bugün
- 6 ekim büyük ulu sözlük olayı12
- sözlük erkeklerinin karın kası fotoğrafları9
- nervio'nun erkek olması16
- gece sokakta halı taşıyan iki adam görmek8
- bulgur pilavı vs pirinç pilavı6
- kıymalı börek4
- fatma betül sayan kaya'nın tmsf'ye iadesi5
- rusya da laboratuvar faciası veba paniği2
- game of thrones taki kerhaneci18
- sevgilinin eski sevgililerini anlatması10
- özelden muzunu atan yazar12
- belediyede çalışan temizlik işçisinin aldığı maaş3
- 6 ekim istanbul un kurtuluşu2
- soğuk odalar3
- fondan 20 milyar tl vurgun yapan bürokrat3
- tinder'ın eşleşme algoritması5
- iltica27
- etli nohut vs kuru fasulye7
- bathory dinlerken kendini bir ahırda bulmak2
- emre aydın bunalımdan çıkarsa olabilecekler2
- sevgilisine zaman ayırmayan kız9
- bana onu sormayin15
- kılık kıyafetle uğraşan zihniyet17
- dede bu saate niye aktif ki8
- sarapci koala hatayi7
- nervionun sevgili yapması8
- ciddi ciddi yulaf yiyen insan10
- yazarların duşta geçirdikleri süre9
- sözlükte tanıdığınız en iyi kişi24
- anın görüntüsü26
- bana onu sormayin tatlışlığı11
- fatma betül sayan kaya46
- renkli gözlü insanlar7
- oyun dünyasının unutulmayan kadınları10
- türk dizileri dünyayı ele geçirdi9
- silvermist15
- 5 ekim 2026 italya türkiye maçı8
- izmir bombası7
- 2 2 milyar tl5
- sözlükte kadın rolü yapmaktan alınan zevk6
- mandalinan olayım soy beni diyen kız5
- ayağıma masaj yapacak bir sözlük erkeği bulamamak8
- küçük şehirlerde yaşanan aşklar2
- akp seçmeni18
- aile evinde yaşayıp 147 bin tl maaşa yetmiyo demek5
- ibnelik yapmak4
- sözlük kızlarının sözlüğü adam etmesi10
- kürt tarihi yoktur diyen kemalist6
- kemalistler iktidar olursa yapacakları ilk icraat10
- fal bakabilen dünyalar tatlısı yazarlar10
Dün birbirinden farklı iki mekâna, bir hastaneye ve bir alışveriş merkezine uğradım.
Daha 2-3 yaşında kanser bir çocuğun neredeyse kendi boyu kadar bir ilaç torbasıyla gezdirildiğini gördüm bu hastanede. Adını bile tam okuyamadığım polikliniklerin önlerinde kendilerine sıra gelmesini bekleyen endişeli, korkmuş, bezgin ve gözlerindeki hayat ışığı neredeyse yok olmuş hastalara baktım. Her kliniğin önünde kim bilir hangi dertten muzdarip, çektikleri yüzlerinden, sözlerinden hâsılı bütün hareketlerinden belli ve muhtemelen acıları dışında başka bir şey düşünemeyen her yaştan her cinsiyetten insanla karşılaştım. Acilin içerisinden inlemeler ve çığlık sesleri hastanenin soğuk duvarlarında yankılana yankılana kulaklarıma çarpıp beynimin içerisine yuva kuracakmış gibi gelip yerleşti bedenime.
Her hastaneye uğradığımda veya yıllardır yatalak vaziyetteki gencecik teyzemi her gördüğümde Allahın dünyaya ve insana bakış açısını tefekkür ederim hep. Ve istisnasız her zaman Şayet dünyanın Allah katında, sinek kanadı kadar bir değeri olsaydı, kâfire ondan bir yudum su içirmezdi. (Tirmizî, Zühd 13) hadisi aklıma gelir. Şu hayatın ne kadar da kısa ve ne kadar da önemsiz olduğunu, en fazla yüz senelik ömrümüzün aslında hiçbir değerinin olmadığını çok daha net anlarım o zaman. Dünya hayatı ile ahiret hayatının karşılaştırmasını daha bir netlikle yapmak için hastaneler ve hastalardan daha iyisi ve etkilisi yoktur kanaatimce.
Eğer Allah bu dünyaya birazcık önem verseydi el kadar bebeler, henüz dünyanın d sini anlamamış çocuklar, gencecik insanlar acı çekmezdi. Aynı yaşlarda birisi alışveriş merkezinde çılgınca eğlenip, bilinçsizce tüketirken, bir diğeri litrelerce ilaç damarlarına zerk edilirken ilacın yan etkisiyle baş dönmesi, kusma, baygınlıktan tutun da onlarca derdi çekmek zorunda kalıyorsa demek ki hakikaten bu dünya çok kısa bir zaman için var edilmiş. Demek ki Allah gerçek manaları ile lezzeti de derdi de diğer dünyaya saklamış.
Keyifle arkadaşları ile gülüp eğlenen, yiyip içen etrafında olan bitenin farkında bile olmayan insanlara rastladım alış veriş merkezinde. Kimi kendisine ayakkabı beğeniyor kimisi elbiseleri bir bir deneyip aynaları çatlatıyor. Kafamı nereye dönersem döneyim tüketimin uyuşturucu ve bir o kadar sanal, yalancı hazzı içinde kendini kaybetmiş gençlere, orta yaşlılara, yaşlılara ve hatta çocuklara rastladım. Ve hastaneden yeni dönmüşken bu manzara bana yine ve sadece bu dünyanın değersizliğini ve basitliğini hatırlattı.
Lezzetlerin etkisi o kadar geçici ki, küçücük bir dert insana bir yıllık lezzeti çabucak unutturuveriyor. Bir yıl boyunca keyif içinde yaşayan, sıkıntı bulaşmamış birisi birkaç gün baş ağrısı veya diş ağrısı çekse sanki bir yıl çekiyormuş gibi dert yanar. Dünya ile ahiretin karşılaştırması ise bundan daha derin. Bütün ömrü sıkıntı ile geçen birisi için cennette bir anlık bile bulunma ona yaşadığı her şeyi unutturacaktır. Aynı şey tam tersi için de geçerli.
işte hastalar bize hayatın en hakiki yönünü yani geçiciliğini ve faniliğini anlatan en somut göstergeler. Bizim başımıza da gelse başkasından da görsek her hâlükârda hastalıklar bize hep şunu anlatır:
yazının devamı: http://www.genchacilar.or...ageID=KoseDetay&id=58
Daha 2-3 yaşında kanser bir çocuğun neredeyse kendi boyu kadar bir ilaç torbasıyla gezdirildiğini gördüm bu hastanede. Adını bile tam okuyamadığım polikliniklerin önlerinde kendilerine sıra gelmesini bekleyen endişeli, korkmuş, bezgin ve gözlerindeki hayat ışığı neredeyse yok olmuş hastalara baktım. Her kliniğin önünde kim bilir hangi dertten muzdarip, çektikleri yüzlerinden, sözlerinden hâsılı bütün hareketlerinden belli ve muhtemelen acıları dışında başka bir şey düşünemeyen her yaştan her cinsiyetten insanla karşılaştım. Acilin içerisinden inlemeler ve çığlık sesleri hastanenin soğuk duvarlarında yankılana yankılana kulaklarıma çarpıp beynimin içerisine yuva kuracakmış gibi gelip yerleşti bedenime.
Her hastaneye uğradığımda veya yıllardır yatalak vaziyetteki gencecik teyzemi her gördüğümde Allahın dünyaya ve insana bakış açısını tefekkür ederim hep. Ve istisnasız her zaman Şayet dünyanın Allah katında, sinek kanadı kadar bir değeri olsaydı, kâfire ondan bir yudum su içirmezdi. (Tirmizî, Zühd 13) hadisi aklıma gelir. Şu hayatın ne kadar da kısa ve ne kadar da önemsiz olduğunu, en fazla yüz senelik ömrümüzün aslında hiçbir değerinin olmadığını çok daha net anlarım o zaman. Dünya hayatı ile ahiret hayatının karşılaştırmasını daha bir netlikle yapmak için hastaneler ve hastalardan daha iyisi ve etkilisi yoktur kanaatimce.
Eğer Allah bu dünyaya birazcık önem verseydi el kadar bebeler, henüz dünyanın d sini anlamamış çocuklar, gencecik insanlar acı çekmezdi. Aynı yaşlarda birisi alışveriş merkezinde çılgınca eğlenip, bilinçsizce tüketirken, bir diğeri litrelerce ilaç damarlarına zerk edilirken ilacın yan etkisiyle baş dönmesi, kusma, baygınlıktan tutun da onlarca derdi çekmek zorunda kalıyorsa demek ki hakikaten bu dünya çok kısa bir zaman için var edilmiş. Demek ki Allah gerçek manaları ile lezzeti de derdi de diğer dünyaya saklamış.
Keyifle arkadaşları ile gülüp eğlenen, yiyip içen etrafında olan bitenin farkında bile olmayan insanlara rastladım alış veriş merkezinde. Kimi kendisine ayakkabı beğeniyor kimisi elbiseleri bir bir deneyip aynaları çatlatıyor. Kafamı nereye dönersem döneyim tüketimin uyuşturucu ve bir o kadar sanal, yalancı hazzı içinde kendini kaybetmiş gençlere, orta yaşlılara, yaşlılara ve hatta çocuklara rastladım. Ve hastaneden yeni dönmüşken bu manzara bana yine ve sadece bu dünyanın değersizliğini ve basitliğini hatırlattı.
Lezzetlerin etkisi o kadar geçici ki, küçücük bir dert insana bir yıllık lezzeti çabucak unutturuveriyor. Bir yıl boyunca keyif içinde yaşayan, sıkıntı bulaşmamış birisi birkaç gün baş ağrısı veya diş ağrısı çekse sanki bir yıl çekiyormuş gibi dert yanar. Dünya ile ahiretin karşılaştırması ise bundan daha derin. Bütün ömrü sıkıntı ile geçen birisi için cennette bir anlık bile bulunma ona yaşadığı her şeyi unutturacaktır. Aynı şey tam tersi için de geçerli.
işte hastalar bize hayatın en hakiki yönünü yani geçiciliğini ve faniliğini anlatan en somut göstergeler. Bizim başımıza da gelse başkasından da görsek her hâlükârda hastalıklar bize hep şunu anlatır:
yazının devamı: http://www.genchacilar.or...ageID=KoseDetay&id=58
Gündemdeki Haberler
Güncel Önemli Başlıklar