bugün
- en lezzetli balık12
- sahibinin sesi ile okunan cümleler8
- karşı cinsteki en itici özellik8
- kabul görmüş fikirlere itiraz etmek6
- sevmediğin biriyle sevişmek4
- ben geldim naneler13
- sorunlarını sevişerek çözen çiftler6
- lise yıllarına ait bir şey söyleyin5
- karması eksi olan yazarların adam gibi adam olması8
- online listesindeki sıralama mantığı9
- ayakkabının ayağa vurmasının oluşturduğu durum10
- ilk buluşmada 16 adet cağ kebabı yiyen kız5
- bik bik vs sarapci koala hatayi4
- başta hak verilen sonradan eksilenen yazılar6
- ağlamamak için kendini zor tutmak4
- online listesi neden kaldırıldı10
- tevrat geleceği dogru tahmin etti5
- yeni biriyle nerede tanışılır5
- uludağ sözlük halısaha turnuvası3
- 0 0 713
- karması 4000'in altında olan yazarlar4
- ismet kalk çay koy kanka3
- mansur yavaş14
- b c d y z i4
- how'i met your mother marshall4
- lana del rey2
- bilmeyen birine ulu sözlüğü tek cümle ile anlat9
- hintli kızların dayanılmaz çekiciliği7
- size takılan lakaplar4
- ilk buluşmada cırcır olmuşum'ya diyen kezo3
- inci sözlük8
- her iki kelimesinden biri ben olan insan2
- gocu33
- ishak'ın eşi de büyük bi nesille kutsanmıştır2
- iş yerinde topuklu ayakkabı giymeyen kadın4
- game of thrones taki kerhaneci21
- 30 yaşına gelince erkeklerin patates olması11
- arkadaşlar5
- chp'nin ankara'yı da kaybetmesi7
- hakan 23cm mağduriyeti3
- karton toplarken cin musallat olması5
- en son neye çok üzüldünüz12
- sözlük yazarları neci vibe veriyor3
- garip bir rüya gördüm4
- samsung2
- hristiyan düşüncesinin yönettiği dünya6
- nick vermeden bir yazara seslen3
- harvey specter2
- yulyya2
- siz araba kapısını açmadan arabaya binmeyen kız3
"Adamın biri, çocuğa bir elma vermiş; çocuk çok sevinmiş.
Bir elma daha vermiş,çocuk daha çok sevinmiş.
Bir elma daha verince; çocuk sevinçten deliye dönmüş.
Ve bir elma daha verdiğinde bu defa çocuk dört elmayı elinde zaptedememiş, sonuncusunu yere düşürmüş.
Bu sefer çocuk ağlamaya başlamış.
Hayat böyledir işte...
Hayal etmediğimiz bir saadete eriştikten sonra, onun bir lokmasını dahi kaybetmek bizi perişan eder.
Keyifler değildir yaşamı değerli yapan.
Yaşamdır, keyif almayı değerli kılan"
Zaman akıp giderken bir yandan;
Mutluluk denen şeyin, bizim dünyaya bakan gözlerimizin algılayışında gizli olduğunu,
Dışarıdan verilen her ne olursa olsun o şeyin, ancak içeride bir karşılığı var ise, ne olduğunu algılayabileceğimizi ve ancak bu durumda bunun bizim için mutluluk kaynağı olabileceğini,
Keyiflerin aslında dışarıda değil de, bizim içimizden olduğunu,
Biz kim olursak olalım, yaşamın her zaman ve en az en az iki yüzü olduğunu ve bizim ancak bir anda sadece birini tam manasıyla görebildiğimizi,
Farkındalığımızı artırmadıkça da birini görebilmek için, diğerinin bize sırtını dönmesi gerektiğini,
"Bir kapı kapanırsa bir diğeri açılır" deyişinin ne kadar yaşanmışlık içerdiğini,
Asıl kazanaların, "beklentisi olmayanlar" olduğunu,
Tam "kaybettim" derken bulmanın, hiç kaybetmemekten bile değerli olabildiğini,
Beklentisizce verileni alabilmek kadar, önemsenmesi gerekenin bir diğer şeyin de, sahip olduğumuz değerlerin yeterince kıymetini anlayamadığımızı ve asıl kalıcı kayıpları da bunun getireceğini,
Korkunun kaynağının da, mutluluk ve keyif kadar içeride olduğunu,
Asıl ve tek korkunun "yaşamın kendisinden korkmak" olduğunu,
Kalıcılık arz edecek mutlulukların, ancak beklenti denen boğucu güçle kıskaca alınmadığında mümkün olabileceğini,
Aksi durumda, verilenlerin bizi zamanda geriye taşıyıp yoksunlukla karşı karşıya bırakacağını,
Bu yaşanaların tamamının, kendimiz den başka bir nedene bağlı olamayacağını,
Ve gerçek alışverişlerin zaman ve mekan boyutundan çoook ötelerde , hayatlar arası ve hayatlar boyu devam edebileceğini şükürler olsun ki fark edebildim
Bir elma daha vermiş,çocuk daha çok sevinmiş.
Bir elma daha verince; çocuk sevinçten deliye dönmüş.
Ve bir elma daha verdiğinde bu defa çocuk dört elmayı elinde zaptedememiş, sonuncusunu yere düşürmüş.
Bu sefer çocuk ağlamaya başlamış.
Hayat böyledir işte...
Hayal etmediğimiz bir saadete eriştikten sonra, onun bir lokmasını dahi kaybetmek bizi perişan eder.
Keyifler değildir yaşamı değerli yapan.
Yaşamdır, keyif almayı değerli kılan"
Zaman akıp giderken bir yandan;
Mutluluk denen şeyin, bizim dünyaya bakan gözlerimizin algılayışında gizli olduğunu,
Dışarıdan verilen her ne olursa olsun o şeyin, ancak içeride bir karşılığı var ise, ne olduğunu algılayabileceğimizi ve ancak bu durumda bunun bizim için mutluluk kaynağı olabileceğini,
Keyiflerin aslında dışarıda değil de, bizim içimizden olduğunu,
Biz kim olursak olalım, yaşamın her zaman ve en az en az iki yüzü olduğunu ve bizim ancak bir anda sadece birini tam manasıyla görebildiğimizi,
Farkındalığımızı artırmadıkça da birini görebilmek için, diğerinin bize sırtını dönmesi gerektiğini,
"Bir kapı kapanırsa bir diğeri açılır" deyişinin ne kadar yaşanmışlık içerdiğini,
Asıl kazanaların, "beklentisi olmayanlar" olduğunu,
Tam "kaybettim" derken bulmanın, hiç kaybetmemekten bile değerli olabildiğini,
Beklentisizce verileni alabilmek kadar, önemsenmesi gerekenin bir diğer şeyin de, sahip olduğumuz değerlerin yeterince kıymetini anlayamadığımızı ve asıl kalıcı kayıpları da bunun getireceğini,
Korkunun kaynağının da, mutluluk ve keyif kadar içeride olduğunu,
Asıl ve tek korkunun "yaşamın kendisinden korkmak" olduğunu,
Kalıcılık arz edecek mutlulukların, ancak beklenti denen boğucu güçle kıskaca alınmadığında mümkün olabileceğini,
Aksi durumda, verilenlerin bizi zamanda geriye taşıyıp yoksunlukla karşı karşıya bırakacağını,
Bu yaşanaların tamamının, kendimiz den başka bir nedene bağlı olamayacağını,
Ve gerçek alışverişlerin zaman ve mekan boyutundan çoook ötelerde , hayatlar arası ve hayatlar boyu devam edebileceğini şükürler olsun ki fark edebildim
Gündemdeki Haberler
Güncel Önemli Başlıklar