bugün

kukla

Pinokyo, polislere:
''izin verirseniz şapkamı alabilir miyim?'' diye sordu.
''Al, ama çabuk ol.''
Kukla, şapkasını aldı; ama kafasına koyacağına, dişlerinin arasına sıkıştırdı,
denize doğru koşmaya başladı. Polisler onu yakalamanın güç olacağını düşünerek
peşinden bütün köpek yarışlarında birincilik ödülü almış bir tazı saldılar.
Pinokyo hızla koşuyordu, ama köpek daha hızlıydı. Herkes bu korkunç yarışın
nasıl sonuçlanacağım görmek için pencerelere çıktı, sokaklara döküldü. Ama
yarışın sonunu göremediler; Pinokyo'yla köpek öylesine toz kaldırmışlardı ki,
sokakta göz gözü görmüyordu.

Pinokyo, Carlo Collodi

''Demek hâlâ rakı içiyorsun'' dedi selam vermek yerine.
''Evet'' dedim, çok iyi tanıdığım, ama bir an çıkaramadığım, bu uzun boylu,
kır saçlı, yakışıklı adama.
Yüzümdeki ifadeden duraksadığımı anlamıştı.
''Aşkolsun Adnan''dedi, ''insan hayattaki tek kardeşini tanımaz mı?''
Alaycı bir tavır takınmıştı, ama sesindeki sitem, bana geçmişi anımsatacak
kadar ciddiydi.
''Doğan!'' diye fısıldadım, ''Doğan sen misin?''
''Benim'' dedi sakin bir tavırla.
''Ama...''
''Ne aması, yoksa öldüğümü mü sanıyordun?''
''Allah geçinden versin, öldüğünü sanmıyordum da...''
''Başımın belada olduğunu düşünüyordun'' diyerek sözlerimi tamamladı.
Yanıtlamak yerine şaşkınlıkla yüzüne baktım. Siyah saçları iyice beyazlanmıştı,
çekik gözlerinin uçlarında, ağız kıvrımlarında kırışıklıklar oluşmuştu, ama beni
şaşkınlığa uğratan değişiklik bakışlarındaydı; bir zamanlar insana uzlaşmaz bir
inatla, ölmeye öldürmeye giden bir savaşçının kararlılığıyla bakan yeşil gözleri
yumuşamış, yenildiğini anlayan, bundan da utanç duymayan bir adamın kalender
bakışlarına dönüşmüştü. Neşeli görünmeye çalışıyordu, ama konuşurken yüzünün
gölgelenmesine engel olamamıştı. Evet, başı beladaydı. Yanılıyor muydum?
Yanılmadığımı, sözlerini bitirince tedirginlik içinde çevresine bakınmasından
anladım. Gözlerimiz karşılaşınca:
''Konuşmamız gerek'' dedi.
Sözleri, çoktandır unuttuğum, meraka, kaygıya benzer bir kıpırtı yarattı
yüreğimde. Şaşkındım, tedirgin olmuştum, açıkçası korkmuştum.
Yine de yüreğimdeki kıpırtıdan bir hoşnutluk duydum.
Demek heyecanlanabilme yetimi hâlâ koruyordum.

kukla, ahmet ümit

ayrıca da bir yazar...
© copyright 2005 - 2026