bugün
- en büyük aşklar pilav üstü az kuruyla başlar2
- hükümet değişse ülke düzelir mi2
- aşk acısı çekiyorum sözlük9
- orjinalinden iyi coverlar2
- the blair witch project2
- nickten isim tahmini yapmak10
- trabzon büyükşehir belediyesi21
- sözlüğün şizofren ve sapık dolu olduğu gerçeği15
- 2026 2027 sezonu süper lig şampiyonluk yarışı17
- isteklerinize nasıl sınır koyuyorsunuz5
- zorunlu eğitim9
- dublajı orjinalinden daha iyi olan izlenceler2
- sözlüğün boşalması3
- otobüsteki en iyi koltuk hangisidir sorunsalı16
- masklavi'yi şeriatla yönetilen ülkeye göndermek13
- sözlükte entrylerini anlamadiginiz kişi15
- mohamed salah'ın trabzonspor'a transferi26
- guinness birası4
- izmirli kızlar neden kıçı açık geziyor sorunsalı12
- akrabalarla ilişkiyi kes17
- haramidere de haramilik yapmak5
- caddebostan da bostan yetiştirmek4
- batıl inançlar7
- sinem dedetaş11
- içinizde bomba atmasını bilmeyen hayvanlar var3
- kemalistler yunanistan'a defolsun8
- arkadaşlar pizza yer miyiz4
- cabrio tigra süren kadının arabasına atlatmak3
- muşlettin amca3
- masak'ın ahbap bağışlarını incelemesi2
- büyük filmlerden büyük replikler3
- kilolu olmak5
- mason greenwood11
- çerçeve yasa7
- mazot fiyatlarının suçlusu2
- yürüyen bok4
- şaka maka 40'a yaklaşmak6
- 5 ağustos 2026 fenerbahçe sturm graz maçı18
- fetönün siyasi ayağı araştırlsın önergesinin reddi8
- apo hapisten çıkınca ak partililerin tepkisi8
- kedin mi var derdin var4
- ev ödevi2
- renault 9 broadway12
- başlarım böyle hayata deyip akp'ye üye olmak4
- gerçek sözlük yazarı uzun saçlı sakallı obez olur3
- zall adlı yazar4
- velvet hanım ile kahve içmek8
- 15 temmuz tiyatro mu7
- ispanya6
- aşağı saksonya2
"Adamın biri, çocuğa bir elma vermiş; çocuk çok sevinmiş.
Bir elma daha vermiş,çocuk daha çok sevinmiş.
Bir elma daha verince; çocuk sevinçten deliye dönmüş.
Ve bir elma daha verdiğinde bu defa çocuk dört elmayı elinde zaptedememiş, sonuncusunu yere düşürmüş.
Bu sefer çocuk ağlamaya başlamış.
Hayat böyledir işte...
Hayal etmediğimiz bir saadete eriştikten sonra, onun bir lokmasını dahi kaybetmek bizi perişan eder.
Keyifler değildir yaşamı değerli yapan.
Yaşamdır, keyif almayı değerli kılan"
Zaman akıp giderken bir yandan;
Mutluluk denen şeyin, bizim dünyaya bakan gözlerimizin algılayışında gizli olduğunu,
Dışarıdan verilen her ne olursa olsun o şeyin, ancak içeride bir karşılığı var ise, ne olduğunu algılayabileceğimizi ve ancak bu durumda bunun bizim için mutluluk kaynağı olabileceğini,
Keyiflerin aslında dışarıda değil de, bizim içimizden olduğunu,
Biz kim olursak olalım, yaşamın her zaman ve en az en az iki yüzü olduğunu ve bizim ancak bir anda sadece birini tam manasıyla görebildiğimizi,
Farkındalığımızı artırmadıkça da birini görebilmek için, diğerinin bize sırtını dönmesi gerektiğini,
"Bir kapı kapanırsa bir diğeri açılır" deyişinin ne kadar yaşanmışlık içerdiğini,
Asıl kazanaların, "beklentisi olmayanlar" olduğunu,
Tam "kaybettim" derken bulmanın, hiç kaybetmemekten bile değerli olabildiğini,
Beklentisizce verileni alabilmek kadar, önemsenmesi gerekenin bir diğer şeyin de, sahip olduğumuz değerlerin yeterince kıymetini anlayamadığımızı ve asıl kalıcı kayıpları da bunun getireceğini,
Korkunun kaynağının da, mutluluk ve keyif kadar içeride olduğunu,
Asıl ve tek korkunun "yaşamın kendisinden korkmak" olduğunu,
Kalıcılık arz edecek mutlulukların, ancak beklenti denen boğucu güçle kıskaca alınmadığında mümkün olabileceğini,
Aksi durumda, verilenlerin bizi zamanda geriye taşıyıp yoksunlukla karşı karşıya bırakacağını,
Bu yaşanaların tamamının, kendimiz den başka bir nedene bağlı olamayacağını,
Ve gerçek alışverişlerin zaman ve mekan boyutundan çoook ötelerde , hayatlar arası ve hayatlar boyu devam edebileceğini şükürler olsun ki fark edebildim
Bir elma daha vermiş,çocuk daha çok sevinmiş.
Bir elma daha verince; çocuk sevinçten deliye dönmüş.
Ve bir elma daha verdiğinde bu defa çocuk dört elmayı elinde zaptedememiş, sonuncusunu yere düşürmüş.
Bu sefer çocuk ağlamaya başlamış.
Hayat böyledir işte...
Hayal etmediğimiz bir saadete eriştikten sonra, onun bir lokmasını dahi kaybetmek bizi perişan eder.
Keyifler değildir yaşamı değerli yapan.
Yaşamdır, keyif almayı değerli kılan"
Zaman akıp giderken bir yandan;
Mutluluk denen şeyin, bizim dünyaya bakan gözlerimizin algılayışında gizli olduğunu,
Dışarıdan verilen her ne olursa olsun o şeyin, ancak içeride bir karşılığı var ise, ne olduğunu algılayabileceğimizi ve ancak bu durumda bunun bizim için mutluluk kaynağı olabileceğini,
Keyiflerin aslında dışarıda değil de, bizim içimizden olduğunu,
Biz kim olursak olalım, yaşamın her zaman ve en az en az iki yüzü olduğunu ve bizim ancak bir anda sadece birini tam manasıyla görebildiğimizi,
Farkındalığımızı artırmadıkça da birini görebilmek için, diğerinin bize sırtını dönmesi gerektiğini,
"Bir kapı kapanırsa bir diğeri açılır" deyişinin ne kadar yaşanmışlık içerdiğini,
Asıl kazanaların, "beklentisi olmayanlar" olduğunu,
Tam "kaybettim" derken bulmanın, hiç kaybetmemekten bile değerli olabildiğini,
Beklentisizce verileni alabilmek kadar, önemsenmesi gerekenin bir diğer şeyin de, sahip olduğumuz değerlerin yeterince kıymetini anlayamadığımızı ve asıl kalıcı kayıpları da bunun getireceğini,
Korkunun kaynağının da, mutluluk ve keyif kadar içeride olduğunu,
Asıl ve tek korkunun "yaşamın kendisinden korkmak" olduğunu,
Kalıcılık arz edecek mutlulukların, ancak beklenti denen boğucu güçle kıskaca alınmadığında mümkün olabileceğini,
Aksi durumda, verilenlerin bizi zamanda geriye taşıyıp yoksunlukla karşı karşıya bırakacağını,
Bu yaşanaların tamamının, kendimiz den başka bir nedene bağlı olamayacağını,
Ve gerçek alışverişlerin zaman ve mekan boyutundan çoook ötelerde , hayatlar arası ve hayatlar boyu devam edebileceğini şükürler olsun ki fark edebildim
Gündemdeki Haberler
Güncel Önemli Başlıklar