bugün
- uykusuz kedi ile soba çayı içip dedikodu yapmak8
- bakarız diyen erkek10
- iş görüşmesine çağrılınca telefonda maaş soran tip12
- erzurum gece hayatı5
- vexillarius the slayer12
- nervio25
- 6 saattir mesaj atmayan sevgili6
- dünyada en güzel kadınların yaşadığı ülke9
- türkiye kuş konferansı4
- amasra3
- oğlak burcu kadını6
- akrep kadınları4
- insanoğlu çalışmak ile lanetlenmiştir5
- cübbeli ahmet hoca3
- juggernaut3
- sonra konuşuruz diyen sevgili14
- sözlüğün sarması13
- sözlük yazarlarının ruh hali3
- anın fotoğrafı4
- akmar pasajı3
- taze fasulye yiyen erkek8
- ama4
- 100 yıl içinde ai bağımsız hareket edecek6
- pects us sus ual3
- maaş yüz yüze görüşülecektir12
- pisa 2025 sonuçları2
- nasıl bir işe bulaştığının farkında olmamak4
- mecidiyeköy den taksime yürümek3
- torpilsiz iş bulmak4
- cigarettes after sex4
- koreli erkek seven muhafazakar kız8
- sözlüğün en kültürlü yazarı14
- afd'nin lideri alice weidel2
- 9 eylül 2026 sporting lizbon galatasaray maçı24
- istanbul4
- manitasına aferin diyen erkek3
- raw fotoğraf çekmek4
- kaygılı bağlanma6
- dünyanın en güzel kadınları sivaslılardır5
- ben olmasam burası batar insanı7
- akp liler yargılansaydı6
- gocu34
- otobüste açamadığı camı kıran erkek13
- arkadaşlar çok sormuşsunuz5
- arkadaşlar yogaya başlayalım mı10
- sevilen şiir dizeleri3
- somalili kadın3
- sözlüğün en kütür kütür yazarı6
- anın görüntüsü27
- recete8
aşk değiştirir. çünkü biraz da aşık olduğun kadının/adamın zevkine göre dış görünüşünü şekillendirmeye başlarsın.
bir gün bana yürüyüşümü hiç beğenmediğini söyledi. serseri gibi, yaylana yaylana yürüyormuşum. böyle söylediğinde deli gibi sinirlendim, sen kimsin ki beni eleştiriyorsun, nasıl yürüyeceğimi sana mı sorcam vs vs. tabi ona bu öfkenin belki %10 unu ancak yansıttım, çünkü onu kaybetmek istemiyordum, ilk sevgili, toyuz daha.
bir gün saçlarımı beğenmediğini söyledi, hiç yakışmıyormuş, boynumu açıkta bırakan kısa ve kıvırcık bir modeli deneyebileceğimi söyledi. ama bu kadar nazik değildi. 'bu saçların hiç güzel değil ya, kestirsene biraz, öfff çok köylü görünüyor, kısa olsun, kıvır kıvır olsun'' diyordu. boynuma da bir fular çok iyi gidermiş. yine kızdım tabi, içten içe de üzüldüm, beni beğenmiyordu. hayır, ben böyle beğeniyorum kendimi dedim. ve bir gün eski sevgilisinin nette fotoğraflarını gördüm, boynunda fular var, her fotoğrafta boynunda fular var kadının. içimde kıyamet koptu. evet, onu unutamamıştı ve beni ona benzetmeye çalışıyordu. çocukluk işte. baya baya kahrolmuştum.
gülüşümü beğenmezdi. çok enteresan gülerdim eskiden, böyle burnumdan hava vererek tıslayarak, öyle saçma sapan bir şekilde. 'kahkaha at raison, öyle tıs tıs gülme,bırak şunu, kahkaha atışını seviyorum.''
sonuç olarak onun istediği tüm değişimleri kendime uyguladım. saçlarımı kısa kestirdim, baya hoş oldu. çevremdeki herkes bunun benim için geç kalınmış bir değişim olduğunu, ne kadar güzel olduğumu şimdi farkettiklerini söyledi. hayatımın en yoğun iltifatlarını o saçlar değişince aldım. hatta 5 yıl önce saçlarımın kesildiği gün çektiği siyah beyaz fotoğraflardan biri efsane olmuştur, bugüne kadar daha iyi göründüğüm bir fotoğrafım henüz yok. ve hala hayatımı benzer bir model saç ile devam ettiriyorum.
fular kullanma adetim hiç yoktu. bana aldığı fularları da tepki olarak hiç takmamıştım. yıllar sonra bir gün bir şekilde soğuktan korunmak amaçlı bir fular taktım, aynaya baktım, çok güzeldi, bir fransız entelektüeli gibiydim ve o günden sonra fular sık kullandığım aksesuarlarımdan biri oldu.
yürüyüşümü de değiştirdim, gülüşümü de. bir kadına yakışır şekilde yürüyorum, abartsız ama çekici bir gülüşüm oldu. yani en azından bana öyle geliyor diyeyim.*
beni değiştirmek için vargücüyle çalışan ve bunu oldukça kaba ve sert bir üslupla yapan adama karşı o zamanlar sadece sinirleniyordum. ''beni olduğum gibi sevmeli'' şeklinde bir takıntım vardı, ama aşk öyle birşey ki istemediğin şeyleri bile yaparken buluyorsun kendini. ve ben bu değişimleri gerçekleştirmek istemesinde aslında çok haklı olduğunu çok sonra anladım, ve çok uzaklardan aradan yıllar da geçmiş olsa sessizce içimden teşekkür ettim. bana bunca iyilik yaptığının farkında bile değil, bilse egosu tavan yapar, başkalarını da değiştirmek ister. anlaşılmaz derecede büyük bir özgüveni vardı, daha fazlasına ihtiyacı yok.
diyeceğim o ki, aşk değiştirir. farkında bile olmadan bambaşka görünüme sahip bir insan olup çıkabilirsin. aşkın gücüdür bu, olacak o kadar.
bir gün bana yürüyüşümü hiç beğenmediğini söyledi. serseri gibi, yaylana yaylana yürüyormuşum. böyle söylediğinde deli gibi sinirlendim, sen kimsin ki beni eleştiriyorsun, nasıl yürüyeceğimi sana mı sorcam vs vs. tabi ona bu öfkenin belki %10 unu ancak yansıttım, çünkü onu kaybetmek istemiyordum, ilk sevgili, toyuz daha.
bir gün saçlarımı beğenmediğini söyledi, hiç yakışmıyormuş, boynumu açıkta bırakan kısa ve kıvırcık bir modeli deneyebileceğimi söyledi. ama bu kadar nazik değildi. 'bu saçların hiç güzel değil ya, kestirsene biraz, öfff çok köylü görünüyor, kısa olsun, kıvır kıvır olsun'' diyordu. boynuma da bir fular çok iyi gidermiş. yine kızdım tabi, içten içe de üzüldüm, beni beğenmiyordu. hayır, ben böyle beğeniyorum kendimi dedim. ve bir gün eski sevgilisinin nette fotoğraflarını gördüm, boynunda fular var, her fotoğrafta boynunda fular var kadının. içimde kıyamet koptu. evet, onu unutamamıştı ve beni ona benzetmeye çalışıyordu. çocukluk işte. baya baya kahrolmuştum.
gülüşümü beğenmezdi. çok enteresan gülerdim eskiden, böyle burnumdan hava vererek tıslayarak, öyle saçma sapan bir şekilde. 'kahkaha at raison, öyle tıs tıs gülme,bırak şunu, kahkaha atışını seviyorum.''
sonuç olarak onun istediği tüm değişimleri kendime uyguladım. saçlarımı kısa kestirdim, baya hoş oldu. çevremdeki herkes bunun benim için geç kalınmış bir değişim olduğunu, ne kadar güzel olduğumu şimdi farkettiklerini söyledi. hayatımın en yoğun iltifatlarını o saçlar değişince aldım. hatta 5 yıl önce saçlarımın kesildiği gün çektiği siyah beyaz fotoğraflardan biri efsane olmuştur, bugüne kadar daha iyi göründüğüm bir fotoğrafım henüz yok. ve hala hayatımı benzer bir model saç ile devam ettiriyorum.
fular kullanma adetim hiç yoktu. bana aldığı fularları da tepki olarak hiç takmamıştım. yıllar sonra bir gün bir şekilde soğuktan korunmak amaçlı bir fular taktım, aynaya baktım, çok güzeldi, bir fransız entelektüeli gibiydim ve o günden sonra fular sık kullandığım aksesuarlarımdan biri oldu.
yürüyüşümü de değiştirdim, gülüşümü de. bir kadına yakışır şekilde yürüyorum, abartsız ama çekici bir gülüşüm oldu. yani en azından bana öyle geliyor diyeyim.*
beni değiştirmek için vargücüyle çalışan ve bunu oldukça kaba ve sert bir üslupla yapan adama karşı o zamanlar sadece sinirleniyordum. ''beni olduğum gibi sevmeli'' şeklinde bir takıntım vardı, ama aşk öyle birşey ki istemediğin şeyleri bile yaparken buluyorsun kendini. ve ben bu değişimleri gerçekleştirmek istemesinde aslında çok haklı olduğunu çok sonra anladım, ve çok uzaklardan aradan yıllar da geçmiş olsa sessizce içimden teşekkür ettim. bana bunca iyilik yaptığının farkında bile değil, bilse egosu tavan yapar, başkalarını da değiştirmek ister. anlaşılmaz derecede büyük bir özgüveni vardı, daha fazlasına ihtiyacı yok.
diyeceğim o ki, aşk değiştirir. farkında bile olmadan bambaşka görünüme sahip bir insan olup çıkabilirsin. aşkın gücüdür bu, olacak o kadar.
Gündemdeki Haberler
Güncel Önemli Başlıklar