bugün
- türkler barbar ve köpektir7
- yeni parti39
- bir kilo patatesin 50 lira olması16
- yazarların acı eşiği5
- devlet bahçeli'nin aslında iyi adam olması5
- ağlamak erkeğe yakışır mı10
- türkçüsüyle kürtçüsüyle yeni parti'ye oy vereceğiz10
- topluma nasıl faydalı olunur7
- alparslan türkeş sonrası mhp5
- nasıl bir sevgiliniz olmasını isterdiniz13
- iştahın kapanması5
- güne bir şarkı bırak14
- ciguli kral ve velvet erdoğan'a oy verir mi4
- hem kemalist hem sosyal demokrat olunmaz14
- kendini üç kelime ile tanımla2
- en güzel sevişme13
- mustafa sarıgül2
- zaman baba4
- 2 zamanlı motosiklet sesi3
- zeynep sude oktay6
- eye of tiger dinlerken saçı başı yırtmak6
- reyting hamdi2
- beurredebaies4
- arda güler3
- gelmiş geçmiş en büyük kemalist4
- bir gün ölecek olmak3
- kitap yerine pdf okumak5
- yılmaz özdil3
- ülkenin batıyor olması2
- zara2
- zall'ın sözlükte bir kızla sevgili olması10
- akciğerden gelen cikleme sesleri7
- türkçüsüyle kürtçüsüyle akp'ye oy vereceğiz3
- nervio'nun aşkıma yanıt vermemesi3
- sigmund freud vs carl gustav jung6
- kadınların dışarı çıkmasının tek amacı12
- bu koyden olsam ne olacak18
- nervio35
- sözlükten kimseyle sevişmemiş yazarlar4
- massimo dutti2
- yemeğin yarısını yiyen kızlar5
- denizden çıkarken penisin şorttan belli olması2
- namazında niyazında erkek10
- geceleri ne yapılır6
- nervio'ya gizli gizli aşık olan yazarlar4
- enayimiknatisii9
- vermio11
- dumanli dumanli oy bizim eller2
- kasiyer kıza nasıl açılırım23
- recep ivedik'teki gay kamyoncu4
Bugundur. Haki omrumuzdur.
Ey nefis! Bil ki, dünkü gün senin elinden çıktı; yarın ise, senin elinde senet yok ki, ona mâliksin. Öyle ise, hakikî ömrünü bulunduğun gün bil.Eğer desen: Beni namazdan ve ibâdetten alıkoyan ve fütur veren, öyle lüzumsuz şeyler değil, belki derd-i maîşetin zarûrî işleridir.Öyle ise, ben de sana derim ki: Eğer yüz kuruş bir gündelik ile çalışsan, sonra biri gelse, dese ki, Gel on dakika kadar şurayı kaz. Yüz lira kıymetinde bir pırlanta ve bir zümrüt bulacaksın. Sen ona, Yok, gelmem. Çünkü on kuruş gündeliğimden kesilecek. Nafakam azalacak desen, ne kadar divânece bir bahane olduğunu elbette bilirsin. Aynen onun gibi, sen, şu bağında nafakan için işliyorsun. Eğer farz namazı terk etsen, bütün sayin semeresi, yalnız dünyevî ve ehemmiyetsiz ve bereketsiz bir nafakaya münhasır kalır. Eğer, sen, istirahat ve teneffüs vaktini ruhun rahatına, kalbin teneffüsüne medâr olan namaza sarf etsen, o vakit bereketli nafaka-i dünyevîye ile beraber, senin nafaka-i uhrevîyene ve zâd-ı âhiretine ehemmiyetli bir menbâ olan iki mâden-i mânevî bulursun: Birinci mâden: Bütün bağındaki (Hâşiye) yetiştirdiğin, çiçekli olsun, meyveli olsun, her nebâtın, her ağacın tesbihâtından, güzel bir niyet ile, bir hisse alıyorsun. ikinci mâden: Hem, bu bağdan çıkan mahsülâttan kim yesehayvan olsun, insan olsun, inek olsun, sinek olsun, müşteri olsun, hırsız olsunsana bir sadaka hükmüne geçer; fakat o şart ile ki, sen, Rezzâk-ı Hakiki nâmına ve izni dairesinde tasarruf etsen ve Onun malını Onun mahlûkatına veren bir tevzîât memuru nazarıyla kendine baksan.işte, bak, namazı terk eden ne kadar büyük bir hasâret eder, ne kadar ehemmiyetli bir serveti kaybeder! Ve saye pek büyük bir şevk veren ve amelde büyük bir kuvve-i mânevî temin eden o iki neticeden ve o iki mâdenden mahrum kalır, iflâs eder. Hattâ, ihtiyarlandıkça bahçecilikten usanır, fütur gelir. Neme lâzım, der. Ben zâten dünyadan gidiyorum. Bu kadar zahmeti ne için çekeceğim? diyecek, kendini tenbelliğe atacak. Fakat evvelki adam der: Daha ziyâde ibâdetle beraber, say-i helâle çalışacağım. Tâ, kabrime daha ziyâde ışık göndereceğim. Âhiretime daha ziyâde zahîre tedârik edeceğim.Elhâsıl: Ey nefis! Bil ki, dünkü gün senin elinden çıktı; yarın ise, senin elinde senet yok ki, ona mâliksin. Öyle ise, hakikî ömrünü bulunduğun gün bil. Lâakal, günün bir saatini ihtiyat akçesi gibi, hakikî istikbâl için teşkil olunan bir sandukça-i uhrevîye olan bir mescide veya bir seccâdeye at.Hem bil ki, her yeni gün, sana, hem herkese bir yeni âlemin kapısıdır. Eğer namaz kılmazsan, senin o günkü âlemin zulümâtlı ve perişan bir halde gider. Senin aleyhinde âlem-i misâlde şehâdet eder. Zîrâ herkesin, her günde, şu âlemden, bir mahsus âlemi var. Hem o âlemin keyfiyeti o adamın kalbine ve ameline tâbidir. Nasıl ki aynanda görünen muhteşem bir saray, aynanın rengine bakar. Siyah ise, siyah görünür; kırmızı ise, kırmızı görünür. Hem, onun keyfiyetine bakar; o ayna şişesi düzgün ise sarayı güzel gösterir, düzgün değil ise çirkin gösterir. En nâzik şeyleri kaba gösterdiği misillü, sen kalbinle, aklınla, amelinle, gönlünle kendi âleminin şeklini değiştirirsin; ya aleyhinde, ya lehinde şehâdet ettirebilirsin. Eğer namazı kılsan, o namazın ile, o âlemin Sâni-i Zülcelâline müteveccih olsan, birden sana bakan âlemin tenevvür eder. Âdetâ, namazın, bir elektrik lâmbası ve namaza niyetin, onun düğmesine dokunması gibi o âlemin zulümâtını dağıtır. Ve o herc ü merc-i dünyeviyedeki karma karışık perişâniyet içindeki tebeddülât ve harekât, hikmetli bir intizam ve mânidar bir kitâbet-i kudret olduğunu gösterir, Allah göklerin ve yerin nurudur (Nur Sûresi: 35.) âyet-i pürenvârından bir nuru senin kalbine serper. Senin o günkü âlemini, o nurun inikâsıyla ışıklandırır. Senin lehinde nurâniyetle şehâdet ettirir.Sözler, 21. Söz, 1. Makam, 5. ikaz
Ey nefis! Bil ki, dünkü gün senin elinden çıktı; yarın ise, senin elinde senet yok ki, ona mâliksin. Öyle ise, hakikî ömrünü bulunduğun gün bil.Eğer desen: Beni namazdan ve ibâdetten alıkoyan ve fütur veren, öyle lüzumsuz şeyler değil, belki derd-i maîşetin zarûrî işleridir.Öyle ise, ben de sana derim ki: Eğer yüz kuruş bir gündelik ile çalışsan, sonra biri gelse, dese ki, Gel on dakika kadar şurayı kaz. Yüz lira kıymetinde bir pırlanta ve bir zümrüt bulacaksın. Sen ona, Yok, gelmem. Çünkü on kuruş gündeliğimden kesilecek. Nafakam azalacak desen, ne kadar divânece bir bahane olduğunu elbette bilirsin. Aynen onun gibi, sen, şu bağında nafakan için işliyorsun. Eğer farz namazı terk etsen, bütün sayin semeresi, yalnız dünyevî ve ehemmiyetsiz ve bereketsiz bir nafakaya münhasır kalır. Eğer, sen, istirahat ve teneffüs vaktini ruhun rahatına, kalbin teneffüsüne medâr olan namaza sarf etsen, o vakit bereketli nafaka-i dünyevîye ile beraber, senin nafaka-i uhrevîyene ve zâd-ı âhiretine ehemmiyetli bir menbâ olan iki mâden-i mânevî bulursun: Birinci mâden: Bütün bağındaki (Hâşiye) yetiştirdiğin, çiçekli olsun, meyveli olsun, her nebâtın, her ağacın tesbihâtından, güzel bir niyet ile, bir hisse alıyorsun. ikinci mâden: Hem, bu bağdan çıkan mahsülâttan kim yesehayvan olsun, insan olsun, inek olsun, sinek olsun, müşteri olsun, hırsız olsunsana bir sadaka hükmüne geçer; fakat o şart ile ki, sen, Rezzâk-ı Hakiki nâmına ve izni dairesinde tasarruf etsen ve Onun malını Onun mahlûkatına veren bir tevzîât memuru nazarıyla kendine baksan.işte, bak, namazı terk eden ne kadar büyük bir hasâret eder, ne kadar ehemmiyetli bir serveti kaybeder! Ve saye pek büyük bir şevk veren ve amelde büyük bir kuvve-i mânevî temin eden o iki neticeden ve o iki mâdenden mahrum kalır, iflâs eder. Hattâ, ihtiyarlandıkça bahçecilikten usanır, fütur gelir. Neme lâzım, der. Ben zâten dünyadan gidiyorum. Bu kadar zahmeti ne için çekeceğim? diyecek, kendini tenbelliğe atacak. Fakat evvelki adam der: Daha ziyâde ibâdetle beraber, say-i helâle çalışacağım. Tâ, kabrime daha ziyâde ışık göndereceğim. Âhiretime daha ziyâde zahîre tedârik edeceğim.Elhâsıl: Ey nefis! Bil ki, dünkü gün senin elinden çıktı; yarın ise, senin elinde senet yok ki, ona mâliksin. Öyle ise, hakikî ömrünü bulunduğun gün bil. Lâakal, günün bir saatini ihtiyat akçesi gibi, hakikî istikbâl için teşkil olunan bir sandukça-i uhrevîye olan bir mescide veya bir seccâdeye at.Hem bil ki, her yeni gün, sana, hem herkese bir yeni âlemin kapısıdır. Eğer namaz kılmazsan, senin o günkü âlemin zulümâtlı ve perişan bir halde gider. Senin aleyhinde âlem-i misâlde şehâdet eder. Zîrâ herkesin, her günde, şu âlemden, bir mahsus âlemi var. Hem o âlemin keyfiyeti o adamın kalbine ve ameline tâbidir. Nasıl ki aynanda görünen muhteşem bir saray, aynanın rengine bakar. Siyah ise, siyah görünür; kırmızı ise, kırmızı görünür. Hem, onun keyfiyetine bakar; o ayna şişesi düzgün ise sarayı güzel gösterir, düzgün değil ise çirkin gösterir. En nâzik şeyleri kaba gösterdiği misillü, sen kalbinle, aklınla, amelinle, gönlünle kendi âleminin şeklini değiştirirsin; ya aleyhinde, ya lehinde şehâdet ettirebilirsin. Eğer namazı kılsan, o namazın ile, o âlemin Sâni-i Zülcelâline müteveccih olsan, birden sana bakan âlemin tenevvür eder. Âdetâ, namazın, bir elektrik lâmbası ve namaza niyetin, onun düğmesine dokunması gibi o âlemin zulümâtını dağıtır. Ve o herc ü merc-i dünyeviyedeki karma karışık perişâniyet içindeki tebeddülât ve harekât, hikmetli bir intizam ve mânidar bir kitâbet-i kudret olduğunu gösterir, Allah göklerin ve yerin nurudur (Nur Sûresi: 35.) âyet-i pürenvârından bir nuru senin kalbine serper. Senin o günkü âlemini, o nurun inikâsıyla ışıklandırır. Senin lehinde nurâniyetle şehâdet ettirir.Sözler, 21. Söz, 1. Makam, 5. ikaz
Gündemdeki Haberler
Güncel Önemli Başlıklar