bugün
- sivilce için deneyimli yazar tavsiyeleri47
- 19 eylül 2026 trabzonspor galatasaray maçı29
- claudian clouds33
- yaşanmamışların yası6
- buzdolabının kapağını açıp boş boş bakmak5
- kültür2
- en iyi vampir filmi4
- insan ne ister5
- yazarların akşam yemekleri6
- okulda zil sesinin felsefi anlamı3
- cumartesi gecesi sıkıcılığı4
- en iyi kurt adam filmi3
- cok da abartmaya gerek uok6
- intothenirvana2
- kadınlar7
- gece sokak kedileri tarafından saldırılmak4
- sözlük kızlarının kekleri24
- arkadaşlar ben olmasam ne yaparsınız7
- fusya semsiyeli yabanci'nın gerçek kimliği7
- anın görüntüsü25
- gary oldman2
- gocu'nun tınlamıyorım deyip yan hesaba geçmesi7
- the crow2
- true'nun engelli olması6
- çirkin2
- başkalarının istediği gibi yaşamak4
- meriç dükalığı8
- okan buruk9
- ermeni alfabesi2
- annem2
- allah11
- galatahahahahahaha3
- sevdiğiniz yazarlar8
- islamda namaz yoktur30
- sarapci koala hatayi33
- sevgilisi yüzünden engelli kardeşini öldüren kız7
- true ile tatlı sert3
- günlük2
- fusya semsiyeli yabanci22
- kürdistan10
- ankara da yeni nesil suç örgütleri operasyonu2
- dantelli sütyen takan erkek12
- ak partililerin apoya villa yaptırması36
- sözlükte kimin idamına evet dersiniz6
- mazotun yarım litresi 50 tl28
- önyargı2
- true ve g'i l d'e d l'i l y birlikteliği4
- tai lung8
- ölümden korkuyor musunuz17
- morkstar2
insana çok tuhaf hissettiriyor bak. hümanist bir insanım. yani kısmen. kendimce hümanistim diyeyim; hiçkimseye önyargıyla yaklaşmam herkesi kucaklarım. ne kolpa bi açıklama oldu yahu bu. önyargıyla yaklaşmak bence en büyük zülm en büyük katliamdır bana göre insana yapılan. her neyse efendim ne diyorduk? takip edilmek. insana kelimenin tam anlamıyla tuhaf hissettiriyor. kendisine yabancı duygular, anlatabildim mi?
daha geçen gün eminönü'nden karaköy'e ordan tekrar eminönü'ne doğru yürüyorum. eminönü-karaköy delisiyim ben öyle boş zamanımda eminönü-karaköy seferi yapıyorum aklsfjaf. hah neyse. böyle hem yürüyor hem de fotoğraf çekmeye çalışıyorum, cidden çalışıyorum ama aç parantez sokakta, elinde yarı-tam profesyonel makineyle dolaşan birine rastlayan insanlar öcü görmüş gibi bakıyorlar maalesef birçok sebepten ötürü bu hale gelmişler o bambaşka bir tartışma konusudur kapa parantez, böyle yürürken de yanımdan bir adam geçti kulağında telefon. bi an kesiştik. sonra ilerlemeye devam ettim ben. galata'ya doğru ilerliyorum. ensemde birinin bakışlarını hissediyorum bi yandan da ama öyle çok da şeyapmıyorum, hissediyorsun ya biri seni dikizlediğinde, neyse sonra bir böyle varla yok arası bi ses, "meraba" dedi biri. oralı olmadım yine. ama farkettim az önceki telefonla konuşan adamdı o. hala beni izlemeye devam edince, döndüm kendisine " buyrun bi'şey mi soracaktınız ?" dedim. bir problem mi var kardeşim babında. "isminiz denn... ayşe mi isminiz? bi tanıdığa benzettim de." dedi. yok dedim ismim ayşe değil. kusura bakmayın, rahatsız ettim dedi, mühim değil dedim yürüdüm gittim. köprüdeyim. efendim orda da takıldım biraz. telefonla konuşurken birden kafamı çevirdim bir de ne göreyim.. adam orda köprüde, oturmuş beni bekliyor hayvanat. bi sinirlendim, bi sinirlendim. ulan dedim bi kez de normal birine rastlayayım arkakadş istanbullu hep mi zırdeliye bağlar anlamadım ben bu işi. önünden yürüdüm geçtim sırıtıyor adam da. manyak mıdır nedir. içimden de bi polis görürsem şikayet edeyim bari diyorum. ki polisleri de sevmem. bu adama karşı içimde önlenemez bi öfke peydah oldu. sapık mıdır, deli midir divane midir neyse artık böyle topuklu aykabım olsa kafasına kafasına vururdum. o derece sinirlendim. stres oldum.
hasılı, çok uzattım farkındayım, takip edilmek benim bünyemde, böyle sinir stres meydana getiriyor. böyle dövesim filan geliyor takip eden insanı. o zaman rahatlarmışım gibi geliyor, her şey çözülecekmiş gibi. bilmiyorum. böyle işte.
daha geçen gün eminönü'nden karaköy'e ordan tekrar eminönü'ne doğru yürüyorum. eminönü-karaköy delisiyim ben öyle boş zamanımda eminönü-karaköy seferi yapıyorum aklsfjaf. hah neyse. böyle hem yürüyor hem de fotoğraf çekmeye çalışıyorum, cidden çalışıyorum ama aç parantez sokakta, elinde yarı-tam profesyonel makineyle dolaşan birine rastlayan insanlar öcü görmüş gibi bakıyorlar maalesef birçok sebepten ötürü bu hale gelmişler o bambaşka bir tartışma konusudur kapa parantez, böyle yürürken de yanımdan bir adam geçti kulağında telefon. bi an kesiştik. sonra ilerlemeye devam ettim ben. galata'ya doğru ilerliyorum. ensemde birinin bakışlarını hissediyorum bi yandan da ama öyle çok da şeyapmıyorum, hissediyorsun ya biri seni dikizlediğinde, neyse sonra bir böyle varla yok arası bi ses, "meraba" dedi biri. oralı olmadım yine. ama farkettim az önceki telefonla konuşan adamdı o. hala beni izlemeye devam edince, döndüm kendisine " buyrun bi'şey mi soracaktınız ?" dedim. bir problem mi var kardeşim babında. "isminiz denn... ayşe mi isminiz? bi tanıdığa benzettim de." dedi. yok dedim ismim ayşe değil. kusura bakmayın, rahatsız ettim dedi, mühim değil dedim yürüdüm gittim. köprüdeyim. efendim orda da takıldım biraz. telefonla konuşurken birden kafamı çevirdim bir de ne göreyim.. adam orda köprüde, oturmuş beni bekliyor hayvanat. bi sinirlendim, bi sinirlendim. ulan dedim bi kez de normal birine rastlayayım arkakadş istanbullu hep mi zırdeliye bağlar anlamadım ben bu işi. önünden yürüdüm geçtim sırıtıyor adam da. manyak mıdır nedir. içimden de bi polis görürsem şikayet edeyim bari diyorum. ki polisleri de sevmem. bu adama karşı içimde önlenemez bi öfke peydah oldu. sapık mıdır, deli midir divane midir neyse artık böyle topuklu aykabım olsa kafasına kafasına vururdum. o derece sinirlendim. stres oldum.
hasılı, çok uzattım farkındayım, takip edilmek benim bünyemde, böyle sinir stres meydana getiriyor. böyle dövesim filan geliyor takip eden insanı. o zaman rahatlarmışım gibi geliyor, her şey çözülecekmiş gibi. bilmiyorum. böyle işte.
Gündemdeki Haberler
Güncel Önemli Başlıklar