bugün
- mastürbasyon yapmayı unutmayın10
- çekingen nazik saygılı erkek sevilir mi sorusu13
- yeni parti24
- seri gizli artı oy veren melek8
- sedat peker'e küfür etmek6
- lamine yamal için sevgilisini terk eden kız5
- din olmadan ahlak temellendirilemez10
- true vs yagmurcu12
- güzel olmak vs tatlı olmak4
- kızların keko erkek seviyoruz demesi13
- diamond bosphorus10
- sözlükte galiba kavga olmuş hissi6
- kola ile sigara icmek4
- zafer partisi neden düştü8
- cumhuriyet halk partisi10
- kemalizmin gericilik olması7
- lionel messi vs lamine yamal2
- arkadaşlar yeni aldığım şarj cihazıma bakın8
- gül gibi efendi erkek10
- yakışıklı bir erkekle öpüşmek7
- ahmet sezer bey birader birader bey2
- kız kardeşimi tandırda yaktılar3
- g'i l d'e d l'i l y14
- süper lig'e gelen yeni kurallar4
- sözlük tipsizlerinin fotoğrafları3
- muslettin amca11
- devlet fraksiyonlarıyla solcuların ayrılması lazım2
- recep tayyip erdoğan10
- uludağ itiraf4
- escorta giden erkek8
- bu koyden olsam ne olacak4
- chp dönemi bitti5
- ben geldim kerkenezler18
- askeri hastanesi olmayan nato ülkesi3
- evlilik güzeldir dizisi2
- ardaya yüzmeye gitmek5
- bir escortu etkilemek mümkün müdür sorusu4
- bisiklet sürerken kızlık zarı yırtılan kız13
- lamine yamal3
- dişçiye gitmek9
- velvet36
- tenhalarda kendimizden geçemedik2
- bayandan nasıl istenir5
- habire1233
- sevilen kadının bu bir emirdir bip beni demesi5
- türkiye de amerikan futbolu oynamak3
- üvey anneannem oğlunu abukat oğlum diye severdi4
- evliliğin aslında bir çıkar ilişkisi olması5
- sözlükten bir kızla sevişmek4
- pipisi 18 cm olan erkek4
aslında biraz araştırınca sadece basit bir kıraathane eğlencesi olmadığı öğrenilen oyun. tavlanın satrançtan ayıran nokta -hayatımızda da olan- şans faktörünü de zar ile oyuna dahil etmesidir.
severim, yıllardır oynarım. yine bir gün sultanahmet'de kuzenimle birlikte halı mağazasının önünde açtık, tabureleri koyduk oynuyoruz. hem dükkan boş olduğunda eğlence, esnaf muhabbeti hem de gelen geçen turistin de dikkatini çekip dükkana müşteri çekme durumu oluyor. *
boş olan 3. tabureye yaşlı bir amca geldi, selam verip oturdu. oyunu izlemeye başladı. izledi... izledi... konuşmaya başlayınca azeri olduğunu, biraz daha konuşunca azerbeycan'da tavla turnuvalarında hakemlik bile yaptığını öğrendik. amcanın dolu bir adam olduğu belliydi muhabbetinden.
-"tavlanın ehemmiyetini biler misiniz?" dedi. bilmiyoruz dememizle hikayesini * anlatmaya başladı; *
- zamanında orduda yaralanan asker cephede bırakılır, savaşa devam edilir, gerekli ehemmiyet verilmezmiş. mete han ordusunu toplayıp içlerinden tavlayı en iyi oynayan 2 kişi çıkartmış. önlerine bir tavla koyup oynamalarını istemiş. askerler oynamışlar, kazananı yanına çağırıp sormuş; "bu oyunun amacı neydi, ne öğrendin?". asker cevap verememiş. daha sonra 2 kişi daha çağırıp tavla oynamalarını istemiş. kazanana yine sormuş, yine cevap yok. tekrar tekrar aynı döngü sürmüş, kimse bilememiş. sonra mete orduyu toplayıp anlatmış.
"bu oyun bir savaş, her pul bir askerdir. beraberce hareket edilir. eğer bir pulunuzu rakip kırarsa; yani bir arkadaşınız cephede yaralanırsa onu alıp güvenli bir yere koymadan hareket edemez, diğer pulları hareket ettiremezsiniz. bundan sonra savaşta yaralanan arkadaşlarını bırakıp devam etmeyin." demiş ve o günden sonra yaralananlar cephede bırakılmamaya başlanmış.
ayrıca ilk olarak amcadan duyduğum, sözlüğe bakınca öğrendiğim özellikleri de varmış tavlanın.
15 açık-15 koyu pul- 1 ay olan 30 günün yarısının gece, yarısının gündüz olduğunu,
karşılıklı 12 hane toplam 24- 1 gün 24 saattir
karşılıklı 6 hane toplamda 12- 1 yıl 12 aydır
toplam 4 bölme vardır- 1 yılda 4 mevsim vardır.
-amcanın yalancısıyım-
severim, yıllardır oynarım. yine bir gün sultanahmet'de kuzenimle birlikte halı mağazasının önünde açtık, tabureleri koyduk oynuyoruz. hem dükkan boş olduğunda eğlence, esnaf muhabbeti hem de gelen geçen turistin de dikkatini çekip dükkana müşteri çekme durumu oluyor. *
boş olan 3. tabureye yaşlı bir amca geldi, selam verip oturdu. oyunu izlemeye başladı. izledi... izledi... konuşmaya başlayınca azeri olduğunu, biraz daha konuşunca azerbeycan'da tavla turnuvalarında hakemlik bile yaptığını öğrendik. amcanın dolu bir adam olduğu belliydi muhabbetinden.
-"tavlanın ehemmiyetini biler misiniz?" dedi. bilmiyoruz dememizle hikayesini * anlatmaya başladı; *
- zamanında orduda yaralanan asker cephede bırakılır, savaşa devam edilir, gerekli ehemmiyet verilmezmiş. mete han ordusunu toplayıp içlerinden tavlayı en iyi oynayan 2 kişi çıkartmış. önlerine bir tavla koyup oynamalarını istemiş. askerler oynamışlar, kazananı yanına çağırıp sormuş; "bu oyunun amacı neydi, ne öğrendin?". asker cevap verememiş. daha sonra 2 kişi daha çağırıp tavla oynamalarını istemiş. kazanana yine sormuş, yine cevap yok. tekrar tekrar aynı döngü sürmüş, kimse bilememiş. sonra mete orduyu toplayıp anlatmış.
"bu oyun bir savaş, her pul bir askerdir. beraberce hareket edilir. eğer bir pulunuzu rakip kırarsa; yani bir arkadaşınız cephede yaralanırsa onu alıp güvenli bir yere koymadan hareket edemez, diğer pulları hareket ettiremezsiniz. bundan sonra savaşta yaralanan arkadaşlarını bırakıp devam etmeyin." demiş ve o günden sonra yaralananlar cephede bırakılmamaya başlanmış.
ayrıca ilk olarak amcadan duyduğum, sözlüğe bakınca öğrendiğim özellikleri de varmış tavlanın.
15 açık-15 koyu pul- 1 ay olan 30 günün yarısının gece, yarısının gündüz olduğunu,
karşılıklı 12 hane toplam 24- 1 gün 24 saattir
karşılıklı 6 hane toplamda 12- 1 yıl 12 aydır
toplam 4 bölme vardır- 1 yılda 4 mevsim vardır.
-amcanın yalancısıyım-
Gündemdeki Haberler
Güncel Önemli Başlıklar