bugün
- kin tutmayı beceremeyen insan6
- ciddi ciddi voleybol maçı izleyen insan olması9
- tai lung39
- en sevdiğiniz sözlük yazarı9
- yalnız ölmek4
- sözlükte psikolojik delilerin olması10
- 6 eylül 2026 türkiye italya voleybol maçı18
- claudian clouds22
- namazlarınızın yaradan için hiçbir kıymeti yok11
- kadını kurtarmak isterken bıçaklanan'u y4
- en sevmediğin insan tipleri3
- islam'ın hak dini olması6
- bu koyden olsam ne olacak ve sarı şeker12
- askerliğin gençler için faydalı olması3
- uludağ sözlük benim için ancak mezarda biter5
- bir sonsuzluk ifadesi olarak antipanik depresyonu3
- yalnızlık edebiyatı2
- namazın amacı6
- uludağ itiraf10
- bizim cacıklar2
- ikinci defa askere gitmek4
- askerde ahmet kaya dinleyen tip3
- sözlüğün en hamarat yazarı8
- filenin sultanlarının avrupa şampiyonu olması6
- entrylerimin hala beğenilmesi2
- hoşlanılan kıza atılan mesajın sevgiliye gitmesi3
- friedrich hegel la bi cay icek12
- bir viski doldurup kızların final maçını izlemek12
- melissa vargas7
- demokrasinin meşruiyet sorunu5
- yazarların kulaklığında şu an çalan şarkı18
- düşün ki o bunu okuyor10
- sözlük whatsapp grupları13
- özbek kadınlar14
- türkiye ermenileri ve azerbaycan türkleri2
- iğrenme eşiği olmayan erkek9
- islak kek2
- filenin sultanları5
- askerde çok fazla kürtçü olması2
- kendinle ilgili bir özellik bırak4
- özbek pilavına kaşık saplamak7
- libidosu olmasa true'nun aslında iyi insan olması6
- sarapci koala47
- şu an ki ruh halim2
- aslında italyanın kazanması4
- sözlükteki kızlara çok mu yüz vermek3
- geceye bir ahmet kaya şarkısı bırak2
- 9 eylül 2026 sporting lizbon galatasaray maçı17
- ağlıyorum sözlük4
- sözlüğün en tembel yazarı5
aslında biraz araştırınca sadece basit bir kıraathane eğlencesi olmadığı öğrenilen oyun. tavlanın satrançtan ayıran nokta -hayatımızda da olan- şans faktörünü de zar ile oyuna dahil etmesidir.
severim, yıllardır oynarım. yine bir gün sultanahmet'de kuzenimle birlikte halı mağazasının önünde açtık, tabureleri koyduk oynuyoruz. hem dükkan boş olduğunda eğlence, esnaf muhabbeti hem de gelen geçen turistin de dikkatini çekip dükkana müşteri çekme durumu oluyor. *
boş olan 3. tabureye yaşlı bir amca geldi, selam verip oturdu. oyunu izlemeye başladı. izledi... izledi... konuşmaya başlayınca azeri olduğunu, biraz daha konuşunca azerbeycan'da tavla turnuvalarında hakemlik bile yaptığını öğrendik. amcanın dolu bir adam olduğu belliydi muhabbetinden.
-"tavlanın ehemmiyetini biler misiniz?" dedi. bilmiyoruz dememizle hikayesini * anlatmaya başladı; *
- zamanında orduda yaralanan asker cephede bırakılır, savaşa devam edilir, gerekli ehemmiyet verilmezmiş. mete han ordusunu toplayıp içlerinden tavlayı en iyi oynayan 2 kişi çıkartmış. önlerine bir tavla koyup oynamalarını istemiş. askerler oynamışlar, kazananı yanına çağırıp sormuş; "bu oyunun amacı neydi, ne öğrendin?". asker cevap verememiş. daha sonra 2 kişi daha çağırıp tavla oynamalarını istemiş. kazanana yine sormuş, yine cevap yok. tekrar tekrar aynı döngü sürmüş, kimse bilememiş. sonra mete orduyu toplayıp anlatmış.
"bu oyun bir savaş, her pul bir askerdir. beraberce hareket edilir. eğer bir pulunuzu rakip kırarsa; yani bir arkadaşınız cephede yaralanırsa onu alıp güvenli bir yere koymadan hareket edemez, diğer pulları hareket ettiremezsiniz. bundan sonra savaşta yaralanan arkadaşlarını bırakıp devam etmeyin." demiş ve o günden sonra yaralananlar cephede bırakılmamaya başlanmış.
ayrıca ilk olarak amcadan duyduğum, sözlüğe bakınca öğrendiğim özellikleri de varmış tavlanın.
15 açık-15 koyu pul- 1 ay olan 30 günün yarısının gece, yarısının gündüz olduğunu,
karşılıklı 12 hane toplam 24- 1 gün 24 saattir
karşılıklı 6 hane toplamda 12- 1 yıl 12 aydır
toplam 4 bölme vardır- 1 yılda 4 mevsim vardır.
-amcanın yalancısıyım-
severim, yıllardır oynarım. yine bir gün sultanahmet'de kuzenimle birlikte halı mağazasının önünde açtık, tabureleri koyduk oynuyoruz. hem dükkan boş olduğunda eğlence, esnaf muhabbeti hem de gelen geçen turistin de dikkatini çekip dükkana müşteri çekme durumu oluyor. *
boş olan 3. tabureye yaşlı bir amca geldi, selam verip oturdu. oyunu izlemeye başladı. izledi... izledi... konuşmaya başlayınca azeri olduğunu, biraz daha konuşunca azerbeycan'da tavla turnuvalarında hakemlik bile yaptığını öğrendik. amcanın dolu bir adam olduğu belliydi muhabbetinden.
-"tavlanın ehemmiyetini biler misiniz?" dedi. bilmiyoruz dememizle hikayesini * anlatmaya başladı; *
- zamanında orduda yaralanan asker cephede bırakılır, savaşa devam edilir, gerekli ehemmiyet verilmezmiş. mete han ordusunu toplayıp içlerinden tavlayı en iyi oynayan 2 kişi çıkartmış. önlerine bir tavla koyup oynamalarını istemiş. askerler oynamışlar, kazananı yanına çağırıp sormuş; "bu oyunun amacı neydi, ne öğrendin?". asker cevap verememiş. daha sonra 2 kişi daha çağırıp tavla oynamalarını istemiş. kazanana yine sormuş, yine cevap yok. tekrar tekrar aynı döngü sürmüş, kimse bilememiş. sonra mete orduyu toplayıp anlatmış.
"bu oyun bir savaş, her pul bir askerdir. beraberce hareket edilir. eğer bir pulunuzu rakip kırarsa; yani bir arkadaşınız cephede yaralanırsa onu alıp güvenli bir yere koymadan hareket edemez, diğer pulları hareket ettiremezsiniz. bundan sonra savaşta yaralanan arkadaşlarını bırakıp devam etmeyin." demiş ve o günden sonra yaralananlar cephede bırakılmamaya başlanmış.
ayrıca ilk olarak amcadan duyduğum, sözlüğe bakınca öğrendiğim özellikleri de varmış tavlanın.
15 açık-15 koyu pul- 1 ay olan 30 günün yarısının gece, yarısının gündüz olduğunu,
karşılıklı 12 hane toplam 24- 1 gün 24 saattir
karşılıklı 6 hane toplamda 12- 1 yıl 12 aydır
toplam 4 bölme vardır- 1 yılda 4 mevsim vardır.
-amcanın yalancısıyım-
Gündemdeki Haberler
Güncel Önemli Başlıklar