bugün
- türkiye pazar günü yeni bir sabaha uyanacak6
- naif insanlar4
- cansever16
- futbol24
- ocakta doğmuş adamdan madam mı olur sorunsalı2
- dünyanın 10 da birinin solak olması5
- sabah kahvesi5
- okan buruk3
- esin bahat2
- lisede kızlara şiir okuyanlar şimdi ne yapıyor2
- behlül bihter sevişmesinin reyting rekoru kırması2
- bir bayanı kötü adamların elinden kurtarmak5
- victor osimhen6
- almanya11
- çirkef galatasaray4
- şort giyen genç kıza saldıran yaşlı kadın31
- çinliler2
- galatasaray14
- enflasyon hedefinin tutmaması3
- jose mourinho2
- cehennem3
- günlük tutan erkek10
- vfb stuttgart7
- 9 ağustos 2026 gaziantep depremi2
- italya7
- fc internazionale milano6
- borussia dortmund5
- ac milan5
- kadınlar neden kötü araba kullanır sorunsalı14
- muz4
- fait bey dönsün kampanyası3
- galatasaray neden transfer yapamıyor16
- bir daha doğmayacak olmak3
- ingiltere5
- chelsea fc4
- yorgun mermi19
- yecüc ile mecüc5
- bayern münih4
- sözlük yazarlarını evlendirmek12
- etek giyen erkek10
- sözlük yazarlarının tatlıları14
- cedidacer ne iş yapıyor2
- behlül ün bihter den ayrılma nedenleri6
- türk mutfağının en uyduruk kaydırık yemeği7
- yazarların uyuyamama sebebi2
- insan doğru olanı seçerek mutlu olabilir mi6
- sözlük tipsizlerinin fotoğrafları12
- gocu'nun solak olması4
- dünyanın tersine dönmesi5
- şeva mitzvot2
Dün birbirinden farklı iki mekâna, bir hastaneye ve bir alışveriş merkezine uğradım.
Daha 2-3 yaşında kanser bir çocuğun neredeyse kendi boyu kadar bir ilaç torbasıyla gezdirildiğini gördüm bu hastanede. Adını bile tam okuyamadığım polikliniklerin önlerinde kendilerine sıra gelmesini bekleyen endişeli, korkmuş, bezgin ve gözlerindeki hayat ışığı neredeyse yok olmuş hastalara baktım. Her kliniğin önünde kim bilir hangi dertten muzdarip, çektikleri yüzlerinden, sözlerinden hâsılı bütün hareketlerinden belli ve muhtemelen acıları dışında başka bir şey düşünemeyen her yaştan her cinsiyetten insanla karşılaştım. Acilin içerisinden inlemeler ve çığlık sesleri hastanenin soğuk duvarlarında yankılana yankılana kulaklarıma çarpıp beynimin içerisine yuva kuracakmış gibi gelip yerleşti bedenime.
Her hastaneye uğradığımda veya yıllardır yatalak vaziyetteki gencecik teyzemi her gördüğümde Allahın dünyaya ve insana bakış açısını tefekkür ederim hep. Ve istisnasız her zaman Şayet dünyanın Allah katında, sinek kanadı kadar bir değeri olsaydı, kâfire ondan bir yudum su içirmezdi. (Tirmizî, Zühd 13) hadisi aklıma gelir. Şu hayatın ne kadar da kısa ve ne kadar da önemsiz olduğunu, en fazla yüz senelik ömrümüzün aslında hiçbir değerinin olmadığını çok daha net anlarım o zaman. Dünya hayatı ile ahiret hayatının karşılaştırmasını daha bir netlikle yapmak için hastaneler ve hastalardan daha iyisi ve etkilisi yoktur kanaatimce.
Eğer Allah bu dünyaya birazcık önem verseydi el kadar bebeler, henüz dünyanın d sini anlamamış çocuklar, gencecik insanlar acı çekmezdi. Aynı yaşlarda birisi alışveriş merkezinde çılgınca eğlenip, bilinçsizce tüketirken, bir diğeri litrelerce ilaç damarlarına zerk edilirken ilacın yan etkisiyle baş dönmesi, kusma, baygınlıktan tutun da onlarca derdi çekmek zorunda kalıyorsa demek ki hakikaten bu dünya çok kısa bir zaman için var edilmiş. Demek ki Allah gerçek manaları ile lezzeti de derdi de diğer dünyaya saklamış.
Keyifle arkadaşları ile gülüp eğlenen, yiyip içen etrafında olan bitenin farkında bile olmayan insanlara rastladım alış veriş merkezinde. Kimi kendisine ayakkabı beğeniyor kimisi elbiseleri bir bir deneyip aynaları çatlatıyor. Kafamı nereye dönersem döneyim tüketimin uyuşturucu ve bir o kadar sanal, yalancı hazzı içinde kendini kaybetmiş gençlere, orta yaşlılara, yaşlılara ve hatta çocuklara rastladım. Ve hastaneden yeni dönmüşken bu manzara bana yine ve sadece bu dünyanın değersizliğini ve basitliğini hatırlattı.
Lezzetlerin etkisi o kadar geçici ki, küçücük bir dert insana bir yıllık lezzeti çabucak unutturuveriyor. Bir yıl boyunca keyif içinde yaşayan, sıkıntı bulaşmamış birisi birkaç gün baş ağrısı veya diş ağrısı çekse sanki bir yıl çekiyormuş gibi dert yanar. Dünya ile ahiretin karşılaştırması ise bundan daha derin. Bütün ömrü sıkıntı ile geçen birisi için cennette bir anlık bile bulunma ona yaşadığı her şeyi unutturacaktır. Aynı şey tam tersi için de geçerli.
işte hastalar bize hayatın en hakiki yönünü yani geçiciliğini ve faniliğini anlatan en somut göstergeler. Bizim başımıza da gelse başkasından da görsek her hâlükârda hastalıklar bize hep şunu anlatır:
yazının devamı: http://www.genchacilar.or...ageID=KoseDetay&id=58
Daha 2-3 yaşında kanser bir çocuğun neredeyse kendi boyu kadar bir ilaç torbasıyla gezdirildiğini gördüm bu hastanede. Adını bile tam okuyamadığım polikliniklerin önlerinde kendilerine sıra gelmesini bekleyen endişeli, korkmuş, bezgin ve gözlerindeki hayat ışığı neredeyse yok olmuş hastalara baktım. Her kliniğin önünde kim bilir hangi dertten muzdarip, çektikleri yüzlerinden, sözlerinden hâsılı bütün hareketlerinden belli ve muhtemelen acıları dışında başka bir şey düşünemeyen her yaştan her cinsiyetten insanla karşılaştım. Acilin içerisinden inlemeler ve çığlık sesleri hastanenin soğuk duvarlarında yankılana yankılana kulaklarıma çarpıp beynimin içerisine yuva kuracakmış gibi gelip yerleşti bedenime.
Her hastaneye uğradığımda veya yıllardır yatalak vaziyetteki gencecik teyzemi her gördüğümde Allahın dünyaya ve insana bakış açısını tefekkür ederim hep. Ve istisnasız her zaman Şayet dünyanın Allah katında, sinek kanadı kadar bir değeri olsaydı, kâfire ondan bir yudum su içirmezdi. (Tirmizî, Zühd 13) hadisi aklıma gelir. Şu hayatın ne kadar da kısa ve ne kadar da önemsiz olduğunu, en fazla yüz senelik ömrümüzün aslında hiçbir değerinin olmadığını çok daha net anlarım o zaman. Dünya hayatı ile ahiret hayatının karşılaştırmasını daha bir netlikle yapmak için hastaneler ve hastalardan daha iyisi ve etkilisi yoktur kanaatimce.
Eğer Allah bu dünyaya birazcık önem verseydi el kadar bebeler, henüz dünyanın d sini anlamamış çocuklar, gencecik insanlar acı çekmezdi. Aynı yaşlarda birisi alışveriş merkezinde çılgınca eğlenip, bilinçsizce tüketirken, bir diğeri litrelerce ilaç damarlarına zerk edilirken ilacın yan etkisiyle baş dönmesi, kusma, baygınlıktan tutun da onlarca derdi çekmek zorunda kalıyorsa demek ki hakikaten bu dünya çok kısa bir zaman için var edilmiş. Demek ki Allah gerçek manaları ile lezzeti de derdi de diğer dünyaya saklamış.
Keyifle arkadaşları ile gülüp eğlenen, yiyip içen etrafında olan bitenin farkında bile olmayan insanlara rastladım alış veriş merkezinde. Kimi kendisine ayakkabı beğeniyor kimisi elbiseleri bir bir deneyip aynaları çatlatıyor. Kafamı nereye dönersem döneyim tüketimin uyuşturucu ve bir o kadar sanal, yalancı hazzı içinde kendini kaybetmiş gençlere, orta yaşlılara, yaşlılara ve hatta çocuklara rastladım. Ve hastaneden yeni dönmüşken bu manzara bana yine ve sadece bu dünyanın değersizliğini ve basitliğini hatırlattı.
Lezzetlerin etkisi o kadar geçici ki, küçücük bir dert insana bir yıllık lezzeti çabucak unutturuveriyor. Bir yıl boyunca keyif içinde yaşayan, sıkıntı bulaşmamış birisi birkaç gün baş ağrısı veya diş ağrısı çekse sanki bir yıl çekiyormuş gibi dert yanar. Dünya ile ahiretin karşılaştırması ise bundan daha derin. Bütün ömrü sıkıntı ile geçen birisi için cennette bir anlık bile bulunma ona yaşadığı her şeyi unutturacaktır. Aynı şey tam tersi için de geçerli.
işte hastalar bize hayatın en hakiki yönünü yani geçiciliğini ve faniliğini anlatan en somut göstergeler. Bizim başımıza da gelse başkasından da görsek her hâlükârda hastalıklar bize hep şunu anlatır:
yazının devamı: http://www.genchacilar.or...ageID=KoseDetay&id=58
Gündemdeki Haberler
Güncel Önemli Başlıklar