bugün
- feministlerin sınırsız nafaka iptaline kızmaları13
- nervio abla22
- erkekte fizik mi giyim mi daha önemli6
- sözlükteki arkadaş çevresi6
- honda civic fd62
- satrançta at mı daha değerlidir fil mi4
- toy story 53
- teklif edip asla ısrar etmeyen insan8
- aşka inanmayan insan2
- sedat pekmez43
- astrolojiye inanan insanlara yapılan zorbalık3
- hoşlanan erkeğin adım atmama sebebi3
- sömürge valisi3
- trt'nin 2026 dünya kupasını 4k yayınlamaması2
- gençler iş beğenmiyor diyen genç patron16
- psikolog ile ilk seans2
- haklı olduğu halde susan insan7
- ıslak kek bile yapamayan kız5
- durduğun yerde terlemek2
- çok yakışıklı kaslı eğitimli cool merhametli erkek3
- süslü şirin2
- köşe başı dükkanlar erotik shop olsun11
- mustafa çiftçi3
- türkiye'de iyi bir insan olmak11
- kitaplıktan ödünç kitap vermemek2
- anhedonist3
- geceye bir şarkı bırak3
- 25 yıllık akp iktidarından çıkarılacak ders12
- cedidacer'in fenerbahçeli bir ezik olması19
- bir insana yapılabilecek en büyük kötülük19
- islam hristiyanlık ve musevilik2
- yo yo ma2
- yapay zeka sözlük moderatörü4
- yuvarlak hatlar3
- seküler erkek muhafazakar kız birlikteliği7
- vücut geliştirmenin sandığından da zor olması3
- evli insanların bekarlara sen de evlen baskısı5
- hiç gelmeyecek birini beklemek9
- bir binanın içinde hayalen dolaşmak3
- sözlükte hic tayt giyen kız olmaması9
- chp'nin hali ne olacak34
- 6'ncı nesil uçakta dünyada söz sahibi olmamız11
- her gün içsem bıkmam içecekleri6
- başkalarının mutluluklarını izlemekten bıkmak2
- sanatçılardan kılıçdaroğluna büyük tokat5
- kadınların beğenilme arzusu ve ilgi açlığı4
- theron2
- müsavat dervişoğlu4
- m r e r e c t o21
- türk erkeği azerbaycan kızı evliliği7
--spoiler--
Bu filmde anlatılanlar, yaşanmış olayların yeniden harmanlanmasıdır. Onlar, kan, ateş ve gözyaşı içinde, duvarların karanlığında ışığı ve suyu aramışlardı... Bu filmi onlara, el yordamı ile ışığı ve suyu arayan küçük arkadaşlarıma adıyorum."
( Yılmaz Güney )
Kadınlar ve erkekler, adli ve siyasi tutuklular,
ve çocuklar, çocuk koğuşu; hapishanenin köleleri.
Dördüncü koğuşun çocukları. Dördüncü koğuşun çocuklarının sefaleti. işte koğuşun kırık camları, hırsızları, katilleri, terk edilmiş çocukları...
Ay...incecik kavun dilimi gibi ay...umut ve özlem... Şişko'nun, Şaban'ın ve diğer çocukların elleri tanrıya doğru açılır. Derler ki, yeni ayı ilk gördüğünde dua eder ve dilek tutarsan, tanrı bunları yerine getirir. Çocukların hepsi tek bir dilek tutarlar: " Allah'ım beni daha iyi bir hapishaneye yolla." "Beni de Allah'ım."
Tüm çocukların dilek ve arzuları budur: daha iyi bir cezaevi. Buraya artık dayanamıyorlar. Şiddet, Dördüncü koğuşun angaryaları onları tüketmiş. Her şeyi kabul etmek zorundalar.Temizlik, mutfak işleri, kömür ve çöp taşıma, kısaca cezaevinin tüm angaryası onların eline bakar... Dayak, baskılar...onlar geçekten cezaevinin kölesidirler. Ancak umutları tükenmez. Başka bir cezaevine gitmeyi başarmalıdırlar...
--spoiler--
--spoiler--
"Duvar"ın çekim öyküsünü Yılmaz Güney şu şekilde anlatıyor: " Arkadaş filminden beri tamamen benim yaptığım ilk film bu. Kelimenin dar anlamıyla politik bir film yapmak istiyordum; propaganda yapmak, sloganlar haykırmak istemiyordum. istediğim; konunun günümüz Türkiye'si olması ve orda kalmasıydı. 1980 darbesinden beri 40 kadar ölüm cezası infaz edildi, binlerce kişi halen hapiste; o halde hapishaneyi anlatmak bir yerde Türkiye'yi anlatmak demekti, filme Türkiye'yi koymak demekti."
Güney, filmde olayları dolaylı olarak anlatma yolunu seçmiş. Hapishane gerçeğine onların gözüyle bakabilmek için filmin can alıcı noktasına başta çocuklar olmak üzere yetişkinleri de koymuş. Filmin salt bir propaganda aracı olarak değerlendirilmemesi için sanatsal bir anlatım arayışına gitmiş.
Senaryo yazmayı hapishanede öğrendiğini söyleyen Yılmaz, "Duvar"da önceki filmlerindeki, hikayeyi zaman sırasına göre çekme metodu ile, herşeyin önceden inceden inceye planlandığı senaryolar metodunun karışımını kullanmış. Çok ayrıntılı, oldukça iyi planlanmış bir senaryoya sahip olmakla beraber, bu senaryonun esiri olmamaya çalışarak, çekimler sırasında değişikliklere gitmiş. Özetle, "Duvar", miksaj aşamasına kadar kendi hayatını yaşamış.
--spoiler--
Bu filmde anlatılanlar, yaşanmış olayların yeniden harmanlanmasıdır. Onlar, kan, ateş ve gözyaşı içinde, duvarların karanlığında ışığı ve suyu aramışlardı... Bu filmi onlara, el yordamı ile ışığı ve suyu arayan küçük arkadaşlarıma adıyorum."
( Yılmaz Güney )
Kadınlar ve erkekler, adli ve siyasi tutuklular,
ve çocuklar, çocuk koğuşu; hapishanenin köleleri.
Dördüncü koğuşun çocukları. Dördüncü koğuşun çocuklarının sefaleti. işte koğuşun kırık camları, hırsızları, katilleri, terk edilmiş çocukları...
Ay...incecik kavun dilimi gibi ay...umut ve özlem... Şişko'nun, Şaban'ın ve diğer çocukların elleri tanrıya doğru açılır. Derler ki, yeni ayı ilk gördüğünde dua eder ve dilek tutarsan, tanrı bunları yerine getirir. Çocukların hepsi tek bir dilek tutarlar: " Allah'ım beni daha iyi bir hapishaneye yolla." "Beni de Allah'ım."
Tüm çocukların dilek ve arzuları budur: daha iyi bir cezaevi. Buraya artık dayanamıyorlar. Şiddet, Dördüncü koğuşun angaryaları onları tüketmiş. Her şeyi kabul etmek zorundalar.Temizlik, mutfak işleri, kömür ve çöp taşıma, kısaca cezaevinin tüm angaryası onların eline bakar... Dayak, baskılar...onlar geçekten cezaevinin kölesidirler. Ancak umutları tükenmez. Başka bir cezaevine gitmeyi başarmalıdırlar...
--spoiler--
--spoiler--
"Duvar"ın çekim öyküsünü Yılmaz Güney şu şekilde anlatıyor: " Arkadaş filminden beri tamamen benim yaptığım ilk film bu. Kelimenin dar anlamıyla politik bir film yapmak istiyordum; propaganda yapmak, sloganlar haykırmak istemiyordum. istediğim; konunun günümüz Türkiye'si olması ve orda kalmasıydı. 1980 darbesinden beri 40 kadar ölüm cezası infaz edildi, binlerce kişi halen hapiste; o halde hapishaneyi anlatmak bir yerde Türkiye'yi anlatmak demekti, filme Türkiye'yi koymak demekti."
Güney, filmde olayları dolaylı olarak anlatma yolunu seçmiş. Hapishane gerçeğine onların gözüyle bakabilmek için filmin can alıcı noktasına başta çocuklar olmak üzere yetişkinleri de koymuş. Filmin salt bir propaganda aracı olarak değerlendirilmemesi için sanatsal bir anlatım arayışına gitmiş.
Senaryo yazmayı hapishanede öğrendiğini söyleyen Yılmaz, "Duvar"da önceki filmlerindeki, hikayeyi zaman sırasına göre çekme metodu ile, herşeyin önceden inceden inceye planlandığı senaryolar metodunun karışımını kullanmış. Çok ayrıntılı, oldukça iyi planlanmış bir senaryoya sahip olmakla beraber, bu senaryonun esiri olmamaya çalışarak, çekimler sırasında değişikliklere gitmiş. Özetle, "Duvar", miksaj aşamasına kadar kendi hayatını yaşamış.
--spoiler--
Gündemdeki Haberler
güncel Önemli Başlıklar
