bugün
- sözlükte erkekleri istemiyoruz16
- 7 haziran 2026 aziz yıldırım'ın başkan seçilmesi9
- instagram'a sürekli hikaye atan kadın4
- beyazsemsiyeliyabanci48
- ilk aşkınız3
- feykini azarlamak2
- togg'a lpg taktırmak7
- evlenilecek erkek nasıl anlaşılır7
- bebeksi bir hatunla sevgili olmak7
- yıldırım'ın başkan olmasından mutlu olan cimbomlu2
- türkçe'nin edebi bir dil olmadığı gerçeği6
- soğuk suyla duş alan insan2
- kaşlarını alan erkek2
- çocukken alınamayan şeyleri büyüyünce almak2
- özgürlük ile güvenlik arasındaki sahte ikilem6
- albin kurti2
- 7 haziran 2026 büyük sözlük ifşası32
- yorgun mermi22
- akp'li kayseri belediyesi'nin villa parseli satışı3
- günaydın şarkısı3
- aziz yıldırım12
- 7 haziran 2026 belde ara seçimleri2
- kızının düğününde oynayan baba6
- kürt fıkraları2
- monica bellucci ile 1 hafta vs 50 bin dolar6
- a milli futbol takımı'nın arizona'ya gelmesi2
- gammazlama yapmamak12
- üstteki yazar hakkında fikrini söyle63
- sydney sweeney'in memeleri4
- günün şiiri8
- fetöcü olduğunu beklemediğiniz kişiler3
- hangi yazarla evlenmek isterdiniz10
- anne hathaway2
- d'i s c o film2
- bugün mükemmel bir gün olacak2
- haysenin1212
- gammaz beni çaylak yapmaz ki gammaz beni çsy9
- satranç haram yasaklansın7
- gina carano11
- bu köyden olsam ne olacak8
- aşık olmak6
- diamond bosphorus'un tüm sözlüğe yürümesi6
- 7 haziran 2026 türkiye venezuela maçı2
- sözlük yazarlarının ölüme bakış açısı20
- doktorlara saygının kalmamasının temel nedenleri7
- anın görüntüsü21
- yapay zeka moderatörü15
- mılli yazılım f-16 ların kabiliyetini artıracak9
- en gey özelliğiniz15
- güzel ayaklı bir kızla evlenebilirim4
bazen insan günlük koşuşturmadan sıyrılıp, yaşamın kıyısına saplanıyor. durağanlığın getirdiği depresiflikten kurtulmak için, tekrar akıntıya kapılmamı sağlayacak bir olayı çaresizce bekliyorum; hayatı yaşamak yerine, kıyıdan, akıntıya kapılanları seyrediyorum:
7. kattan ufacık görünen insanlar, her birinin ayrı bir dünyası var: milli piyango bayisi yine insanları trilyoner yapmak için tezgâhı kurmuş. simitçi de insanların açlığını giderme telaşında. bazı tırsaklar üst geçiti kullanıyor, bazı uyanıklar da ilk ezilen kendisi olmayacak şekilde yolun daha gerisinden karşıya geçiyor. istanbul;da öğrendiğim şeylerden biri de hiç bir şoförün beni ezebilecek kadar cesur olmadığı, en azından şu ana kadar karşılaştıklarımın; karşıya geçmeniz gerekiyorsa tek yapmanız gereken yola atlamak. en fazla yedi ceddinize söverler...
ellerde poşetler tüm hızıyla tüketim çılgınlığı; önümdeki bir dergide de bunu destekleyici bir yazı: hangi burca hangi hediye verilmeli?
büyükşehir çalışıyor. "istanbul artık rengarenk" şeklinde bir imaj empoze etmeye çalışılsa da gri renk hâkim her tarafta. yeşil olan sadece halk otobüsleri ve bir kaç çam fidanı; sarı lalelerdense eser kalmamış, aşkolsun mfö...
"...bir inansam, sevdiğine, dünya benim olurdu;" diyor biri. inanmak da yetmiyor a dostum yeri geliyor.
radyoda çelik "derdin ne anlamadım ki" diyo...
ben de soruyorum bu soruyu kendime: benim derdim ne ola ki? benim olayım ne bu gezegende.
ne güzel türkiye'nin iyi üniversitelerinden birinden çıkışlıyım ve öyle ya da böyle bir gelecek beni bekliyor.
" ya iyi de orta doğudaki genel seviyenin üzerinde olması iyi bir eğitim verdiğini gösterir mi?"
-"hem bu ülke insana gereken değeri vermiyor."
- peki sen bu ülkeye gereken değeri veriyor musun şaşkın kardeşim?
yalan değil. öğrencinin her şeyini kontrol etmeye çalışan gereksiz bir disiplin anlayışı, bilim adamı yetiştirme yerine protein ismi ezberleten moronlaştırma çabaları da cabası...
ve hep sorulan şu soru : "mezun olunca napıyosunuz abi siz???"
"florasan değiştirip, kumanda tamir ediyoz birader." (elektronik ve haberleşme mühendisi)
çocuklar ağlayınca emzik verip susturuyorlar. acaba emzik eksikliği mi yaşıyorum? bir sigara da ben mi yaksam herkes gibi?
"keşke çocukluğum bir gün dönseydi, büyümenin başıma neler getirdiğini haber verecektim." diyorum.
yoksa herşeyi bırakıp öğretmen mi olayım. ama çocuklar okuyup da ne yapacaklar? ben 17 yıldır okuyorum da ne oldu, adam mı oldum?
"senin adam olamaman onların da olmayacağı anlamına gelmez."
bak bak! neler de biliyormuş. ayda 800 milyonla sürünürken borç isteme ama, vermem..
hayatın anlamı filan beni aşar. kendime bazı saplantılar bulup bunlarla ugrasıcam.
"bilmek azaptır" ve "ignorance is bliss"
ve ben artık bilmek istemiyorum. anlamaktan vazgeçtim...
7. kattan ufacık görünen insanlar, her birinin ayrı bir dünyası var: milli piyango bayisi yine insanları trilyoner yapmak için tezgâhı kurmuş. simitçi de insanların açlığını giderme telaşında. bazı tırsaklar üst geçiti kullanıyor, bazı uyanıklar da ilk ezilen kendisi olmayacak şekilde yolun daha gerisinden karşıya geçiyor. istanbul;da öğrendiğim şeylerden biri de hiç bir şoförün beni ezebilecek kadar cesur olmadığı, en azından şu ana kadar karşılaştıklarımın; karşıya geçmeniz gerekiyorsa tek yapmanız gereken yola atlamak. en fazla yedi ceddinize söverler...
ellerde poşetler tüm hızıyla tüketim çılgınlığı; önümdeki bir dergide de bunu destekleyici bir yazı: hangi burca hangi hediye verilmeli?
büyükşehir çalışıyor. "istanbul artık rengarenk" şeklinde bir imaj empoze etmeye çalışılsa da gri renk hâkim her tarafta. yeşil olan sadece halk otobüsleri ve bir kaç çam fidanı; sarı lalelerdense eser kalmamış, aşkolsun mfö...
"...bir inansam, sevdiğine, dünya benim olurdu;" diyor biri. inanmak da yetmiyor a dostum yeri geliyor.
radyoda çelik "derdin ne anlamadım ki" diyo...
ben de soruyorum bu soruyu kendime: benim derdim ne ola ki? benim olayım ne bu gezegende.
ne güzel türkiye'nin iyi üniversitelerinden birinden çıkışlıyım ve öyle ya da böyle bir gelecek beni bekliyor.
" ya iyi de orta doğudaki genel seviyenin üzerinde olması iyi bir eğitim verdiğini gösterir mi?"
-"hem bu ülke insana gereken değeri vermiyor."
- peki sen bu ülkeye gereken değeri veriyor musun şaşkın kardeşim?
yalan değil. öğrencinin her şeyini kontrol etmeye çalışan gereksiz bir disiplin anlayışı, bilim adamı yetiştirme yerine protein ismi ezberleten moronlaştırma çabaları da cabası...
ve hep sorulan şu soru : "mezun olunca napıyosunuz abi siz???"
"florasan değiştirip, kumanda tamir ediyoz birader." (elektronik ve haberleşme mühendisi)
çocuklar ağlayınca emzik verip susturuyorlar. acaba emzik eksikliği mi yaşıyorum? bir sigara da ben mi yaksam herkes gibi?
"keşke çocukluğum bir gün dönseydi, büyümenin başıma neler getirdiğini haber verecektim." diyorum.
yoksa herşeyi bırakıp öğretmen mi olayım. ama çocuklar okuyup da ne yapacaklar? ben 17 yıldır okuyorum da ne oldu, adam mı oldum?
"senin adam olamaman onların da olmayacağı anlamına gelmez."
bak bak! neler de biliyormuş. ayda 800 milyonla sürünürken borç isteme ama, vermem..
hayatın anlamı filan beni aşar. kendime bazı saplantılar bulup bunlarla ugrasıcam.
"bilmek azaptır" ve "ignorance is bliss"
ve ben artık bilmek istemiyorum. anlamaktan vazgeçtim...
güncel Önemli Başlıklar
