bugün
- stres yönetimi6
- 07 08 2026 mekke ortak savunma anlaşması7
- ayda bir baklava yiyince kilo alacağını sanmak8
- hükümet değişse ülke düzelir mi17
- doğuda yaşayan yazarlar4
- insan olmaya ceyrek kala insan olabildi mi sorusu3
- evlenilmeyecek 4 erkek9
- opel alman arabası mı sorunsalı5
- karton toplayan çocuğun kartonları ne yaptığı3
- 1 50 boyundaki kızın benden kork demesi4
- kimseyi muhatap edemeyeceğin dertler3
- ekşi mayalı tam buğday ekmeği4
- gocu6
- rüşvet5
- gulmekicinyaratilmis11
- sokak hayvanları düzenlemesinin ikinci yılı4
- 1 55lik türk kızının 1 85lik erkek hayal etmesi3
- kylie minogue5
- don kişot2
- true koş4
- tinder3
- sıkıcı bir yazar olmak2
- din3
- napolyon sendromu2
- hepinizin agzina biber surcem5
- sözlükte kimsenin kalmaması5
- kuran ı kerim meali6
- çocukların sürekli abur cubur istemesi7
- aşk acısı çekiyorum sözlük13
- petrol2
- mohamed salah ghaly11
- arkadaşlar ben güzel miyim4
- tai lung8
- hamburgerin çok abartılması5
- saldıran köpeğe şma demek4
- pahalıyı dayanıklı sanmak5
- dublajı orjinalinden daha iyi olan izlenceler6
- gerçek sözlük yazarı uzun saçlı sakallı obez olur5
- lahana turşusu3
- ispanya6
- sözlük kızları dans ediyor3
- güzel kızların her zaman haklı olması4
- trabzon büyükşehir belediyesi21
- opel mokka2
- çerçeve yasa9
- en büyük aşklar pilav üstü az kuruyla başlar4
- orjinalinden iyi coverlar4
- 2026 2027 sezonu süper lig şampiyonluk yarışı17
- nickten isim tahmini yapmak10
- sözlüğün şizofren ve sapık dolu olduğu gerçeği15
hayırlı günler arkadaşlar...
başta belirteyim o başlıktaki akp olmayacak ak parti olacaktı ama karakter sınırlaması işte. akp diye bişiy yok çünküm.
demin öğle namazını mübarek oruç ağzımla idrak ettikten sonra balkonda iki nefes alayım diye çöktüm sandalyeye... tam fark edemediğim ama karşı apartmanların birinden gelen mis gibi kurabiye kokularına meftun oldum o an. biraz sağa sola bakınıp "bu güzel kokular nereden geliyor ilahi yarab" derken, karşı balkonlardan birinde bir hareketlilik hasıl oldu:
minik yavru: anneciğim anneciğim, oldu mu kuyabiyeley.
anne: oldu kuzum, gel haydi yemeğe başla sütünü de koydum.
minik yavru: geliyoyum annecim, allah senden yaaazı oysun.
anne: ah benim güzel oğlum benim, haydi arkadaşlarını da çağır istersen.
minik yavru: tamam annecim.
nasıl duygulanmıştım anlatamam... hemen salondaki vitrinin çekmecesinden dürbünümü alıp daha yakından görmek istedim bu sevgiyi. biri dürbünle milleti gözetliyorum sanır diye perdenin arkasına saklanmıştım. annenin kılık kıyafetini şöyle bir kontrol edip onay verdikten sonra, çocuğun aşağıya inmiş arkadaşlarını çağırırkenki neşeli tavırlarına uzun uzun bakakaldım.
gözyaşlarım dürbünü ıslatıyor, görüş açımı kapatıyordu ama olsun. çocuk, arkadaşlarıyla birlikte yukarıya çıktıktan sonra annesine bir sarılışı vardı görmeliydiniz. sonra gözüme çok enteresan bir detay ilişiverdi... çocuğun annesi elinde tuttuğu tepsiyi masaya koyarken dürbünü iyice zoomlayıp kurabiyelere baktım, bir de ne göreyim; kurabiyeler ak parti logosu, yani her yere nur saçan ampul şeklindeydi. öyle muntazam da yapmıştı ki hayret...
taşlar şimdi yerine oturmuştu işte... böyle bir sıcak yuva sevgisi, böyle bir anne-oğul ilişkisi zaten böyle dinine bağlı bir ailede olabilirdi ancak. o logoları sindire sindire yiyen çocuk, annesine nasıl asi olabilirdi ki zaten, nasıl haylaz olabilirdi ki...
dürbünü bırakıp iyice ağlamaya başladım. hıçkırıklarım, çocukların mahallede yankılanan neşeli seslerine karışıyor; ve ben şimdi yeni bir partidaş daha kazanmış olmanın haklı gururunu yaşıyordum. o çocuk büyüyecekti çünkü... yeni bir yiğit bulut daha geliyordu, kim bilir belki de yeni bir başbakan büyüyecekti o sevgi dolu ana kucağında...
başta belirteyim o başlıktaki akp olmayacak ak parti olacaktı ama karakter sınırlaması işte. akp diye bişiy yok çünküm.
demin öğle namazını mübarek oruç ağzımla idrak ettikten sonra balkonda iki nefes alayım diye çöktüm sandalyeye... tam fark edemediğim ama karşı apartmanların birinden gelen mis gibi kurabiye kokularına meftun oldum o an. biraz sağa sola bakınıp "bu güzel kokular nereden geliyor ilahi yarab" derken, karşı balkonlardan birinde bir hareketlilik hasıl oldu:
minik yavru: anneciğim anneciğim, oldu mu kuyabiyeley.
anne: oldu kuzum, gel haydi yemeğe başla sütünü de koydum.
minik yavru: geliyoyum annecim, allah senden yaaazı oysun.
anne: ah benim güzel oğlum benim, haydi arkadaşlarını da çağır istersen.
minik yavru: tamam annecim.
nasıl duygulanmıştım anlatamam... hemen salondaki vitrinin çekmecesinden dürbünümü alıp daha yakından görmek istedim bu sevgiyi. biri dürbünle milleti gözetliyorum sanır diye perdenin arkasına saklanmıştım. annenin kılık kıyafetini şöyle bir kontrol edip onay verdikten sonra, çocuğun aşağıya inmiş arkadaşlarını çağırırkenki neşeli tavırlarına uzun uzun bakakaldım.
gözyaşlarım dürbünü ıslatıyor, görüş açımı kapatıyordu ama olsun. çocuk, arkadaşlarıyla birlikte yukarıya çıktıktan sonra annesine bir sarılışı vardı görmeliydiniz. sonra gözüme çok enteresan bir detay ilişiverdi... çocuğun annesi elinde tuttuğu tepsiyi masaya koyarken dürbünü iyice zoomlayıp kurabiyelere baktım, bir de ne göreyim; kurabiyeler ak parti logosu, yani her yere nur saçan ampul şeklindeydi. öyle muntazam da yapmıştı ki hayret...
taşlar şimdi yerine oturmuştu işte... böyle bir sıcak yuva sevgisi, böyle bir anne-oğul ilişkisi zaten böyle dinine bağlı bir ailede olabilirdi ancak. o logoları sindire sindire yiyen çocuk, annesine nasıl asi olabilirdi ki zaten, nasıl haylaz olabilirdi ki...
dürbünü bırakıp iyice ağlamaya başladım. hıçkırıklarım, çocukların mahallede yankılanan neşeli seslerine karışıyor; ve ben şimdi yeni bir partidaş daha kazanmış olmanın haklı gururunu yaşıyordum. o çocuk büyüyecekti çünkü... yeni bir yiğit bulut daha geliyordu, kim bilir belki de yeni bir başbakan büyüyecekti o sevgi dolu ana kucağında...
Gündemdeki Haberler
Güncel Önemli Başlıklar