bugün
- bugün sağlığın için ne yaptın13
- bir kıza sevgilin var mı diye sormak4
- gocu nerede6
- bir kız tecavüze uğrarken onu izleyen tanrı11
- açık büfe olduğu halde tabağı doldurmamak7
- tadıldığına pişman eden şeyler7
- bir kadının en güzel bölgesi13
- gocu'nun heykeli4
- iran'ın abd üslerine misilleme saldırıları2
- bozuk paraların kullanılmaz hale gelmesi6
- true'nun iyice zıvanadan çıkması7
- dünyanın en güzel tatlısı12
- true namussuzdur2
- uludağ sözlük cs 1 6 zirvesi2
- allah varsa beni milli yapsın4
- barış yarkadaş2
- yazarların çektiği manzara fotoğrafları10
- true'nun maaşı2
- 17 temmuz 2026 bahis operasyonu gözaltıları34
- true nickli namussuz kadın düşkünü2
- nickli başlık açanlar kucağa alınacak2
- netanyahu'dan arjantin'e destek2
- 6 eylül fenerbahçe beşiktaş maçı4
- balık ekmek2
- insanlığın kötülüklerini allah yok'a bağlamak2
- allah neden cinselliği yarattı2
- migros ta 69 95 tl'ye satılan buzlu bardak5
- çeşme de beach çalışanlarının vatandaşa saldırması3
- ürdün de iki abd askerinin öldürülmesi4
- ölüm fikrinin insanları çıldırtmıyor oluşu3
- türklerin başarıları2
- surströmming2
- berra ahsen uslu2
- 40 yaş üstü kel sözlük yazarı12
- oğuzhan uğur7
- evliliği kurtarmak için çocuk yapmak11
- regl dönemi dengesizlikleri4
- deniz göktaş2
- allah varsa afrika daki çocuklar niye aç2
- 17 ekim 2026 gençlerbirliği galatasaray maçı3
- ruhi çenet2
- memecoin2
- tron coin2
- türklerin ileri olduğu konular21
- dünya fenerbahçeliler günü3
- ezgi dalgıç2
- 2000 tl ile yapılabilecekler3
- vantilatörü kendine çevirmek10
- haluk levent bahis yazışmaları3
- ekrem imamoğlu3
1951'de yayımlanan, yarattığı anti-kahraman Holden Caulfield'ın
birkaç gününü anlatan 'Çavdar Tarlasında Çocuklar'(gönülçelen)*
en iyi bilinen eseridir. 1965'te yayımlanan ''Hapworth 16, 1924''dan beri,
bir şey yayımlamamakta, münzevi bir hayat sürmekte, 1974'ten beri
röportaj vermemektedir. *
ek: sobermag'ın 3.sayısının insan bölümünden 'didem'in yazısı:
Gizemli yazarımız 1919'da New York'ta dünyaya geldi. Normal bir anne babanın çocuğuydu. Fakat onda sanki normal olmayan birşeyler vardı. Ne ironidir ki yüzyılın modern başyapıtı olarak kabul edilen eserin sahibi olacak bu adam ilkokulda okulun gelmiş geçmiş en başarısız öğrencilerinden biri olarak kabul edildi. Onun edebiyat dünyasıyla ilişkisi 41-49 yıllarında küçük dergilerde kısa hikayeler yazmasıyla başladı. Sonradan da bu hikayeleri bir kitap altında toplamayı reddetti. Yani Salinger'ı iyice tanımak için zorlu bir arşiv araştırması yapmak gerekli. 2.Dünya Savaşına katılan yazar için artık hiçbir şey eskisi gibi olmayacaktı. Sanki savaşla beraber insanların karanlık yüzünü görmüştü, hayata ve hayatın içindekilere güveni sarsılmıştı. Kızı Margaret da babasının ilginç yönlerini anlattığı Dream Catcher : A Memoir adlı kitabında nasıl savaştan sonra psikolojisinin bozulduğunu doğruluyor. Salinger'ı Salinger yapan eseri ise 1951'de ortaya çıktı.Catcher In The Rye ile yazar büyük bir başarı elde etti. Başta pek bir tepkiyle karşılanmıştı kitap, sansürlere uğramıştı, romanın başkahramanı Holden Caulfield'in argo konuşmalarıyla dönemin muhafazakar ailelerinden baya tepki gördü. Hatta ülkemizde de 60 lı yıllarda kitap bazı yasaklar yüzünden piyasaya sürümünde zorluklar yaşadı. Bazı hayranları tarafından kitabın kahramanı Salinger'ın kendisiyle özleştirilmekte. Çünkü Holden'da tıpkı kendisi gibi sahte dünyanın sahte insanlarına savaş açmıştı. Kitap sonradan otoriteler tarafından layık olduğu övgüye sahip oldu. Bu başarı ile yazarın hayran kitlesi de azımsanmayacak derecede büyüdü, öyle ki Salinger bu kitleyle arasına mesafe koymak istediğini fark etti. Artık ne bir fotoğraf çektiriyor, ne de gazetecilere bir röportaj veriyordu. Medya onu sadece bir kare için adım adım takip ederken, o kurtuluşu New York'tan taşınmakta buldu. Bu arada hayranlarının gönüllerini fethedecek diğer romanlarını da yazmayı ihmal etmedi . 9 Öykü , Franny ve Zooey gibi. Her ne kadar o hayranları için yazıyormuş gibi görünse de 'Yazmayı seviyorum, ama sadece kendim için.' demiş bir insan. New York'tan kaçıp kendini kafese kapatan bu adam son 40 yıldır hiç bir şey yayınlamıyor. Fakat ortalıkta dolaşan söylentilere göre aslında o sürekli yazmakta ve bunları biriktirmekte, hatta 'Ölse de okusak şunları' diyenler bile mevcut. Medya da onun herhangi bir delilik yapıp yazdıklarını yakmasından korkuyor olmalı ki artık rahat bırakmış Salinger'ı. Peki nedir bu adamı bu kadar ünlü, bu kadar önemli yapan şey? Cevap basit. Adeta okuyucusuyla konuşurmuş gibi yazıyor. Karmaşık durumları olayları bir iki kelimeyle kesin net bir şekilde anlatıyor. O kadar sade, samimi ve içten ki o anlatırken sizin içinizde de bir anda 'yazmalıyım' düşüncesi doğuyor. Onun bir bakışta anlaşılmayan karakterlerini okurken siz de kendi içinizden bir şey buluyorsunuz onlarda.
birkaç gününü anlatan 'Çavdar Tarlasında Çocuklar'(gönülçelen)*
en iyi bilinen eseridir. 1965'te yayımlanan ''Hapworth 16, 1924''dan beri,
bir şey yayımlamamakta, münzevi bir hayat sürmekte, 1974'ten beri
röportaj vermemektedir. *
ek: sobermag'ın 3.sayısının insan bölümünden 'didem'in yazısı:
Gizemli yazarımız 1919'da New York'ta dünyaya geldi. Normal bir anne babanın çocuğuydu. Fakat onda sanki normal olmayan birşeyler vardı. Ne ironidir ki yüzyılın modern başyapıtı olarak kabul edilen eserin sahibi olacak bu adam ilkokulda okulun gelmiş geçmiş en başarısız öğrencilerinden biri olarak kabul edildi. Onun edebiyat dünyasıyla ilişkisi 41-49 yıllarında küçük dergilerde kısa hikayeler yazmasıyla başladı. Sonradan da bu hikayeleri bir kitap altında toplamayı reddetti. Yani Salinger'ı iyice tanımak için zorlu bir arşiv araştırması yapmak gerekli. 2.Dünya Savaşına katılan yazar için artık hiçbir şey eskisi gibi olmayacaktı. Sanki savaşla beraber insanların karanlık yüzünü görmüştü, hayata ve hayatın içindekilere güveni sarsılmıştı. Kızı Margaret da babasının ilginç yönlerini anlattığı Dream Catcher : A Memoir adlı kitabında nasıl savaştan sonra psikolojisinin bozulduğunu doğruluyor. Salinger'ı Salinger yapan eseri ise 1951'de ortaya çıktı.Catcher In The Rye ile yazar büyük bir başarı elde etti. Başta pek bir tepkiyle karşılanmıştı kitap, sansürlere uğramıştı, romanın başkahramanı Holden Caulfield'in argo konuşmalarıyla dönemin muhafazakar ailelerinden baya tepki gördü. Hatta ülkemizde de 60 lı yıllarda kitap bazı yasaklar yüzünden piyasaya sürümünde zorluklar yaşadı. Bazı hayranları tarafından kitabın kahramanı Salinger'ın kendisiyle özleştirilmekte. Çünkü Holden'da tıpkı kendisi gibi sahte dünyanın sahte insanlarına savaş açmıştı. Kitap sonradan otoriteler tarafından layık olduğu övgüye sahip oldu. Bu başarı ile yazarın hayran kitlesi de azımsanmayacak derecede büyüdü, öyle ki Salinger bu kitleyle arasına mesafe koymak istediğini fark etti. Artık ne bir fotoğraf çektiriyor, ne de gazetecilere bir röportaj veriyordu. Medya onu sadece bir kare için adım adım takip ederken, o kurtuluşu New York'tan taşınmakta buldu. Bu arada hayranlarının gönüllerini fethedecek diğer romanlarını da yazmayı ihmal etmedi . 9 Öykü , Franny ve Zooey gibi. Her ne kadar o hayranları için yazıyormuş gibi görünse de 'Yazmayı seviyorum, ama sadece kendim için.' demiş bir insan. New York'tan kaçıp kendini kafese kapatan bu adam son 40 yıldır hiç bir şey yayınlamıyor. Fakat ortalıkta dolaşan söylentilere göre aslında o sürekli yazmakta ve bunları biriktirmekte, hatta 'Ölse de okusak şunları' diyenler bile mevcut. Medya da onun herhangi bir delilik yapıp yazdıklarını yakmasından korkuyor olmalı ki artık rahat bırakmış Salinger'ı. Peki nedir bu adamı bu kadar ünlü, bu kadar önemli yapan şey? Cevap basit. Adeta okuyucusuyla konuşurmuş gibi yazıyor. Karmaşık durumları olayları bir iki kelimeyle kesin net bir şekilde anlatıyor. O kadar sade, samimi ve içten ki o anlatırken sizin içinizde de bir anda 'yazmalıyım' düşüncesi doğuyor. Onun bir bakışta anlaşılmayan karakterlerini okurken siz de kendi içinizden bir şey buluyorsunuz onlarda.
Gündemdeki Haberler
Güncel Önemli Başlıklar