bugün
- karton toplayan prenses ve yedi penisler7
- laikliğin halka sorulmadan getirilmesi25
- mokv geldi mi7
- kadınların aradığı erkek modeli11
- bu ülkede pezevenkler kemalisttir18
- üstteki yazar hakkında fikrini söyle31
- özel'in talebiyle zeyrek'e 950 bin euro verdim15
- kendi değerini başkalarının gözünden ölçen insan8
- güne iyi başlatan şeyler3
- emlak katılım'ın halka arzı ve banka birleşmesi2
- gül gibi kız olma kriterleri9
- haça gerilmek3
- sözlükte kaos2
- 7 haziran 2026 venezuela türkiye maçı6
- feyza civelek2
- 5 haziran 2026 san marino bangladeş maçı2
- bakir yazarlar2
- her gün mastürbasyon yapmak hastalıklı mıdır7
- penis deliğinden içeri giren kene10
- üniversite hayatı8
- deniz görmeden yaşayamam insanı2
- en gey özelliğiniz10
- kürtlerin vatan haini olmakla haklı olması4
- otomatik vites araba kullanan erkek3
- mesai bittiği gibi çıkmanın ayıp sayılması8
- tatile çıkılmayacak arkadaş tipleri4
- sevgilinin en yakın arkadaşı ile yatmak5
- memurların asgari ücret alması5
- nivea caring beauty3
- yakışıklı olmanın zararları5
- bir hatunu kıvama getirip yatağa atmak7
- göt deliği yalatmak11
- ilk buluşmada sakso çekmeye yeltenen kız7
- bütün davranışların şaklabanlık olması2
- ali cabbar5
- anın görüntüsü27
- admin de insan3
- ilişkilerin flörte dönüşememe sebebi3
- bu dünyaya çocuk getirmek17
- 50 bin dolara götünü açarak çarşıda koşar mısın4
- tinder'dan hatun düşürmek4
- sokakta kedi görünce akla nervio'nun gelmesi3
- günü gününe uymamak5
- evlilik masrafları14
- gocu ve ktç'yi üst üste koymak4
- 5 haziran 20264
- chp'nin en kötü genel başkanı6
- gelmiş geçmiş en iyi stoper7
- altın bozdurup araba alınır mı2
- kürdistan kurulursa huzurun geleceği gerçeği3
okula başladığım ilk gününün ilk dersinin hocası...
ilk gün zaten kimse kimseyi tanımıyor, gurbetten üniversite okumaya gelmişim, yurtta o gece salak bi çöm şakasına kurban gitmişim, korkuyorum, bi yandan da seviniyorum; ama sevinemiyorum. "bu ne lan böyle okul, böyle bina mı olur?" diyorum. derken d bilmem ne anfisine girdik. anfide pencere yok gibi bişey! anfinin kürsüsünün arkasında ne idüğü belli olmayan bi kapı... içeri şişmanca ciddi bi adam girer... o sırada bizim sınıfın kızları yeni tanışıyo, yazık kızın biri orda gülüverdi... sen misin o gülen?!? "bu sınıfta bi daha son gülüşünüz olur! atarım!" (tempo: unakıtan babanın "babalar gibi satarım!" ama yüz ifadesi çok sert...) hoca devam ediyor: (tempo: yavaş) "bu sınıfta ben espri yaparım, ben gülerim, siz gülemezsiniz! atarım, gereği neyse yaparım!" birbirini daha sonra tanıyacak arkadaşlar birbirine "nooluyo lan?" dercesine bakınır... hoca devam eder: "geçen yıl salak bi kız aynı böyle gülüyordu, yüzüne karşı birşeyler söyledim. hala daha gülüyordu, sonra dışarı çıktı, kendini tuvalete kapatmış ağlıyordu!" "allah allah!" diyorum içimden, " şimdi ayvayı yedik..." sonra "aileniz olmasa benim gözümde pul kadar bile değeriniz yok. ben sevilmem bu okulda öğrenciler tarafından. siz de sevmeyeceksiniz, sevmenizi de beklemiyorum zaten! zaten ben de sizi sevmiyorum!" diyen, beni benden eden, ilk yıl okuldan nefret etme sürecinde etkin rol oynamış hocam, hocamız... herşeye rağmen garip bi şekilde saygı ve sevgi duyguları beslerim kendilerine. dördüncü sınıfa geldim, hala matematik alıyorum. derslerine hiçbir zaman konsantre olamadım. bize baktığı zaman ondan korkuyorum, ben bile... bu yüzden hiçbir sezon derslerine düzenli devam edemedim ama bu yıl son sınıftır... (bkz: joseph joseph) son sınıfta hakkaten öğrenci bırakmayan hocadır. (bkz: temenni etmek)
bi keresinde okulun önünden 670'e bi keresinde de 514'e bindiğini gördüm. o zaman daha bi saygı duydum kendisine nedense...
ilk gün zaten kimse kimseyi tanımıyor, gurbetten üniversite okumaya gelmişim, yurtta o gece salak bi çöm şakasına kurban gitmişim, korkuyorum, bi yandan da seviniyorum; ama sevinemiyorum. "bu ne lan böyle okul, böyle bina mı olur?" diyorum. derken d bilmem ne anfisine girdik. anfide pencere yok gibi bişey! anfinin kürsüsünün arkasında ne idüğü belli olmayan bi kapı... içeri şişmanca ciddi bi adam girer... o sırada bizim sınıfın kızları yeni tanışıyo, yazık kızın biri orda gülüverdi... sen misin o gülen?!? "bu sınıfta bi daha son gülüşünüz olur! atarım!" (tempo: unakıtan babanın "babalar gibi satarım!" ama yüz ifadesi çok sert...) hoca devam ediyor: (tempo: yavaş) "bu sınıfta ben espri yaparım, ben gülerim, siz gülemezsiniz! atarım, gereği neyse yaparım!" birbirini daha sonra tanıyacak arkadaşlar birbirine "nooluyo lan?" dercesine bakınır... hoca devam eder: "geçen yıl salak bi kız aynı böyle gülüyordu, yüzüne karşı birşeyler söyledim. hala daha gülüyordu, sonra dışarı çıktı, kendini tuvalete kapatmış ağlıyordu!" "allah allah!" diyorum içimden, " şimdi ayvayı yedik..." sonra "aileniz olmasa benim gözümde pul kadar bile değeriniz yok. ben sevilmem bu okulda öğrenciler tarafından. siz de sevmeyeceksiniz, sevmenizi de beklemiyorum zaten! zaten ben de sizi sevmiyorum!" diyen, beni benden eden, ilk yıl okuldan nefret etme sürecinde etkin rol oynamış hocam, hocamız... herşeye rağmen garip bi şekilde saygı ve sevgi duyguları beslerim kendilerine. dördüncü sınıfa geldim, hala matematik alıyorum. derslerine hiçbir zaman konsantre olamadım. bize baktığı zaman ondan korkuyorum, ben bile... bu yüzden hiçbir sezon derslerine düzenli devam edemedim ama bu yıl son sınıftır... (bkz: joseph joseph) son sınıfta hakkaten öğrenci bırakmayan hocadır. (bkz: temenni etmek)
bi keresinde okulun önünden 670'e bi keresinde de 514'e bindiğini gördüm. o zaman daha bi saygı duydum kendisine nedense...
Gündemdeki Haberler
güncel Önemli Başlıklar
