tazı saldılar.
Pinokyo hızla koşuyordu, ama köpek daha hızlıydı. Herkes bu korkunç yarışın
nasıl sonuçlanacağım görmek için pencerelere çıktı, sokaklara döküldü. Ama
yarışın sonunu göremediler; Pinokyo'yla köpek öylesine toz kaldırmışlardı ki,
sokakta göz gözü görmüyordu.
Pinokyo, Carlo Collodi
''Demek hâlâ rakı içiyorsun'' dedi selam vermek yerine.
''Evet'' dedim, çok iyi tanıdığım, ama bir an çıkaramadığım, bu uzun boylu,
kır saçlı, yakışıklı adama.
Yüzümdeki ifadeden duraksadığımı anlamıştı.
''Aşkolsun Adnan''dedi, ''insan hayattaki tek kardeşini tanımaz mı?''
Alaycı bir tavır takınmıştı, ama sesindeki sitem, bana geçmişi anımsatacak
kadar ciddiydi.
''Doğan!'' diye fısıldadım, ''Doğan sen misin?''
''Benim'' dedi sakin bir tavırla.
''Ama...''
''Ne aması, yoksa öldüğümü mü sanıyordun?''
''Allah geçinden versin, öldüğünü sanmıyordum da...''
''Başımın belada olduğunu düşünüyordun'' diyerek sözlerimi tamamladı.
Yanıtlamak yerine şaşkınlıkla yüzüne baktım. Siyah saçları iyice beyazlanmıştı,
çekik gözlerinin uçlarında, ağız kıvrımlarında kırışıklıklar oluşmuştu, ama beni
şaşkınlığa uğratan değişiklik bakışlarındaydı; bir zamanlar insana uzlaşmaz bir
inatla, ölmeye öldürmeye giden bir savaşçının kararlılığıyla bakan yeşil gözleri
yumuşamış, yenildiğini anlayan, bundan da utanç duymayan bir adamın kalender
bakışlarına dönüşmüştü. Neşeli görünmeye çalışıyordu, ama konuşurken yüzünün
gölgelenmesine engel olamamıştı. Evet, başı beladaydı. Yanılıyor muydum?
Yanılmadığımı, sözlerini bitirince tedirginlik içinde çevresine bakınmasından
anladım. Gözlerimiz karşılaşınca:
''Konuşmamız gerek'' dedi.
Sözleri, çoktandır unuttuğum, meraka, kaygıya benzer bir kıpırtı yarattı
yüreğimde. Şaşkındım, tedirgin olmuştum, açıkçası korkmuştum.
Yine de yüreğimdeki kıpırtıdan bir hoşnutluk duydum.
Demek heyecanlanabilme yetimi hâlâ koruyordum.
kukla, ahmet ümit
ayrıca da bir yazar...
''izin verirseniz şapkamı alabilir miyim?'' diye sordu.
''Al, ama çabuk ol.''
Kukla, şapkasını aldı; ama kafasına koyacağına, dişlerinin arasına sıkıştırdı,
denize doğru koşmaya başladı. Polisler onu yakalamanın güç olacağını düşünerek
peşinden bütün köpek yarışlarında birincilik ödülü almış bir tazı saldılar.
Pinokyo hızla koşuyordu, ama köpek daha hızlıydı. Herkes bu korkunç yarışın
nasıl sonuçlanacağım görmek için pencerelere çıktı, sokaklara döküldü. Ama
yarışın sonunu göremediler; Pinokyo'yla köpek öylesine toz kaldırmışlardı ki,
sokakta göz gözü görmüyordu.
Pinokyo, Carlo Collodi
''Demek hâlâ rakı içiyorsun'' dedi selam vermek yerine.
''Evet'' dedim, çok iyi tanıdığım, ama bir an çıkaramadığım, bu uzun boylu,
kır saçlı, yakışıklı adama.
Yüzümdeki ifadeden duraksadığımı anlamıştı.
''Aşkolsun Adnan''dedi, ''insan hayattaki tek kardeşini tanımaz mı?''
Alaycı bir tavır takınmıştı, ama sesindeki sitem, bana geçmişi anımsatacak
kadar ciddiydi.
''Doğan!'' diye fısıldadım, ''Doğan sen misin?''
''Benim'' dedi sakin bir tavırla.
''Ama...''
''Ne aması, yoksa öldüğümü mü sanıyordun?''
''Allah geçinden versin, öldüğünü sanmıyordum da...''
''Başımın belada olduğunu düşünüyordun'' diyerek sözlerimi tamamladı.
Yanıtlamak yerine şaşkınlıkla yüzüne baktım. Siyah saçları iyice beyazlanmıştı,
çekik gözlerinin uçlarında, ağız kıvrımlarında kırışıklıklar oluşmuştu, ama beni
şaşkınlığa uğratan değişiklik bakışlarındaydı; bir zamanlar insana uzlaşmaz bir
inatla, ölmeye öldürmeye giden bir savaşçının kararlılığıyla bakan yeşil gözleri
yumuşamış, yenildiğini anlayan, bundan da utanç duymayan bir adamın kalender
bakışlarına dönüşmüştü. Neşeli görünmeye çalışıyordu, ama konuşurken yüzünün
gölgelenmesine engel olamamıştı. Evet, başı beladaydı. Yanılıyor muydum?
Yanılmadığımı, sözlerini bitirince tedirginlik içinde çevresine bakınmasından
anladım. Gözlerimiz karşılaşınca:
''Konuşmamız gerek'' dedi.
Sözleri, çoktandır unuttuğum, meraka, kaygıya benzer bir kıpırtı yarattı
yüreğimde. Şaşkındım, tedirgin olmuştum, açıkçası korkmuştum.
Yine de yüreğimdeki kıpırtıdan bir hoşnutluk duydum.
Demek heyecanlanabilme yetimi hâlâ koruyordum.
kukla, ahmet ümit
ayrıca da bir yazar...
Gündemdeki Haberler
Güncel Önemli Başlıklar