bugün
- 20 haziran 2026 türkiye paraguay maçı44
- türkiye a milli futbol takımı13
- türkiye'nin asla düzelemeyecek olmasının sebebi9
- nuh tufanı olayı gerçek midir7
- kadınların ilgisiz yaşayamaması12
- 2026 dünya kupası'na gruplarda veda ettik4
- istanbul trafiğini bir cümleyle anlatmak3
- hurdacı geldi4
- sek erkek arabası3
- iyi bir insan olmanın sadece kaybettirmesi8
- kıskıvrak3
- risale-i nur8
- sosyal medya3
- şu memelere bak4
- son görülen rüya3
- ölme enerjisi2
- hamburger3
- yks 20262
- bitmeyen ekonomik kriz2
- kezolarda vasıfsız histeri2
- barajların üstünü naylon muşambayla örtmek2
- kavga3
- montella'nın mağlubiyet açıklaması3
- kayahan'ın en güzel şarkısı4
- vincenzo montella13
- dakika 1 gol 15
- göbeksiz kadın kalmaması7
- aylık 357 bin tl iyi para mıdır sorunsalı2
- aynaya bakıp kendine sen çok güzelsin diyen kadın9
- acun ılıcalı'nın kol saatinin 139 milyon tl olması2
- göbek eritme taktikleri7
- 3 tane kedisi olan kızla evlenilir mi sorunsalı18
- 19 haziran 2026 recep tayyip erdoğan açıklaması3
- yaşlanınca bana kim bakacak sorunsalı8
- ambulans arkasında oturana kahvenin nerden geldiği2
- kedisi öldü diye ağlayan erkek2
- balıkesir denince akla ilk gelenler10
- hadi güzel bir cumartesi kahvaltısı hazırlayalım2
- aylık 356 bin tl iyi para mıdır sorunsalı2
- 10 kişilik köy takımına gol atamamak2
- barış alper yılmaz8
- kendinle sevgili olur muydun sorunsalı23
- en son aldığınız iltifat8
- kemal kılıçdaroğlu16
- ruh halini tek cümlede anlatmak9
- noldu şimdi2
- çay koymak mı katmak mı8
- serçelerin artık ortada görünmemesi2
- fas5
- işten istifa edip yeni bir şehre taşınmak7
"Adamın biri, çocuğa bir elma vermiş; çocuk çok sevinmiş.
Bir elma daha vermiş,çocuk daha çok sevinmiş.
Bir elma daha verince; çocuk sevinçten deliye dönmüş.
Ve bir elma daha verdiğinde bu defa çocuk dört elmayı elinde zaptedememiş, sonuncusunu yere düşürmüş.
Bu sefer çocuk ağlamaya başlamış.
Hayat böyledir işte...
Hayal etmediğimiz bir saadete eriştikten sonra, onun bir lokmasını dahi kaybetmek bizi perişan eder.
Keyifler değildir yaşamı değerli yapan.
Yaşamdır, keyif almayı değerli kılan"
Zaman akıp giderken bir yandan;
Mutluluk denen şeyin, bizim dünyaya bakan gözlerimizin algılayışında gizli olduğunu,
Dışarıdan verilen her ne olursa olsun o şeyin, ancak içeride bir karşılığı var ise, ne olduğunu algılayabileceğimizi ve ancak bu durumda bunun bizim için mutluluk kaynağı olabileceğini,
Keyiflerin aslında dışarıda değil de, bizim içimizden olduğunu,
Biz kim olursak olalım, yaşamın her zaman ve en az en az iki yüzü olduğunu ve bizim ancak bir anda sadece birini tam manasıyla görebildiğimizi,
Farkındalığımızı artırmadıkça da birini görebilmek için, diğerinin bize sırtını dönmesi gerektiğini,
"Bir kapı kapanırsa bir diğeri açılır" deyişinin ne kadar yaşanmışlık içerdiğini,
Asıl kazanaların, "beklentisi olmayanlar" olduğunu,
Tam "kaybettim" derken bulmanın, hiç kaybetmemekten bile değerli olabildiğini,
Beklentisizce verileni alabilmek kadar, önemsenmesi gerekenin bir diğer şeyin de, sahip olduğumuz değerlerin yeterince kıymetini anlayamadığımızı ve asıl kalıcı kayıpları da bunun getireceğini,
Korkunun kaynağının da, mutluluk ve keyif kadar içeride olduğunu,
Asıl ve tek korkunun "yaşamın kendisinden korkmak" olduğunu,
Kalıcılık arz edecek mutlulukların, ancak beklenti denen boğucu güçle kıskaca alınmadığında mümkün olabileceğini,
Aksi durumda, verilenlerin bizi zamanda geriye taşıyıp yoksunlukla karşı karşıya bırakacağını,
Bu yaşanaların tamamının, kendimiz den başka bir nedene bağlı olamayacağını,
Ve gerçek alışverişlerin zaman ve mekan boyutundan çoook ötelerde , hayatlar arası ve hayatlar boyu devam edebileceğini şükürler olsun ki fark edebildim
Bir elma daha vermiş,çocuk daha çok sevinmiş.
Bir elma daha verince; çocuk sevinçten deliye dönmüş.
Ve bir elma daha verdiğinde bu defa çocuk dört elmayı elinde zaptedememiş, sonuncusunu yere düşürmüş.
Bu sefer çocuk ağlamaya başlamış.
Hayat böyledir işte...
Hayal etmediğimiz bir saadete eriştikten sonra, onun bir lokmasını dahi kaybetmek bizi perişan eder.
Keyifler değildir yaşamı değerli yapan.
Yaşamdır, keyif almayı değerli kılan"
Zaman akıp giderken bir yandan;
Mutluluk denen şeyin, bizim dünyaya bakan gözlerimizin algılayışında gizli olduğunu,
Dışarıdan verilen her ne olursa olsun o şeyin, ancak içeride bir karşılığı var ise, ne olduğunu algılayabileceğimizi ve ancak bu durumda bunun bizim için mutluluk kaynağı olabileceğini,
Keyiflerin aslında dışarıda değil de, bizim içimizden olduğunu,
Biz kim olursak olalım, yaşamın her zaman ve en az en az iki yüzü olduğunu ve bizim ancak bir anda sadece birini tam manasıyla görebildiğimizi,
Farkındalığımızı artırmadıkça da birini görebilmek için, diğerinin bize sırtını dönmesi gerektiğini,
"Bir kapı kapanırsa bir diğeri açılır" deyişinin ne kadar yaşanmışlık içerdiğini,
Asıl kazanaların, "beklentisi olmayanlar" olduğunu,
Tam "kaybettim" derken bulmanın, hiç kaybetmemekten bile değerli olabildiğini,
Beklentisizce verileni alabilmek kadar, önemsenmesi gerekenin bir diğer şeyin de, sahip olduğumuz değerlerin yeterince kıymetini anlayamadığımızı ve asıl kalıcı kayıpları da bunun getireceğini,
Korkunun kaynağının da, mutluluk ve keyif kadar içeride olduğunu,
Asıl ve tek korkunun "yaşamın kendisinden korkmak" olduğunu,
Kalıcılık arz edecek mutlulukların, ancak beklenti denen boğucu güçle kıskaca alınmadığında mümkün olabileceğini,
Aksi durumda, verilenlerin bizi zamanda geriye taşıyıp yoksunlukla karşı karşıya bırakacağını,
Bu yaşanaların tamamının, kendimiz den başka bir nedene bağlı olamayacağını,
Ve gerçek alışverişlerin zaman ve mekan boyutundan çoook ötelerde , hayatlar arası ve hayatlar boyu devam edebileceğini şükürler olsun ki fark edebildim
Gündemdeki Haberler
Güncel Önemli Başlıklar