bugün
- 30 yaşına gelince erkeklerin patates olması11
- bilmeyen birine ulu sözlüğü tek cümle ile anlat5
- hristiyan düşüncesinin yönettiği dünya3
- en son neye çok üzüldünüz12
- 40 yaşına gelince kadınların kartlaşması7
- kafayı yememek için ne yapıyorsunuz9
- arkadaşlar ben ayrılmak istiyorum3
- mansur yavaş8
- true yaşıyor mu6
- gocu32
- islam yekpare biçimde doğru mu sahiden2
- israil seviciliği5
- nuh ve ibrahimle yapılan antlaşma6
- mamudo gurban niye doğdun9
- yehova şahitleri5
- allah ı görmek3
- feministlerin cevaplayamadığı soru7
- tablet mi pc mi telefon mu4
- her şeyin çözümü var demek4
- ibrahim'in allah'ı elestirmesi4
- 34 yaşına kadar eline erkek eli değmemiş erkek2
- ak parti2
- başkent istanbul olsun11
- kadının en güzel olduğu yaş3
- normal keki ıslak keke çevirme tekniği10
- yahudilerin mesih seviciliği3
- cem yılmaza gülenler sözlük2
- true nickli yazar23
- tai'nin mutfağına konuk olmak8
- yan tuvalette sesli osurarak sıçan insan2
- cimere şikayet eden yazar tipi4
- queen ravennanın cinleri5
- inci sözlük4
- hiçbir şeyi bilmeden hayvan gibi yasamak3
- istanbul3
- kürtlerin aslında iyi olduğu gerçeği4
- türklerin tartışma kültürü2
- eskiyen gocuğu çöpe atmak2
- mansur yavaş'ın chp den ayrılması6
- göksel in memeleri3
- nasıl nude istenir4
- fusya semsiyeli yabanci'nın gerçek kimliği38
- piyasanın en ağır sigarası4
- amedspor6
- bekarlığın avantajları4
- truelaşmak5
- uçakta sözlüğe girmek2
- uludağ sözlük premium hesabı3
- dün gece sözlükte yaşanan akıl almaz olay9
- vay vay vay queen ravenna abla hoşgeldin6
unutulmaz mutluluklardır.
eskiden bende aşıktım. iliklerime kadar aşıktım hem de. çok güzel bir sevgilim vardı. kara saçları vardı onun. o saçlarının arasında masmavi iki göz vardı. ışığımdı o gözler. onlara baktıkça dibe battığım hayattan kurtulurdum.. tutardı ellerimi, alıp götürürdü mutluluğa.. deli gibi aşıktım ve bir gün memlekete gitti bizimkiler. fırsattan istifade hemen ışığımı eve çağırdım. gel film izleyim dedim. tabi amacım ona süpriz yapıp mutlu etmekti.
2 katlıydı evimiz. alt katta annemler, üst katta ben kalırdım. merdivenler kilimle kaplıydı. geldi ışığım. yukardan kapıyı açtım.
kapıyı açar açmaz '' aşkımmm yaaaaaaa '' diye bağırmaya başladı. o kadar güzel bir süpriz yapmıştım ki, merdivendeki tüm basamaklarda üçer üçer güller vardı. '' takip et, bul beni hadi'' gibi nizami bi şekilde gülleri dizmiştim '' canım benim yaa, canım canım canımmmmmmm '' diye söylene söylene yukarı çıkıyordu. geldi 2. kata.. kapı açıktı. içeri girer girmez bu sefer daha bir gür sesle '' yaaaaağğğ'' diye bağırdı. çünkü salonun her yeri kırmızı gül yapraklarıyla doluydu. attığı her adımda gülleri çiğnemek zorundaydı. '' delisin senn, delisinnnn'' diye gülerek sevincini belli ediyordu. ortalık savaş alanı gibi kıpkırmızıydı.
salonun sonuna doğru gülleri yine seyrekleştirdim. nerede olduğumu bulması için yatak odasına doğru ince bir hat oluşturdum. yaklaştı. yaklaştığını anlıyordum. tuttu kapı kolunu ve yavaşca açtı.
artık ışığımla göz gözeydik.
gözlerim kamaşsa da hiç gözümü kırpmadan tam karşısında duruyordum. elimde bir gül vardı. sadece yapraktan oluşan, çiçeği olmayan bir ot parçasını öylece uzatıyordum. kolumu kırmadan, gözümü kırpadan öylece tutuyordum.
geldi.
geldi ve '' sen benim hayatımsın '' deyip sıkıca sarıldı. öptü, öptü, öptü..bir kadınının bir erkeği çenesinden iki eliyle tutup öpmesinin ne denli tutkulu olduğunu o an öğretti. aşkla yapılan öpüşme ile aşksız yapılan öpüşmenin anlamını gösterdi.
ve uçup gitti. zaten melekti. melek olup terk etti.
hayat tuhaf işte. sen ne kadar seversen sev, ya başka bir el alır, ya da azrael.
kırmızı güller onunla olsun!
doğum günü kutlu olsun.
eskiden bende aşıktım. iliklerime kadar aşıktım hem de. çok güzel bir sevgilim vardı. kara saçları vardı onun. o saçlarının arasında masmavi iki göz vardı. ışığımdı o gözler. onlara baktıkça dibe battığım hayattan kurtulurdum.. tutardı ellerimi, alıp götürürdü mutluluğa.. deli gibi aşıktım ve bir gün memlekete gitti bizimkiler. fırsattan istifade hemen ışığımı eve çağırdım. gel film izleyim dedim. tabi amacım ona süpriz yapıp mutlu etmekti.
2 katlıydı evimiz. alt katta annemler, üst katta ben kalırdım. merdivenler kilimle kaplıydı. geldi ışığım. yukardan kapıyı açtım.
kapıyı açar açmaz '' aşkımmm yaaaaaaa '' diye bağırmaya başladı. o kadar güzel bir süpriz yapmıştım ki, merdivendeki tüm basamaklarda üçer üçer güller vardı. '' takip et, bul beni hadi'' gibi nizami bi şekilde gülleri dizmiştim '' canım benim yaa, canım canım canımmmmmmm '' diye söylene söylene yukarı çıkıyordu. geldi 2. kata.. kapı açıktı. içeri girer girmez bu sefer daha bir gür sesle '' yaaaaağğğ'' diye bağırdı. çünkü salonun her yeri kırmızı gül yapraklarıyla doluydu. attığı her adımda gülleri çiğnemek zorundaydı. '' delisin senn, delisinnnn'' diye gülerek sevincini belli ediyordu. ortalık savaş alanı gibi kıpkırmızıydı.
salonun sonuna doğru gülleri yine seyrekleştirdim. nerede olduğumu bulması için yatak odasına doğru ince bir hat oluşturdum. yaklaştı. yaklaştığını anlıyordum. tuttu kapı kolunu ve yavaşca açtı.
artık ışığımla göz gözeydik.
gözlerim kamaşsa da hiç gözümü kırpmadan tam karşısında duruyordum. elimde bir gül vardı. sadece yapraktan oluşan, çiçeği olmayan bir ot parçasını öylece uzatıyordum. kolumu kırmadan, gözümü kırpadan öylece tutuyordum.
geldi.
geldi ve '' sen benim hayatımsın '' deyip sıkıca sarıldı. öptü, öptü, öptü..bir kadınının bir erkeği çenesinden iki eliyle tutup öpmesinin ne denli tutkulu olduğunu o an öğretti. aşkla yapılan öpüşme ile aşksız yapılan öpüşmenin anlamını gösterdi.
ve uçup gitti. zaten melekti. melek olup terk etti.
hayat tuhaf işte. sen ne kadar seversen sev, ya başka bir el alır, ya da azrael.
kırmızı güller onunla olsun!
doğum günü kutlu olsun.
Gündemdeki Haberler
Güncel Önemli Başlıklar