bugün
- türkiye de yaşanacak tek yerin izmir olması3
- gavurlar niye müslüman olmuyor3
- grok vs gemini vs chatgpt6
- aykut kocaman4
- kepaze bir hayat sürmek2
- sözlükte yalnız bir hayat sürmek2
- 30 yaşından sonra ne yapacağız hissi5
- hoşlanan erkeğin adım atmama sebebi6
- her günün aynı rutinlikte geçmesi2
- sözlükte içinden geçeni özgürce yazamama2
- hiçbir işin rast gitmemesi2
- nervio abla22
- feministlerin sınırsız nafaka iptaline kızmaları14
- sedat pekmez43
- türkiye de yaşanabilir en ideal şehir2
- yaşamak3
- erkekte fizik mi giyim mi daha önemli7
- gençler iş beğenmiyor diyen genç patron16
- satrançta at mı daha değerlidir fil mi5
- sözlükteki arkadaş çevresi6
- aşka inanmayan insan4
- teklif edip asla ısrar etmeyen insan8
- adalet var mı2
- köşe başı dükkanlar erotik shop olsun11
- uyku bozuldu iyice2
- fatoş pınar türker4
- cedidacer'in fenerbahçeli bir ezik olması19
- türkiye'de iyi bir insan olmak11
- bir insana yapılabilecek en büyük kötülük19
- 25 yıllık akp iktidarından çıkarılacak ders12
- ömürlük arabalar3
- haklı olduğu halde susan insan7
- yuvarlak popolu kadın3
- ıslak kek bile yapamayan kız5
- ten uyumu vs kafa uyumu2
- chp'nin hali ne olacak34
- toy story 53
- sömürge valisi3
- astrolojiye inanan insanlara yapılan zorbalık3
- hiç gelmeyecek birini beklemek9
- sözlükte hic tayt giyen kız olmaması9
- kemal kılıçdaroğlu devlet bahçeli ikilisi2
- 6'ncı nesil uçakta dünyada söz sahibi olmamız11
- seküler erkek muhafazakar kız birlikteliği7
- çok yakışıklı kaslı eğitimli cool merhametli erkek3
- en iyi gençlik dizisi2
- ekşi sözlük2
- mustafa çiftçi3
- fatoş pınar türker'in sözlükte konuşulmaması3
- evli insanların bekarlara sen de evlen baskısı5
aşk değiştirir. çünkü biraz da aşık olduğun kadının/adamın zevkine göre dış görünüşünü şekillendirmeye başlarsın.
bir gün bana yürüyüşümü hiç beğenmediğini söyledi. serseri gibi, yaylana yaylana yürüyormuşum. böyle söylediğinde deli gibi sinirlendim, sen kimsin ki beni eleştiriyorsun, nasıl yürüyeceğimi sana mı sorcam vs vs. tabi ona bu öfkenin belki %10 unu ancak yansıttım, çünkü onu kaybetmek istemiyordum, ilk sevgili, toyuz daha.
bir gün saçlarımı beğenmediğini söyledi, hiç yakışmıyormuş, boynumu açıkta bırakan kısa ve kıvırcık bir modeli deneyebileceğimi söyledi. ama bu kadar nazik değildi. 'bu saçların hiç güzel değil ya, kestirsene biraz, öfff çok köylü görünüyor, kısa olsun, kıvır kıvır olsun'' diyordu. boynuma da bir fular çok iyi gidermiş. yine kızdım tabi, içten içe de üzüldüm, beni beğenmiyordu. hayır, ben böyle beğeniyorum kendimi dedim. ve bir gün eski sevgilisinin nette fotoğraflarını gördüm, boynunda fular var, her fotoğrafta boynunda fular var kadının. içimde kıyamet koptu. evet, onu unutamamıştı ve beni ona benzetmeye çalışıyordu. çocukluk işte. baya baya kahrolmuştum.
gülüşümü beğenmezdi. çok enteresan gülerdim eskiden, böyle burnumdan hava vererek tıslayarak, öyle saçma sapan bir şekilde. 'kahkaha at raison, öyle tıs tıs gülme,bırak şunu, kahkaha atışını seviyorum.''
sonuç olarak onun istediği tüm değişimleri kendime uyguladım. saçlarımı kısa kestirdim, baya hoş oldu. çevremdeki herkes bunun benim için geç kalınmış bir değişim olduğunu, ne kadar güzel olduğumu şimdi farkettiklerini söyledi. hayatımın en yoğun iltifatlarını o saçlar değişince aldım. hatta 5 yıl önce saçlarımın kesildiği gün çektiği siyah beyaz fotoğraflardan biri efsane olmuştur, bugüne kadar daha iyi göründüğüm bir fotoğrafım henüz yok. ve hala hayatımı benzer bir model saç ile devam ettiriyorum.
fular kullanma adetim hiç yoktu. bana aldığı fularları da tepki olarak hiç takmamıştım. yıllar sonra bir gün bir şekilde soğuktan korunmak amaçlı bir fular taktım, aynaya baktım, çok güzeldi, bir fransız entelektüeli gibiydim ve o günden sonra fular sık kullandığım aksesuarlarımdan biri oldu.
yürüyüşümü de değiştirdim, gülüşümü de. bir kadına yakışır şekilde yürüyorum, abartsız ama çekici bir gülüşüm oldu. yani en azından bana öyle geliyor diyeyim.*
beni değiştirmek için vargücüyle çalışan ve bunu oldukça kaba ve sert bir üslupla yapan adama karşı o zamanlar sadece sinirleniyordum. ''beni olduğum gibi sevmeli'' şeklinde bir takıntım vardı, ama aşk öyle birşey ki istemediğin şeyleri bile yaparken buluyorsun kendini. ve ben bu değişimleri gerçekleştirmek istemesinde aslında çok haklı olduğunu çok sonra anladım, ve çok uzaklardan aradan yıllar da geçmiş olsa sessizce içimden teşekkür ettim. bana bunca iyilik yaptığının farkında bile değil, bilse egosu tavan yapar, başkalarını da değiştirmek ister. anlaşılmaz derecede büyük bir özgüveni vardı, daha fazlasına ihtiyacı yok.
diyeceğim o ki, aşk değiştirir. farkında bile olmadan bambaşka görünüme sahip bir insan olup çıkabilirsin. aşkın gücüdür bu, olacak o kadar.
bir gün bana yürüyüşümü hiç beğenmediğini söyledi. serseri gibi, yaylana yaylana yürüyormuşum. böyle söylediğinde deli gibi sinirlendim, sen kimsin ki beni eleştiriyorsun, nasıl yürüyeceğimi sana mı sorcam vs vs. tabi ona bu öfkenin belki %10 unu ancak yansıttım, çünkü onu kaybetmek istemiyordum, ilk sevgili, toyuz daha.
bir gün saçlarımı beğenmediğini söyledi, hiç yakışmıyormuş, boynumu açıkta bırakan kısa ve kıvırcık bir modeli deneyebileceğimi söyledi. ama bu kadar nazik değildi. 'bu saçların hiç güzel değil ya, kestirsene biraz, öfff çok köylü görünüyor, kısa olsun, kıvır kıvır olsun'' diyordu. boynuma da bir fular çok iyi gidermiş. yine kızdım tabi, içten içe de üzüldüm, beni beğenmiyordu. hayır, ben böyle beğeniyorum kendimi dedim. ve bir gün eski sevgilisinin nette fotoğraflarını gördüm, boynunda fular var, her fotoğrafta boynunda fular var kadının. içimde kıyamet koptu. evet, onu unutamamıştı ve beni ona benzetmeye çalışıyordu. çocukluk işte. baya baya kahrolmuştum.
gülüşümü beğenmezdi. çok enteresan gülerdim eskiden, böyle burnumdan hava vererek tıslayarak, öyle saçma sapan bir şekilde. 'kahkaha at raison, öyle tıs tıs gülme,bırak şunu, kahkaha atışını seviyorum.''
sonuç olarak onun istediği tüm değişimleri kendime uyguladım. saçlarımı kısa kestirdim, baya hoş oldu. çevremdeki herkes bunun benim için geç kalınmış bir değişim olduğunu, ne kadar güzel olduğumu şimdi farkettiklerini söyledi. hayatımın en yoğun iltifatlarını o saçlar değişince aldım. hatta 5 yıl önce saçlarımın kesildiği gün çektiği siyah beyaz fotoğraflardan biri efsane olmuştur, bugüne kadar daha iyi göründüğüm bir fotoğrafım henüz yok. ve hala hayatımı benzer bir model saç ile devam ettiriyorum.
fular kullanma adetim hiç yoktu. bana aldığı fularları da tepki olarak hiç takmamıştım. yıllar sonra bir gün bir şekilde soğuktan korunmak amaçlı bir fular taktım, aynaya baktım, çok güzeldi, bir fransız entelektüeli gibiydim ve o günden sonra fular sık kullandığım aksesuarlarımdan biri oldu.
yürüyüşümü de değiştirdim, gülüşümü de. bir kadına yakışır şekilde yürüyorum, abartsız ama çekici bir gülüşüm oldu. yani en azından bana öyle geliyor diyeyim.*
beni değiştirmek için vargücüyle çalışan ve bunu oldukça kaba ve sert bir üslupla yapan adama karşı o zamanlar sadece sinirleniyordum. ''beni olduğum gibi sevmeli'' şeklinde bir takıntım vardı, ama aşk öyle birşey ki istemediğin şeyleri bile yaparken buluyorsun kendini. ve ben bu değişimleri gerçekleştirmek istemesinde aslında çok haklı olduğunu çok sonra anladım, ve çok uzaklardan aradan yıllar da geçmiş olsa sessizce içimden teşekkür ettim. bana bunca iyilik yaptığının farkında bile değil, bilse egosu tavan yapar, başkalarını da değiştirmek ister. anlaşılmaz derecede büyük bir özgüveni vardı, daha fazlasına ihtiyacı yok.
diyeceğim o ki, aşk değiştirir. farkında bile olmadan bambaşka görünüme sahip bir insan olup çıkabilirsin. aşkın gücüdür bu, olacak o kadar.
güncel Önemli Başlıklar
