bugün
- eğilirken eliyle göğüs dekoltesini kapatan kız11
- ilişkilerde yapılan en büyük hatalar3
- göğsüne dilan polat yazdıran başörtülü bacı8
- yasa dışı bahis şebekesine operasyon2
- yer çekimine küsmek2
- netflix yasaklanmalıdır4
- bugün de meme atan olmaması7
- her sabah simit poğaça ile kahvaltı yapan insan5
- 2026 trans onur yürüyüşü3
- cuckold erkek5
- hoşgeldin pazartesi3
- beyaz otomobil satın almak3
- kulak arkasını keselemek2
- benim kemiklerim iri2
- 22 yaşında kız 41 yaşında erkek ilişkisi4
- pazar günü aktiviteleri2
- 21 haziran 2026 belçika iran maçı5
- lahmacunu elle yiyen kız18
- iş yerinde yapması zevkli şeyler4
- femboy erkeklere yürüyen dayılar3
- 20 haziran 2026 türkiye paraguay maçı47
- morkstar2
- olduğundan genç göstermek9
- seksten sonra bira içmek5
- 120 kilo olup 1 2 opel corsa'ya binmek7
- ona bir şey söyle16
- 22 haziran 2026 uruguay yeşil burun adaları maçı3
- 2026 dünya kupası14
- kapalılar imha edilsin diyen kadına gözaltı6
- 21 haziran 2026 ispanya suudi arabistan maçı7
- sezen aksu abartılmış bir şarkıcıdır7
- ez te hezdikim6
- ciddi ilişki istemiyorum takılalım diyen kadın11
- sınava geç girenlere yönelik yapılan eleştiriler2
- yaşlılığınız için insan biriktirin9
- sözlük kadınları5
- evlilikteki en büyük sorun4
- balkonu camla kaplatmak7
- dünya kupasından banane diyen erkek6
- bir insana sonradan öğretilebilecek en zor şey9
- milli takımımızın balonu patladı7
- yazarların en sevdiği meyve9
- sevgilisinin kedisine işkence yapan adam2
- istanbul trafiğini bir cümleyle anlatmak6
- citroen in volkswagen den daha pahalı olması4
- türkiye'deki yakışıklı erkek kıtlığı16
- alevilerde muhammed ismi5
- akıllarını erkek analiziyle yitiren sözlük kızları4
- 29 yaşında erkek 41 yaşında kadın ilişkisi8
- istanbul6
Dün birbirinden farklı iki mekâna, bir hastaneye ve bir alışveriş merkezine uğradım.
Daha 2-3 yaşında kanser bir çocuğun neredeyse kendi boyu kadar bir ilaç torbasıyla gezdirildiğini gördüm bu hastanede. Adını bile tam okuyamadığım polikliniklerin önlerinde kendilerine sıra gelmesini bekleyen endişeli, korkmuş, bezgin ve gözlerindeki hayat ışığı neredeyse yok olmuş hastalara baktım. Her kliniğin önünde kim bilir hangi dertten muzdarip, çektikleri yüzlerinden, sözlerinden hâsılı bütün hareketlerinden belli ve muhtemelen acıları dışında başka bir şey düşünemeyen her yaştan her cinsiyetten insanla karşılaştım. Acilin içerisinden inlemeler ve çığlık sesleri hastanenin soğuk duvarlarında yankılana yankılana kulaklarıma çarpıp beynimin içerisine yuva kuracakmış gibi gelip yerleşti bedenime.
Her hastaneye uğradığımda veya yıllardır yatalak vaziyetteki gencecik teyzemi her gördüğümde Allahın dünyaya ve insana bakış açısını tefekkür ederim hep. Ve istisnasız her zaman Şayet dünyanın Allah katında, sinek kanadı kadar bir değeri olsaydı, kâfire ondan bir yudum su içirmezdi. (Tirmizî, Zühd 13) hadisi aklıma gelir. Şu hayatın ne kadar da kısa ve ne kadar da önemsiz olduğunu, en fazla yüz senelik ömrümüzün aslında hiçbir değerinin olmadığını çok daha net anlarım o zaman. Dünya hayatı ile ahiret hayatının karşılaştırmasını daha bir netlikle yapmak için hastaneler ve hastalardan daha iyisi ve etkilisi yoktur kanaatimce.
Eğer Allah bu dünyaya birazcık önem verseydi el kadar bebeler, henüz dünyanın d sini anlamamış çocuklar, gencecik insanlar acı çekmezdi. Aynı yaşlarda birisi alışveriş merkezinde çılgınca eğlenip, bilinçsizce tüketirken, bir diğeri litrelerce ilaç damarlarına zerk edilirken ilacın yan etkisiyle baş dönmesi, kusma, baygınlıktan tutun da onlarca derdi çekmek zorunda kalıyorsa demek ki hakikaten bu dünya çok kısa bir zaman için var edilmiş. Demek ki Allah gerçek manaları ile lezzeti de derdi de diğer dünyaya saklamış.
Keyifle arkadaşları ile gülüp eğlenen, yiyip içen etrafında olan bitenin farkında bile olmayan insanlara rastladım alış veriş merkezinde. Kimi kendisine ayakkabı beğeniyor kimisi elbiseleri bir bir deneyip aynaları çatlatıyor. Kafamı nereye dönersem döneyim tüketimin uyuşturucu ve bir o kadar sanal, yalancı hazzı içinde kendini kaybetmiş gençlere, orta yaşlılara, yaşlılara ve hatta çocuklara rastladım. Ve hastaneden yeni dönmüşken bu manzara bana yine ve sadece bu dünyanın değersizliğini ve basitliğini hatırlattı.
Lezzetlerin etkisi o kadar geçici ki, küçücük bir dert insana bir yıllık lezzeti çabucak unutturuveriyor. Bir yıl boyunca keyif içinde yaşayan, sıkıntı bulaşmamış birisi birkaç gün baş ağrısı veya diş ağrısı çekse sanki bir yıl çekiyormuş gibi dert yanar. Dünya ile ahiretin karşılaştırması ise bundan daha derin. Bütün ömrü sıkıntı ile geçen birisi için cennette bir anlık bile bulunma ona yaşadığı her şeyi unutturacaktır. Aynı şey tam tersi için de geçerli.
işte hastalar bize hayatın en hakiki yönünü yani geçiciliğini ve faniliğini anlatan en somut göstergeler. Bizim başımıza da gelse başkasından da görsek her hâlükârda hastalıklar bize hep şunu anlatır:
yazının devamı: http://www.genchacilar.or...ageID=KoseDetay&id=58
Daha 2-3 yaşında kanser bir çocuğun neredeyse kendi boyu kadar bir ilaç torbasıyla gezdirildiğini gördüm bu hastanede. Adını bile tam okuyamadığım polikliniklerin önlerinde kendilerine sıra gelmesini bekleyen endişeli, korkmuş, bezgin ve gözlerindeki hayat ışığı neredeyse yok olmuş hastalara baktım. Her kliniğin önünde kim bilir hangi dertten muzdarip, çektikleri yüzlerinden, sözlerinden hâsılı bütün hareketlerinden belli ve muhtemelen acıları dışında başka bir şey düşünemeyen her yaştan her cinsiyetten insanla karşılaştım. Acilin içerisinden inlemeler ve çığlık sesleri hastanenin soğuk duvarlarında yankılana yankılana kulaklarıma çarpıp beynimin içerisine yuva kuracakmış gibi gelip yerleşti bedenime.
Her hastaneye uğradığımda veya yıllardır yatalak vaziyetteki gencecik teyzemi her gördüğümde Allahın dünyaya ve insana bakış açısını tefekkür ederim hep. Ve istisnasız her zaman Şayet dünyanın Allah katında, sinek kanadı kadar bir değeri olsaydı, kâfire ondan bir yudum su içirmezdi. (Tirmizî, Zühd 13) hadisi aklıma gelir. Şu hayatın ne kadar da kısa ve ne kadar da önemsiz olduğunu, en fazla yüz senelik ömrümüzün aslında hiçbir değerinin olmadığını çok daha net anlarım o zaman. Dünya hayatı ile ahiret hayatının karşılaştırmasını daha bir netlikle yapmak için hastaneler ve hastalardan daha iyisi ve etkilisi yoktur kanaatimce.
Eğer Allah bu dünyaya birazcık önem verseydi el kadar bebeler, henüz dünyanın d sini anlamamış çocuklar, gencecik insanlar acı çekmezdi. Aynı yaşlarda birisi alışveriş merkezinde çılgınca eğlenip, bilinçsizce tüketirken, bir diğeri litrelerce ilaç damarlarına zerk edilirken ilacın yan etkisiyle baş dönmesi, kusma, baygınlıktan tutun da onlarca derdi çekmek zorunda kalıyorsa demek ki hakikaten bu dünya çok kısa bir zaman için var edilmiş. Demek ki Allah gerçek manaları ile lezzeti de derdi de diğer dünyaya saklamış.
Keyifle arkadaşları ile gülüp eğlenen, yiyip içen etrafında olan bitenin farkında bile olmayan insanlara rastladım alış veriş merkezinde. Kimi kendisine ayakkabı beğeniyor kimisi elbiseleri bir bir deneyip aynaları çatlatıyor. Kafamı nereye dönersem döneyim tüketimin uyuşturucu ve bir o kadar sanal, yalancı hazzı içinde kendini kaybetmiş gençlere, orta yaşlılara, yaşlılara ve hatta çocuklara rastladım. Ve hastaneden yeni dönmüşken bu manzara bana yine ve sadece bu dünyanın değersizliğini ve basitliğini hatırlattı.
Lezzetlerin etkisi o kadar geçici ki, küçücük bir dert insana bir yıllık lezzeti çabucak unutturuveriyor. Bir yıl boyunca keyif içinde yaşayan, sıkıntı bulaşmamış birisi birkaç gün baş ağrısı veya diş ağrısı çekse sanki bir yıl çekiyormuş gibi dert yanar. Dünya ile ahiretin karşılaştırması ise bundan daha derin. Bütün ömrü sıkıntı ile geçen birisi için cennette bir anlık bile bulunma ona yaşadığı her şeyi unutturacaktır. Aynı şey tam tersi için de geçerli.
işte hastalar bize hayatın en hakiki yönünü yani geçiciliğini ve faniliğini anlatan en somut göstergeler. Bizim başımıza da gelse başkasından da görsek her hâlükârda hastalıklar bize hep şunu anlatır:
yazının devamı: http://www.genchacilar.or...ageID=KoseDetay&id=58
Gündemdeki Haberler
Güncel Önemli Başlıklar