bugün
- katatespizartmasi10
- nev9
- 200 bin lira borç verir misiniz6
- uludağ sözlüğün geldiği durum5
- 47 bin liradan 25 bin liraya düşen ürün6
- türkiyenin insan haklarında dünya 143üncüsü olması17
- fon skandalının akp tabanındaki yankısı12
- zeytin toplamaya giden sözlük yazarları5
- gammaz olmak3
- 24 ekim 2026 muğlaspor istanbulspor maçı6
- kimsenin memleket takımı tutmaması16
- çocukluk arkadaşlığı9
- skoda octavia2
- fon vurgunu56
- sabah programları6
- künefenin sünen peyniri2
- günaydın arkadaşlar bugün nasılsınız11
- ekonomiyi mahvedip sürekli israil haberi yapmak3
- istanbul'da gezilebilecek en güzel yerler9
- mortal kombat3
- seküler kesimden yeni carrefoursa'ya tokat40
- van damme'ın rakibinin taşaklarına vurması2
- amerika'nın'ya yanında olursunuz'ya yok olursunuz2
- tuborg green'i delist eden vizyonsuz türk tuborg2
- ona bir şey söyle9
- sarı teker vs sarı tutku2
- serdar ortaç'ın sahneye sarhoş çıkması3
- sözlükte özel mesaj ile fotoğraf gönderememek25
- 2006'nın 20 sene önce olması3
- 10 şehirde basın özgürlüğü yürüyüşleri4
- herkes nerde5
- iran da şahı da humeyni'yi de biz getirdik4
- şu an ne isterdin14
- ismail kartal7
- lüks mekanda fotoğraf çektiren 2 lig futbolcusu2
- futbol17
- piramitleri uzaylılar yaptı yalan söyleyen toptur12
- erkeğin kadından üstün olduğu gerçeği49
- cadılar bayramında cadı kesmek4
- 22 ekim 2026 beşiktaş crystal palace maçı19
- yılmaz erdoğan6
- dincilere laf anlatmakta çalışmak19
- sürpriz yumurta2
- beşiktaş14
- filiz ankara piyale barilla pastavila mutlu arbela2
- azrail'in görüldüğü an4
- crystal palace9
- yulaf lapası vs tost11
- açım aç8
- türk erkekleri2
aslında bunu erotik hikayelere yazmam mi gerekirdi, bilemedim.
insana, tecrübesizliğini gösteren bir şey aslında, ama, hayatınızda, asla o kadar heyecanlanamazsınız.
yer çanakkale. yıllar, yıllar önceydi. 16 yaşım henüz. akşam olmuş daha yeni, dışarıya çıkıyorum, kordonun o enfes deniz kokusu eşliğinde atıyorum adımlarımı dışarıda, sokakta her çeşit insan var, kimi asık suratlı, kimi gülüyor. kimi ise aceleci, kimisinin yüzünden duygusuzluğu okunuyor, tam bir duygu mozaiği gibi sokaklar. tekneler, eski ama kurumlu. transatlantik benzeri gemiler geçiyor boğazdan, izliyor herkes... kafeler daha yeni yeni canlanmaya başlamış.
kulağımda kulaklıklar, üstümde gömleğim, tişörtüm. kurt cobain'i andıran bir imajla geziyordum açıkçası.
secret garden'ın muhteşem müziği kulaklarımı müziksel orgazmlarla doldururken, bir sigara yaktım. yemek yemeye karar vermiştim, ama sevdiğim lokanta biraz uzaktı, vazgeçtim, ve yürümeye devam ettim. bir sevgilim vardı çanakkale'de o zamanlar, onu görmeye gelmiştim. zaten olayın başkahramanı, ben ve o. sevgilimin beni bekleyeceği yere doğru hızlı adımlarla ilerlerken, kordonun sonlarına doğru geldiğimi, yani yakınlaştığımı farkettim, yukarıya çıktım ve üste, oradan da sola döndüm. kalbim yerinden fırlayacak gibiydi gerçekten.
geldim... bir banka oturmuş, beni bekliyordu. sarıldık, ulu orta öpmeye kalktım onu, güldü, gülümsedi. bankta oturduk, el ele tutuştuk, konuştuk, kahve içtik. en sonunda sıkılmaya başladığını farkettim. tuttum ellerinden onu, kaldırdım, dedim, gel haydi gidelim. 'nereye' dedi, bilmiyorum dedim. gülümsedi tekrar. 'haydi' dedi. ben gülümsedim bu sefer.
o gün, ev boştu. eve gitmeye karar verdik.
yolda kol kola yürüdük, ve uzunca bir yürüyüşten sonra geldik eve. 'gel, televizyon izleyelim' demişti, seve seve dedim. açtım televizyonu, oturduk, bir komedi programını izlemeye başladık. 'mutfağa, bir su almaya gideceğim' dedi. tabii ki dedim, gitti, geldi. gelir gelmez hemen yanıma oturdu. sarıldı bana. öptü beni yanağımdan. ben de onu öptüm, sonra dudağıma ufak bir öpücük kondurdu. ben de öyle yaptım, ve öpüşmenin şiddeti artmaya başladı... birbirimizin dudaklarını kalbimizde hissediyorduk.
onu kucağıma almayı denedim, başardım, tokasını açtım ilk olarak, muhteşem saçları serbest kaldı.. sonra t-shirt'ümü çıkardı, gülüyordu kahkahalarla, ben de gülmeye başladım, arka tarafta, yattığım odaya doğru gittik, kucak kucağa. orada bacaklarını okşamaya başlamıştım, çok heyecanlıydım, yemyeşil gözleri alev topuna dönüştü ve beni kendine çekti. terliyordum.. birbirimizin içine hapsolmuş, sevişmiştik.
çok farklı bir deneyimdi. olgunlaşmama sebep oldu.
insana, tecrübesizliğini gösteren bir şey aslında, ama, hayatınızda, asla o kadar heyecanlanamazsınız.
yer çanakkale. yıllar, yıllar önceydi. 16 yaşım henüz. akşam olmuş daha yeni, dışarıya çıkıyorum, kordonun o enfes deniz kokusu eşliğinde atıyorum adımlarımı dışarıda, sokakta her çeşit insan var, kimi asık suratlı, kimi gülüyor. kimi ise aceleci, kimisinin yüzünden duygusuzluğu okunuyor, tam bir duygu mozaiği gibi sokaklar. tekneler, eski ama kurumlu. transatlantik benzeri gemiler geçiyor boğazdan, izliyor herkes... kafeler daha yeni yeni canlanmaya başlamış.
kulağımda kulaklıklar, üstümde gömleğim, tişörtüm. kurt cobain'i andıran bir imajla geziyordum açıkçası.
secret garden'ın muhteşem müziği kulaklarımı müziksel orgazmlarla doldururken, bir sigara yaktım. yemek yemeye karar vermiştim, ama sevdiğim lokanta biraz uzaktı, vazgeçtim, ve yürümeye devam ettim. bir sevgilim vardı çanakkale'de o zamanlar, onu görmeye gelmiştim. zaten olayın başkahramanı, ben ve o. sevgilimin beni bekleyeceği yere doğru hızlı adımlarla ilerlerken, kordonun sonlarına doğru geldiğimi, yani yakınlaştığımı farkettim, yukarıya çıktım ve üste, oradan da sola döndüm. kalbim yerinden fırlayacak gibiydi gerçekten.
geldim... bir banka oturmuş, beni bekliyordu. sarıldık, ulu orta öpmeye kalktım onu, güldü, gülümsedi. bankta oturduk, el ele tutuştuk, konuştuk, kahve içtik. en sonunda sıkılmaya başladığını farkettim. tuttum ellerinden onu, kaldırdım, dedim, gel haydi gidelim. 'nereye' dedi, bilmiyorum dedim. gülümsedi tekrar. 'haydi' dedi. ben gülümsedim bu sefer.
o gün, ev boştu. eve gitmeye karar verdik.
yolda kol kola yürüdük, ve uzunca bir yürüyüşten sonra geldik eve. 'gel, televizyon izleyelim' demişti, seve seve dedim. açtım televizyonu, oturduk, bir komedi programını izlemeye başladık. 'mutfağa, bir su almaya gideceğim' dedi. tabii ki dedim, gitti, geldi. gelir gelmez hemen yanıma oturdu. sarıldı bana. öptü beni yanağımdan. ben de onu öptüm, sonra dudağıma ufak bir öpücük kondurdu. ben de öyle yaptım, ve öpüşmenin şiddeti artmaya başladı... birbirimizin dudaklarını kalbimizde hissediyorduk.
onu kucağıma almayı denedim, başardım, tokasını açtım ilk olarak, muhteşem saçları serbest kaldı.. sonra t-shirt'ümü çıkardı, gülüyordu kahkahalarla, ben de gülmeye başladım, arka tarafta, yattığım odaya doğru gittik, kucak kucağa. orada bacaklarını okşamaya başlamıştım, çok heyecanlıydım, yemyeşil gözleri alev topuna dönüştü ve beni kendine çekti. terliyordum.. birbirimizin içine hapsolmuş, sevişmiştik.
çok farklı bir deneyimdi. olgunlaşmama sebep oldu.
Gündemdeki Haberler
Güncel Önemli Başlıklar