bugün
- akplisin yani26
- sözlük erkeklerinin bicepsleri79
- ayak fetişizminin neresi sapıklık9
- duanın bir şeye yaramaması22
- akp li akp li bakan tip6
- aykirikadin13
- ne yapıyorsun5
- fon vurgunu52
- çirkin ama fakir erkek4
- sözlüğün politize olması5
- at gözlüklü insanlar6
- kalın dudaklı erkekler5
- neden 50 tane arap devleti var12
- 21 ekim dünya diyarbakırlılar günü8
- kürtaj hak mıdır sorunsalı7
- asla akp'ye oy vermem tabi ki devlet bahçeli6
- traveler of secret moments adamlığı6
- inek sütü içen cani3
- az kişinin bildiği müthiş lezzetler7
- fingirdeklerin kabuklarına çekilmesi7
- fatma betül sayan kaya19
- kaynana donu yakma geleneği5
- ben memeye meme demem halka arz edilmedikten sonra3
- izmirbeyefendisi'nin yakışıklı olması11
- dinden uzaklaşan avrupa'nın çöküşü6
- akşamki tantana15
- sınanmamışlığın kibri2
- 9 5 çalışan ipneler12
- bugün uyuyakalmışım11
- fransa da kısmi sokağa çıkma yasağının uzatılması7
- 4858 yaşındaki ağaç2
- terlikle döven anne13
- cenazende kötü bilirdik denmesi12
- gazanfer metin nickli vitaminsiz3
- hoşlanılan kadının ayak falına bakmak2
- saatlerce sözlükte gezip entry girmeyen yazar7
- ekepeliler den kurtulacağını zanneden hayalperest5
- ne kadar hoşsun ama çok boşsun2
- yan sen derdine benden ala mal yok yine sana9
- sözlük yazarlarının seksi yaprakları6
- arap neferler9
- bismillahirahmanirahim4
- türkgün gazetesi2
- türkiye20
- açtığınız başlığa entry girilmemesi7
- anonim yazar olmak3
- 21 ekim 2026 lille galatasaray maçı22
- yapay zeka moderatörü5
- türküm doğruyum çalışkanım16
- hesabını gizleyen erkek yazar8
bazen insan günlük koşuşturmadan sıyrılıp, yaşamın kıyısına saplanıyor. durağanlığın getirdiği depresiflikten kurtulmak için, tekrar akıntıya kapılmamı sağlayacak bir olayı çaresizce bekliyorum; hayatı yaşamak yerine, kıyıdan, akıntıya kapılanları seyrediyorum:
7. kattan ufacık görünen insanlar, her birinin ayrı bir dünyası var: milli piyango bayisi yine insanları trilyoner yapmak için tezgâhı kurmuş. simitçi de insanların açlığını giderme telaşında. bazı tırsaklar üst geçiti kullanıyor, bazı uyanıklar da ilk ezilen kendisi olmayacak şekilde yolun daha gerisinden karşıya geçiyor. istanbul;da öğrendiğim şeylerden biri de hiç bir şoförün beni ezebilecek kadar cesur olmadığı, en azından şu ana kadar karşılaştıklarımın; karşıya geçmeniz gerekiyorsa tek yapmanız gereken yola atlamak. en fazla yedi ceddinize söverler...
ellerde poşetler tüm hızıyla tüketim çılgınlığı; önümdeki bir dergide de bunu destekleyici bir yazı: hangi burca hangi hediye verilmeli?
büyükşehir çalışıyor. "istanbul artık rengarenk" şeklinde bir imaj empoze etmeye çalışılsa da gri renk hâkim her tarafta. yeşil olan sadece halk otobüsleri ve bir kaç çam fidanı; sarı lalelerdense eser kalmamış, aşkolsun mfö...
"...bir inansam, sevdiğine, dünya benim olurdu;" diyor biri. inanmak da yetmiyor a dostum yeri geliyor.
radyoda çelik "derdin ne anlamadım ki" diyo...
ben de soruyorum bu soruyu kendime: benim derdim ne ola ki? benim olayım ne bu gezegende.
ne güzel türkiye'nin iyi üniversitelerinden birinden çıkışlıyım ve öyle ya da böyle bir gelecek beni bekliyor.
" ya iyi de orta doğudaki genel seviyenin üzerinde olması iyi bir eğitim verdiğini gösterir mi?"
-"hem bu ülke insana gereken değeri vermiyor."
- peki sen bu ülkeye gereken değeri veriyor musun şaşkın kardeşim?
yalan değil. öğrencinin her şeyini kontrol etmeye çalışan gereksiz bir disiplin anlayışı, bilim adamı yetiştirme yerine protein ismi ezberleten moronlaştırma çabaları da cabası...
ve hep sorulan şu soru : "mezun olunca napıyosunuz abi siz???"
"florasan değiştirip, kumanda tamir ediyoz birader." (elektronik ve haberleşme mühendisi)
çocuklar ağlayınca emzik verip susturuyorlar. acaba emzik eksikliği mi yaşıyorum? bir sigara da ben mi yaksam herkes gibi?
"keşke çocukluğum bir gün dönseydi, büyümenin başıma neler getirdiğini haber verecektim." diyorum.
yoksa herşeyi bırakıp öğretmen mi olayım. ama çocuklar okuyup da ne yapacaklar? ben 17 yıldır okuyorum da ne oldu, adam mı oldum?
"senin adam olamaman onların da olmayacağı anlamına gelmez."
bak bak! neler de biliyormuş. ayda 800 milyonla sürünürken borç isteme ama, vermem..
hayatın anlamı filan beni aşar. kendime bazı saplantılar bulup bunlarla ugrasıcam.
"bilmek azaptır" ve "ignorance is bliss"
ve ben artık bilmek istemiyorum. anlamaktan vazgeçtim...
7. kattan ufacık görünen insanlar, her birinin ayrı bir dünyası var: milli piyango bayisi yine insanları trilyoner yapmak için tezgâhı kurmuş. simitçi de insanların açlığını giderme telaşında. bazı tırsaklar üst geçiti kullanıyor, bazı uyanıklar da ilk ezilen kendisi olmayacak şekilde yolun daha gerisinden karşıya geçiyor. istanbul;da öğrendiğim şeylerden biri de hiç bir şoförün beni ezebilecek kadar cesur olmadığı, en azından şu ana kadar karşılaştıklarımın; karşıya geçmeniz gerekiyorsa tek yapmanız gereken yola atlamak. en fazla yedi ceddinize söverler...
ellerde poşetler tüm hızıyla tüketim çılgınlığı; önümdeki bir dergide de bunu destekleyici bir yazı: hangi burca hangi hediye verilmeli?
büyükşehir çalışıyor. "istanbul artık rengarenk" şeklinde bir imaj empoze etmeye çalışılsa da gri renk hâkim her tarafta. yeşil olan sadece halk otobüsleri ve bir kaç çam fidanı; sarı lalelerdense eser kalmamış, aşkolsun mfö...
"...bir inansam, sevdiğine, dünya benim olurdu;" diyor biri. inanmak da yetmiyor a dostum yeri geliyor.
radyoda çelik "derdin ne anlamadım ki" diyo...
ben de soruyorum bu soruyu kendime: benim derdim ne ola ki? benim olayım ne bu gezegende.
ne güzel türkiye'nin iyi üniversitelerinden birinden çıkışlıyım ve öyle ya da böyle bir gelecek beni bekliyor.
" ya iyi de orta doğudaki genel seviyenin üzerinde olması iyi bir eğitim verdiğini gösterir mi?"
-"hem bu ülke insana gereken değeri vermiyor."
- peki sen bu ülkeye gereken değeri veriyor musun şaşkın kardeşim?
yalan değil. öğrencinin her şeyini kontrol etmeye çalışan gereksiz bir disiplin anlayışı, bilim adamı yetiştirme yerine protein ismi ezberleten moronlaştırma çabaları da cabası...
ve hep sorulan şu soru : "mezun olunca napıyosunuz abi siz???"
"florasan değiştirip, kumanda tamir ediyoz birader." (elektronik ve haberleşme mühendisi)
çocuklar ağlayınca emzik verip susturuyorlar. acaba emzik eksikliği mi yaşıyorum? bir sigara da ben mi yaksam herkes gibi?
"keşke çocukluğum bir gün dönseydi, büyümenin başıma neler getirdiğini haber verecektim." diyorum.
yoksa herşeyi bırakıp öğretmen mi olayım. ama çocuklar okuyup da ne yapacaklar? ben 17 yıldır okuyorum da ne oldu, adam mı oldum?
"senin adam olamaman onların da olmayacağı anlamına gelmez."
bak bak! neler de biliyormuş. ayda 800 milyonla sürünürken borç isteme ama, vermem..
hayatın anlamı filan beni aşar. kendime bazı saplantılar bulup bunlarla ugrasıcam.
"bilmek azaptır" ve "ignorance is bliss"
ve ben artık bilmek istemiyorum. anlamaktan vazgeçtim...
Gündemdeki Haberler
Güncel Önemli Başlıklar