bugün
- ben geldim kerkenezler10
- velvet geceleri napıyor sorunsalı9
- bilgi içerikli başlık açmamanın sebepleri9
- velvet36
- çekirgeleri kim gönderdi9
- nasreddinhoca4
- g'i l d'e d l'i l y9
- insanların hakkında en çok yanıldığı 5 burç11
- habire1233
- insan sevmeyen insan5
- bilgi içerikli başlığa gerek yok4
- yazarların özledikleri şeyler7
- ben geldim karılarım3
- ülkücü müsünüz türkçü müsünüz ulusalcı mısınız8
- bir yazarı entrylerine göre yargılamak2
- anneni mi babanı mı seviyorsun diyen akrabalar2
- insanın kendini çok değerli zannetmesi2
- kadınla erkek arkadaş olabilir mi2
- kürdüm5
- hoşlanılan kızla karşılıklı santranç oynamak2
- fatma soydaş4
- dem parti'nin ana muhalefet partisi olması7
- rtx 50702
- yeni parti9
- şu aiye konumu versem tezimi yazar mı lan2
- sevgiliyle karşılıklı osurarak sevişmek3
- kemalistlerle solcuların ayrılması gerekliliği13
- sözlükte kavga olmayacak mı sorusu2
- ağzına verilmek istenen kızın ağzına almaması2
- bütün kutsal kitapları okudum yalanı3
- radar vuruldu diye türkiye'ye yağmur yağması2
- sözlük yazarlarına gelen son mesaj8
- basit bir hayat istemek4
- kabataş olayı görüntüleri27
- olm niye böyle olduk lan herkes yarrak gibi3
- ismail kartal2
- erkeklerden kadınlara sorular2
- ne kadar salak olduğunuzu biliyor musunuz7
- dem parti5
- istanbul un çok pahalı olması27
- sözlük yazarlarının benzetildikleri ünlüler7
- torunlarını düşünen işe bisikletle gider3
- özgür özel'in chp de veda konuşması10
- katatespizartmasi2
- anın görüntüsü12
- uludağ sözlüğe sürekli kondom reklamı verilmesi7
- kadınsızlık6
- galatasaray ne zaman transfer yapacak11
- bot beğeni6
- okumak yerine erken yaşta çalışmanın faydası10
acayip bir varlık. kelimelerin kifayesiz kaldığı insanlar için kullanılabilecek bir söz sadece bu. tanımlayamıyorsunuz bir türlü. büyüyorsunuz ama bir türlü anlayamıyorsunuz. deliler gibi seviyorsunuz ama onun hep orada olacağını bildiğinizden genelde sevginizi gösteremiyorsunuz.
çocukluk zamanlarında geceleri uykuya dalmadan önce "ya ölürse naparım?" diye hayal edip içinizi burkuyorsunuz. daha sonra zaman geçtikçe o sizin için orada hep duran, genelde aynı şeyleri söyleyen bir insan haline dönüşüveriyor. nasihatler oluyor hep hayata dair. sıkıyor genelde bu nasihatler ama zaman geçtikçe anlaşılıyor önemi.
zaman geçtikçe dedik, zaman geçtikçe gözünüzün önünde eriyip gidiyor. o çocukken düşündüğünüz olgu artık onun dillerinden dökülür oluyor. "hepimiz öleceğiz bir gün be anne" diyorsunuz. ama tarifsiz duygular içinde kalıyorsunuz. ne hissedeceğinizi bile bilemiyorsunuz.
en çok koyanı da "oğlum sen daha 5 yaşındayken kapkara kafan vardı." lafı oluyor bana. benim hala kafam kapkara be anne. "sokaktan çağırırdım seni, gidip ekmek alırdın bakkaldan" diyor. "hatırlıyorum" anne diyorsunuz ve gülümsüyorsunuz. ama artık anne bakkala yollamıyor. koskoca adam oldunuz çünkü kendiniz gidiyorsunuz. en küçük ayrıntıda bile içinizi burkan bir detay oluyor onunla ilgili herşeyde. o anda sevginin gücünü anlamış oluyorsunuz. ona daha fazla değer vermek, aklınıza geldiği her anda sarılmak istiyorsunuz. size hayatını adamış, tüm hayatı boyunca karşılıksız sevmiş olan birine minnettarlık duygularınızı ödeyemiyorsunuz. tıkanıyorsunuz. ne ile ödenir ki bu şey? bir öpücük bile yeter aslında onun için.
anne yaşlanıyor artık. elinde paketlerle alışverişten gelemiyor. çabuk yoruluyor. yine üzülüyorsunuz. halbuki ben 5 yaşında iken elinde paketlerle koşa koşa gelir, top peşinde koşmaktan sırılsıklam olmuş sırtıma fanila koyardı hasta olmayayım diye. iki yuvarlak kızartılmış patatesin arasına bir köfte koyup "ham yap bakalım" derdi.
şimdi oturuyor öyle sadece. bugün saçlarını kestirmişti. "çok güzel olmuş anne" diyip sarılmıştım. o gülümsemesi için can verilse yeridir.
kim annesi için canını vermez ki zaten? hangi anne yavrusu için canını vermez?
tanrım bu nasıl bir sevgidir?
çocukluk zamanlarında geceleri uykuya dalmadan önce "ya ölürse naparım?" diye hayal edip içinizi burkuyorsunuz. daha sonra zaman geçtikçe o sizin için orada hep duran, genelde aynı şeyleri söyleyen bir insan haline dönüşüveriyor. nasihatler oluyor hep hayata dair. sıkıyor genelde bu nasihatler ama zaman geçtikçe anlaşılıyor önemi.
zaman geçtikçe dedik, zaman geçtikçe gözünüzün önünde eriyip gidiyor. o çocukken düşündüğünüz olgu artık onun dillerinden dökülür oluyor. "hepimiz öleceğiz bir gün be anne" diyorsunuz. ama tarifsiz duygular içinde kalıyorsunuz. ne hissedeceğinizi bile bilemiyorsunuz.
en çok koyanı da "oğlum sen daha 5 yaşındayken kapkara kafan vardı." lafı oluyor bana. benim hala kafam kapkara be anne. "sokaktan çağırırdım seni, gidip ekmek alırdın bakkaldan" diyor. "hatırlıyorum" anne diyorsunuz ve gülümsüyorsunuz. ama artık anne bakkala yollamıyor. koskoca adam oldunuz çünkü kendiniz gidiyorsunuz. en küçük ayrıntıda bile içinizi burkan bir detay oluyor onunla ilgili herşeyde. o anda sevginin gücünü anlamış oluyorsunuz. ona daha fazla değer vermek, aklınıza geldiği her anda sarılmak istiyorsunuz. size hayatını adamış, tüm hayatı boyunca karşılıksız sevmiş olan birine minnettarlık duygularınızı ödeyemiyorsunuz. tıkanıyorsunuz. ne ile ödenir ki bu şey? bir öpücük bile yeter aslında onun için.
anne yaşlanıyor artık. elinde paketlerle alışverişten gelemiyor. çabuk yoruluyor. yine üzülüyorsunuz. halbuki ben 5 yaşında iken elinde paketlerle koşa koşa gelir, top peşinde koşmaktan sırılsıklam olmuş sırtıma fanila koyardı hasta olmayayım diye. iki yuvarlak kızartılmış patatesin arasına bir köfte koyup "ham yap bakalım" derdi.
şimdi oturuyor öyle sadece. bugün saçlarını kestirmişti. "çok güzel olmuş anne" diyip sarılmıştım. o gülümsemesi için can verilse yeridir.
kim annesi için canını vermez ki zaten? hangi anne yavrusu için canını vermez?
tanrım bu nasıl bir sevgidir?
Gündemdeki Haberler
Güncel Önemli Başlıklar