bugün
- yakıştırdığım çiftler serisi 153
- hangi yazarla çift olursunuz29
- sözlükte bile yalnız olmak10
- silvermist sözlükten gitmesin kampanyası8
- whatsapp telegram discord grupları sözlüğü bitirdi16
- erkeklerin sohbet muhabbet edememesi7
- sözlük çiftleştirme servisi11
- fon skandalı önergesini akp ve mhp'nin reddetmesi5
- ya bi siktirin gidin15
- bana onu sormayin18
- ismet gurbuz'ün tırnakları4
- yazarların kulaklığında şu an çalan şarkı20
- bir bela geliyorun profil fotosu4
- nick vermeden bir yazara seslen13
- ulu sözlük telegram grubu12
- sarapci koala hatayi13
- sözlüğün vahşi kelebeğine eş arıyoruz3
- sözlük yazarlarının eski sevgiliyi unutma süresi11
- erkeklerin antidepresan kullanmaması3
- sözlükte sevgili yazar eksikliği9
- lübnan kızları4
- vahşi kelebeğim3
- berna laçin'in gözaltına alınması41
- cm 03 042
- şapka takar mısınız12
- arkadaşlar ben de hesabımı siliyorum11
- hesabı siliyorum sözlük bir şey diyor musun19
- cemil tugay11
- bakalım erkeğim beni kıskanacak mı ergensiliği4
- istanbul12
- 2026 lisans kpss sonuçları8
- bir erkeğe ilk adım nasıl atılır18
- özgür özel2
- sümüklü böcek çiftleşmesi6
- karton toblayan cocuga arkadan sımsıkı sarılmak5
- bizim paketçi honda dio başka bişey demio2
- boşanmış anne babanın çocuğu olmak2
- sezen taş7
- sözlükte eleştiri kaldıramayan küçük krallık19
- uludağ sözlük sertleşme veritabanı4
- bakıp bakıp adım atmayan erkek17
- sinek as5
- amerikan demokrasisi3
- honda pcx 125 motorsiklet2
- abdullah öcalan2
- ab'nin birliğe almadan önce 15 yıl deneme süresi2
- roman karakteri olsaydınız hangisi olurdunuz16
- arkadaşlar sizce neyimi düşüreyim14
- ucan tekme atan hipopotam43
- atilla taş'ın kızı hayatını kaybetti2
sene 1996 sanırım.
evimize ilk defa internet gelecek. merakla bekliyoruz. adak adayacak seviyedeyiz neredeyse. o zamanlar dedem sağ. soruyor bana;
dedem: neymiş bu inderdet?
ben: dede, internet internet.
dedem: tamam da neymiş yani? faydası ne?
ben: ya dede işte ansiklopedi hep. ne ararsan, ne sorarsan biliyormuş. böyle hesap da yapabiliyormuşsun.
dedem: yani ne işe yarıyor? karın doyuruyor mu? yok. ee? ansiklopedi aldık o kadar, kaç kupon biriktirdim. git onlardan oku öğren.
ben: ya dede sen anlamazsın yaa.
aha böyle diyaloglar sarmıştı dört bir yanımı. herkese interneti anlatmaya çalışıyordum ve sanki beni çağ atlatacak, işte ne bileyim, evimizin refah seviyesini yükseltecek, beni hayatta başarılı bir insan yapacak bir şey gibi göstermeye çalışıyorum.
ama her seferinde, ikna etmeye çalıştığım herkes istisnasız şu cümleyi kuruyordu bana ''tamam da neymiş?''
şimdi sorsalar ''ebenin amıymış amına koyayım aç oku öğren lan göt'' derim. ama diyemem. akrabalarıma diyemem. mahalleden soranlara derdim ama. her neyse, internet çok farkklı bir şeydi.
zaten annemi ikna etmek için götüm düşmüştü neredeyse. televizyonda da saçma salak reklamlar çıkıyordu. geçmiş zaman olduğundan, hikayenin zaman konusuda tutarsız olduğu anlar olabilir, mazur görün. saat olmuş gecenin 3'ü. ben nelerle uğraşıyorum zaar.
her neyse, çevirmeli bağlantı vardı o zamanlar.
dial up sesi duyulurken, cıııııııırt cooooo zoooooo dooııııı dıııııt şeklinde inlerdi ortalık. böyle aman kabloya kimse dokunmasın diye evdekileri bin defa uyarırdım. hatta çoğu zaman telefonun da başında beklerdim. zaten zor bağlanır, çabuk kopardı. (sanırım o günden bu güne internet hakkında değişmediğini söyleyebileceğim tek şey de bu.)
bağlandığında da ''ankara'dan abim gelmiş, evde bir bayram havası'' misali şenlenirdim. çok çabuk kopardı. o zamanlar arama motorları bu kadar baskı altında değildi tabi. hükümet müdahalesi çok azdı.
ilk aradığım kelimeyi hatırlıyorum. ''mitokondri''
ulan ilk defa evine internet bağlatmışsın. 'mitokondri' ne lan? demek çok merak ettiysem.. ya da şundan dolayı da olabilir, yukarıda bahsettim ya; herkese anlatırken 'derse yardımcı' falan diye anlatıyordum. demek o zaman biyoloji ödevim vardı. eheh.
sonraları tabi pornonun falan dibine vurduk. orası ayrı. hatta 'download' olayını öğrendiğimizde okulda şenlik yaptık. o kadar sevindik yani düşünün.
öhöm,
çevirmeli bağlantıdan bahsediyordum.
internete bağlanmadan önce evi araması muhtemel herkese haber veriyordum. ''aramayın 2 saat evi, internete gircem'' diye. çünkü biri aradığında hem eve ulaşamıyordu yanlış hatırlamıyorsam, hem de internet kopuyordu. az evvel de anlattım ya, intenernete bağlanmak zulüm.
e bazı zengin ibneler gibi bizim iki telefonumuz yoktu. kimi puştlar öyle yapmışlardı. evlerine ikinci bir telefon hattı alıp onu sadece internet için kullanıyorlardı.. nasıl da kıskanırdım götelekleri...
her neyse, çevirmeli bağlantıdan sonra; bu internet sağlayıcıları türemeye başladı. ixir vardı mesela. banu alkan'ın oynadığı ''sizin siteniz yok mu?'' tarzında bir reklamı vardı. kemal sunal'lı e-kolay reklamları ve hatırladığım kadarı ile superonline.
bunlar bir anda türediler ha. gazeteler falan veriyordu bunların paketlerini. e-kolay almıştık o dönemde. allah rahmet eylesin, kemal sunal sebebiyle.
sonra, internet cafe'ler türemeye başladı.
ne kadar ssalakmışım yahu. yeni yeni farkına varıyorum. internet cafe'ye gidip ismimizi yazdırırdık. şimdiki gibi her mahallede 2 internet cafe yoktu. koskoca akhisar'da bir tane vardı mesela. bayramlarda tatillerde zaten yer bulamazdım. normal günde bile zordu.
isim yazdırırdık. sıraya girerdik. saat verirdi adam bize ''hiş, şimdi git, saat 14:30'da gel. gelmezsen başkasına veririm ha sıranı'' diye de tehdit ederdi ibiş. parayla rezil oluyormuşuz. bak yine sinirlendim.
mirc'ler, icq'lar falan yavaş yavaş türüyordu. zurna vardı o dönemde internet cafe'lerde. hele iki arkadaş yanyana iki farklı bilgisayarda oturuyorsanız kesin biri diğerini işletirdi. kadın gibi konuşuru falan. böyle böyle eğlenirdik.
evde internet üzerinden ilk korsanlığımı hatırlıyorum. bir şarkı indirmiştim. 0,06 kb/sn ile. 0,06'dan bahsediyorum. o indirilen şarkılar var ya, böyle hazine gibiydi. kıymet biliyorduk yahu internetin ilk yıllarında. şimdi bir oyun indiriyorsun, misal batman arkham city, 18 gb. yuh. o dönemde bu oyunu indirme gibi bir zorunluluğun olsaydı; muhtemelen 25 senede falan inerdi. miras. evladına oyun indiriyorsun. düşün. hehe.
sonra sonra yonja'lar falan türedi. facebook, youtube. çeşitli sözlükler..
internet gerçekten büyük icat. gerçekten öyle. bir insanın hayatında anlatacağı en az bir şey yaşatıyor insana. özel şey bu internet. gelişimi ne kadar masumdu, umarım da öyle devam eder. bokunu çıkarmadan, sakin sakin.
evimize ilk defa internet gelecek. merakla bekliyoruz. adak adayacak seviyedeyiz neredeyse. o zamanlar dedem sağ. soruyor bana;
dedem: neymiş bu inderdet?
ben: dede, internet internet.
dedem: tamam da neymiş yani? faydası ne?
ben: ya dede işte ansiklopedi hep. ne ararsan, ne sorarsan biliyormuş. böyle hesap da yapabiliyormuşsun.
dedem: yani ne işe yarıyor? karın doyuruyor mu? yok. ee? ansiklopedi aldık o kadar, kaç kupon biriktirdim. git onlardan oku öğren.
ben: ya dede sen anlamazsın yaa.
aha böyle diyaloglar sarmıştı dört bir yanımı. herkese interneti anlatmaya çalışıyordum ve sanki beni çağ atlatacak, işte ne bileyim, evimizin refah seviyesini yükseltecek, beni hayatta başarılı bir insan yapacak bir şey gibi göstermeye çalışıyorum.
ama her seferinde, ikna etmeye çalıştığım herkes istisnasız şu cümleyi kuruyordu bana ''tamam da neymiş?''
şimdi sorsalar ''ebenin amıymış amına koyayım aç oku öğren lan göt'' derim. ama diyemem. akrabalarıma diyemem. mahalleden soranlara derdim ama. her neyse, internet çok farkklı bir şeydi.
zaten annemi ikna etmek için götüm düşmüştü neredeyse. televizyonda da saçma salak reklamlar çıkıyordu. geçmiş zaman olduğundan, hikayenin zaman konusuda tutarsız olduğu anlar olabilir, mazur görün. saat olmuş gecenin 3'ü. ben nelerle uğraşıyorum zaar.
her neyse, çevirmeli bağlantı vardı o zamanlar.
dial up sesi duyulurken, cıııııııırt cooooo zoooooo dooııııı dıııııt şeklinde inlerdi ortalık. böyle aman kabloya kimse dokunmasın diye evdekileri bin defa uyarırdım. hatta çoğu zaman telefonun da başında beklerdim. zaten zor bağlanır, çabuk kopardı. (sanırım o günden bu güne internet hakkında değişmediğini söyleyebileceğim tek şey de bu.)
bağlandığında da ''ankara'dan abim gelmiş, evde bir bayram havası'' misali şenlenirdim. çok çabuk kopardı. o zamanlar arama motorları bu kadar baskı altında değildi tabi. hükümet müdahalesi çok azdı.
ilk aradığım kelimeyi hatırlıyorum. ''mitokondri''
ulan ilk defa evine internet bağlatmışsın. 'mitokondri' ne lan? demek çok merak ettiysem.. ya da şundan dolayı da olabilir, yukarıda bahsettim ya; herkese anlatırken 'derse yardımcı' falan diye anlatıyordum. demek o zaman biyoloji ödevim vardı. eheh.
sonraları tabi pornonun falan dibine vurduk. orası ayrı. hatta 'download' olayını öğrendiğimizde okulda şenlik yaptık. o kadar sevindik yani düşünün.
öhöm,
çevirmeli bağlantıdan bahsediyordum.
internete bağlanmadan önce evi araması muhtemel herkese haber veriyordum. ''aramayın 2 saat evi, internete gircem'' diye. çünkü biri aradığında hem eve ulaşamıyordu yanlış hatırlamıyorsam, hem de internet kopuyordu. az evvel de anlattım ya, intenernete bağlanmak zulüm.
e bazı zengin ibneler gibi bizim iki telefonumuz yoktu. kimi puştlar öyle yapmışlardı. evlerine ikinci bir telefon hattı alıp onu sadece internet için kullanıyorlardı.. nasıl da kıskanırdım götelekleri...
her neyse, çevirmeli bağlantıdan sonra; bu internet sağlayıcıları türemeye başladı. ixir vardı mesela. banu alkan'ın oynadığı ''sizin siteniz yok mu?'' tarzında bir reklamı vardı. kemal sunal'lı e-kolay reklamları ve hatırladığım kadarı ile superonline.
bunlar bir anda türediler ha. gazeteler falan veriyordu bunların paketlerini. e-kolay almıştık o dönemde. allah rahmet eylesin, kemal sunal sebebiyle.
sonra, internet cafe'ler türemeye başladı.
ne kadar ssalakmışım yahu. yeni yeni farkına varıyorum. internet cafe'ye gidip ismimizi yazdırırdık. şimdiki gibi her mahallede 2 internet cafe yoktu. koskoca akhisar'da bir tane vardı mesela. bayramlarda tatillerde zaten yer bulamazdım. normal günde bile zordu.
isim yazdırırdık. sıraya girerdik. saat verirdi adam bize ''hiş, şimdi git, saat 14:30'da gel. gelmezsen başkasına veririm ha sıranı'' diye de tehdit ederdi ibiş. parayla rezil oluyormuşuz. bak yine sinirlendim.
mirc'ler, icq'lar falan yavaş yavaş türüyordu. zurna vardı o dönemde internet cafe'lerde. hele iki arkadaş yanyana iki farklı bilgisayarda oturuyorsanız kesin biri diğerini işletirdi. kadın gibi konuşuru falan. böyle böyle eğlenirdik.
evde internet üzerinden ilk korsanlığımı hatırlıyorum. bir şarkı indirmiştim. 0,06 kb/sn ile. 0,06'dan bahsediyorum. o indirilen şarkılar var ya, böyle hazine gibiydi. kıymet biliyorduk yahu internetin ilk yıllarında. şimdi bir oyun indiriyorsun, misal batman arkham city, 18 gb. yuh. o dönemde bu oyunu indirme gibi bir zorunluluğun olsaydı; muhtemelen 25 senede falan inerdi. miras. evladına oyun indiriyorsun. düşün. hehe.
sonra sonra yonja'lar falan türedi. facebook, youtube. çeşitli sözlükler..
internet gerçekten büyük icat. gerçekten öyle. bir insanın hayatında anlatacağı en az bir şey yaşatıyor insana. özel şey bu internet. gelişimi ne kadar masumdu, umarım da öyle devam eder. bokunu çıkarmadan, sakin sakin.
Gündemdeki Haberler
Güncel Önemli Başlıklar