bugün
- sözlük kızlarının çorapları10
- nervio'ya evlenme teklif etmek30
- sözlükte götü çok kaldırılmış kızlar8
- bir sözlük kızının çoraplarını hediye olarak almak8
- bir sözlük erkeğine patik hediye etmek7
- rusyada neden kızlar şımarık değil sorunsalı8
- ıspartalıları sevmemek4
- nervio'nun peşinden koşan yazarlar9
- 26 ekim 2026 galatasaray fenerbahçe maçı75
- binyamin netanyahu6
- mutlu günleri beklemek4
- evlenecek 35 40 yaşlarında kadın aramak4
- sözlük erkeklerinin çok havalı olması3
- okuduğu kitaplardan bilgiler vermek4
- en son ne aldınız13
- paçoz sözlük yazarı3
- kitapçıda dakikalarca vakit geçiren dallama7
- 27 ekim 2026 borussia dortmund werder bremen maçı3
- sözlükte kimseye zararı olmayan yazar17
- emir ismed buhari hazretleri3
- instagram da artan erotizm sebebi10
- terlemeden sevişmek3
- vajinaya dil atmak12
- gammazlar göreve4
- nervio abla13
- yaşam koçu3
- sinemada yiyişen sevgililer9
- dudaktan öpüşmek neden seksle bağlantılı9
- bir kadının iç dünyasına aşık olmak2
- ayak sevecek kadar abaza olmak10
- sözlükteki gizli geyi ifşalıyorum13
- kars ardahan ığdır5
- ümit kocasakal20
- birbiriyle çiftleşecek uludağ sözlük yazarları12
- kuru amlı10
- xvala bere3
- ayağa boşmalmak10
- akşama boş ev lazım diye arayan insan2
- çay demlemek istediğiniz yazar2
- 2026 baro seçimleri3
- uludağ sözlük te yazar olabilme kriterleri4
- aile terapisti2
- uyuyan çocuğu uyandırmak4
- insan olmaya ceyrek kala5
- seri oylayınca hoşlanıyor sanan tipler8
- nervio tarzı entry girmek24
- galatasaray'ın fenere koyması normalleşmesi6
- kitap okumanın hiçbir faydasının olmaması19
- başlayabilmek5
- 27 ekim 2026 hamburg eintracht frankfurt maçı2
--spoiler--
Bu filmde anlatılanlar, yaşanmış olayların yeniden harmanlanmasıdır. Onlar, kan, ateş ve gözyaşı içinde, duvarların karanlığında ışığı ve suyu aramışlardı... Bu filmi onlara, el yordamı ile ışığı ve suyu arayan küçük arkadaşlarıma adıyorum."
( Yılmaz Güney )
Kadınlar ve erkekler, adli ve siyasi tutuklular,
ve çocuklar, çocuk koğuşu; hapishanenin köleleri.
Dördüncü koğuşun çocukları. Dördüncü koğuşun çocuklarının sefaleti. işte koğuşun kırık camları, hırsızları, katilleri, terk edilmiş çocukları...
Ay...incecik kavun dilimi gibi ay...umut ve özlem... Şişko'nun, Şaban'ın ve diğer çocukların elleri tanrıya doğru açılır. Derler ki, yeni ayı ilk gördüğünde dua eder ve dilek tutarsan, tanrı bunları yerine getirir. Çocukların hepsi tek bir dilek tutarlar: " Allah'ım beni daha iyi bir hapishaneye yolla." "Beni de Allah'ım."
Tüm çocukların dilek ve arzuları budur: daha iyi bir cezaevi. Buraya artık dayanamıyorlar. Şiddet, Dördüncü koğuşun angaryaları onları tüketmiş. Her şeyi kabul etmek zorundalar.Temizlik, mutfak işleri, kömür ve çöp taşıma, kısaca cezaevinin tüm angaryası onların eline bakar... Dayak, baskılar...onlar geçekten cezaevinin kölesidirler. Ancak umutları tükenmez. Başka bir cezaevine gitmeyi başarmalıdırlar...
--spoiler--
--spoiler--
"Duvar"ın çekim öyküsünü Yılmaz Güney şu şekilde anlatıyor: " Arkadaş filminden beri tamamen benim yaptığım ilk film bu. Kelimenin dar anlamıyla politik bir film yapmak istiyordum; propaganda yapmak, sloganlar haykırmak istemiyordum. istediğim; konunun günümüz Türkiye'si olması ve orda kalmasıydı. 1980 darbesinden beri 40 kadar ölüm cezası infaz edildi, binlerce kişi halen hapiste; o halde hapishaneyi anlatmak bir yerde Türkiye'yi anlatmak demekti, filme Türkiye'yi koymak demekti."
Güney, filmde olayları dolaylı olarak anlatma yolunu seçmiş. Hapishane gerçeğine onların gözüyle bakabilmek için filmin can alıcı noktasına başta çocuklar olmak üzere yetişkinleri de koymuş. Filmin salt bir propaganda aracı olarak değerlendirilmemesi için sanatsal bir anlatım arayışına gitmiş.
Senaryo yazmayı hapishanede öğrendiğini söyleyen Yılmaz, "Duvar"da önceki filmlerindeki, hikayeyi zaman sırasına göre çekme metodu ile, herşeyin önceden inceden inceye planlandığı senaryolar metodunun karışımını kullanmış. Çok ayrıntılı, oldukça iyi planlanmış bir senaryoya sahip olmakla beraber, bu senaryonun esiri olmamaya çalışarak, çekimler sırasında değişikliklere gitmiş. Özetle, "Duvar", miksaj aşamasına kadar kendi hayatını yaşamış.
--spoiler--
Bu filmde anlatılanlar, yaşanmış olayların yeniden harmanlanmasıdır. Onlar, kan, ateş ve gözyaşı içinde, duvarların karanlığında ışığı ve suyu aramışlardı... Bu filmi onlara, el yordamı ile ışığı ve suyu arayan küçük arkadaşlarıma adıyorum."
( Yılmaz Güney )
Kadınlar ve erkekler, adli ve siyasi tutuklular,
ve çocuklar, çocuk koğuşu; hapishanenin köleleri.
Dördüncü koğuşun çocukları. Dördüncü koğuşun çocuklarının sefaleti. işte koğuşun kırık camları, hırsızları, katilleri, terk edilmiş çocukları...
Ay...incecik kavun dilimi gibi ay...umut ve özlem... Şişko'nun, Şaban'ın ve diğer çocukların elleri tanrıya doğru açılır. Derler ki, yeni ayı ilk gördüğünde dua eder ve dilek tutarsan, tanrı bunları yerine getirir. Çocukların hepsi tek bir dilek tutarlar: " Allah'ım beni daha iyi bir hapishaneye yolla." "Beni de Allah'ım."
Tüm çocukların dilek ve arzuları budur: daha iyi bir cezaevi. Buraya artık dayanamıyorlar. Şiddet, Dördüncü koğuşun angaryaları onları tüketmiş. Her şeyi kabul etmek zorundalar.Temizlik, mutfak işleri, kömür ve çöp taşıma, kısaca cezaevinin tüm angaryası onların eline bakar... Dayak, baskılar...onlar geçekten cezaevinin kölesidirler. Ancak umutları tükenmez. Başka bir cezaevine gitmeyi başarmalıdırlar...
--spoiler--
--spoiler--
"Duvar"ın çekim öyküsünü Yılmaz Güney şu şekilde anlatıyor: " Arkadaş filminden beri tamamen benim yaptığım ilk film bu. Kelimenin dar anlamıyla politik bir film yapmak istiyordum; propaganda yapmak, sloganlar haykırmak istemiyordum. istediğim; konunun günümüz Türkiye'si olması ve orda kalmasıydı. 1980 darbesinden beri 40 kadar ölüm cezası infaz edildi, binlerce kişi halen hapiste; o halde hapishaneyi anlatmak bir yerde Türkiye'yi anlatmak demekti, filme Türkiye'yi koymak demekti."
Güney, filmde olayları dolaylı olarak anlatma yolunu seçmiş. Hapishane gerçeğine onların gözüyle bakabilmek için filmin can alıcı noktasına başta çocuklar olmak üzere yetişkinleri de koymuş. Filmin salt bir propaganda aracı olarak değerlendirilmemesi için sanatsal bir anlatım arayışına gitmiş.
Senaryo yazmayı hapishanede öğrendiğini söyleyen Yılmaz, "Duvar"da önceki filmlerindeki, hikayeyi zaman sırasına göre çekme metodu ile, herşeyin önceden inceden inceye planlandığı senaryolar metodunun karışımını kullanmış. Çok ayrıntılı, oldukça iyi planlanmış bir senaryoya sahip olmakla beraber, bu senaryonun esiri olmamaya çalışarak, çekimler sırasında değişikliklere gitmiş. Özetle, "Duvar", miksaj aşamasına kadar kendi hayatını yaşamış.
--spoiler--
Gündemdeki Haberler
Güncel Önemli Başlıklar